Etiket arşivi: Gizli Ermeniler

Boğazımıza kadar geldi, patlamaya yer arıyoruz.

Almanya yine terörün ve teröristin yanında yer aldı

Türkiye’de bölgede faaliyet gösteren çok sayıda terör örgütünün içinde “adamları” bulunan, bu ülkelerin siyasetçileri arasında da çok sayıda “adamları” bulunan, devlet eliyle kara para işleri yapan, dünyanın en çok sübyancı bulunan ülkelerinden biri olan, sınırları dahilinde yok olmuş on binlerce mültecinin akıbetlerine dair bir açıklama yapamayan Almanya, yine aynı şeyi yaptı. Almanya açıkça katillerin, sadistlerin, canilerin, tecavüzcülerin, insan kaçakçılarının, organ kaçakçılarının, uyuşturucu kaçakçılarının, bombalı terör eylemlerinde sivilleri bile katledenlerin yanında yer aldı.

Cezaevinde tutuklu bulunan HDPKK Eski Eş Başkanı ve terörist Selahattin Demirtaş’a, Almanya’nın Weimar Belediyesi tarafından “2021 İnsan Hakları Ödülü” verildi. Kültür ve Medyadan Sorumlu Devlet Bakanı Claudia Roth da törene katılarak terörist Demirtaş’ı öven bir konuşma yaptı.

Türkiye’de Kürt sorunu olduğunu iddia eden Türkiyelilerin tamamına yakının gizli ermeni, gizli süryani, gizli ezidi, gizli yahudi v.b. etnik unsurların mensupları olduğunu çok iyi bilen ve bunlarla birlikte insanlık dışı surette terör ve kara para işleri yapan Almanya’da, söz konusu törende, Türkiye’de kürt sorunu olduğu vurgusu yapıldı.

Roth, “Demirtaş cesarete sahip, kalbi olan, sıcak kalpli ve zeki bir siyasetçi, bir insan hakları savunucusu ve demokrat. Türkiye’nin demokratikleşmesi için bir umut” diye konuşabildi.

Böylelerine bir saat içinde tükürdüğünü yalatabilecek güce fazlasıyla sahip olan Türkiye’de, ne yazık ki gizli yahudilerin, gizli ermenilerin, gizli masonların AKPKK projesi/hükumeti iktidarda… Lakin Almanya ve benzeri ülkeler de biliyorlar ki iktidarın sayılı günleri kaldı.

Ve herkes biliyor ki AKPKK projesinin uygulanmasında, AKPKK’nin iktidara getirilmesinde ve bunca yıldır iktidarda tutulmasında kritik rolü olan, Tayyip Erdoğan piyonunu sürekli emri altında tutan, gizli Ermeni ve MİT piyonu Abdullah Öcalan’ı astırmayan, Türkiye’ye yapılan her türlü ihanetin ve kötülüğün başını çeken, Almanya dahil olmak üzere pek çok batılı ülkeye de çalışan o Devlet Bahçeli’nin de sayılı günleri kaldı.

Mehmet Fahri Sertkaya

Vakti geldi, Türkiye’yi bağımlılıktan kurtaracağım

Trakya’da ziraatte kullanılacak su bulmak için açılan basit kuyulardan bile doğalgaz çıkıyor. Trakya’da ayrıca çok kolay bir şekilde petrol bulunabiliyor. Trakyanın altında çok yüksek miktarlarda doğalgaz ve petrol bulunduğunu, bundan 50-60 yıl önce oralarda petrol kuyuları açıldığını, ahalinin de bu tesislerde çalıştığını ve sonra bir yerden emir gelmişçesine bir anda bu kuyuların kapatıldığını, ahalinin günlerce kuyuları kapatmak için beton hazırladığını, buna rağmen günümüzde bile oralardan petrol sızmaya devam ettiğini bütün dünya biliyor. Bu hususta belgeler dahi var.

Ülkemizin siyasi idaresini, kanun koyucu meclisi, mülki idareleri, belediyeleri, eğitim sistemini, basın ve medyayı ve memleketin her şeyini kontrollerinde tutan gizli yahudiler, gizli ermeniler ve diğer gizli kimlikli azınlıklar, bu hususta da batı dünyasının talimatlarına göre davrandılar. Türk milletine ve devletine ihanet ettiler. Elde var olan zenginliklerin değerlendirlmesine bile mani oldular. Bu organizasyonu/birliği her zaman olduğu gibi mason tarikatı/teşkilatı üzerinden sağladılar.

Ankebut Operasyonumuz senelerdir devam ediyor ve bizim aramızda bizden görünen Türk/İslam düşmanı hainleri ve tuzaklarını iyice ifşa ediyor, oyunları/ihanetleri bozuyor. Eş zamanlı olarak da sömürücü, kan emici, ahlaksız batı dünyasının hak ettiği gibi batmasını sağlıyor. Artık bu minvalde çok büyük gelişmeler oluyor. Hal bu iken, bir an evvel Trakya bölgemizin altındaki doğalgazı ve petrolü çıkartmamız gerekiyor. Bunu yaparken yine, bir kez daha gizli ermenilerin, gizli yahudilerin ve mason tarikatının karışmasına/ihanetlerine izin vermememiz gerekiyor. Ben, bu sahada önümüzdeki süreçte çok büyük başka gelişmelerin yaşanmasını da sağlayacağım ve önümüze çıkan manileri ezip geçeceğim.

Hiç kimsenin şüphesi kalmadı ki yepyeni bir dünya nizamı tesis ediyorum ve bunun merkezi Türkiye oluyor. Herkes, buna göre, durduğu yeri ve kararlarını gözden geçirsin. “yerli ve milli proje” yalanlarıyla onlarca yıldır aldatılanlar da artık titreyip kendilerine gelsinler.

Mehmet Fahri Sertkaya

Ya yaaa, evet eveeeet, öyleee… Bak sen şu işe…

Rumeysa (Sarısaçlı) Yılmaz isimli sözde hocahanım da aslında gizli bir Ermeni… Baştan beri bu organize suç örgütünün gerçek yüzünü bilerek içinde bulunuyor ve diğer çete üyeleri gibi o da türlü türlü suçlar işliyor.

Vurdukları büyük paralar, elde ettikleri kara paralar sadece kendi namlarına elde ettikleri paralar değil. Gizli Ermeni çeteleriyle ve terör örgütleriyle ve bunlar üzerinden çok farklı farklı mafyalarla, terör örgütleriyle, siyaset sahnesindeki ihanet örgütleriyle ve memleket haricindeki türlü kara paracılarla bağlantılılar. Bunlara operasyon yapıldığında, herkes susarken biz onlara yapılan yanlışların yanlış olduğunu gür sesle bağırdık. Cihana kafa tuttuk. Aynı anda, onların ne kadar yanlış yolda olduklarını da anlattık. “Bu kişileri tasvip etmiyoruz. Yanlışları çok ama onlara şu şekilde yapılanlar da doğru değil.” dedik. Herkesi sarstık. Peşimiz sıra İslamcılar arasından dik durmak ve hemen videolar yayınlamak, yapılanın yanlış olduğunu ifade etmek zorunda kalanlar çok oldu.

Buna rağmen bile, şu Alparslan Kuytul’un kara paracı karısı çıkıp “Bu süreçte hiçbir cemaat ve tarikat yanımızda durmadı. Siz solcular bize çok büyük destek oldunuz” diyecek kadar namertçe, haince ve alçakçe konuşabildi. Damarlarını kesseniz, kan yerine Türk, İslam, ehl-i sünnet, tasavvuf düşmanlığı akan bu kişiler müslüman falan değiller.

O “solcu” dedikleri de kendileri gibi gizli Ermeni, kara paracı ve terörist çevrelerdi. Gerçek bir müslüman gördüğünde, ne kadar büyük zulme uğramış olursa olsun senelerce görmezden gelen o “solcu” çevreler, bunları sebepsiz yere sahiplenmediler. On yıldan fazladır akıl almaz derecede sansürlenen Akademi Dergisi gözler önünde, sansürlere takılmayan ve sayıları bir avuç olduğu halde sosyal medyada sık sık gündem olmalarına izin verilen Furkancılar da gözler önünde… Samimi bir müslüman, birçok hususta düşünür, araştırır, sorgular ve oyunlar döndüğünü ferasetiyle anlardı.

Şimdi, mevzu daha da iyi anlaşılmıştır ama kısa süre sonra daha neler neler meydana çıkacak ve bunlara samimiyetle inanan, kanan müslümanlar belki de bunları buldukları yerde boğmak isteyecekler. Öyle zan ediyorum ki adli yetkililer gerekeni yapmaz ve soruşturmayı derinleştirmezse ve yine memlekette hukuk/adalet yokmuş gibi bir manzara oluşursa, cemaat içindeki kandırılmış kitle suça bulaşacaktır.

Şu videoda numarasını oynamaya çalışırken kaşı gözü ayrı oynayıp duran şu insan müsveddesi ve onun gibi diğerleri, meydanı bu kadar boş bulurlarsa, milleti toptan ahmak yerine koymaya devam ederlerse ve adli yetkililer bu hali izleyip sessiz kalmaya devam ederlerse, hep beraber göreceğiz neler yaşanacağını.

Metafizikçileriniz varsa sorun, anlatsınlar.

Şu yayınlar yapıldı diye Ermenistan’dan ve İran’dan üzerimize büyüler yağdırıyorlar. Şu sözde İslami cemaatin, özde organize suç, terör ve ihanet örgütünün arkasındaki asli unsur ermeniler… Sözde islam devleti olan İran da müslüman rolü oynayan ermenilerin/hristiyanların idaredeki ve kara para işlerindeki payları çok büyük. Bu şekilde bu Kuytul örgütü, dünyadaki herkesle bağlantı kurup çalışabilmiş oluyor.

Şu Rümeysa hocahanım dedikleri pislik kadın da ayrıca büyücü… Bu güne kadar bize de çok büyüler yaptı.

Aslında Selefi/Vehhabi takılırken ve bir yandan da ehl-i sünnet olduğunu iddia edip dururken, öbür yandan büyük bir İran ve Şia sevdası olan Alparslan Kuytul’un bu hallerinin sebebini de şimdi daha iyi anlamışsınızdır.

Tayyipler, Soysuzlar bunlara operasyon yaparlarken, aslında Kuytul organize suç, terör ve ihanet örgütünün de kendilerine bağlı olarak çalışmasını sağlamak için yaptılar.

O Koray Sarısaçlı da tam bir insan şeytanı. İleri derecede cinsi sapık, terörist, hırsız, arsız, utanmaz, yolsuz ve ruh hastası kişiler dolu bu örgütün tepe kısmında…

Bunlar organları için insan kaçırma işlerinde bile faaliyet gösteriyorlar. Kuytul örgütünü Türkiye içinde sol marjinal çevreler denilen terör ve ihanet odakları, HDPKK, Doğu Perinçek ve çetesi dahi destekliyor. Bunlarla bağlantıları çok…

Kuytul’un sözde talebelerinden çok sayıda kişi PKK’nin dağ kadrosuna gönüllü olarak çıktı. Dağa çıkmayan çok sayıda kişi de şehirde onlara destek olacak kara para işlerine, ayrıca kaçırma, kundaklama, tehdit, haraç gibi suçlara devam ediyorlar.

Şu anda oluşan gergin ortamda, devlet kurumlarına sızmış gizli ermeni ve gizli yahudi kara paracıların kendilerini artık kollayamayacağını anlayan ve kendilerine hocahanım ya da Furkan gönüllüsü denilen şu önde gelen kadınlar, PKK’nin dağ kadrosuna kaçmayı ilk ihtimal olarak görürler. Fırsatı buldukları gibi dağlara kaçarlar.

Mehmet Fahri Sertkaya

Allah lanet eder

Alihan Kuriş, yine kendine yakışanı yapmış. Çarpılarak ölen Adana idarecisi hakkında güzellemeler yapmış.

Aslında böyle yaparak kendisinin Allah’tan korkmaz, kuldan utanmaz ve tamamen bitik biri olduğunu ilan etmiş. Cemaatimizin gerçek mensupları arasındaki herkes, Adana idarecisinin aslında nasıl biri olduğunu kısa süre soruşturarak, araştırarak öğrenebilir.

Metafizikle çarpılarak ölen Adana idarecisi, yüzü nurlu, ahlaklı, samimi, gayretli gerçek kardeşlerimizi görünce elektriğe tutulmuş gibi olurdu. Onların ayaklarını kaydırmak için çırpınıp dururdu. Yine Ermeni ve Yahudi karışık soydan gelen, buna rağmen açık kimliğiyle, gerçek diniyle medeni şekilde yaşamak yerine, aramıza sızıp bize her kötülüğü yapanlardan biriydi. Cemaatimizin içine sızmış kripto cemaatinin adamlarından biriydi…

Masonlarla arası çok iyiydi. Eli uzandığı kadar kara para işleri yapardı. Böylelerinin çoğunda olduğu gibi, o da cinsi sapıktı. Kız ve erkek talebeleri de hedefine koyardı. Çok hayatlar kararttı. Çok çaldı, çok yedi, çok yedirdi. Sonra da müstahak olduğu tokadı yiyip geberip gitti. Büyü yapamaz ama yaptırırdı. Bu yolla da gerçek kardeşlerimizi saf dışı etmeyi ya da öldürtmeyi denerdi.

Ehl-i iman, yer ve gök, yuvasındaki karınca, havadaki kuş, denizdeki balıklar bile böyle bir pisliğin ölmesine sevinirken, Alihan gibilerin arkasından rahmet okumasına ve okutmasına, Allah lanet eder. Piran lanet eder. Bu yazdıklarımı okuyup durup da hala soruşturmayan, araştırmayan, gerçeği kovalamayan, tepki göstermeyen, bu kadarına bile tepkisiz kalan herkese de Allah lanet eder.

Mehmet Fahri Sertkaya

Biyonik Robotlar

Fuat OKTAY

Cumhurbaşkanı Yardımcısı
Biyonik robot
İçinde üç yumruk var

Abdulhamit GÜL

Adalet Bakanı
Biyonik robot
İçinde üç yumruk var

Derya YANIK

Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı

Biyonik robot
Robotun içinde üç yumruk var

Vedat BİLGİN

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı

Biyonik robot
Robotun içinde üç yumruk var

Murat KURUM

Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı

Biyonik robot
Robotun içinde üç yumruk var

Mevlüt ÇAVUŞOĞLU

Dışişleri Bakanı

Biyonik robot
Robotun içinde üç yumruk var

Fatih DÖNMEZ

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı

Biyonik robot
Robotun içinde üç yumruk var

Mehmet M. KASAPOĞLU

Gençlik ve Spor Bakanı

Biyonik robot
Robotun içinde üç yumruk var

Lütfi ELVAN

Hazine ve Maliye Bakanı

Biyonik robot
Robotun içinde üç yumruk var

Süleyman SOYLU

İçişleri Bakanı

Biyonik robot
Robotun içinde üç yumruk var

Mehmet Nuri ERSOY

Kültür ve Turizm Bakanı

Biyonik robot
Robotun içinde üç yumruk var

Mahmut ÖZER

Millî Eğitim Bakanı

Biyonik robot
Robotun içinde üç yumruk var

Hulusi AKAR

Millî Savunma Bakanı

Biyonik robot
Robotun içinde, İngiltere merkezli olarak grilere çalışan üç yumruklar ve ayrıca boyları bizim belimize kadar gelen kısa grilerden oluyor. Çarpılmaya göre içindekiler değişiyorlar.

Fahrettin KOCA

Sağlık Bakanı

Biyonik robot
Robotun içinde, batı dünyasında reptilian/sürüngenimsi de denilen uzun yeşillerden var.

Mustafa VARANK

Sanayi ve Teknoloji Bakanı

Biyonik robot
Robotun içinde, İngiltere merkezli olarak grilere çalışan ve boyları bizim belimize kadar gelen kısa grilerden var.

Bekir PAKDEMİRLİ

Tarım ve Orman Bakanı

Biyonik robot
Robotun içinde, İngiltere merkezli olarak grilere çalışan üç yumruklar ve ayrıca boyları bizim belimize kadar gelen kısa grilerden oluyor. Çarpılmaya göre içindekiler değişiyorlar.

Mehmet MUŞ

Ticaret Bakanı

Biyonik robot
Robotun içinde üç yumruk var

Adil KARAİSMAİLOĞLU

Ulaştırma ve Altyapı Bakanı

Biyonik robot
Robotun içinde üç yumruk var

Hasan Doğan

Cumhurbaşkanlığı özel kalem müdürü

Biyonik robot
Robotun içinde kısa gri var ve İngiltere merkezli grilere çalışıyor.

İbrahim Kalın

Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü

Biyonik robot
Robotun içinde üç yumruk var

Mesele bile değil, beş dakikalık iş

Üç yumruklar, gri/yeşil alaca renklerde olan ve bizim üç yumruğumuz kadar boyları olan bir uzaylı insan türü… Bunlar, yeşillerin (Ye’cüc) ve grilerin (Me’cüc) ortak genetik çalışmaları neticesinde planlı şekilde türetilmiş olan, tamamen genetik mühendisliği ürünü olan, akıl sahibi, irade sahibi bir insan türü. Dünyadaki üç yumrukların, istisnası hariç tamamı yeşillerden yana hareket ediyorlar.

Yukarıdaki şahıslar hakkındaki iddiaların doğruluğunu ispat etmek, bunların biyonik robotlar olduğunu somut şekilde gözler önüne sermek mesele bile değil ve beşer dakikalık iş. Her birinin biyonik robotlar olduklarının meydana çıkartılması için beş dakikadan daha fazla zamana ihtiyaç olmaz. Zaman haricinde ihtiyaç duyulan şeyler de var ki şunlardır:

1- Gerçek dünya insanı olup da çok iyi derecede metafizikçi olan, zihin kontrolü tekniklerine karşı kendini ve etrafındaki kişileri iyi şekilde koruyabilen bir veya birkaç medyum/metafizikçi…

2- Göğüs kısmını sorunsuz şekilde açıp kapatabilecek kadar tıp bilgisi ve tecrübesi olan bir cerrah…

Hepsi bu… İstenirse biz YİT olarak bu hususta her türlü teknik desteği vatan hizmeti bilerek verebiliriz. İstesek, bunları, basına medyaya açıklamalar yaptıkları ya da gezip denetlemeler/görüşmeler yaptıkları yerlerde, sadece metafizik tekniklerle bile yere sereriz. İçlerindekini de öldürürüz ve başkalarının gelip içindekileri değiştirmelerine de izin vermeyiz. Bunu yapmamız da mesele bile değil.

Bir insanın biyonik robotu yapılırken hafızası da çekilip kopyalanıyor. Sonra isterlerse gerçeğini öldürüyorlar, isterlerse de gizli yerlerinde hayatta tutarak saklıyorlar. Çoğunlukla yer altındaki gizli üslerinde/şehirlerinde saklıyorlar.

Yapmayı hiç istemiyorlar ama olağan üstü derecede sıkıştıklarında, biyonik robotu geri çekerek gerçek insanı tekrar sahaya koyabiliyorlar. Lakin o gerçek insanın bütün bunlardan haberi bile olmuyor. Çünkü, bayıltılarak kaçırılıyor, hafızası çalınıyor ve sonra hep şuuru kapalı şekilde uyutularak saklanıyor. Hafızasını çekip alabildikleri gibi, kendisinin yaşamadığı ve biyonik robotun yaşadığı hadiselerin bulunduğu hafıza kısmını da gerçek insana yükleyebiliyorlar. Mükemmel bir şekilde çalışmasa da bu teknik iş görüyor. Gece biyonik robot oyundan çıkartılıyor, yatağa hafızası yüklenmiş, elden geçmiş olan gerçek insan bırakılıyor. Bu gerçek insan ne kadar zamandır uyuduğunu, kaçırılıp kaçırılmadığını, saklandığını, yeniden getirildiğini, bu arada sahada biyonik robot denilen kendi suretinde bir robotunun olduğunu v.s. hiçbir şeyi bilmiyor. Şiddetli baş ağrıları ve biraz tuhaf hallerle uyanıp hayatına devam ediyor.

Şu yukarıda anlattıklarımın büyük kısmı, günümüzde bu dünyanın teknolojisi ile bile yapılıyor ve dünyada binlerce bilim adamı ve siyaset adamı bunlardan haberdar. Bizim dünyamızın teknoloji seviyesiyle bile zihin kontrolü, hafızayı kopyalama, hafıza ekme, hafızayı kısmen silme, yapay zeka, suni yollarla gerçek dokulu organlar yapma, suni yollarla gerçek kemik ve kan yapma, suni yollarla gerçek saç, tüy ve deri yapma, insanları uzunca süre şuuru kapalı şekilde yaşatma ve bir de türlü elektrik, elektronik ve mekanik aksamlı robotlar yapılabiliyor. Söz konusu biyonik robotlar ise bizden on binlerce sene ileri bilim ve teknoloji kullanılarak kolayca yapılıyor.

O kadar kolay ki bu iş uzaylı türler için, Afrika’da ya da Hindistan’da ya da dağların tepelerinde yaşayan, hiç beklemeyeceğiniz kişiler bile biyonik robot yapılıyor. Bu gibi kişileri, çoğunlukla dünyadaki metafizikçileri kontrol altında tutmak için yapıyorlar.

Abdullah Gül

11. Cumhurbaşkanı

Günümüzde de Türkiyenin iç ve dış siyasetini sürekli olarak yönlendiren bir kişi olan Abdullah Gül de bir biyonik robot.
Robotun içinde kısa gri var ve İngiltere merkezli grilere çalışıyor.

İngiltere/kraliçe merkezli griler de işlerine gelen her hususta yeşillerle paslaşıyorlar, beraber hareket ediyorlar.

Fahrettin Altun

Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı Başkanı

Biyonik robot
Robotun içinde üç yumruk var

Ahmet Davutoğlu

62., 63., 64. dönemlerde Türkiye Cumhuriyeti Hükumetleri Boşbakanı
Gelecek Partisi Genel Başkanı

Biyonik robot.
Robotun içinde, İngiltere merkezli grilere çalışan bir üç yumruk var.

Bu arada, son bir haftadır Türkiye’ye neler neler düştü. Dikkatinizi çekti mi? Hala da düşenler var. Baktınız mı, çözdünüz mü, neydi bunlar?

Mansur Yavaş

ABB Başkanı

Biyonik robot
Robotun içinde, İngiltere merkezli grilere çalışan bir üç yumruk var

Ekrem İmamoğlu

İBB Başkanı

Biyonik robot
Robotun içinde üç yumruk var.

Kemal Kılıçdaroğlu

CHPKK Genel Başkanı

Biyonik robot
Robotun içinde, İngiltere merkezli grilere çalışan üç yumruk var.

Bu arada, Elif nerede? Elif’e ne oldu? Elif’in ne olduğunu araştıranlara ne oldu?

Yaşar Güler

Genelkurmay Başkanı

Biyonik robot.
Robotun içinde, İngiltere merkezli grilere çalışan üç yumruk var

Mustafa Karadayı

Bulgaristan Cumhurbaşkanlığı adayı, HÖH Genel Başkanı

Biyonik robot.
Robotun içinde, İngiltere merkezli grilere çalışan üç yumruk var.

Justin Bieber

Kanadalı pop şarkıcısı

Biyonik robot.
Robotun içinde üç yumruk var.

Abdülkadir Selvi

Hürriyet gazetesinde çalışan gazeteci ve köşe yazarı.

Biyonik robot.
Robotun içinde üç yumruk var.

Temel Karamollaoğlu

Saadet Partisi genel başkanı

Biyonik robot.
Robotun içinde, İngiltere merkezli grilere çalışan üç yumruk var.

Necdet Özel

28. Genelkurmay Başkanı

Biyonik robot.
Robotun içinde üç yumruk var.

Ahmet Hakan Coşkun

Gazeteci ve televizyoncu (Hürriyet, CNN Türk)

Biyonik robot.
Robotun içinde, İngiltere merkezli grilere çalışan üç yumruk var.

Buket Aydın

Televizyon haber sunucusu

Biyonik robot.
Robotun içinde, İngiltere merkezli grilere çalışan üç yumruklardan biri var.

Musa Aysever

Kara Kuvvetleri Komutanı, Orgeneral

Biyonik robot.
Robotun içinde, İngiltere merkezli grilere çalışan üç yumruk var.

Hasan Küçükakyüz

Hava Kuvvetleri Komutanı, Orgeneral

Biyonik robot.
Robotun içinde, İngiltere merkezli grilere çalışan üç yumruklardan var.

Adnan Özbal

Deniz Kuvvetleri Komutanı, Oramiral

Biyonik robot.
Robotun içinde, İngiltere merkezli grilere çalışan üç yumruklardan var.

Kemal Yeni

Birinci Ordu Komutanı, Korgeneral

Biyonik robot.
Robotun içinde üç yumruklardan var.

“Robotun içinde üç yumruk var.” deyip de detay vermediysem, o üç yumruk doğrudan yeşillere çalışan üç yumruk demektir. Grilere çalışan üç yumrukları zaten detaylıca yazıyorum. Bu hususu idrak edemeyenler olmuş, yanlış değerlendirmeler yapıyorlar.

Türkiye’de bu kadar biyonik robot yoğunluğu yoktu. Ankebut Operasyonunu başlatmamdan sonra artış gösterdi. Son bir senede ise o kadar sıkıştılar ki çok yüksek sayıda kişinin biyonik robotlarını yapıp yerlerine geçmek zorunda kaldılar. Bunu yaparken kendi temellerine dinamit yerleştirdiklerinin, vahim bir hata yaptıklarının, günü gelince o dinamitleri maharetle patlatacağımın farkında değillerdi.

10 Kasım 2021 Çarşamba | MFS Ses Kaydı

Hadise Açıkgöz

Ekran fahişesi

Biyonik robot.
Robotun içinde, İngiltere merkezli grilere çalışan üç yumruklardan var.

Ali Koç

Sanayici, iş adamı, FB Başkanı

Biyonik robot.
Robotun içinde, İngiltere merkezli grilere çalışan üç yumruklardan var.

Acun Ilıcalı

Ekran pezevengi

Biyonik robot.
Robotun içinde, İngiltere merkezli grilere çalışan üç yumruklardan var.

Aydın Doğan

Doğan Holding Onursal Başkanı, iş adamı, tefeci, ihale fesatçısı, kara paracı, şantajcı, medya patronu, ekran pezevengi

Biyonik robot.
Robotun içinde, İngiltere merkezli grilere çalışan üç yumruklardan var.

Ferit Şahenk

Doğuş Holding’in yönetim kurulu başkanı ve her türlü kara para, terör, ihanet işinin içindeki kişilerden biri

Biyonik robot.
Robotun içinde, İngiltere merkezli grilere çalışan üç yumruklardan var.

Ali Babacan

Deva Partisi Genel Başkanı

Biyonik robot.
Robotun içinde, İngiltere merkezli grilere çalışan üç yumruklardan var.

Meral Akşener

Sözde İYİ Parti Genel Başkanı

Biyonik robot.
Robotun içinde, İngiltere merkezli grilere çalışan üç yumruklardan var.

İngiltere merkezli grilere/kraliçeye çalışan üç yumruklar da son dönemde yeşillerle iç içeler. Çok iyi anlaşıyorlar. Beraber hareket ediyorlar. Yukarıda yaptığım ifşalardan sonra Türkiye ve dünya siyasetindeki birçok gelişmeyi anlayamamış olanlar, şimdi iyice anlayabilecekler. Bu ifşalardan sonra hiç kimse Türkiye’nin Libya hassasiyetine eskisi gibi bakamayacak. Türkiye’nin yurt dışı operasyonlarına batı dünyasının neden beklendiği gibi tepki vermediği de iyice anlaşılacak. Hatta 15 Temmuz hadiselerine bile başka bir gözle bakmak gerekecek. Kuyunun içinde kaç kuyu olduğu ancak idrak edilebilecek.

Cevheri Güven

Gazeteci

Biyonik robot.
Robotun içinde, İngiltere merkezli grilere çalışan üç yumruklardan var.

Bizler gibi dürüst ve gerçek muhalifler ileri seviyede sansürleniyorken Youtube’un ve bildiğiniz o diğer platformların Cevheri Güven gibileri neden hiç sansürlemediğini şimdi daha iyi anlayabilirsiniz. O Youtube’da, üzerinde istihbarat çalışması yapılmayan, hakkında kanaat notu verilmeyen, algoritma ayarları yapılmayan hiçbir yayıncı yok. Oralar gerçekte sadece satanistlere, yahudilere, gizli yahudilere, gizli ermenilere ve bir şekilde ahlak ve insanlık düşmanlığı yapan kişilere ve bir de böyle biyonik robotlara açık.

Fethullah Gülen

MİT/CIA ortak piyonu, gizli misyoner, kara paracı, en önde gelen vatan hainlerinden biri ve daha neler neler…

Biyonik robot.
Robotun içinde, İngiltere merkezli grilere çalışan ve bizim belimiz hizasına gelen kısa grilerden var.

Gerçek Fethullah Gülen, tıpkı Said-i Nursi gibi gizli Ermeni ve gizli misyonerdi. Gerçek Fethullah Gülen de tıpkı Said-i Nursi gibi bir süre sonra akıl hastası olmuştu. Manisa Akıl Hastahanesine sevk edildiği zamanlardan sonra, uzun uzadıya iş görmesi, süreklilik sağlaması mümkün değildi. Biyonik robotla yerine geçilmeseydi, bu günlere gelemezdi. Biyonik robot olmasaydı, son üç sene içinde binlerce kere çarpılıp ölürdü. O biyonik robotun içinde çok sayıda gri çarpılarak öldü. Geçmiş yayınlara bakılırsa görülecektir ki bir defasında çarpıldığını yazdım ama biyonik robot olduğunu yazmadım. O biyoniğin içinde görevli olan bazı uzaylılara da kızdılar ve görevden alınıp başkaları geçirildi.

Bu arada, Sabetaycı gizli Yahudi ve büyük münafık ve vatan haini Kadir Mısıroğlu da çarpılarak öldü. Zaten yaşı ileri ve hastalığı çok olanların, metafizik sahada hiç şansları yok. Böyle çarpılıp ölmek üzereyken fark edilerek biyonik robotla yerlerine geçilen kişiler de dünya genelinde çok.

Anlaşılmıştır ki…

Türkiye’de birileri Sabetaycı gizli Yahudi tarikatı mensubu olarak, birileri gizli Ermeni/Hristiyan tarikatı mensubu olarak, birileri Kürt Yahudisi tarikatı mensubu olarak, birileri Mason tarikatı mensubu olarak, birileri satanist tarikatı mensubu olarak bu ülkede gizlice bir sürü işler çevirdiklerini, Türk ve müslüman düşmanlığı faaliyeti icra ettiklerini zan ediyorlar.

Farkında değiller ki…

Onların kurduğu oyunların içinde uzaylı taraflar ayrıca oyunlar kuruyorlar. Elebaşı kişilerin yerlerine geçiyorlar. Nasıl ki kripto kimlikli dünya insanları Türklerin arasında Türk rolü oynuyorlar, biyonik robotlu uzaylılar da kriptoların arasına sızarak onlara aynı oyunu yapıyorlar. Bu, yaklaşık yedi bin sene önce de aynı böyleydi ve biri çıktı, dünyanın dengesini alt üst etti. Yaptıklarına kimse inanamadı. Dünya insanları için öyle hayırlı şeyleri, öyle imkansız görülen şartlarda/zamanda yaptı ki, peygamberler zümresinden olmadığı halde Kur’an-ı Kerim’de onun da adı anıldı. “Zülkarneyn” diye anıldı. Ve yine onun Ye’cüc ve Me’cüc yani yeşiller ve griler karşısındaki mücadelesi de kutsal kitabımızda konu edildi.

Mehmet Fahri Sertkaya

Sözü uzatmanın gereği yok

İnsan değil bunlar. Bunlara söz söylemenin bir faydası kalmamış. Daha önce de birkaç kere benzer yazılar yazmıştım. Sputnik Türkiye ofisindeki insan suretli gizli ermeni, gizli yahudi acayip varlıklarda belli ki ar, ahlak, namus kalmamış. Gençler ve öğretmenler başta olmak üzere bütün Türk milletini kendileri gibi ahlaksız, namussuz yapmaya azmetmişler.

Bunun başka bir açıklaması olamaz. Bu güne kadar, habercilik maskesi altında çok defa yaptıkları faaliyetler de bunun kanıtı.

Ailesi, karısı, çoluğu çocuğu olan, namusu olan hangi insan, böyle bir ahlaksızlığı bu şekilde haberleştirebilir. Bir de “Girişimci ruhlu” demişler. “Eşsiz strateji” demişler. Bir yılda 270 bin dolar kazandığını sözde haberin metninin sonuna eklemişler.

Bu sözde haberi okuyan kız ve erkek öğrenciler neler düşenecekler? Öğretmenler neler düşünecekler. Böyle bir ahlaksızlığın, bir öğretmen tarafından yapılmasını bile “çok normal” bir tarzda haberleştiren insan şeytanlarının bu sözde haberine denk gelenler neler yapacaklar? Neyi tercih edecekler? Sigaranın ve alkollü içeceklerin görüntülerinin bile buzlandığı bir Türkiye’de, sözde basın, müstehcen siteler hususunda nasıl kontrolsüz ve aşırı serbest olabilir. Belki Sputnik, şu sözde haber için o ahlaksız siteden reklam ücreti bile alabilir. Bir şekilde basın kartı alabilmiş üç beş gizli yahudi, gizli ermeni, nasıl olur da milyonlarca insanın kabullenişlerinin temel direklerini yıkmaya yol bulabilir. Sputnik, güney Asyada ve Tayvan’da el kadar kız çocuklarının on milyonlarcasının nasıl da acımasızca fuhuşta kullanıldıklarını, bunların çoğunun yaşının 12-13 olduğunu kaç kere haberleştirmiş? Oralarda o derece cehennemi bir hal olmasının sebeplerini anlatan ve düzeltmek isteyen kaç namuslu dünya insanının sesini dünyaya duyurmuş?

Aksine, Sputnik, Rusya’da da çok yaygın halde olan namussuzluğun ve kuralsızılığın Türkiye’de de bir an önce yaygınlaşması için bir seferberlik ilan etmiş gibi… Dini ve siyasi tercihleri ne olursa olsun, bütün insanların felaketine sebep olan Sputnik gibi sözde basın organlarının fişi bir an evvel çekilmelidir. Yetmeyip bu hususta Rusya’ya da resmi kanallardan nota verilmelidir. Bu haklı tepki gür sesle bütün dünyaya duyurulmalıdır. Dünyaya örnek olmalıdır. Ruslar ya da diğer taraflar, Türkiye’de doğru düzgün basın ve medya faaliyeti yapacaklarsa yapsınlar, yoksa yıkılıp gitsinler.

Rusya’da bir milyondan fazla AIDS’li var. Sayı her sene hızla artıyor. AIDS’liler, ömürlerinin son demlerinde akıl kırılmasına sebep olacak kadar dayanılmaz acılar çeke çeke ölüyorlar. Kadının ise hiç değeri yok. Aile kurumu denilen şey yok olmak üzere. Sevgi yok, saygı yok, aile ve akrabalık bağları yok. Rusya’da kadınlar, vahşileşmiş şartlar içinde, insanca yaşayabilmek, eziyet görmemek, göz yaşlarına boğulmamak için erkekleşmek, erkekçe bir tavır ve mücadele sergilemek zorunda kalıyorlar. Rusya’nın ya da başka ülkelerin, her manada dibe vurmasına sebep olmuş ahlaksızlıklar, namussuzluklar, Türkiye’de basın ve medya faaliyeti kisvesi altında normalleştirilemez. Basın ve medya gücü, Türk milletini ayakta tutan dini ve kültürel değerlerini yok etmenin bir aracı haline getirilemez. Türkiye, bu sinsiliklere ve saldırılara daha fazla tepkisiz kalmaz, kalmayacak.

Mehmet Fahri Sertkaya

Daha ne bekleniyor, kim bekleniyor, hukukun gereği neden yapılmıyor

Söz konusu kedilerin tamamının zehirlendiğine ve farklı sebeplerle ölmediklerine emin misiniz?

Hala Türkiye’nin dört bir yanında, en çok da gizli yahudi, gizli ermeni, mason ve satanist nüfusunun çok olduğu illerimizde, büyücülük maksadıyla zavallı hayvanlar feci şekilde katlediliyorlar.

Son zamanlarda, metafizik sahada çatışmalar arttıkça, bu gibi acı hadiselerin de arttığı ve basına/medyaya yansımasının önlenemediği açıkça görülüyor. Daha önce bu hususta resmi yetkilileri ikaz eden ve vazifelerini, hukukun gereğini yapmaya davet eden yayınlar yapmıştım.

Ne bekleniyor? Kim bekleniyor? Kimden icazet bekleniyor? Nerede bu ülkenin istihbarat teşkilatları, kime çalışıyor bunlar? Neden soruşturmalar neticeye ulaşmıyor? Neden çeşitli isimler altında aslında büyücülük yapan on binle kişinin önünü kesecek ve hayvanların da insanların da “oh” demesine sebep olacak kanunlar mecliste hazırlanmıyor ve ağır cezalar verilmiyor?

Lafa geldi mi insanlığı, merhameti, çağdaşlığı, vatanseverliği, milliyetçiliği, insan ve hayvan haklarını, ayrıca kadın haklarını ve bilmem neleri savunmayı kimseye bırakmayan ama omurgasız sürüngenler misali çift kimlikli yaşayan şeytanlaşmış gizli yahudilere ve gizli ermenilere ve satanistlerle masonlara, ne zaman müdahale edilecek? Masonluğun aslında satanist, büyücü, bölücü, kara paracı ve dünyanın başına bela bir teşkilat olduğu ne zaman resmi makamlarca kabul edilecek ve gereği yapılacak?

“FETÖ de FETÖ” denilip duruldu ama gerçek FETÖ’cüler de söz konusu gizli yahudiler, ermeniler, masonlar, satanistler olduğu halde, kaçına dokunuldu?

Bu Türkiye’de Türkün sadece adı mı kaldı? Örtülü bir işgal mi var, devlet kimlerin ellerine kaldı, bu gidiş nereye?

Mehmet Fahri Sertkaya

Kitapsızlık

Şu yayına ne denebilir “Vatana ihanet, Türk ve İslam düşmanlarına hizmet, karaktersizlik ve alçaklık, ekmek yediği kaba pislemek” demekten başka…

Şu ısmarlama röportajı yapan kişi, gizli Ermeni Nazlı Yüzbaşıoğlu… Fransa’nın Ankara Büyükelçisi Magro da ise, yok yok. Türkiye’de çok kan dökmüş ve dökmeye devam eden, çok sayıda askerimizi ve polisimizi, ayrıca sivil vatandaşlarımızı katleden terör örgütleriyle iç içe… Çok sayıda mafya ile de paslaşıyor. Suriye’de dökülen kanlarda bile çok parmağı var. Organ işine kadar türlü kara para işlerinin içinde. Normal şartlarda Türkiye’nin şu Magro’yu sınır dışı etmesi değil, ibret-i alem olacak şekilde Taksim meydanında sallandırması ve leşini de 15 gün boyunca oradan almaması gerekir.

Birileri galiba Türkiye’yi hala eski Türkiye zan ediyor. Birileri çok büyük krizler istiyorsa, hay hay… En büyüklerine biz hazırız. Kanımıza iliğimize kadar sömürülmek, asimile edilmek, haksızlıklara ve zorbalıklara maruz bırakılmak, kendi şanlı tarihimize bile düşman olarak eğitilmek, dilimizi bile doğru düzgün konuşamaz halde yaşatılmak, her türlü imkanla ve sürekli olarak ahlaksızlıklara sevk edilerek yaşatılmak ve sonra yine de suçlu çıkmak… Devlet eliyle çökertilmek, dışarıdan müdahalelerle kurtuluş diye çöküşe sürüklenmek, sonra da bu şeytanlıkları yapanların karşısında ikinci sınıf, üçüncü sınıf millet gözükmek… Artık yetti. İnceldiği yerden kopsun.

Çıksın o gürültü ve somut delilleriyle görsün bütün dünya, kim medeni, kim barbar. Kim zalim ve kim haklı…

Kim gazeteci, kim hain…
Kim gerçek Türk, kim gerçek müslüman ve kim hain…

O insanlık düşmanı, o satanist, o kara paracı, o şehit katili, o el kadar çocukların katili Magro’yu hangi güç ne kadar süre vatanımızda tutabilecek, tutsun görelim.

Mehmet Fahri Sertkaya

Buradaydık, buradayız

Dünyaya gücümüzü bir kez daha gösterdik. Dünya siyasetinde bir anda nelere sebep olabildiğimizi bütün dünyaya hatta başka dünyalardan olan taraflara gösterdik. Kendilerini dev aynasında gören bilmem kaç tane devletçiği sert kayaya çarptırdık.

Yedi bin sene önce biz burada, şu günümüzde Anadolu denilen diyardaydık. Oğuz Kağan diye de bilinen hz. Zülkarneyn’in başbuğluğunda bütün dünyaya hakim tek bir devletimiz vardı. İstanbul’u ve bu gün Anadolu denilen bu toprakları dünyanın merkezi yapmıştık. İstanbul boğazını suni tekniklerle açarken, yine bizim toprağımız olan yerde Cebel-i Tarık boğazını da açmıştık. Çin’e haddini bildirmiş, dünya sahnesinden silmiştik. Üç, beş, yedi bin sene önce Türk kültürüyle yapılmış şeyleri/bulguları, arkeoloji kazılarında hala bu diyarlarda buluyoruz. Biz o zamanlarda buraları merkez yaparak dünyayı adaletle, hoşgörüyle, din/vicdan/ibadet hürriyetiyle, ahlakla, namusla, barışla, mutlulukla idare ediyorduk. Kimsenin kimseye zulüm etmesine, haksız yere kan dökmesine, ahlakı bozmasına, fitne çıkartmasına, sömürmesine izin vermiyorduk.

Biz, böyle ataların torunlarıyız. Sizlere bunca laf anlattım, bazen tekrarlar yaptım ve tekrarlar yaparken daha açık şekilde de izahlar yaptım. Nesi anlaşılmadı?

Avrupa taraflarından esen ahlaksızlık, namussuzluk, nikahsızlık, ibnelik, cinsiyetsizlik, transeksüellik, adaletsizlik, sömürgecilik, teröristlik ve benzeri rüzgarlar artık sert kayaya çarpacak. Ya bunu kabul edecek ve baştan akıllıca davranacaksınız ya da bunu hala yapmayı deneyerek hışmımıza uğrayacaksınız. Kendi pisliğinizi daha fazla bize bulaştırmayın. Biz yeniden özümüze döneceğiz ve Türk gibi ahlaklı, adaletli, mert, namuslu, dindar, saygılı yaşayacağız. Bizim işlerimize daha fazla elinizi ve dilinizi karıştırmayın. Aramıza sızdırdığınız, Türk görünerek yaşayan gizli Ermenileri, gizli Rumları, gizli Yahudileri daha fazla kaşımayın. Biz bir kükrersek onları pençelerimizle ve dişlerimizle parçalayarak durmayız, onları oynatan sizlere de aynını yaparız.

Biz buralara sonradan gelmedik. Hiç bir ırkın ve dinin mensubunu da asimile etmedik. Kimliğini ve dinini gizleyerek yaşamaya mecbur etmedik. Bunu da sizler yaptınız. Kendi vatanımızda, asıl ata diyarımızda, bu gün Türkiye/Anadolu denilen bu topraklarda bizi biz olmaktan çıkartmak için iki asırdır denemediğiniz şeytanlık kalmadı. Yalanlarınız, iftiralarınız, zulümleriniz ve sinsi planlarınız buraya kadardı.

Biz “Ya devlet başa ya kuzgun leşe” demişiz. Devleti/vatanı müdafaa etmeyi canımızdan öte bilmişiz. Her kim ne karar alacaksa, bunu bilip böyle alsın.

Mehmet Fahri Sertkaya

Solcu FETÖ’cüler de toplanmalıdır

Türkiye’de terör yanlısı sol kesimlerin çoğunun içi FETÖ’cü dolu. Gerçekte gizli Ermeni ve gizli Yahudi bir ihanet teşekkülü olan FETÖ, en baştan beri solcu terör odaklarıyla, onların içindeki terörist gizli Ermenilerle iç içe büyüdü ve devlete sızdı.

Bu güne kadar FETÖ operasyonları dar kapsamda yapıldı. Artık FETÖ operasyonları sol çevrelerdeki işbirlikçilere, teröristlere, hainlere kadar uzanmalıdır.

Mehmet Fahri Sertkaya

Soruşturma başlatılmalıdır

Pek çok doğru, haklı, hukuka uygun ve faydalı sözün ve tavrın arasına sürekli olarak terör seviciliği, terör destekçiliği eklemek nedir? Gazetecilik midir? Aydın duruş mudur? Vatanseverlik midir? İnsanlık mıdır? Yoksa suç ortaklığı mıdır?

Gizli Ermeni, gizli Hristiyan ve Türk düşmanı hain çetelerin, basında ve medyada bir maşa olarak kullandıkları Levent Gültekin’e, Türk yargısı artık “dur” demelidir. Türkiye bir hukuk devleti ise, bu müdahale acil ve zaruridir.

Terör kapsamında demir parmaklıkların arkasına konulmuş kişileri, gerçek ve adil bir yargılamaya muhatap olsalar bağlantıları bilmem kaç batılı ülkenin terör odaklarına kadar çıkan kişileri, basın/medya yoluyla müdafaa etmek ve onlara “esir edilmişlerdir” bile diyebilmek ve sözünün devamında “Türkiye’yi kamplaştırmalıyız” diyebilmek ne demektir, buna yargı acilen karar vermelidir. Bu kişinin ve böyle kişilerin kimlerden talimatlar aldıkları ve hangi hain ve terörist çevrelerin sözcülüklerini yaptıkları artık yetkili adli makamların meselesi olmalıdır.

Yargıya müdahale etmek kastıyla yazmıyorum ama şahsi kanaatim odur ki Osman Kavala ve Selahattin Demirtaş gibi teröristleri basında ve medyada müdafaa etmeye kalkan herkes hakkında soruşturmalar açılmalıdır. Akl-ı selime ve temiz vicdana göre, bu sözde basın ve medya görevlilerinin yerleri, Osman’ın ve Selahattin’in yanıdır.

Mehmet Fahri Sertkaya