Etiket arşivi: Türkiye

İnsan değiller bunlar

Rusya yine Ukrayna’nın enerji santrallerini vurmuş

Rusya böyle yapmalı ki hala Ukrayna’da kalmak isteyen Ukraynalılar daha zor şartlara düşsünler, elektriksiz, sobasız kalsınlar, Ukrayna’da durmasınlar… Sahipsiz kalmış şekilde Ukrayna sınırlarının dışına çıksınlar.

Batı ile doğu ülkelerinin birlikte kurup yönettiği organ mafyalarına, beyaz kadın kaçıran ve uyuşturucu tesirinde zorla fuhuş yaptıran mafyalarına, çocuk ve genç kaçıran ve ayinlerde parçalatan ya da tecavüz edilmesi için satan mafyalara kurban olsunlar. Kara para işleri devam etsin… ABD, AB ve NATO da bu danışıklı dövüşlerin tarafı olarak paylarına düşeni alsınlar.

Ortada hakiki bir savaş zaten yok ve baştan beri “özel askeri operasyon” dediler. Güya Ukrayna’nın idari kadrosunu ve sistemini çökerteceklerdi. En başından beri, kara para için danışıklı dövüşmekten başka bir şey yapmadılar, hala yapmıyorlar.

Bu süreçte Ukrayna ve Rusya ordusunda silah altına alınan ve bölgeye sevk edilen askerleri bile nakite çevirdiler. Rusya bu nedenle, Rusları değil, Türk/Müslüman kökenlileri ve gariban ailelerin çocuklarını cepheye sürdü, sürüyor.

Söz söylenecek, nasihat edilecek kısmı çoktan geçmiş bunlar. İnsan değiller bunlar… Vahşiler, canavarlar, şeytanlaşmışlar… Çok tehlikeliler ve insanlığın bunlardan korunması, kurtarılması lazım.

Ruslar bu şeytanca işleri Suriye’de, Afrika’da, Türk dünyasında, her yerde yapıyor. Türkiye’de dahi en acımasız şekilde kara para işleri yapıyorlar. Son süreçte Tayyip dövüz kurunu bu kanlı, bu kara paralarla kontrolde tutuyor. Şu anda Türk milleti, en başta da memurlar, askerler, çocukların organları, masumların namusları ile gıdalanıyorlar.

Böyle bir dünyayı yıkmak, altını üstüne getirmek de artık bizim için zorunlu bir insanlık vazifesi…

Bunları yapana da yapana aracılık ve yardım yataklık yapana da bunları bilip susana ve mücadele etmeyene de Allah lanet etsin.

| mfs – Ezber bozan – Akademi Dergisi

“Son sözü kendisi söyleyecek, son imzayı kendisi atacak” | Rüya tabiri

– Akademi Dergisi takipçisi: Selamunaleykum hocam bu gece bir rüya gördüm İstanbul Sultanbeyli deyım bir yokuşun basında 2 katlı ahşap evin kapısnda oturuyorum kapı açık bir adam var ev sahibi galiba yoldan odun yüklü traktör geçiyor arkasından tır geliyor tankerli 2 tane tanker var tırın arkasında geçerken ben deprem oluyor diye kapıdan tutunuyorum bakıyorum deprem olmuyor niye tutundum acaba diyorum sonra eşimle taksıdeyiz bir yere gitmek için ugrasıyoruz yada oraları gezip ögreniyoruz dar bir yolda heyelan olmuş zor geçiyoruz geçerken bu ne biçim heyalan acaba burayı kazdılarmı diyorum sanki bomba patlamış yer oyulmuş gibi derin eşime otarafa gitme orda bir şey yok biz buralara gittik m.yle önceden diyorum sultanbeyli nın kenar mahalleleri evler seyrek uyandım M. benim kızım sultanbeyli de ögretmen hocam

– Mehmet Fahri Sertkaya: Rüyada yokuş görmek, rüya sahibinin güç, kuvvet ve kudret sahibi olduğu anlamına gelir. Kendine güveni ve inancı tam, mücadeleci, korkularının üstüne giden, asla vazgeçmeyen, hayallerinin, ideallerinin ve hedeflerinin peşinden koşan bir kimse ile açıklanır. Kişi, yoluna çıkan her türlü engellemelere rağmen, yılmadan, bir an olsun umutsuzluğa kapılmadan, doğru bildiği yolda ilerleyecek ve istediğine er ya da geç mutlaka erişecek demektir.

Rüyada Açık Kapı Görmek

Rüyada açık kapı görmek, şansın sonuna kadar kişiye yardım edeceğine ve isteklerin tamamına zahmet çekmeden sahip olunacağına işaret eden hem hayırlı, hem de çok güzel, müjdeli bir işarettir. Kişiyi bugüne kadar zorlayan ve kafasının karışmasına neden olan soru işaretlerinin, çıkmazların artık yok olacağını, her türlü soruya gereken doğru cevabın bulunacağını, kişinin hedeflerini çok net bir şekilde ifade ederek, kendisini başarıya ulaştıracak yola gireceğini alamet eder. Süre gelen maddi sıkıntılar veya anlaşmazlıklar en kısa sürede çözülür ve rüya sahibi rahat nefes alarak yeni projeler için heyecan duyacağı bir ruh haline girer. Önemli bir değişimi de tabir eden rüya kişinin ruhsal yaşamında olumlu şekilde olacak değişikliklerin aynı zamanda maddi hayatında da aynı şekilde görüleceğini de bildirir.

Rüyada Tarihi Ev Görmek
Rüyada tarihi ev hem üzüntü hem de sevinç anlamına gelir. Rüya sahibinin iyi niyetinin bazı kişiler tarafından yanlış anlaşılması nedeni ile kişinin üzüleceğine ama bir o kadar kişi tarafından da doğru şekilde anlaşılması ve kişiye güzel sözler söylemesi sayesinde sevince tabir edilir.

Rüyada Ev Sahibi Görmek

Rüyada ev sahibi görmek, kişinin yakın çevresinde olmayan biriyle arasında yaşayacağı anlaşmazlıklara ve kavgaya işaret eden rüya, yaşanacak çatışmalar sonucunda kişinin huzurunun bir anda bozulması olarak da tabir edilir. Kişi gerçek hayatındaki ev sahibini rüyasında görürse, ev değişikliği veya evden çıkma gibi durumlar yaşamak zorunda kalır.

Rüyada odun görmek bildiğini okuyan, inatçı, laf dinlemeyen, pinti ve asi birine işaret eder. Rüyada kırılmış ve yakılmak için bekleyen odun görmek zorlukların ve sıkıntıların aşılmasına, siyasette görev almaya, servet sahibi olmaya ve kişinin hiçbir eksiği kalmamasına delalet eder. Büyük bir odun parçası görmek helal olmayan, hile ile kazanılmış olan kazanca işaret eder. Rüyada sobada yanan ateşe odun atmak kişinin iyi bildiği ve sevdiği birinin aslında onun arkasından kuyusunu kazan kişi olduğunu öğrenmesine işaret eder. Olgun bir beyefendinin bu rüyayı görmesi rütbesinin artacağına işaret ederken, bu rüya karı koca için sorun ve münakaşa anlamına gelir.

Rüyada traktör görmek, çalışma hayatına, yaşam telaşına, hayat mücadelesine ve canını dişine takarak uğraşmaya delalet eder. Rüyada görülen traktör temiz ve bakımlı ise rüya sahibinin belinin bükülmesine neden olmadan yani büyük çileler çekmeden ekmek sahibi olacağına ve ekmeğinin de tamam olacağına yorulur.
Rüyada görülen traktör bakımsız ve bozuksa rüya sahibi için işsiz, ekmeksiz ve yokluk içinde geçireceği günler olacağına işaret eder. Bozuk traktör aynı zamanda da uzun süreli kıtlığa yorulmaktadır.

Rüyada Tır Sahibi Olmak
Rüya sahibinin makamı olarak değerlendirilir. Rüyasında tır sahibi olduğunu gören kişi, başarması zor ama severek yaptığı bir işin en tepesindeki yetkili kişi olacak ve son sözü kendisi söyleyecek, son imzayı kendisi atacak demektir.

Rüyada tanker görmek, kişinin, sahip olduğu yetenekler ve beceriler sayesinde işlerinin günden güne daha iyi bir hal alacağına, eğitim hayatında uzun zamandan beri istenen noktaya geleceğine, sorunlarla ve sıkıntılarla başlayan bir projenin gittikçe daha iyi bir duruma geleceğine, herhangi bir problemle karşılaşmayacağına, yüklü miktarda kazanç elde edeceğine, aydınlık bir geleceğe sahip olacağına ve ortaya koyacağı çalışmalar sayesinde adından sıkça söz ettireceğine delalet eder. Aynı zamanda, insanlar tarafından çok sevilen, iş hayatı ya da aile hayatı ile ilgili olarak akıl danışılan ve hürmet edilen bir kişi olunacağına yorumlanır.

Rüyada Su Tankeri Görmek
Hayatı baştan aşağı değiştirecek bir konu hakkında çok büyük bir karar verileceğine, huzursuz ve mutsuz günlerin geride kalacağına ve hayat içerisinde yaşanmış bazı kötü olayların unutulacağına delalet eder.

Rüyada Petrol Tankeri Görmek
Sorunların yakın zaman içinde ortadan kalkacağına, yakın akrabalardan biri ile bir iş kurulacağına, bu sayede kazançlı adımlar atılacağına, kısa zaman içinde şirketin daha da büyüyeceğine, malvarlığının çok daha artacağına ve hayırlı kişilerle uzun zamandan beri yapılmak istenen bir işe girileceğine işaret eder.

Rüyada deprem olduğunu görmek, rüya sahibinin hayatında bazı farklılıklar olacağına ve kişinin hayatının bambaşka yerlere doğru gideceğine rivayet edilir. Sürpriz gelişmelere, yeni ve farklı kararlara tabir edilirken rüya sahibinin geleceği ile ilgili hayırlı adımlar atacağı anlamına da gelir. Rüyada deprem olduğunu görmek, hiç beklenmedik ve ansızın yaşanacak olaylara alamet eder.

Eş görmek, iş ortakları

Rüyada Taksi Görmek

Rüyada bir kişi taksi görüyorsa bu rüya o kişi için çeşitli anlamlar taşıyabilir ve çeşitli şekillerde yorumlanabilir. Genel olarak rüyada görülen taksi kişinin işlerini hızlı bir şekilde yoluna koyacağı anlamına gelmektedir. Bunun için hayırlı bir şekilde yorumlanır. Aynı zamanda rüyasında taksi gören bir kişinin etrafından oldukça mantıklı iyilikler görerek tüm işlerini yoluna koyduğunu ve bu durumda başarılı sonuçlar elde edildiğini ifade eder.

Rüyada gezmek, çarelere ve çözümlere kavuşmaya, kafa karışıklığından, kararsızlıktan ve umutsuzluktan kurtularak esenlik bulmaya tabir edilir. Hoşluk anlamına gelir. Rüya sahibinin yaşadığı belirsizliğin ve kavram kargaşasının ortadan kalkarak hem kafasının hem de gönlünün rahat etmesi şeklinde tabir edilir. Bu sayede kişi, üzerindeki baskının ağırlığından kurtulacak ve eskisi gibi neşeli ve kıpır kıpır olan haline geri dönecektir diye yorumlanır. İyiye ve güzel olana delalet eder.

Heyelan, düşmanların hücum etmesi, saldırması

Bomba patlaması, bütün toplumu alakadar eden, aniden yaşanan çok büyük bir hadise demek

Sultanbeyli bu rüyada bütün Türkiye’yi ya da İstanbul’u temsil ediyor olmalı

Rüyada öğretmen görmek bilgisiz bir toplum ile tabir edilmekle birlikte başka türlü yorumlarla da açıklanabilmektedir. Rüyada kendini bir öğrenci grubuna bir şeyler öğretirken gören kişi toplumda büyük bir saygınlık elde edecek demektir. Kişinin rüyasında kendini bir okulda görev yapan bir öğretmen olarak görmesi en üst makamlarda, kıdemli bir kişi olacağına delalet eder.
Rüyada öğretmen olduğunu gören kişi iyi kalpli ve iyi niyetli biridir ve herkese güvenip, herkesi dost zanneder ama öyle değildir, rüyada öğretmen olduğunu gören kişinin çevresindeki kişileri iyi tahlil etmesi ve ona göre dost seçmesi lazımdır. Bazı rüya tabircileri rüyada öğretmen görmenin büyük bir şansızlık olduğunu ve kısmetin önünde bir engel olduğunu söyler.

| mfs – Ezber bozan – Akademi Dergisi

Fırat ve Dicle nehirlerinin etrafındaki kurak yerleri satın alın

Suriye ve Irak’ta toprağa yatırım yapacaksanız, hiç zaman kaybetmeden Fırat ve Dicle nehirlerinin etrafındaki kurak yerleri satın alın. Çünkü iki nehir de deniz suyunun aktığı geniş ve derin kanallara dönüştürülecek.Bir yerde deniz suyu varsa, orada sınırsız içilebilir su da zaten olacak. Çünkü deniz suyu neredeyse masrafsız denilebilecek kadar ucuza temiz suya dönüştürülebilecek. Dolayısıyla bölgede içilebilir su akmasına ihtiyaç kalmayacak.

Mehmet Fahri Sertkaya | Akademi Dergisi

Almanya’daki samimi muhaliflerin yanındayız

Almanya içindeki bütün gelişmeleri yakinen takip ediyoruz. Danışıklı muhaliflerle işimiz olmaz ama Almanya’daki samimi muhaliflerin yanındayız, destekçileriyiz. Almanya’nın, Ankebut Ağından kesin şekilde çıkartılan, kurtarılan Avrupa ülkelerinden biri hatta bunların önde gelenlerinden biri olmasını arzu ediyoruz.

Alman halkının da gerçek hürriyetine kavuşmasını istiyoruz.

Mehmet Fahri Sertkaya | Akademi Dergisi

Sefer hazırlıklarını hızla tamamlayacağız

Ankebut Ağınının geriye kalabilmiş, ayakta kalabilmiş dünyalı ve uzaylı kısımlarının yakın geçmişteki hezimetlerinden ibret alacağı, akılı davranacağı yok.

Türkiye’yi resmen ve açıkça elimize alacağız. Ordumuzla Suriye bataklığına girecek ve batmayacağız. Bazılarının hala imkansız gördüğü o işi yapacak, o bataklığı kurutacak ve oradaki bütün yabancı unsurları imha edeceğiz. Ve söylediğim gibi, kuzey Irak’a, hemen devamında güney Azerbaycan’a gireceğiz. Bütün bunlar çok kısa sürecek.

Buralardaki, en çok da Türkiye’deki ve güney Azerbaycandaki İngiliz kuklası idarecileri ayaklarımın altında çiğnemek için, canlı yayınlar eşliğinde meydan yerlerde sallandırmak için içimde büyük bir istek duyuyorum ve zor baskılıyorum. Üçüncü dünya savaşı çıkacak olsa bile geri durmayacağız.

Bu kısma kadar üçüncü dünya savaşı açıkça hala çıkmamışsa bile, devamında Rusya denilen paçavrayı parçalayıp dağıtacağız. O vakit çıkar 3. dünya savaşı ve bütün dünya görür, basın ve medyanın cüceleri nasıl da dev gösterdiğini… Asıl/gerçek devin Türkiye olduğunu ve çok derin bir uykudan bir anda nasıl da uyandığını…

Mehmet Fahri Sertkaya | Akademi Dergisi

Ne anladık şimdi?

“Cübbeli Hoca’nın Ölmüş Olarak Görüldüğü Rüyâda Yanında Bulunan Yazıda Neler Yazılıydı”

Kaynak: https://www.youtube.com/watch?v=cx2e3-d0zYM

Yayın tarihi: Şu andan 6 saat önce, 2 Aralık 2022 Cuma

Ne anladık şimdi?

Anladık ki yeterince canı yanmamış. İçindeki uzaylıyı ayrı, dışındaki biyonik robotu ayrı çarpmak lazımmış ki tabir etmeyi bilemediği o rüya da bir yanıyla bunu haber vermiş.

Herife “Sahte hoca! Madem ki mütevatir hadisin inkarı ve ayakların kayması gibi büyük bir tehlike var, o halde Deccal hakkında tevatür seviyesindeki hadisi inkar eden o kişi ve görüşleri hakkında derhal reddiyeler/ikazlar yapmak için daha neyi bekliyorsun? Bak rüyasını da görmüşsün? İkaz etsene bunca müslümanı? Hemen birkaç satırla, birkaç paylaşımla ya da birkaç dakikalık kayıtla ikaz et, detaylara sonra da girersin? Sana mani olan nedir?” diye sorarlar…

Sorarlar da daha oraya gelene kadaaaarrrr… Oraya gelene kadar şu pislik herife daha neler neler soruluyor. Hangi birine cevap vermiş. Şimdi eski defterleri özetle tekrarlasak bile, günlerce yayın yapmak lazım. Öyle bir pislik bu herif…

Hani ben dış güçlerin maşasıydım? Hani ben vatan hainiydim? Hani benim hakkımda cemaatim davacı olmuştu da elinde güya bunun dilekçesini sallıyordu? Yedi sene olacak hala bu hususta bile gık diyemiyor. Ondan önce de yedi sene beklemişti bana çatmak için… Bir oldu bitti ile güya haklı çıkacak ve benim yolumu kesecek, cemaatimle beni çatışmaya sürükleyecekti. İki-üç gün arayla çektiği videolarda, nasıl bir yalancı, nasıl bir inkarcı, nasıl bir münafık, nasıl bir laf cambazı olduğunu da kalbinin korkudan gümlediğini de gözler önüne kendisi serdi. Daha dün denilecek tarihte bile, elinde dosyalarını tutan ve kendisine şantaj yapan Doğu Perinçek’e güzellemeler yapan rezil herif, bu gün bana reddiye mi yapabilecek?

Müteşabih ayetler bile varken, neden müteşabih hadisler olmasın? Bu husus bu güne kadar binlerce tekrarla vuzuha kavuşturulmamış mı? Haşa Allah’ın eli mi var ya da Allah gökte mi? Kim, ne hakla bizi hadisler konusunda ille de zahiri manasında kalmaya zorluyor? Alnında (gerçek manada) kafir yazan bir Deccal’a kim kanar, kim aldanır? Bir hadiste “Deccal Medineye giremez” deniyorken, diğer hadiste Deccal’ın Medineden nasıl bir süreçle çıkartılacağı anlatılıyorsa, kendini zahiri manada çakılı kalmak zorunda görenler, nasıl bir tehlikeli sonuca çıkarlar? Uzun mevzu, şimdilik kenarda dursun bunlar… Bunlar, gerçek müslümanlarla, gerçek alimlerle münazara edilir. Münakaşaya da izin verilmez, seviye de düşürülmez. Yalan, dolan, aldatma, laf cambazlığı, iftira, karalama, fitne mi… Öyle şeyler akıldan bile geçirilmez.

Herkesin rüyası da tabir edilmez. Rüya sahibinin salih ya da saliha bir kişi olduğuna, rüyasının da salih rüyalardan olduğuna baştan emin olmak lazım. Lakin, ondan da öncesinde rüya tabiri bilmek lazım.

Kişi salih ise, rüyası salih rüya ise, o halde söz konusu edilen rüyada, rüya sahibi kişi, başkasını temsilen kendini görüyor. İnsanların istisnasız tamamı, toplumu ilgilendiren konularda, kendilerini temsili olarak gördükleri rüyaları sık sık görürler.

Kendini, başka birini temsilen rüyasında gören rüya sahibi kişi, Cübbeliyi ölü gördüğüne göre… Kendini kimin yerine görüyorsa, işte o kişi çok hayırlı işler yapacak demektir. Çünkü “Rüyada ölünün dirilmesi ve konuşması, rüyayı gören kişinin, iş hayatının ve aile hayatının çok güzel gittiğine ve yüklü miktarda kazanç elde ettiğine ancak bu durumu çekemeyen insanların rüya sahibi hakkında dedikodu çıkardığına ve insanlar ile arasına fitne soktuğuna delalet eder.” Ben demiyorum, rüya tabiri ilmi böyle söylüyor… Cübbeli de farkında olmadan kendini ifşalamış oluyor. Kaç kere rüya tabiri yayını yaptım ve tekrarla ifade ederek anlaşılmasını sağladım ki rüyalarda görülen şeyler, hemen ilk akla gelen manalarına, zahiri manalarına yorulmazlar. Rüyalarda da teşbih var, temsil var, türlü yanları var. Rüyada ilmi reddiye yapmak da gerçek hayatta ilmi reddiyeler yapılacağı manasına gelmez, tabir edilmez. İşte rüyada ölüm görmek bile gerçek manasına değil, hiç ölen kişi dirilir ve konuşur mu? İstediği kadar bu rüyayı da zahiri manasına zorlasın, gerçek hayatta, şu rüyada görülen şeylerin birebir yaşanacağını değerlendirsin… Hiç öyle değil ve öyle olmadığı, yaşanacak süreçte bütün insanlık tarafından görülebilecek.

Bu rüya, önümüzdeki süreçte Cübbeli’nin hükmünü yitireceğine, iyice ifşa olacağına, şeytanlaşmış halinin (hiç kimse tarafından inkar edilemez kesinlikte meydana çıkacağına), devlet sisteminin ona müdahale ederek yargılayacağına, oyundan düşeceğine ve buna da Cübbeli’nin reddiye yaparmış görüntüsü altında saldıracağı, iftira edeceği bir kişinin sebep olacağına delalet ediyor. Dahası bu rüya, Cübbeli’nin dalalet ehli biri gibi göstermeye çabalayacağı kişinin, bu işin sonunda bütün halk tarafından büyük takdir göreceğine de delalet ediyor. Azıcık rüya taibiri bilen her kime sorulsa, bu rüyayı bu şekilde tabir eder. Bunun bile farkında değil…

Oyalansın dursun… Ne reddiye yapabiliyorsa da yapsın, laf cambazlığını bıraksın. Ben buradayım, içim dışım da bir. Onun gibi bir ileri, iki geri adım attığım hiç görülmemiştir. Adımı vermeden bile iki satır sözde reddiyesini yapamamış, çünkü konuya girince, kime karşı konuştuğu ve yine nasıl atıp savurduğu herkesçe görülecek… Belli ki dünkü yazımdan sonra ağır baskı, yönlendirme altında kalmış. Böyle böyle etrafını da oyalamaya çabalıyor.

“Şeyhim” dediği, “Efendi hazretleri” dediği kişi, gerçekte Türk de değildi, müslüman da değildi. Nerede kaldı ki veli bir zat olsun. Nerede kaldı ki mürşid-i kamil olsun. Jet Fadıl üzerinden vurulan vurgun paralarıyla, sözde sempozyumlarda oynanan oyunları/aldatmaları/münafıklıkları da yıllar önce anlatmıştım. O günden beri o hususları konuşmak, hatırlatmak bile istemiyorlar. “İşte bu hizmetler, Fadıl abimizin helal/temiz paralarıyla mümkün oluyor” diyebilecek kadar ipini kopartmıştı o vakitlerde de şu cübbesi çıkasıca lanet herif…

Haydi bakalım, kimin ne hüneri varsa ben de göreyim, bu millet de görsün, beni dünya genelinden hatta dünyadaki yeraltı uzaylı şehirlerinden takip eden bütün gerçek müslümanlar da görsünler. Hemen başlayalım…

Ve bakalım, Deccal konusunda sarsıcı hakikatlerin meydana çıkmasını asla istemeyen Cübbeli ve onun gibi Deccal’a bile isteye çalışan lanetliler mi haklılar, yoksa hakiki bir mürşid-i kamilin ve aynı zamanda mehdi olan zatın eteklerine tutunmuş olan, himmetleri altında olan mfs mi…

Deccal elindeki bütün sistemi, bütün gücü ve kadroları kullansa bile, bakalım Cübbeli Ahmet denilen münafığı ne kadar süre daha oyunda tutabilecek.

| mfs – Ezber bozan – Akademi Dergisi

Ancak ahmaklar tutar

Doğru/isabetli bulmadığım pek çok kararı ve uygulaması olsa da genel olarak Esed’in siyasi kabiliyetlerini takdir ettiğimi yıllardır birkaç tekrarla ve açıkça yazmıştım. Bu husustaki kanaatlerim değişmedi. Esed, Tayyip gibi Londra piyonlarını, olması gereken tavırlarla karşılayan, Tayyip gibilerin aslında ne olduğunu ve ne olmadığını, ne kadar hareket sahası olduğunu çok iyi bilen bir siyasetçi…

Şu sıralarda Tayyip’in Esed’le barışmak istediği ama Esed’in ısrarla bunu red ettiği yönünde bir kamuoyu yönlendirmesi yapılmak isteniyor. Aslında öyle değil, Tayyip yine tasmasını elinde tutanların talimatları gereği üstlerine zaman kazandırma, muhataplarını ise oyalama ve kandırma siyaseti icra etmeye çabalıyor ve bunda başarı sağlamasına Esed izin vermiyor. Yaşanan bundan ibaret… Ayrıca Esed de Türkiye’de Tayyip’in hükmünün bittiğini, şu anda bile çoğu meselede kararı onun değil İstanbul’un verdiğini, geleceğinin olmadığını, herhangi bir sabaha uyanıldığında Tayyip’in o makamda bulunmama ihtimalinin çok yüksek olduğunu biliyor, değerlendiriyor.

Tayyip’in, bir yandan Suriye’nin gerçek dostu olan İstanbul’a karşı hala direndiğini… Türkiye’deki sözde mültecileri hala Suriye’ye göndermemek için çırpındığını… Suriye sınırları içindeki TSK unsurlarını hala orada tutmak için mücadele ettiğini ve çok daha fazlasını biliyor. Bir yandan bunları yapan, diğer yandan da Suriye’ye “yalandan” dostluk eli uzatanın elini ancak ahmaklar tutar, Esed değil…

Son zamanlarda sıkça tekrar ettiğim gibi, Tayyip iflah olmaz bir Londra piyonudur ve hak ettiği kadar sert müdahalelerle ve ansızın devrilecek. Ondan, Suriye meselesinde ya da başka başka meselelerde devletimizin, milletimizin ve bölgemizin lehine olacak hamleler beklemek de ayrıca ahmaklıktır ya da onunla aynı ihanet güruhunun içinde saf tutmuş olmanın tezahürüdür.

| mfs – Ezber bozan – Akademi Dergisi

İntikam, soğuk yenilince lezzetli bir aştır

Güney Azerbaycan’ın Türkiye’ye değil de tamamen Londra’nın kontrolünde olan Azerbaycan’a/Aliyev’e bağlanması için mücadele veren hiçbir tarafı ve kişiyi, dost unsur olarak görmüyorum ve görmeyeceğim. Hatta söz konusu tarafları, öncelikli olarak imha edilmesi ya da tamamen diz çöktürülmesi, tesirsiz hale getirilmesi gereken taraflar olarak göreceğim.

Güney Azerbaycan doğrudan Türkiye’ye bağlanacak. Sonra, günümüzde İran denilmekte olan o kadim Türk topraklarının tamamını da Türkiye’ye bağlayan hamlelerimiz devam edecek. Bunları yapmamıza Londra merkezli dünya düzeninin aktörleri mani olamayacaklar.

Onlar, Aralık ayı boyunca krizlerden krizlere girecekler ve yeni yıla da devasa krizlerle girecekler. Devamındaki aylarda da kendi iç dertlerini/meselelerini bile çözemez hallerde olacaklar. Daha önce de açıkça yazdığım gibi, zaman bizim lehimize, onların aleyhine işlemeye devam ediyor.

Ordumuzun Suriye’ye askeri operasyon yapmasını, terör ve kara/kanlı para işlerinin artırılmasını hedefleyen Ankebut Ağını, merkezde de Londra’yı, yine yendik. Suriye’ye o kapsamlı askeri operasyonu yaptırmadık, yaptırmayacağız. Kara paraları iyice kesilince adeta aort damarları düğümlenmiş gibi can çekişen, acıyla debelenen batılı ve doğulu ülkeleri keyifle izleyeceğiz. İntikam, soğuk yenilince lezzetli bir aştır. TSK içindeki NATO’cu ve Londra merkezli sistemin mensubu herkesi, istisnasız herkesi imha etmeye başlayacağız. Gerektiğinde tetik düşürerek, gerektiğinde ileri seviyede su-i kast teknikleri kullanarak, gerektiğinde metafizikle çarparak, o hainler güruhunu yok edeceğiz. Onların yerlerine biyonik robotlarla geçilmesine de izin vermeyeceğim, şu anda kadar biyonik robotlarla yerine geçilmiş kişileri de oyundan düşüreceğim.

Baştan söylediğim gibi, Londra’nın çok istediği Türkiye-Yunanistan krizi de iyice tempo yitirdi. Şu günlerde yeniden bu suni ve danışıklı krizde tarafların tempo yükseltmesine de izin vermeyeceğiz.

Şu sözde mülteciler işi de iyice uzadı ve daraldım. Hususiyle Türkiye içindeki taraflardan bu konuda karşımda duran herkese hızla yıkıcı darbeler vurmaya başlayacağım. İstanbul’un karşısında durabileceğini zan eden Putin’in/Rusya’nın bile dünyaya rezil olduğu ve kahkahalarla gülündüğü şu günlerde, bakalım Türkiye içindeki söz konusu tarafların hallerine nasıl kahkahalarla gülünecek. Aslında ortada şaşırtıcı bir şey yok. Karşımda her seferinde namertlik yapan, düşmanlık yapan ve son süreçte haddini iyice aşan Putin’in ve çetesinin başına daha da fazla şeyler gelecek. Rusya halkının tamamını düşman görmüyorum ama defalarca ikaz ettiğim ve süre tanıdığım halde, gerekli duruşa sahip olmadılar ve mücadeleyi vermediler. Benim, insanlığın ve Rus halkının kurtuluşu için Rusya’yı parçalamaktan başka çarem de kalmadı. Bu, Rusların tercihi oldu, benim değil…

Hala boğazlar konusunda benimle açıkça restleşebileceğini düşünen taraflar kaldıysa… Putin gibi Türkiye’de terör eylemleri ve suni afetler yapabileceğini düşünenler kaldıysa… Onları da Putin gibi açıkça tavrını sergilemeye devam ediyorum. Onları da Putin’le aynı hale düşürmek benim için büyük bir vazife ve zevk olacak. Bu ülkede ve bölgede, bundan sonra da ben ne diyorsam, sadece o olacak.

Şu vakit oldu da hala Sedat Peker’in yayınlar yapamıyor oluşu da beni çok geriyor. Bu hususta da söylenmesi gerekenleri baştan yazmıştım. Tekrar edecek değilim. Bu konuda verdiğim mühletin bittiğini ve bu konuda da şu andan itibaren çatışma kısmına geçtiğimizi açıkça ilan etmiş bulunuyorum. Diğer kısımlarını, neler olacağını, zaten ilgili bütün taraflar biliyorlar.

Esed güçleri hariç, Suriye sınırları içindeki bütün yabancı unsurların (Rusya ve İran unsurları da dahil) Suriye sınırlarından çıkartılması süreci hız kesmeden ve şiddetini artırarak devam edecek. Bu husustaki kararlılığımı bir kez daha hatırlamakta fayda gördüm.

Dediğim gibi, Aralık ayı şiddetli çatışmalarla geçecek gibi duruyor ve bizde buna çoktan hazırız.

| mfs – Ezber bozan – Akademi Dergisi

Acil bölgesel kalkınma

Türkiye, Suriye, Lübnan, Irak ve Güney Azerbaycan’ın dahil olduğu “Acil bölgesel kalkınma” projesini konuşmalıyız, görüşmeliyiz, şekillendirmeliyiz ve en kısa sürede uygulama safhasına geçmeliyiz.

Sömürgeci devletler, bu günden sonra dünya genelinde daha büyük bir hızla çökmeye başlayacaklar, gerçekleri milletlerinden saklayamaz olacaklar ve bütün dünyada sert mali, siyasi, askeri fırtınalar dinmek bilmeden esecek. Bu sırada İstanbul’un önderliğinde bölgesel bir dayanışma ve acil kalkınma hamlesi yapmamız, fırtınalara karşı mukavemetimizi artıracağı gibi, zor günleri fırsata çevirmemizi de sağlayacaktır. Bölge, insanlık tarihinin tamamına yakın bir kısmında olduğu gibi, günümüzde de dünyanın kalbi, merkezi konumuna geri dönecektir.

Asırlardır kesintisiz devam eden batı sömürücülüğüne rağmen bu bölge, derhal ayağa kalkmayı sağlayacak yeraltı ve yerüstü zenginliklerine ve yetişmiş/eğitimli teknik insan gücüne sahip…

| mfs – Ezber bozan – Akademi Dergisi

Alanın elinde patlıyor bunlar…

Meğer, Japonya’da “dizüstü çöken” ve dünyanın kahkahalar ile güldüğü şu uçak da F 35 imiş… Yalan dolan haberlerle abartıyorlarken, insanlığı kandırıyorlarken bile, bundan yaklaşık 7-8 sene önce bile ben F 35 projesinin çöp bir proje olduğunu yazdım durdum. İnatlaştılar da ne oldu… Daha büyük zarar ettiler, ediyorlar.

F35 diye gerçek bir savaş uçağı yok, çöpler var. Hurdacıya verilirlerse, zararları birazcık da olsa azaltabilirler. Batmış vaziyetteki batı dünyasının yapabileceği de ancak budur. Sadece savaş uçaklarında ya da harp sanayiinde değil, her sahada/sektörde bataklar. NASA’ları bile batalı en az on yıl oldu da hala NASA’yı da süründürüyorlar, dünyayı da kandırıyorlar.

İngilizlerin 6. nesil Tempest savaş uçağı dedikleri proje de işte bunun gibi balon ve çöp bir proje… Bir de kadim suç ortakları olan Japonları dahil etmişler Tempest sahtekarlığına… Şimdi Japonya da açıkça battı, o ne yapabilir artık Tempes projesine… Beyhude çabalar bunlar.

Bir de sanki dünya bu gibi uçan tenekelerin peşinde koşuyormuş gibi haberler yaptırıyorlar. Bunların rezilliklerini sesli anlatmaya bile saatler lazım. Alanın elinde patlıyor bunlar, tıpkı Tayyip’in Bayraktar’ları gibi… Laf çok, şov şok, danışıklı alış verişler çok ama icraat yok.

Şöyle aslanlar gibi bir savaş uçağı projesine de mi girsek, ne yapsak… Bundan sonra ne batak batıdan, ne de batak Asya’dan ne de kukla Araplardan sağlam bir proje çıkmaz, çıkamaz. Anlaşılan o ki bu iş de İstanbul’a kalacak.

Hem belki de uçak satış anlaşmalarına “metafizik destek hizmeti” de ekleriz. Bizden uçak alanların uçakları, günümüzde Ankebut Ağına bağlı ülkelerin uçakları gibi düşüp çöküp yanıp durmaz.

| mfs – Ezber bozan – Akademi Dergisi

Zorunlu afet/deprem sigortası vurgunu

Vatandaşlarımız zorunlu sigortaların hiçbirini ödememeli. O paralar çoktan İngiltere’ye, İsrail’e ve ABD’ye aktı ve biraz da Türkiye içindeki sözde siyasi partiler/çeteler paylarını da aldılar ve o paralar tamamen hiç edildi.

Devletin hatta büyük özel sigorta şirketi olarak görünenlerin, ciddi bir afet sonrasında kimseye para ödeyecek birikimi/parası, gücü, vaziyeti yok. Devasa çapta ve devlet eliyle yapılan bir nitelikli dolandırıcılık sistemi bu… Türkiye’nin başka devletleri/milletleri desteklemesi, besleyip bakması, güçlendirmesi için yapılan binbir türlü hileden, hırsızlıktan sadece biri bu…

Yine her zaman olduğu gibi, adli makamlardan ve ayrıca basın ve medyadan da yüksek sayıda suç ortaklarıyla birlikte yapılan bir dolandırıcılık faaliyeti bu… Tek başına hükumetin yapabileceği gibi bir vurgun değil bu… Ya da gizli ve asıl hükumet olan MHPKK’nin ve CIA casusu Bohçalı’nın… Ya da danışıklı muhalefet olan CHPKK’nin, HDPKK’nin işin içinde olmasıyla yapılamayacak kadar büyük bir dolandırıcılık ve hukuksuzluk faaliyeti bu…

En tepeden, Londra’dan ayarlanmış ve Türkiye içinde yüksek sayıda tarafın bir araya getirilmesi ile uygulanmış bir plan ve hırsızlık bu… Yüksek sayıda sözde basın mensubu, aslında vatan haini ve nitelikli dolandırıcı kişi de bu dolandırıcılık faaliyetinin içinde yer aldılar ve yakında bu hususta da yargılanacaklar.

Türk milleti, onlarca senedir onlarca başka millete bakıp beslediği için bu gün bu halde… Yetmemiş, bir de aynı ülkelerin kara para işleri çökmesin diye, on milyondan fazla sözde mülteciye de bakıyoruz hala… İlan edilmemiş bir sömürge ülkeyiz biz. Hiçbir zaman demokrasi de cumhuriyet de olmadı/uygulanmadı bu topraklarda… Bir de onlarca hatta yüzlerce senedir kanımızla, canımızla bile beslediğimiz batılı ülkeler, kendilerini medeni, bizi çağdışı ilan ettiler. Londra merkezli, ABD’nin de maşa olarak kullandığı, şeytanca bir sömürü sistemi bu… İyice ellerine düştüğümüz devre cumhuriyet devri, demokrasi devri dediler de daha acımasızca sömürdüler, sömürüyorlar. Kanımıza, iliğimize kadar kuruttular bizi ama adına kurtuluş dediler, kurtuluş savaşı dediler.

Milyonlarca Türkiye vatandaşı fert fert ya da gruplar oluşturarak peş peşe davalar açmalı. Paraların izi sürülmeli, Türkiye içindeki resmi yetkili dolandırıcıların ve bu zamana kadar birkaç nesildir dolandırıcılıkla Karun gibi zengin olmuş malum sözde Türk ailelerin derhal cezalandırılmasının haricinde, ilgili devletlerden/milletlerden bu devasa meblağda paraların derhal tahsili için mekanizmalar kurulması da adli makamlardan talep edilmeli.

Hainler ve dolandırıcılar, milletin gücünü görmeliler. Kimse kimseye zorlayarak sigorta yaptıramaz. Hem zorunlu sigorta sistemi hukuka uygun değil ve hiçbir hükumet bu yönde kararlar alamaz. Sigorta yaptırmayanları kamu kurumlarının hizmetlerinden men edemez ya da sınırlandıramaz… Hem de o paralar daha şimdiden çalındı, yok edildi.

Büyük/kapsamlı ve peş peşe yaşanabilecek afetler sonrası sigorta sözleşmesindeki yükümlülüklerin yerine getirilmesini geçelim, bu milletler arası vurgun/dolandırıcılık işinin görünürde en tepesinde/başında bulunan şu hükumetin memura maaş verebilecek imkanları bile yok. Çala çala, sömüre sömüre bitirdiler, çökerttiler sistemi…

Şu anda bile memuruna maaş ödeyemeyecek kadar kötü vaziyette bir hazine var. Hala daha çalmanın, cebe indirmenin, malum ülkelere göndermenin, öncelikle onları ayakta tutmanın yollarına bakıyorlar. Onları ayakta tutmak için ordumuzu terör örgütü konumuna düşüren sınır dışı askeri müdahaleleri yapmanın, Suriye’ye hala ve daha fazla kan dökmek için girmenin, kandan beslenmenin, beslemenin hesabını yapıyorlar. Bu süreçte Türk milleti uyanmasın diye, malum ülkelerle de danışıklı dövüşüp restleşiyorlar.

Devlet, millet, çoluk/çocuk, Türk milleti ya da çevremizdeki milletler, hiçbirinin umurunda değil. Önümüzde afetler var diye kimse sizi kandırmasın ve hiçbir sözde zorunlu sigorta sistemine beş kuruş daha kaptırılmamalı. Şu andan sonra o sistemlere para ödemek karanlığa kurşun sıkmak gibidir. Hala bu hususlarda vazifelerini yapmayan, çok geç de olsa hukuksuzlukları düzeltmeyen ve soygunları engellemeyen adli yetkililer, o afetlerin en altında kalıp ezilirler. Gece gündüz her fırsatta, afetler olmasın diye dua etmeliler. Aksi halde kendilerini milletin ayaklarının altında bulacaklar.

99 depremi sonrası uygulamaya alınan ve tamamen hukuksuz olan ek vergilerle depremzedelere hiçbir şey yapılmadı ve ayrıca yaşanması muhtemel afetlere karşı da hiçbir hazırlık/tedbir/masraf yapılmadı… Yapa yapa bunca sene sonra bir deprem bildirimi sistemini güya yaptılar, o da çoğu yerde çalışmadı, işe yaramadı. Onu da ayrıca bir satanist ritüele çevirmeye çabaladılar. Bu hususlar da çoktan adli makamların mesuliyetinde olan ve davalar açılması gereken bir husus…

Zararın neresinden dönülürse de kârdır. Bu güne kadar para kaptıranlar da bu günden sonra asla bir kuruş dahi kaptırmamalılar. İşte burada en açık şekliyle yazıyorum. Önümüz kış ve kış mevsiminde büyük afetler olsa, kara kışta hiç kimse devleti yanında bulamayacak. Devlet, resmi kurumlarına ait hizmet araçlarının yakıt masraflarını karşılayamaz bir halde… Devletin şu anda başında olan casuslar/piyonlar, o afetlerin hemen sonrasında insan ve organ kaçakçılığı ve ayrıca ziynet eşyası kaçakçılığı yapmanın, bundan elde edilecek kara ve kanlı paranın büyük kısmını her zaman olduğu gibi İsrail’e, İngiltere’ye ve ABD’ye aktarmanın yollarına bakacak.

Diplomasız, kanunsuz, geçersiz ve dış güçlerin faaliyetleri ile devletin başına getirilmiş Tayyip’in… Onu oraya CIA’nın talimatları icabı getirip devleti arka plandan babasının çiftliği gibi yöneten ve istediğinde kendine çalışan mafya babalarını bile ceza evlerinden keyfi şekilde çıkartan CIA casusu Devlet Bohçalı’nın… Ve bunların etraflarında oluşmuş suç/ihanet çetelerin iki yakalarına hukuk yoluyla derhal yapışılması farz üstüne farzdır.

Yoksa aç, açıkta, yaralı, çaresiz kalmış yığınlar, bu sistemin mensuplarını, basın/medya ve adliye kısımlarında olanlarına kadar ayaklar altına alıp ezecektir.

Neresinden bakılırsa bakılsın, Türkiye’nin yakın geleceğinde olağanüstü hadiseler olduğu görülebiliyor. Çünkü bu soygunlar, bu sömürü, bu kanlı sistem, bu insan ve organ kaçakçılığı, bu adaletsiz adalet sistemi devam ettikçe, biz her geçen gün ülkeyi ve hatta dünyayı germeye devam edeceğiz. Hala ayakta tutmak istedikleri şeytani sömürü sisteminin bütün taşıyıcı kolonlarını şu ana kadar zaten kırdık. Bir kıvılcımlık, bir üflemelik işleri kaldı ki burası mesele değil. Mesele, son darbeyi en doğru zamanda vurmak. Çünkü o darbeyi vurduğumuz dünya üzerinde silsile halinde halk ayaklanmaları ve ayrıca askeri, siyasi, mali, içtimai depremler yaşanacak. Mesele o kadar büyük ve bir arada yaşanacak olan sarsıntılar sırasında kontrolü elde tutabilmek meselesi… Çünkü kontrolsüz güç, güç değildir.

| mfs – Ezber bozan – Akademi Dergisi