Kategori arşivi: Süleymanlılar Cemaati

Evradı şerifler izinsiz okunabilir

(Bu yayın, Mehmet Fahri Sertkaya’nın sosyal medya uygulamasında bir takipçisi ile yazışmasının tek taraflı olarak yayınlanmış halidir)

Akademi Dergisi takipçisi: Selamün aleyküm abi kandiliniz mübarek olsun bize yurtlarda evradı şeriflerin izinle okunabildiği aksi halde faydasının değil zararının olacağı söylenirdi bunları kendimiz okuyabilir miyiz? Birde rabıtadan sonraki zikirde tarif edildiği adete bağlı kalmamız gerekir mi yoksa arttırabilir miyiz

Mehmet Fahri Sertkaya: = v.a.s. Amin. senin de kandilin mübarek olsun. Okuyabilirsin ve dinleyebilirsin. Dinlerken namaz abdestinin olması da şart değil. Necaset bulaşmadan temiz bir iş yapıyorsan, bir kulaklık takarak iş sırasında da dinleyebilir ve beyninden sinyaller yayabilirsin.

Zikirde sayıyı artırman gerektiği sana salih rüyalarla malum edilir.

Akademi Dergisi takipçisi: – Sağolun abi Allah razı olsun

Mehmet Fahri Sertkaya: Okurken de ayet-i kerimelere elinle temas etmeden, kenardan tutarak okuyorsan, namaz abdesti olmadan okuyabilirsin. Hanım kardeşlerimiz de müsait değil hallerinde dinleyebilirler.

Evrad-ı Bahaiyye’yi ya da Evrad-ı Fethiyye’yi ilk defa okuyanlar ya da dinleyenler… Aşırı seviyede zorlanabilirler, darlanabilirler, iç sıkıntıları yaşayabilirler. Hemen kapatmak, durmak isteyebilirler.

Çünkü bu virdler, okuyan ya da dinleyen kişilerdeki cinleri hemen yakmaya, darbelemeye başlarlar. Cinler de o acıyla gayrete gelirler ve kişiye zihin kontrolü yaparak, enerji/sinyal göndererek onu içten içten aşırı seviyede daraltırlar.

Kişi buna tahammül edebilirse, ilerleyen saatlerde ya da cinlerin gücüne göre, en geç ilerleyen günlerde kesinlikle büyük bir rahatlama yaşar. Bu süreçte kişiye tesir eden her türlü büyü de çözülür.

Okuyan ya da dinleyen kişi, niyetini geniş tutarsa, kendisi haricinde başka kişilerin de rahatlamasını ya da saldırgan tarafların çarpılmasını, cezasını bulmasını niyetine alırsa, bu da mümkün olur.

Yine kişi bu virdleri bir de tevbe ve istiğfar niyetiyle okur ve dinlerse… Bu usule devam ettikçe günahlarının affına sebep olur. Bu da maddi ve manevi sıkıntıların üzerinden kalmasına sebep olur. Bir yandan da manevi/metafizik enerjisi hızla düzelir. Cinlere, büyülere, metafizikçilerin saldırılarına karşı manevi bünyesi çelik gibi sağlam olur.

Bu usule devam edenler, geçim sıkıntılarına da sağlık sorunlarına da insanlardan gördüğü eziyetlere, haksızlıklara da hep kolayca çare bulur. Allah onun sıkıntılardan çıkması için sebepler yaratır. Çünkü hadis-i şerifte de buyrulduğu gibi, hastalıklar, sıkıntılar hep günahlara keffaret olması içindir. Dünyada sıkıntısının çekilmesi ve ahirete kalmaması için bir rahmettir. Aksi halde ahirette azap çok çok daha elimdir.

Akademi Dergisi takipçisi: – Sa ,
Evradi şerife izinsiz okunabiliyorsa akla ilk gelen şey bu zamana kadar pis işlerini rahat yapmak ve carpilmamak için mi hep bu şekilde kisitladilar. Hatta musa dogruer demişti ki bize bir sohbette evradi şerife okuyabilmek için kalp ruh ve sirra rabita yapmak gerekiyor.

Mehmet Fahri Sertkaya: v.a.s.

Evet, tamamen öyle…

Musa Doğruer de kripto bir münafık pisliğin tekiydi.

Mehmet Fahri Sertkaya | Akademi Dergisi

Çok dikkatli olmalıyız

(Bu yayın, Mehmet Fahri Sertkaya’nın sosyal medya uygulamasında bir takipçisi ile yazışmasının tek taraflı olarak yayınlanmış halidir)

Akademi Dergisi takipçisi: – Hocam vaktiniz varsa size bu kitabı sormak istiyorum içindeki bilgiler delilsiz,kısa ve kaçamak, ucu soruya açık tam cevap değil gibi.Bu konular çok sorulan şeyler, bu kitapta yazanlara itibar edelim mi?

Yada bu konular ile alakalı tavsiye edebileceğiniz başka kitap var mı?

Mehmet Fahri Sertkaya: – Kitaba denk gelmedim. Hakkında malumatım yok ama şunu kesinlik seviyesinde söyleyebilirim. Cemaatimizin yayıncılık faaliyetlerini de gerçek müslümanlara bırakmamışlar, bırakmıyorlar. Fazilet neşriyattan neşredilenler de dahil olmak üzere, cemaatimizin bütün yayınlarına karşı çok dikkatli olmak lazım. O dergiler de hep art niyetli. Ayrıca liyakatsiz, gayretsiz, ciddiyetsiz kişiler üzerinden hazırlanarak neşrediliyorlar.

Eski takipçilerim biliyorlar. O Çamlıca’yı ayara sokmak için nasıl mücadeleler verdim ve nasıl da münafıkça, küstahça direndiler. Karşımda adeta birbirlerine kenetlendiler. Alihan Kuriş de ayrıca münafıklığını sergiledi. Buna rağmen bile çok sayıda kriptonun, münafığın, hainin kitaplarını satıştan kaldırmak zorunda kaldılar. Hepsinin yayınları O süreçte yaptığım yayınların hepsi Akademi Dergisi geçmişinde bulunabiliyor.

Mehmet Fahri Sertkaya | Akademi Dergisi

Bazı meselelere izahlar…

(Bu yayın, Mehmet Fahri Sertkaya’nın sosyal medya uygulamasında bir takipçisi ile yazışmasının tek taraflı olarak yayınlanmış halidir)

Akademi Dergisi takipçisi: – Selâm aleyküm. Abi talebeliğe ilk başladığım 1997 senesinden beri aklımda bi soru işareti gezip duruyor. Ben cevap bulamadım. Şöyle ki kursa ilk başladığımda dini eğitimde zaten belli bir noktada idim. Dolayısıyla girdiğimden itibaren hep namaz kıldıran ve etrafa dini merasimlere giden bir talebe idim. Birgün talebey namaz kıldırırken 1 ve 2. Rekatlerde duha süresini ve lehep suresini okudum. Hoca çok kızdı bana. Ben de şok oldum. Ben neden diye sorunca “ozaman ki baştakinin” “kesinlikle namazlarda okunmasını yasakladığı iki sureyi sen aynı namazda peşpeşe okudun” dedi. Bir de hatırlarsınız bizim talebelik döneminde vitir namazında: inşirah , lehep, ve ihlas okumamız söylenmişti. Sonradan lehep suresi yerine başka birşey okuyun dendi. Bunların aslı astarı nedir hocam? Bize yanlış anlatılan illaki birşeyler var bugüne kadar. Bu konuya da bi zaman bulup temas ederseniz sevinirim.

Mehmet Fahri Sertkaya: V.a.s. Dar vakitte şu özet malumatı vereyim. “Namazlarda şu sure, bu sure, falan ayet-i kerime okunmaz” diyen kişi ve bu gibi yasaklamalar yapan kişi İslam dininden çıkar. Hiçbir gerçek İslam alimi böyle ayarsız ve sonu uçurum olan bir fetva vermedi, vermez. Bahsettiğin İslam/ilim dışı yasaklara ve yorumlara, talebelik zamanımda ben de denk geldim. Kriptolardan hoca ve idareci yapılanlar, tabiri caize boş tenekeler. Nadiren dolu dolu bir şeyler bilenleri çıkıyor. Kemal Kacar da gerçek üstazımızın damadı değildi. Gösterilmek istendiği gibi yüksek ilim ve maneviyat sahibi bir kişi de değildi. Kemal Kacar, kara paracı Sabetaycı bir gizli Yahudiydi, Müslüman değildi. O, başka art niyetlerle bir yasaklama getirmeye çalışmıştır. Kendilerine zarar verdiğini düşünmüştür. Bazı virdlerin ve hatta salavatların müsaade ile okutulmasında bile art niyet var. Çarpılmak istemiyorlar.

Mehmet Fahri Sertkaya: Şu geçmişteki yazışmayı paylaşmakta fayda var.

Rüyalarda nasıl ki kişi başkasını temsilen kendini görebiliyor… Başkasını temsilen üçüncü bir şahsı görebiliyor… Nasıl ki daha böyle değişik değişik haller var, işte onların benzerleri metafizik görüş kısmında da var.

Kişiye metafizik görüş kısmında da bazı kişiler temsili olarak gösteriliyorlar. Ve ben bunu birkaç sene önce bilmiyordum. Ben Fatih’in sahte Fatih olduğunu da birkaç sene önce bilmiyordum.

Ve ben on seneden fazla süredir, hangi hususta yanıldığımı anlamışsam, ne kadar büyük sarsılsam da anında o yanılgıdan döndüm, dönüyorum. “Yanıldım, hata ettim” demekten de hiç çekinmedim.

Şu anda bile çok yüksek sayıda müslüman kişi tarihteki sahte kahramanları, salih rüyalarında görüyorlar. İyi kişiler olarak görüyorlar. Çünkü onları öyle bilip kabullenmişler. O rüyaları tabir ediyorlar, isabetli de çıkıyorlar. Salih rüyalarda bile böyle bir rahmet var, hikmet var. Bir anda herkese öyle sahte kahramanların ve sahte alimlerin gerçek yüzleri gösterilse, hem herkes peş peşe, peş peşe sarsılır, çok kötü haller yaşar. Çok büyük manevi tehlikelere düşer. Neye uğradığını şaşırır. Hem de şu imtihan dünyasında, herkes uğraşmadan, mücadele etmeden, çile çekmeden sahtekarları, münafıkları, casusları bilmiş olur ki bu, imtihana aykırı.

Böyle türlü yanları ve hikmetleri olduğu için, salih ve saliha kişilere bile her şey öyle hemen gösterilmiyor. Gayret lazım, dikkat lazım, araştırmak lazım, soruşturmak lazım, tefekkür lazım, çilesini ve sarsıntısını yaşamak lazım ki bütün bunların karşılıkları var, dünyada ve ahirette… Bunun için, imtihanlar için şu çöplük gibi dünyadayız.

Bütün bunların yanında, bir de şu yönü var. Gerçek yüzünü çoktandır bildiğim ama yazmadığım çok kişiler de var. Çok hadiseler de var. Bunlar konu olsa, ille de bir şeyler söylemek zorundaysam, toplum nasıl biliyorsa, ben de onu söylüyorum. Vakti gelene kadar böyle yapıyorum.

Çünkü birden sarsıcı gerçekleri söylersem, konunun muhatapları fazlasıyla sarsılarak nefsi, öfkeli tavırlar sergileyebilirler ve manevi tehlikelere düşebilirler. Çoğunlukla da düşüyorlar. İnsanların ezberlerini bozmak, bunca yalanların ve oyunların arasında sarsıcı gerçekleri anlatmak ve hakim kılmak, öyle kolay değil.

On seneden fazla süredir evvela Türkiye’de, devamında dünya genelinde, binlerce mühim meselede zaten ezberleri bozdum. Bu, imkansızdı. Lakin sebeplere uymak, gerektiğinde ilm-i siyasete riayet etmek de şart.

Şimdi isteyen istediğini düşünsün.

Mehmet Fahri Sertkaya | Akademi Dergisi

Gitmemeleri gerekir

(Bu yayın, Mehmet Fahri Sertkaya’nın sosyal medya uygulamasında bir takipçisi ile yazışmasının tek taraflı olarak yayınlanmış halidir)

Akademi Dergisi takipçisi: – Selamün aleyküm Hocam,size birşey sormak istiyorum.Bizim burdaki Hoca Hanimlar Ümre üzerine cok duruyorlar,Peygamber efendimiz 3 Ümre sonra Ümre ile beraber Hac vazifesini yapmiş.Önce Hac vazifenimi yapman gerekiyor yoksa Ümremi?Hac farz ibadet 4 defa ümreye git sonra Hac vazifeni yapamazsan ne olacak?Onlarda diyorki yok Peygamber efendimiz 4 defa Ümreye gitmiş bizde öyle yapmamiz gerekiyormuş.Bilgilendirirseniz memnun olurum.

Mehmet Fahri Sertkaya: V.a.s.
Onların hepsi kriptolar… Kara paraları çok azaldı ve artık eskisi gibi değiller, kendilerini belli etmek pahasına hamleler yapıyorlar.

Öyle hoca efendi ve hoca hanım diye bildiğiniz kişiler arasında Adnan Oktar organize suç, terör ihanet örgütünün mensubu olan kara paracı gizli Yahudiler ve Ermeniler bile var. Dinlemeyin onları. En tepe noktasına kadar ele geçirilmiş olan cemaatimizin bütün faaliyetlerinden ayrılın, uzaklaşın ve sistemi besleyenlerden değil de kilitleyenlerden olun. Kara paraları, vurgunları kesilince onlar orada iki gün bile durmazlar. O çileyi çekmezler.

Ayrıca Kabe’de de vaziyet hiç iyi değil. Şu zamanda hanım kardeşlerimizin Umreye değil, hac yapmaya bile gitmemeleri gerekiyor.

Mehmet Fahri Sertkaya | Akademi Dergisi

“Peygamber efendimiz bir canavarla harp halindeydi”|Rüya Tabirleri

(Bu yayın, Mehmet Fahri Sertkaya’nın sosyal medya uygulamasında bir takipçisi ile yazışmasının tek taraflı olarak yayınlanmış halidir)

Akademi Dergisi takipçisi: Selemün Aleyküm efendim yazmakta tereddüt ettim biraz ama önceden gördüğüm bu rüyamda hizmetlerle alakalı olabilir diye düşünüyorum

Efendim önceden 1 2 yıl önce rüyamda peygamber efendimizi görmüştüm bir canavar ile harp halindeydi o canavarda galiba deccal di ama peygamber efendimizin en büyük düşmanı olduğu açık ortadaydı ben o canavarı görünce biraz ürktüm (deccalden) ama peygamber efendimiz bana dönerek aynen şu şekilde yardım etmeyenmisin ya Ali deyince bende kendimden utandım ve kılıncımla Allahü Ekber diyerek hücuma geçtim size bir şey olmasın ya rasullullah diyerek kendimi öne attıktan sonra decalle yanlış hatırlamıyorsam mücadele etmeye başladım ama benim onu yenmem imkansız dı ki o beni orada öldürebilirdi ama sanki ölmem istenmiyordu peygamberimiz tarafından biraz mücadele ettikten sonra peygamber efendimiz çok kolay bir şekilde deccali öldürdü ve bir anda sahne değişti ve mezarını görmeye başladım deccalin yeni gömülmüştü ama ölmemiş o onda gökten bir yıldırım aşırı şiddetli bir şekilde mezara doğru çarptı ve o anda öldü sonra uyanmıştım efendim.

Akademi Dergisi takipçisi: Aynı yıllar akademiyi takip edeli 1 veya 2 yıl olmuştu o zamanlardada rüyamda Kemal kaçarı görmüştüm ama onu o zamanlar muhterem biri olarak biliyorduk ağabey konumundaydı gözümüzde
Rüyamda Ümraniye’de merkezdeydim koridor gibi ama aynı zamanda ziyarethane gibi yerdeydim Kemal kaçar geldi bana bir sürü zarf vermişti işinde sohbetler yazıyordu açıp 1 2 cümle okumuştum bana dediki evladım sana vazifeyi vermek istiyorum deyince memnuniyetle kabul ettim bana bu zarfları bizim bütün müesseselerimize dağıtacaksın dedi vazifeyi başlarken uyandım efendim

Birde efendim peygamberimizin şakal şekli sizin cezaevinizdeki sakal şekliyle tıpa tıp aynıydı rengide öyle sadece 2 3 parmak daha uzundu.

Mehmet Fahri Sertkaya: V.a.s. Peygamberimizi ve üstazımızı rüyalarda gerçek suretleriyle görmek, kolayca herkese nasip olacak şeyler değil. İlim ve hizmet yolunda çok büyük mesafeler kat etmiş, şu dünya hayatında çok büyük çileler çekmiş, çok ağır imtihanlarını geçmiş kişilere nasip olacak şeyler bunlar…

Peygamberimiz diye gördüğün kişi temsili bir kişi… Lakin rüyan yine de salih bir rüya ve Kemal Kacar’ı o vakit muteber biri bildiğin için o da sana temsili olarak gösterildi. Orada sana mektupları veren gerçek hayatta hz. Mehdi… Diğer rüyanda Deccal ile mücadele eden de gerçek hayatta hz. Mehdi… Sen hz. Mehdi’nin kim olduğunu gerçek hayatta bilmediğin için sana sana rüyalarında hz. Mehdi, peygamberimiz ve Kemal Kacar gibi gösterilmiş rüyalarda…

Peygamberimiz diye gösterilirken de peygamberimizin gerçek sureti değil de temsili bir kişi gösterilmiş.

Anlatabilmişimdir inşaallah…

Mehmet Fahri Sertkaya | Akademi Dergisi