Etiket arşivi: 10 Büyükelçi Krizi

10 büyükelçi hadisesi, Ekim 2021’de Türkiye’de tutuklu bulunan sözde iş insanı Osman Kavala’nın serbest bırakılması için ortak çağrı yapan 10 ülkenin Ankara büyükelçisinin Türk Dışişleri Bakanlığına çağrılması ve ardından yaşanan diplomatik krizdir.

Ortak Açıklama: 18 Ekim 2021 tarihinde 10 büyükelçilik ortak bir metin yayımlayarak davanın geciktirilmesinin hukukun üstünlüğü ilkelerini gölgelediğini belirtti. AİHM kararları doğrultusunda Osman Kavala’nın serbest bırakılmasını talep etti.Dışişleri’ne Çağrı: Tepki olarak ABD, Almanya, Danimarka, Finlandiya, Fransa, Hollanda, İsveç, Kanada, Norveç ve Yeni Zelanda büyükelçileri Dışişleri Bakanlığına çağrıldı. Açıklama “kabul edilemez” bulunarak kınandı.İstenmeyen Adam (Persona non grata) Talimatı: Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 23 Ekim 2021’de bu 10 büyükelçinin “istenmeyen adam” ilan edilmesi için Dışişleri Bakanlığına talimat verdiğini açıkladı.

Geri Adım / Açıklama: Büyükelçilikler, 25 Ekim 2021’de Viyana Sözleşmesi’nin diplomatik misyonların ev sahibi ülkenin iç işlerine karışmamasını düzenleyen 41. maddesine riayet ettiklerini belirten yeni açıklamalar paylaştılar.Krizin Tatlıya Bağlanması: Cumhurbaşkanı Erdoğan, aynı gün yapılan Kabine toplantısı sonrasında büyükelçiliklerin yayımladığı bu yeni açıklamayla geri adım attıklarını ve krizin aşıldığını bildirdi. İstenmeyen adam ilan etme süreci durduruldu.

Kitapsızlık

Şu yayına ne denebilir “Vatana ihanet, Türk ve İslam düşmanlarına hizmet, karaktersizlik ve alçaklık, ekmek yediği kaba pislemek” demekten başka…

Şu ısmarlama röportajı yapan kişi, gizli Ermeni Nazlı Yüzbaşıoğlu… Fransa’nın Ankara Büyükelçisi Magro da ise, yok yok. Türkiye’de çok kan dökmüş ve dökmeye devam eden, çok sayıda askerimizi ve polisimizi, ayrıca sivil vatandaşlarımızı katleden terör örgütleriyle iç içe… Çok sayıda mafya ile de paslaşıyor. Suriye’de dökülen kanlarda bile çok parmağı var. Organ işine kadar türlü kara para işlerinin içinde. Normal şartlarda Türkiye’nin şu Magro’yu sınır dışı etmesi değil, ibret-i alem olacak şekilde Taksim meydanında sallandırması ve leşini de 15 gün boyunca oradan almaması gerekir.

Birileri galiba Türkiye’yi hala eski Türkiye zan ediyor. Birileri çok büyük krizler istiyorsa, hay hay… En büyüklerine biz hazırız. Kanımıza iliğimize kadar sömürülmek, asimile edilmek, haksızlıklara ve zorbalıklara maruz bırakılmak, kendi şanlı tarihimize bile düşman olarak eğitilmek, dilimizi bile doğru düzgün konuşamaz halde yaşatılmak, her türlü imkanla ve sürekli olarak ahlaksızlıklara sevk edilerek yaşatılmak ve sonra yine de suçlu çıkmak… Devlet eliyle çökertilmek, dışarıdan müdahalelerle kurtuluş diye çöküşe sürüklenmek, sonra da bu şeytanlıkları yapanların karşısında ikinci sınıf, üçüncü sınıf millet gözükmek… Artık yetti. İnceldiği yerden kopsun.

Çıksın o gürültü ve somut delilleriyle görsün bütün dünya, kim medeni, kim barbar. Kim zalim ve kim haklı…

Kim gazeteci, kim hain…
Kim gerçek Türk, kim gerçek müslüman ve kim hain…

O insanlık düşmanı, o satanist, o kara paracı, o şehit katili, o el kadar çocukların katili Magro’yu hangi güç ne kadar süre vatanımızda tutabilecek, tutsun görelim.

Mehmet Fahri Sertkaya

Hayır, kapanmadı

Benim Tayyip’le bir münasebetim yoktu, yok. Onunla irtibatım, anlaşmam, sözleşmem yok. Ben, baştan net şekilde ifade ettiğim gibi, memleket meselesi gördüğüm bir anda, iktiza eden müdahaleyi yaptım ve yapıyorum.

Onun ne söylediğinin, nasıl değerlendirdiğinin ve dik durup duramadığının benim için baştan beri bir ehemmiyeti yoktu, yok. Dikkat edilsin ki bu süreç boyunca adını bile anmadım. Tayyip’in etrafını çevirmiş olan ve yeşillere çalışan biyonik robotların, yine yeşillere çalışan biyonik robotlarla yönetilen Almanya, Fransa, ABD ve benzeri ülkelerle perde arkasından iş çevirmeleri, çok kritik anlarda hiç olmayacak resmi açıklamalar yaptırabilmeleri, Türkiye’nin milli ve haklı duruşunu bozamaz. Sözleriyle, metafizik kabiliyetleriyle, zihin kontrolü sağlayan cihazlarıyla biyonik robotların Tayyip’i kontrol altına alması, yönlendirmesi ve mevcut krizi Türk/İslam düşmanı tarafların lehine çevirmeye çalışması bence beyhude bir mücadele… Bu kısımlar şu andaki meselem değil. Burası daha çok Tayyip’in meselesi ve ben o Tayyip’e çok uzun süre önce kabinesini ve çevresindeki sözde danışmanlarını değiştirmesini söylemiştim ama o bana atarlanmayı tercih etmişti. Şimdi çeksin çilesini… Bunlar daha iyi günleri…

Ben “istenmeyen adam” krizinde söylenmesi gereken son sözleri söyledim. Tek ve son bir fırsat verdim ve sahayı/gelişmeleri takip ediyorum. Benim için ve benimle birlikte hareket eden bütün güç unsurları için kapanıp bitmiş bir mesele yok. Bu yaşanan son derece hukuk dışı, rahatsız edici, tahammül edilemez ve görmezden gelinemez bir şeydi. Bunun bu kadar kolayca kapanması asla mümkün değildir ve bu krizin sinsice lehe çevrilmeye çalışılması da hiç tahammül edilebilir şey değildir.

Mehmet Fahri Sertkaya

Hukukun gereğidir

On büyükelçinin sınır dışı edilmesi yönündeki iradeyi/kararı, abartılı ve hukuk dışı bulmuyorum.

Osman Kavala ve Selahattin Demirtaş gibi teröristlikleri ve hainlikleri somut şekilde gözler önünde olan kişileri serbest bıraktırabilmek, bu yolla Türkiye’nin, Türk milletinin acılarını artırmak, sorunlarının devam etmesini sağlamak için, bağımsız Türk yargısına müdahale etmek hiç kimsenin haddi değildir. Elçiye zeval olmaz ama bu kadarı elçilik değildir. Bu kadarı, elçi görünerek ihanetin, terörün, Türk düşmanlığının yanında açıkça saf tutmak ve suça ortak olmaktır. Onlarca senedir çare bulunamamış olan terör belasının arkasında şu elçilerin ülkelerinin bulunduğunu cümle alem bilmektedir.

Türkiye hür, güçlü ve köklü bir devlettir. Türkiye, kendi sınırları içerisinde elçilik vazifesi yapması gerekirken suç ortaklığı yapmaya kalkan ve bunu da organize şekilde yapmaya teşebbüs eden sözde elçilere, sözde hak arayışçılarına karşı tepkisiz kalamaz, kalmamalıdır. Hiçbir hür ülke, böyle bir durumda tepkisiz kalamaz. Bu, hukukun gereğidir. Bu sözde elçiler, hak ettikleri muameleyi görmelidir. Bunları maşa edenler de Türk’ün gücünü görmelidir. Bu elçiler hiç zaman kaybedilmeden sınır dışı edilmelidir.

Bu elçilerin ülkeleri, dünyanın önünde Türkiye’den, Türk milletinden resmen özür dilemeliler. Türkiye’deki terör ve ihanet odaklarıyla bütün bağlarını kesmeliler. Sözde hukukun üstün olduğu rejimlerle yönetilen terör dostu bu ülkelerin, Türkiye’de halk arasında kutuplaşma ve nümayiş çıkartmak istediklerini de bütün istihbarat kaynakları biliyor. Türkiye’nin iç dinamikleri, Türkiye’nin varlığına ve birliğine tehdit oluşturacak hiçbir gelişmeye asla izin vermeyecekler.

Mehmet Fahri Sertkaya