Şu yayına ne denebilir “Vatana ihanet, Türk ve İslam düşmanlarına hizmet, karaktersizlik ve alçaklık, ekmek yediği kaba pislemek” demekten başka…
Şu ısmarlama röportajı yapan kişi, gizli Ermeni Nazlı Yüzbaşıoğlu… Fransa’nın Ankara Büyükelçisi Magro da ise, yok yok. Türkiye’de çok kan dökmüş ve dökmeye devam eden, çok sayıda askerimizi ve polisimizi, ayrıca sivil vatandaşlarımızı katleden terör örgütleriyle iç içe… Çok sayıda mafya ile de paslaşıyor. Suriye’de dökülen kanlarda bile çok parmağı var. Organ işine kadar türlü kara para işlerinin içinde. Normal şartlarda Türkiye’nin şu Magro’yu sınır dışı etmesi değil, ibret-i alem olacak şekilde Taksim meydanında sallandırması ve leşini de 15 gün boyunca oradan almaması gerekir.
Birileri galiba Türkiye’yi hala eski Türkiye zan ediyor. Birileri çok büyük krizler istiyorsa, hay hay… En büyüklerine biz hazırız. Kanımıza iliğimize kadar sömürülmek, asimile edilmek, haksızlıklara ve zorbalıklara maruz bırakılmak, kendi şanlı tarihimize bile düşman olarak eğitilmek, dilimizi bile doğru düzgün konuşamaz halde yaşatılmak, her türlü imkanla ve sürekli olarak ahlaksızlıklara sevk edilerek yaşatılmak ve sonra yine de suçlu çıkmak… Devlet eliyle çökertilmek, dışarıdan müdahalelerle kurtuluş diye çöküşe sürüklenmek, sonra da bu şeytanlıkları yapanların karşısında ikinci sınıf, üçüncü sınıf millet gözükmek… Artık yetti. İnceldiği yerden kopsun.
Çıksın o gürültü ve somut delilleriyle görsün bütün dünya, kim medeni, kim barbar. Kim zalim ve kim haklı…
Kim gazeteci, kim hain…
Kim gerçek Türk, kim gerçek müslüman ve kim hain…
O insanlık düşmanı, o satanist, o kara paracı, o şehit katili, o el kadar çocukların katili Magro’yu hangi güç ne kadar süre vatanımızda tutabilecek, tutsun görelim.
Mehmet Fahri Sertkaya

