Etiket arşivi: Devlet Bahçeli

Bohçalı öldürülecek

Memleket meselesi olarak gördüğüm hususlarda, Türkiye’nin varlığını ve birliğini alakadar eden bir mesele gördüğüm zamanlarda, sessiz kalmayıp müdahale edeceğimi söylemiştim.

Bohçalı’yı oyundan düşürmek isteyenler olduğunu da yakın geçmişte tekrarla yazmıştım. Ruslar, Bohçalıyı oyundan düşürmek için Bohçalının şoförünü de kullanıyorlar. Arabada konuşulanları kayıt ediyorlar. Talimat bekleniyor ve Bohçalı öldürüleceği zaman bu şoför de su-i kast ekibinin içinde olacak.

Şu sıralarda Bohçalının öldürülmesi, Türkiye’nin menfaatine olmayacak.

Mehmet Fahri Sertkaya

Tayyip’in bir baş belasına dönüştüğünü ve ondan kurtulmak gerektiğini düşünen kesimler ve çok etkili kişiler var

Türkiye içinde, şu ana kadar Tayyip’le beraber yol almış ama artık Tayyip’in bir baş belasına dönüştüğünü ve ondan kurtulmak gerektiğini düşünen kesimler ve çok etkili kişiler var. Bu kesimler, Türkiye’ye yapılmak istenenler yapıldıkça, kendilerinin de can, mal, itibar kaybı yaşayacaklarını, Türkiye düşmanlarının bu kadarını yapmalarına izin vermemeleri gerektiğini, Tayyip’in umursamazlığının akıl alır gibi olmadığını, artık kendileri için de bir tehdit unsuru olduğunu düşünüyorlar.

Bohçalıyı bir şekilde oyundan düşürmek için ciddi ciddi konuşmalar yapan, kararlar almaya çalışan, bu işi bir an önce yapmaları gerektiğini düşünen taraflar var.

Türkiye’deki ve dünyadaki gündemleri, mühim meseleleri mfs ekseninde değerlendirmek ve isabet edebilmek istedikçe, sahayı çok daha iyi görebilen, olayları ve dengeleri çok daha iyi anlayan ve sahada aynı anda üç beş tane mfs kopyası bulunduğuna kanaat edenlerin sayısı yavaş yavaş artıyor.

Mehmet Fahri Sertkaya

Kuşatma var, planlar var

Ruslar Burhan Kuzu’yu öldürecekler. Bohçalı/MİT tarafından çekindiklerinden dolayı işi ağırdan alıyorlar ama her an öldürebilirler. Etrafı biraz biraz kuşatıldı, operasyon aslında başladı. Bohçalıyı da oyundan düşürmek istiyorlar. Tayyip’in etkisiz eleman olduğuna, Bohçalının ve çetesinin çok zor şartlarda olduğuna, sahanın operasyon için müsait olduğuna kanaat etmişler.

Bunları, Bohçalı ve Tayyip’i bu kadar aciz hale düşüren bana da aynı şeyi eş zamanlı olarak yapmaya, etrafımı sarmaya, beni çembere almaya ve beni de yok etmeye çabalıyorlar. Ruslar akıllarınca bir anda önlerini açacaklar, şu perişan hallerinden çıkacaklar. Hatta eş zamanlı olarak Trump da dahil olmak üzere, başka kişileri de bitirmek istiyorlar. Siyasi sahada, kara para sahasında, istihbarat sahasında eş zamanlı ve kendilerince çok faydalı bir temizlik yaparak şu yıkılış süreçlerini tersine çevirmek istiyorlar.

Bütün sahayı dikkatle takip ediyoruz ama Türkiye’yi idare ettiğini zan edenler ayakta uyuyorlar. Çatışmalar çıkması an meselesi… Bu sefer “Hukuki zeminde sıkıntı çıkar, çok gürültü çıkar, basına/medyaya yansır, nasıl üstü örtülür. Sakin kalalım.” gibi çekincelerimiz olmayacak ve iktiza edenleri yapacağız. İnceldiği yerden kopar…

Rusların, etraflarındaki kuşatmayı bu şekilde bir yarma harekatı denemeleri, bence bir anda 3. dünya savaşının son ve çatışmalı kısmını bile başlatabilir. Şoygu’ya da Peskov’a da dikkat etmek gerekiyor. Hele o Lavrov, tam bir şeytan… Arka planda Çinler, Araplar ve daha başkaları da var.

Ahmak ve şuursuz Tayyip hala gelişmeleri yanlış yorumluyor. Rusların sadece beni bitirmeye oynadıklarını, kendisine ve kendisinin üstünde olanlara müdahale etmeyeceklerini zan edebiliyor. Putin da artık Tayyip’ten farklı değil. O da Tayyip gibi etkisiz eleman oldu. Rusya’nın bazı hamlelerinde Putin’e sadece “Sen de bil, böyle yapıyoruz” bilgisi veriliyor. O Putin, gerçek Putin iken de Kraliçe Elizabeth’e çalışıyordu, öldürülerek yerine konulan Putin suretindeki biyonik robot da içine giren uzaylı insanlar da Kraliçe Elizabeth’ten bağımsız hareket edemiyorlar. Zaten Kraliçe Elizabeth da bir biyonik robot.

Mehmet Fahri Sertkaya

Bohçalı ile Tayyip görüşmesinden…

Bohçalı: Neler yaptın bayağı bir zaman geçti, bensiz de kaldın… Askerler, ordu, bakanlar ne hallerdeler…
Bayağı bir süredir benimle hiç alakan yoktu. Bizden uzaklaşmaya çalışıyorsun zan ettim.

Tayyip: Yok ya hu, öyle şey mi olur. Yolculuklara çıktık seninle, uzak olur muyuz hiç… Hep beraberiz de işte yoğunluğu sende biliyorsun.

Bohçalı: Ben senin her işini biliyorum Recep. İşlerini de güçlerini de haltlarını da biliyorum.
Ne oldu…Çok mu bunaldın? Nasıl oldu holdinglerle durumlar(yahudiler). Ne diyorlar yangınlar için, bir fikirleri var mıymış? Eskiden olsa ellerini ovuşturarak beklerlerdi kapıda… Şimdi…Gelmediler mi…Bilmiyor musun söylesene.

Tayyip: Ya adamlar yine bizden taraf, biz yine hükümetiz, yine güç kudret bizde… Şimdi gelmedilerse yangın sonrası muhakkak kapımızı çalacaklar. Kimler var zaten oralara (yaktıkları ormanlık alanlara) talip olan. Birkaç holding mi bizi dik tuttu şimdiye kadar.

Bohçalı: Yediğin darbeler sana mizah kabiliyeti kazandırmış. Şu an zannediyorum ki yanında seni dik tutamamış olan gruplar var. Ondan sağa sola meylediyor olmalısın. Tamam, anladık, hazinenin dibini getirdin. Şeyi söyle, ordu ne oldu ordu.
Girebiliyor musun karargahlardan içeri! (kıskıs gülme)

Tayyip: Girmedim bu sıralar. Var orada vazifeliler. İrtibatımız kuvvetli. Öyle zannedildiği gibi orduda kontrol kaybı falan yok. Öyle bir şey olabilir mi ya. Darbe olur o zaman, tamamen psikolojik karartma..
Hem bu sıkıntılar hep adamların ödemesini tam yapmadığımız için oluyor, ödendiği an hepsi canıyla kanıyla yanımızda. Onların ciğerleri bizim, nereye arka dönüp gitmek, bir de üzerine taraf değiştirmek.
Bu ülkenin nizamını böyle kurduk…Kolay değil…

Bohçalı: Devam et…

Tayyip: İşte yani sıkıntılar var o yüzden görüşmek gerekti. Özel bir görüşme olsun istedim.
Finans desteği gerekiyor, hem de acil… Rusya’ya istediklerini neredeyse verdim ama daha fazlasına gücümüz yetmez.

Bohçalı: Ne dediler sana, akıllı ol dediler mi?
Akıllı durmamışsın sen..Ondan yapmışlar (yakmışlar). ‘Yerini bilseydi dururduk’ dediler. Ben de tamam dedim. Senin gerzekliğin yüzünden kimseyi tehlikeye atamazdım değil mi?

(Bohçalı, yaşlı, ağız şapırdatan dede edası ile bir yandan kahve içerek bu cevapları veriyor)

Tayyip: Ona diyecek bir şey yok, Süleyman (Soysuz) ne yaptı etti, bu duruma gelmemi sağladı. Şimdi bildiklerimizi tekrar etmiş olmayalım.

Bohçalı: Evet, yaptı bir şeyler, sen de anlamadın ama hiç, o da bir muamma… Genç genç adamlarsınız, nasıl bu kadar kolay b*a batarsınız bilmiyorum.

(Tayyip daralıyor)

Bohçalı: Hava gelsin istiyorsan, şu köşeden aç camı…

Tayyip: Nasıl yapacağız? Para çekecek miyiz?Değerli madende olabilir, buradan her şekilde işleriz.

Bohçalı: Sen şimdi kimler için ne istiyorsun? Sana para verince işler çözülecek mi şimdi? Bir de ne kadar istiyorsun, söylemiyorsun da… Yok mu sömürgelerden bir şeyler. Her kuyruk acısında dilenciliğe başlama hemen. İnsan izzet-i nefis sahibi olmalı.

Tayyip: Ben aradım hepsini neredeyse, hap toz göndermeyi teklif ediyorlar. Hızlı nakit lazım bize.

Bohçalı: Tamam, al toz sat, yapmadığın bir şey gibi konuşuyorsun hakkında…

Tayyip: Ne diyorsun, hadi yapalım bir şeyler, kamuoyu oluşuyor, hepimiz tehlikeye giriyoruz.

Bohçalı: Hadi oradan s* g* tehlikeye düşende b*u yiyen de sensin. Ulan bari adamlar ümüğündeyken doğruları konuş… Aç camı!

Tayyip: Bak ben bugün kaç yerde konuşma yapacağım, üzerine bir sürü görüşme gerçekleştireceğim. Bunlar kolay değil, artık gücüm de kalmadı. Çoğu kesimi oyaladım, borçlarımızı ertelettim ama bu Rus ayısı meselesinde, sen burada dururken, benim böyle perişan olmam olmuyor. Çaresine bakalım, adamların sinirleri yatıştı neredeyse. Mfs’nin (Ruslara verdiği) tüm zararlarını karşıladık, rahatladılar, sakinleştiler.Tamam benim hatam, bu adamla mesafeli anlaşma yapabilirdim.
Yapamadım. Ortada kaldım, yalnız kaldım. Üzerine Süleyman ile mücadelem devam etti. Yani boğazıma kadar geldi durumlar. Daha nasıl izah edebilirim. Kontrolümüz dışında bir darbe olmadan kontrollü kaos çıkartalım (yeni bir darbe tiyatrosu sergileyip sıkışmış oldukları şu anlarda muhaliflerini devlet gücüyle ezmeyi kastediyor) diyorum. Çivi çiviyi söker, öfkeler çoğalıyor. Lafla sözle durdurulacak gibi değil.

Mehmet Fahri Sertkaya

Pat-la-ya-cak

Benim dosyalarıma/davalarıma, muvazzaf ya da emekli ordu mensuplarının karışmasını da istemiyorum.

Baştan sona hukuksuzluk ve skandal dolu olan o dosyalar, sadece Türkiye’de değil, dünyanın pek çok ülkesinde zincirleme bir reaksiyon gibi temiz eller operasyonları başlamasına sebep olacak. Büyük gürültüler kopacak.

Ankebut Ağı’nın Türkiye’deki ve daha çok batı ülkelerindeki teşkilatlarını ve masonların gerçek yüzünü ifşa edecek. Ben onları kısacık sürede ve bu kadar gürültülü şekilde çözeceğim. Kimse bana karşı güç yetiremeyecek. Vakti de geldi. Mehmet Haberal’ın, onun emrindeki Devlet Bahçeli’nin ve onun emrindeki Solomon Soysuz’un, Türkiye adliyelerinde nasıl da keyiflerine göre işler çevirdiklerini, adliyelerin bunlardan sorulduğunu bütün cihan somut delilleriyle görecek.

Sözü hiç uzatacak değilim. Buradan bu kadarcık yazdım, geçtim. Sözümü dinlemeyenlerin başlarına neler geldiğini artık duymayan bilmeyen kalmadı. Bundan sonrası herkesin kendi tercihi..

Mehmet Fahri Sertkaya

Başınıza çok büyük iş aldınız

Çok da iyi yaptınız. Ne kadar büyük ahmaklar ve ne kadar aciz kuklalar olduğunuzu, yaptığınız bu ahmaklık ötesi işle de bütün dünyaya bir kez daha gösterdiniz.

Hepinizin aynı yere çalışan hainler olduğunuzu da böylelikle bir kez daha gözler önüne serdiniz.

Ben sadece Soysuz tarafına takıldım. O ayık gezemeyen uyuşturucu müptelası ve uyuşturucu baronu Soysuz, benden şikayetçi olduğundan haberdar mı gerçekten? Haberdarsa bile konuyu, ne şartlarda benden davacı olduğunu idrak edebilmiş mi?

Neyse… Benden haber gönderin o Haberal’a, bir önceki hamlesi de en az bunun kadar ahmakçaydı. Ha bu arada, neden taaaa 12. aya atıldı bu davanın duruşması? Hakim zaten adamınız, neden böyle yaptınız?

Hem yakında duymayan kalmayacak, Bohçalı ile Soysuz’un Türkiye adliyelerinde nasıl dümenler çevirdiğini, nasıl geniş bir kadro ile çalıştığını ve Tayyip’in bile adli meselelerde sıkıştıkça bunlara koştuğunu… Hem de somut somut delilleriyle…

Böyle bir ahmaklığın hiç lüzumu yoktu, bölge mahkemelerinde bekleyen, onanamayan ya da bozulamayan, talimatlarınız icabı sallanan dosyalar var. Onları onatın, yeni hapis cezaları zaten almış olurum ama… Onatabiliyorsanız… Bir deneyin bakalım.

Bu metindeki hakaret gibi görünen hakikat sözlerinden de davacı olmazsanız şerefsizlerin önde gidenlerisiniz. Sizin gibi memlekete, devlete, millete, insanlığa, her şeye ihanet etmiş ve suç delilleri binlerce adedi bulmuş kişilerin benden davacı olması benim için iftihar meselesidir. Karşınıza dimdik çıkmazsam da adım mfs değildir.

Senelerdir neler yazdım katil, tetikçi, uyuşturcu baronu, terör sevici, yalancı, müfteri Soysuz hakkında… Senelerdir neler yazdım gizli Ermeni, vatan haini, MİT ve CIA ortak piyonu, terörist Kemal Kılıçdaryan hakkında… Senelerdir neler yazdım gizli Ermeni, binlerce şehidimizin gerçek katili, ibne, vatan haini, kara paracı, terör örgütlerinin yardımcısı ve yatakçısı Devlet Bahçeli hakkında… O MHPKK genel merkezinden bana ulaşıp “yayınları kaldırın yoksa hukuki haklarımızı kullanacağız” denileli 8 koca sene oldu da kimse bu süre zarfında hukuk yolunu tutamadı.

Çok anlatacaklarım var. Saatlerce sesli anlatacağım ve duyan herkesi sarsacak mevzular ve bunların çoğu kısmının delilleri var ama ben o hakimle de hukuk yolunda karşı karşıya kalmak istiyorum ve diyorum ki kiralanmış hakime de gerçek ve bağımsız hakimlere de bunları anlatıp ispat da edeceğim.

Mehmet Fahri Sertkaya

Bohçalının çetesine sesleniyorum

Akıllı olun. Tayyip’le hala anlaşma ihtimalim var diye duruyorum. Yoksa hepinizi bir gece ansızın ziyaret edebilirim. Yoksa hepinizi bir gecede ezip yıkıp geçebilirim. Gidin Tayyip’in elini öpün, büyüğünüz bilin, safınızı değiştirin. Benim de karşıma bir daha çıkmayın. Benim planlarımı, anlaşmalarımı, ilerlememi bozmak isteyenlere kulluk etmeyin.

Mehmet Fahri Sertkaya

Bohçalı!

Bohçalı!

Topla bohçanı ve sahadan çekil, git… Karşımda durma, ayağıma dolanma. Soysuz’u kollama. O soysuz herifin işi bitti, olmazı zorlama. Soysuz’u oyundan düşürmek için seni, senin çevrende topladıkları senin gibileri toptan oyundan düşürmem gerekirse bile bunu yaparım. Yaparım dediğimde, yaparım bilirsin.

Karar senin…

Mehmet Fahri Sertkaya

İnfaz kararları verildi

Görüşmeler, toplantılar tamamlandı. Peker’in de Soysuz’un da ipini çekmeye, yok etmeye karar verdiler.

Önce Sedat Peker’in ipini çekecekler, onu hukuk dışı yöntemlerle öldürtecekler. Bir mafya çatışmasına kurban gitmiş gibi görünecek. Aynı anlarda Solomon Soysuz’un “soruşturmanın selameti, sıhhati için” istifa etmesi gibi bir görüntü oluşturacaklar. Onu biraz daha geriye çekecekler. İstifadan kısa süre sonra intihar etmiş gibi görünen bir cinayetle işini bitirecekler.

Ve tabii ki Soysuz ve Peker beklediğim doğru kararları alırlarsa, ben bu infaz planlarının gerçekleşmesine izin vermeyeceğim.

Mehmet Haberal ve onun üstündekiler karşımda bir süredir diz çökmüşlerken, Haberal’dan aşağı doğru sıralamada yer alan Mehmet Ağar ve onunla birlikte iş tutucak kişiler/çevreler, benim için mesele bile değiller. Ezer geçerim ama neden, kim için ezip geçeyim. O kişilerin de bana fayda sağlamaları lazım ki bunu yapayım.

Mehmet Fahri Sertkaya

Bir susun, boş boş konuşmayın. Haddinizi bilin.

Bir susun, boş boş konuşmayın. Haddinizi bilin.

Herkes bir şeyler yazıyor çiziyor ama aslında hepsi de gölgesinden korkuyor. Yalanları sıralayanların, dönen dolaplara destek olanların, hainleri kollayanların, alçakları kollayanların bini bir paraya… İyice kirlettiler memleketi ve kalemi eline alan, kameranın karşısına geçen, hayal aleminde yazıp üflüyor. Dengeler değişmişmiş, mektup yazılmışmış, şimdi her şey çok başka olacakmış, falan…

Alaattin Çakıcı Türk ve Müslüman rolü oynayan bir gizli Ermenidir. Basit bir MİT piyonundan başka bir şey de değildir. Böylelerinin zaten MİT ya da benzeri başka bir gizli servise kendini bağlamadan iki ay sahada yol alabilmeleri de mümkün değildir. Bu güne kadar ve bu günlerde daha çok MİT içindeki gizli Ermenilerle paslaştı, paslaşıyor.

Gizli Ermeni ve MİT piyonu olduğunu artık dağdaki çobana bile duyurduğumuz Devlet Bahçeli’nin, gizli Ermeni Alaattin Çakıcı’yı sahiplenmesi, tahliyesini sağlaması kadar ve Cumhur İttifakı denilen bu çetenin çok sıkıştığı yerlerde son çare olarak Çakıcı gibi piyonların sahaya sürülmesi kadar tabii ne olabilir. İkisi de gizli Ermeni, ikisi de vatan haini, ikisi de MİT piyonu, ikisi de kara paracı, ikisinin de iplerini aynı el tutuyor. Dengeler zaten yıkılmış da son çare olarak Çakıcı gibilerden medet uman bir iktidar var. Zaten fiilen yıkılmış bir denge, bir sistem, değişebilir mi? O kadar ucuz, o kadar mı kolay böyle başlıklar atmak? Birileri çıkıp bu basit oyunu bozmaz mı, birkaç vatan evladı savcı ve hakim çıkıp bunun hesabını hukuki zeminde o sözde gazetecilere, programcılara, sosyal medya aktörlerine sormaz mı?

Doğru düzgün el yazısı yazamayan… Adını bile düzgün yazamayan… Orta okul 2. sınıf talebesi seviyesinde yazılar/mektuplar yazan, aslında bunu da talimatla yazdırılan… Çok ama çok ağır ruhi bunalımlarda yaşayan… Kendisine sürekli olarak zarar vermek eğiliminin haricinde, etrafındaki herkese de sürekli olarak zarar vermek eğilimi sergileyen… Dünyanın bütün ülkelerinde, yapılacak tek bir muayenede bile hemen “Aşırı tehlikeli klinik vak’a” teşhisi konularak korunaklı/güvenlikli bir kliniğe derhal kaldırılacak olan… İntihar etmesin diye her gün yüksek miktarda aldığı ilaçların tesiriyle bilinci yarı açık şekilde ortada dolanan… Akla gelen her türlü kara para işini yapan ya da yaptıran… Buna rağmen yapmadığına dair yalan yere yeminler edebilecek kadar karaktersiz olan… MİT’in de desteğiyle etrafına topladığı birkaç yüz tane silahlı keklikle kendini acayip bir yerlerde gören… Devlet sistemi doğru şekliyle işlese, iki saate hepsi ters kelepçe ile toplanabilecek bir mafyacığın gölgesinden bile korkan reisciği olan… Yüksek sayıda cinayetin azmettiricisi de olan… Mevcut TCK’ya göre suçları buradan köye yol olan… Çok sayıda TC vatandaşının malına, mülküne adice çöken, yağmacılık, hırsızlık da yapan… Kendi kırık kafasında kendince bir hukuk sistemi kuran ve bunu da kendi nefsani ve şeytani hedefleri için eğip büküp duran… Ne dediğini, ne yaptığını, ne yapacağını, neyi neden yaptığını kendi bile şaşırıp sonunda akıl terazisini bu derece kıran…

Bütün bunlara rağmen kendini memleket, millet sevdalısı ve hak/hukuk savunucusu gibi gösteren…

Sonra…

Koca milletin karşısında devlet, millet diye diye yeni ihanetler sergileyen… TC’nin yalanları yıllardır üst üste somut şekilde ispat edilmiş sözde İçişleri Bakanını, gizli Yahudi ve Mason Solomon Soysuz’u ipten almaya kalkan… Kendisi gibi müptezel, uyuşturucu bağımlısı ve satıcısı, mafya lideri, katil, sadist, hain, gizli kimlikli Soysuz’u vatan/devlet davasıyla özdeşleştirmeye kalkan… Menfaatine uyduğunda her tükürdüğünü yalayan… Senelerce Tayyip’e en ağır sözleri edip sonra çıkınca bir kere aleyhinde tavır sergilemeyen… Şimdi ise Tayyip piyonu üzerine kurulmuş AKPKK organize suç, terör ve ihanet örgütünü son bir gayretle ve aleme korku salarak ayakta tutmaya kalkan bir Alaattin Çakıcı meydanda.

Herkes de bilmeli ki vaziyet budur, Çakıcı denilen reiscik de aslında bir MİT piyonundan başka bir şey değildir, o soysuz herifi bu ipten alabilecek de değildir. Her hangi bi dengenin değişmiş olması da söz konusu değildir. Şöyle memleketin adalet, huzur, emniyet için çırpındığı anlarda kalemine ve mikrofonunu, kamerasını hatalı kullananlar için aslında bütün dengeler değişmiştir. Onların hepsini bu necip millet ve bu devlet, yakın bir tarihte onlara yedirir.

Çakıcı kime ne mesaj vermişmiş… Boş versinler bu basit manevraları da işte mesajı biz böyle verdik. Bundan sonra ne yapacaklarına karar versinler ki bundan sonraki hayatları için bu kararı bir kırılma noktası oluşturacak

Mehmet Fahri Sertkaya

Yeminler ederek kürsüde kükrerken rakiplerini değil kendi siyasi hayatını bitirdi

Sabetaycı gizli Yahudi, mafya anası Meral Akşener, partisinin grup toplantısında Devlet Bahçeli’ye verdiği karşılık sırasında aslında ne olduğunu, nasıl biri olduğunu iyice gözler önüne serdi.

Meral’i yıllardır gerçek yüzüyle yazar, anlatırım. Twitter’da kendisinin yazıp attığı paylaşımlara bakarsanız bile anlarsınız. Akademisyen denilen Meral, Türkçe bile bilmez. Ortalama lise 1. sınıf öğrencisi seviyesinde takılıp kalmış, üniversite diplomasını Türkiye’deki Sabetaycı ve Mason hain güruhun bağlantıları sayesinde ancak almış, Sabetaycı gizli Yahudi ve yine mafya anası Tansu Çiller’in zamanında ve yine Sabetaycı oluşu sayesinde İçişleri Bakanlığı bile yapmış Meral, kimin hangi tabiri ne manada kullandığını idrak etmekte bile çok kifayetsiz kalan bir kişidir. Televizyonlarda canlı yayınlarda konuşurken çok sık olarak düşük/devrik cümleler de kuran Meral, konuşmasını kayıttan izleyip hangi dil bilgisi hatalarını yaptığını bulmaya çalışsa, buna da muvaffak olamaz. İçişleri Bakanlığı bile yapmış olan Meral, temel seviyede hukuk bile bilmez. Konuşurken sürekli suçlar işler, bunları fark edemez. Şimdi sadece bunlar karşısına çıkartılsa, otuz senede adalet sisteminin elinden kurtulamaz.

Tezatların kadınıdır Meral… Türlüğü, Laikliği, atası Kamal Adıtürk üzerine kurulan İslam karşıtı rejimi, milliyetçiliği, İslam’ı bir arada savunur. Arka plandan devam ettirdiği kara para işleri, mafya analığı faaliyetleri sırasında üzerine oturmuş atarlı, erkeksi ve son derece rahatsız edici hali/tavırları, sanki cesur bir Türk kadınının mücadeleci karakteri imiş gibi göstermek istese de milletin aynı kanaatte olmadığı anlaşılıyor.

Son kükreyişi de samimi değil, asilce değil, son derece rahatsız ediciydi, tiksindiriciydi, iğrençti. Son derece samimiyetsizce, ölçüsüzce yapılmış bir çıkıştı. Siyasette parlayabilmek, biraz daha gündem olmak, biraz daha oy artırmak ve ego tatmin etmek için kendi namusunu milletin önünde öyle ulu orta seviyesizce araç eden bir rezil kadın gördük kürsüde… Üstelik bunu yaparken bu milletin kendisine olağanüstü bir destek vereceği beklentisi içine girecek kadar da düşük bir kadın…


Meral, zamanında, Meclis Başkanı İsmail Kahraman’a karşı da aynı böyle bir tavır sergilemişti. İsmail Kahraman, kendisine sorulan bir soruya cevaben “Şu Meral Kılıçdaroğlu mu?” şeklinde bir karşılık vermişti. Meral ile Kemal Kılıçdaroğlu’nun birlikte hareket ettiğini, ittifak halinde olduklarını ima etmişti. Meral, Kahraman’ın bu çıkışına da kendi namusunu, siyasi menfaatleri için basitçe araç yapacak bir dip seviyede karşılık vermişti. O zaman Meral’i çok şiddetli şekilde tenkit eden sert bir yazı yazmıştım. Zaten Kahraman daha sonrasında, kendisini tenkit ederken haddi abartılı şekilde aşması neticesinde Meral Akşener’den davacı olmuştu.

Meral bu çirkinliği hep sergiliyor

Herkesin dini, dünya görüşü, siyasi tercihi kendine ama ben yıllardır açıkça yazarım, kadınların siyaset sahnesinde olmasını doğru bulmadığımı… İnandığım İslam dinine göre de kadınlar idarecilik yapamazlar. Eşitlik safsatasına da inanmıyorum. Eşitlik her zaman adalet değildir. Bazı konularda kadınlar üstün, bazı konularda erkekler. Hiç tartışılamaz bir gerçek ki idarecilikte erkekler üstün. Erkekler sistematik bir beyne/zekaya sahip halde yaratılıyorken, kadınlar duygusal ve empatik tarzda çalışan bir beyinle yaratılıyorlar. Kadınların hislerine, duygularına ve nefislerine daha kolayca mağlup olması, idari makamlara geldiklerinde büyük krizler çıkartıyor. Hatta kadınların aybaşı hallerinde tavırlarına ve kararlarına yansıyan olumsuzluklar dünyanın her yerinde özel sektörde bile krizler çıkartmaya devam ediyor. Bunlar, bilimsel gerçekler…

90’lı yıllardan beri mafya analığı yapan, sürekli erkeklerin arasında bulunan, bu güne kadar kaç kişiye sıktırdığını bilmeyen bir Meral Akşener bile hala erkek gibi olamadı. Doğru, tam bir kadın olarak da kalamadı ama erkeklere doğuştan verilen meziyetleri sonradan da kazanamadı. Üstelik yaşı da 60’ı çoktan geçti ama hala istenilen ayara giremedi. Siyaset yapamıyor. Tıpkı bir kadın gibi davranmaya, şok edici değerlendirmeler ve çıkışlar yapmaya devam ediyor.

Bu halleriyle Meral Akşener, teknik yeterliliği bulunmadığı halde trafiğe çıkmış bir aracın bir de fireninin patlaması misali büyük tehlike arz ediyor. Kendisini zaten bitirdi. Hem şu son zamanlarda mühim siyasi konularda kendini bitirecek hatalı kararlar aldı, yanlış saflarda saf tuttu, yanlış çıkışlar yaptı, hukukun gereği olarak ezilip geçilecek kesimlerle bir arada kaldı ama bir de yine siyasette var olabilmek için namusunu araç etmek kadar seviyesizce yeni bir çıkış daha sergiledi.

Meral’in Türkiye siyasetinde bulunduğu her gün, her an, her şey yaşanabilir. Aklı başında siyasetçiler “Nasıl yani? Bu ne demek şimdi? Bu konu/konuşma buradan oraya bir anda nasıl geldi?” tarzında krizler yaşayabilirler. Şu anda seçim olsa yüzde iki küsur oy alacak olan partisinin içi hep fokur fokur kaynıyor. Pek çok yerde hala doğru düzgün parti teşkilatı yok ve olanlar da çok zayıf ama parti teşkilatlarının Meral’e çok kıymet verdiği ve çok liyakatli bulduğu da yok. Hatta sözde İyi Partili vekiller de çoğunlukla aynı görüşteler. Süleymanlılar cemaatinin açık ve büyük desteği olmasaydı sözde İyi Parti 2018 seçimlerinde o kadar oyu da alamazdı. Kendi teşkilatının bile Meral’den kurtulup huzur bulması gerekiyor.

Yazılması, yorumlanması gereken ve hatırlatılması gereken çok şeyler var ama bu kadarı da kafi… Söz uzatılmayıp da hukukun gereği yapılmalı ve Meral Akşener bir çok farklı suçlama ile acilen yargılanmalı. Yeni Meral Akşener’lere de izin verilmemeli.

Mehmet Fahri Sertkaya