Hayır, kapanmadı

Benim Tayyip’le bir münasebetim yoktu, yok. Onunla irtibatım, anlaşmam, sözleşmem yok. Ben, baştan net şekilde ifade ettiğim gibi, memleket meselesi gördüğüm bir anda, iktiza eden müdahaleyi yaptım ve yapıyorum.

Onun ne söylediğinin, nasıl değerlendirdiğinin ve dik durup duramadığının benim için baştan beri bir ehemmiyeti yoktu, yok. Dikkat edilsin ki bu süreç boyunca adını bile anmadım. Tayyip’in etrafını çevirmiş olan ve yeşillere çalışan biyonik robotların, yine yeşillere çalışan biyonik robotlarla yönetilen Almanya, Fransa, ABD ve benzeri ülkelerle perde arkasından iş çevirmeleri, çok kritik anlarda hiç olmayacak resmi açıklamalar yaptırabilmeleri, Türkiye’nin milli ve haklı duruşunu bozamaz. Sözleriyle, metafizik kabiliyetleriyle, zihin kontrolü sağlayan cihazlarıyla biyonik robotların Tayyip’i kontrol altına alması, yönlendirmesi ve mevcut krizi Türk/İslam düşmanı tarafların lehine çevirmeye çalışması bence beyhude bir mücadele… Bu kısımlar şu andaki meselem değil. Burası daha çok Tayyip’in meselesi ve ben o Tayyip’e çok uzun süre önce kabinesini ve çevresindeki sözde danışmanlarını değiştirmesini söylemiştim ama o bana atarlanmayı tercih etmişti. Şimdi çeksin çilesini… Bunlar daha iyi günleri…

Ben “istenmeyen adam” krizinde söylenmesi gereken son sözleri söyledim. Tek ve son bir fırsat verdim ve sahayı/gelişmeleri takip ediyorum. Benim için ve benimle birlikte hareket eden bütün güç unsurları için kapanıp bitmiş bir mesele yok. Bu yaşanan son derece hukuk dışı, rahatsız edici, tahammül edilemez ve görmezden gelinemez bir şeydi. Bunun bu kadar kolayca kapanması asla mümkün değildir ve bu krizin sinsice lehe çevrilmeye çalışılması da hiç tahammül edilebilir şey değildir.

Mehmet Fahri Sertkaya

Bir Cevap Yazın