Trakya’da ziraatte kullanılacak su bulmak için açılan basit kuyulardan bile doğalgaz çıkıyor. Trakya’da ayrıca çok kolay bir şekilde petrol bulunabiliyor. Trakyanın altında çok yüksek miktarlarda doğalgaz ve petrol bulunduğunu, bundan 50-60 yıl önce oralarda petrol kuyuları açıldığını, ahalinin de bu tesislerde çalıştığını ve sonra bir yerden emir gelmişçesine bir anda bu kuyuların kapatıldığını, ahalinin günlerce kuyuları kapatmak için beton hazırladığını, buna rağmen günümüzde bile oralardan petrol sızmaya devam ettiğini bütün dünya biliyor. Bu hususta belgeler dahi var.
Ülkemizin siyasi idaresini, kanun koyucu meclisi, mülki idareleri, belediyeleri, eğitim sistemini, basın ve medyayı ve memleketin her şeyini kontrollerinde tutan gizli yahudiler, gizli ermeniler ve diğer gizli kimlikli azınlıklar, bu hususta da batı dünyasının talimatlarına göre davrandılar. Türk milletine ve devletine ihanet ettiler. Elde var olan zenginliklerin değerlendirlmesine bile mani oldular. Bu organizasyonu/birliği her zaman olduğu gibi mason tarikatı/teşkilatı üzerinden sağladılar.
Ankebut Operasyonumuz senelerdir devam ediyor ve bizim aramızda bizden görünen Türk/İslam düşmanı hainleri ve tuzaklarını iyice ifşa ediyor, oyunları/ihanetleri bozuyor. Eş zamanlı olarak da sömürücü, kan emici, ahlaksız batı dünyasının hak ettiği gibi batmasını sağlıyor. Artık bu minvalde çok büyük gelişmeler oluyor. Hal bu iken, bir an evvel Trakya bölgemizin altındaki doğalgazı ve petrolü çıkartmamız gerekiyor. Bunu yaparken yine, bir kez daha gizli ermenilerin, gizli yahudilerin ve mason tarikatının karışmasına/ihanetlerine izin vermememiz gerekiyor. Ben, bu sahada önümüzdeki süreçte çok büyük başka gelişmelerin yaşanmasını da sağlayacağım ve önümüze çıkan manileri ezip geçeceğim.
Hiç kimsenin şüphesi kalmadı ki yepyeni bir dünya nizamı tesis ediyorum ve bunun merkezi Türkiye oluyor. Herkes, buna göre, durduğu yeri ve kararlarını gözden geçirsin. “yerli ve milli proje” yalanlarıyla onlarca yıldır aldatılanlar da artık titreyip kendilerine gelsinler.
Alihan Kuriş, yine kendine yakışanı yapmış. Çarpılarak ölen Adana idarecisi hakkında güzellemeler yapmış.
Aslında böyle yaparak kendisinin Allah’tan korkmaz, kuldan utanmaz ve tamamen bitik biri olduğunu ilan etmiş. Cemaatimizin gerçek mensupları arasındaki herkes, Adana idarecisinin aslında nasıl biri olduğunu kısa süre soruşturarak, araştırarak öğrenebilir.
Metafizikle çarpılarak ölen Adana idarecisi, yüzü nurlu, ahlaklı, samimi, gayretli gerçek kardeşlerimizi görünce elektriğe tutulmuş gibi olurdu. Onların ayaklarını kaydırmak için çırpınıp dururdu. Yine Ermeni ve Yahudi karışık soydan gelen, buna rağmen açık kimliğiyle, gerçek diniyle medeni şekilde yaşamak yerine, aramıza sızıp bize her kötülüğü yapanlardan biriydi. Cemaatimizin içine sızmış kripto cemaatinin adamlarından biriydi…
Masonlarla arası çok iyiydi. Eli uzandığı kadar kara para işleri yapardı. Böylelerinin çoğunda olduğu gibi, o da cinsi sapıktı. Kız ve erkek talebeleri de hedefine koyardı. Çok hayatlar kararttı. Çok çaldı, çok yedi, çok yedirdi. Sonra da müstahak olduğu tokadı yiyip geberip gitti. Büyü yapamaz ama yaptırırdı. Bu yolla da gerçek kardeşlerimizi saf dışı etmeyi ya da öldürtmeyi denerdi.
Ehl-i iman, yer ve gök, yuvasındaki karınca, havadaki kuş, denizdeki balıklar bile böyle bir pisliğin ölmesine sevinirken, Alihan gibilerin arkasından rahmet okumasına ve okutmasına, Allah lanet eder. Piran lanet eder. Bu yazdıklarımı okuyup durup da hala soruşturmayan, araştırmayan, gerçeği kovalamayan, tepki göstermeyen, bu kadarına bile tepkisiz kalan herkese de Allah lanet eder.
Kaç senedir ortada yoktu bu dosya, sümen altıydı? Ben şimdi sağlam rest çekince mecburen mi dava açtınız? Sormazlar mı adama “Bu dosya bu tarihe kadar, yaklaşık iki sene boyunca neyi, kimi, kimin olurunu bekledi?” diye…
İşinize gelince, savcılık safahatında hiç ifadem alınmadan, zorla ifadeye getirme kararı alınmadan ya da alınsa da uygulanmadan ve birkaç gün içinde dava açtırmasını biliyorsunuz. Ümraniye E Tipi Toplama kampına dair yazdığım yazılardan ötürü de bunu yaptınız. “Bu ne küstahlık, bir de üste çıkmaya kalkıyor, dava açabiliyorsunuz” dedim. O günden beri dava e-devlette görünmüyor. Hala yok… İzmir Çeşme 3. Asliye ceza mahkemesinde yine bir kopya Adıtürk’e hakaret davası açtırdınız, kadın hakim emrinizi yerine getirdi ama kendini yaktı. “Siz kimsiniz, siz de mi Sabetaycısınız? Kaynaklara bakmak yok, bilirkişiye gitmek yok, savunmayı dikkate almak yok, ilk celsede hapis cezasını keyfine göre daya geç. Nerede görülmüş bu? Uzmanlık gerektiren bu yazılara, konulara hakim misiniz, yok. İsminizi neden veremediniz duruşma salonunda? Sizden kısa süre önce bu tavırları Muğla 1. Asliye ceza mahkemesi hakimi yaptı. İsmini sordum veremedi, sonra öğrendim ki Sabetaycı gizli Yahudi, sistemin adamı Fatih Erdemir’miş ismi, cismi, bağlantıları… Siz de mi onlardansınız? Çok merak ediyorum, bana nasıl bir gerekçeli karar göndereceksiniz, gerekçeniz hukuki ve ilmi herhangi bir temele dayanacak mı, gönderin bana o gerekçeli kararı ve ben kararınıza asıl itirazı bunun üzerine yapacağım” dedim. Sonra da bir iki ay daha cezaevindeydim. Adres, teslim-tebellüğ sorunu yok ama gelmedi gerekçeli karar… O gün bu gün de hareket yok. O davaya dair de e-devlet hesabımda hiçbir kayıt gösterilmiyor. Daha pek çok dosya/dava e-devlette gösterilmiyor. Her yerinden açık verilmiş ve daha fazla suça batılmış bir hastahane safahatı var, inatla onun üzerine devam edilmeye çalışılıyor. Daha anlatmakla bitmez neler neler var.
Cezaevinden çıktıktan sonra, Türkiye’de bir hakimin başına gelen, mezarlıkta intihara teşebbüs ettiği iddia edilen ve medyaya yansıyan garip şeyleri konu ederken de ben mevzuyu bu dosyaya (2021/495), Mehmet Haberal’a, Memorial’a bağlayan yazılar yazmıştım. O zamandan sonra bile savcılık safhasındaki bu dosyadan dava açılmamıştı. O yazıları da eklettiniz mi dava dosyasına? Bu dosya ile bağlantılı çok sayıda dosya, çok yazı, çok haber, çok konu var, onları da bağladınız mı bu dosyaya? Ha şu Adnan var ya, bütün sistemi onun üzerine mi kuracaksınız? Attığı her adımda suç işlemiş, boğazına kadar pisliğe batmış, dosyası kabarmış Adnan üzerinden mi bu işi çözeceksiniz? Hakikaten sizlerin aklı, mantığı yerinde değil. Çaresizlikten, korkudan, ayardan çıkmışsınız.
O kadar çok şey var ki hangisini yazacağımı şaşırıyorum. Şu gizli Yahudi Ersan Şen’in karşımda avukatlık yaptığı ve eski Ümraniye Belediye başkanı gizli Yahudi Hasan Can’a hakaret ve tehditten sözde yargılandığım davaya, genç/toy bir kadın avukat gönderilmişti. Orada hakime “Ben bu şahısların gizli yahudiler, masonlar olduğuna dair, bu davaya gizli yahudi Süleyman Soylu ve daha başka siyasetçilerin, yetkililerin müdahil olduğuna dair yeni yazılar da yazdım. Bunları da dava dosyasına eklemişler mi sayın hakim?” dedim. Hakimin tavırlarından hali anlaşılıyordu, çok gönülsüzdü bu davayı çıkmaza sokmak hususunda ve farkındaydı her şeyin. Farkındaydı kendini yakmakta olduğunun… Yalandan dosyanın sonuna bakar gibi yaptı ve saniyeler içinde “Yok, eklenmemiş.” dedi. “Ekleyemezler zaten, bunların hepsi şebeke… Bu dosyaya bakan savcı bile onların adamı ve sabetaycı bir gizli yahudi… Ortak noktaları da masonluk. Bu mahkeme bağımsız değil. Bunu beş dakikada ispat edebilirim.” dedim. Hakim oralı olamadı. İzin vermedi. Genç kadın avukat da “Efendim, bizim haberimiz olmadı. Şimdi haberdar olduk. Görseydik dosyaya ekler ya da ayrıca davacı olurduk. Gereğini yapacağız.” dedi. Ben de hakime “Hakim bey, bu şahsı dikkate almayın. Doğru söylemiyor. Hepsinden haberleri var. Davacı olamadılar, olamayacaklar” dedim. Çok yaklaşık iki sene doldu, sözde hala davacı olacaklar. Ben bu davaya cezaevinde iken avukatsız çıktım ve oldu bitti ile ceza verdirdiniz ama koğuşuma dönünce çok sağlam itiraz dilekçesi yazıp gönderdim. Tek o dilekçe bile gerçek bir hakimin önüne gelsin, o anda bu ülkede temiz eller operasyonu başlatması kaçınılmaz bir karar olur. Bu nedenle mi iki seneye yakındır İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 23. Ceza Dairesi bu itirazıma dair bir karar veremiyor ve bu dosya da sümen altı ediliyor?
Her şey keşmekeşe dönmüş vaziyette. Neresinden tutulursa elde kalıyor. Bir insan ya da bir teşkilat, kendi kuyusunu ancak bu kadar güzel kazabilir. Üstelik, bu günler gelmeden önce ben kaç kere “Bakın bu dosyalar bir gün fena patlayacak. Her yeri karıştıracak. İşler kontrolden çıkacak. O kadar büyük patlayacak. Aklınız varsa bunları temizleyin” dedim. Ama kininiz, düşmanlığınız şeytanlık derecesinde ve aklınızı, mantığınızı bastırıyor. O kadar ayardan çıkmışsınız.
Şimdi, bu dosya da her nerede yatıyorsa, davaya döndü ya, bu dosyaya bakan gizli Ermeni savcıya ve onun paslaştığı herkese kadar, en tepeden buralara kadar herkesi tek başına gömebilecek dosyalardan biri de bu… Siz göreceksiniz, hepsini toplayıp birbirine nasıl da somut delillerle bağlayacağım. Bunu yaptığım gibi hem Türkiye hem onlarca ülke karışacak ve çatışma kaçınılmaz olacak. Hiç mesele değil, altta kalanın canı çıksın.
Burada herkesin önünde tarihe not düşüyorum
Yerel mahkemenin kararını da buldum. Bu ekran görüntüsünden açıkça anlaşılabiliyor ki 17-10-2019’da mahalli mahkeme kararını vermiş. Ben de duruşmanın ertesi gün itiraz dilekçemi yazdım ve cezaevi idaresine, ilgili mahkemeye sevk edilmek üzere teslim ettim. “Siz kimsiniz, bu şartlarda bunları nasıl yapabiliyorsunuz, hukuk nerede, haddinizi bilin ya da biz bildiririz. Şimdi gerçek bir hakim varsa, bu dosyaya baksın ve şu hainlerin temizlenmesi için hukuki zeminde neye ihtiyacınız varsa, vereceğiz.” ayarında ve tam tadında bir dilekçeydi..
Şimdi… İşinize geldiğinde, üst mahkemelerde en geç bir iki ay içinde itiraza baktırıyorsunuz ve istediğiniz şekilde karar aldırıyorsunuz da kazık bir itiraz dilekçesi verilmiş olan bu davada bu tarihten beri neyi bekletiyorsunuz? Mahkemelerin hatta üst mahkemelerin emriniz altında olması bile sizi kurtaramıyor mu?
Haliniz bu iken hala hukuk yolunda neyi çekip çevirebileceğinize inanıyorsunuz? Şu ana kadar savcılara ya da hakimlere somut deliller verilmemişken bile bitiksiniz, çöküksünüz. Ancak korkudan titreyenlerin yapacağı bir şeyi yapıyor, kancıkça, alçakça, kahpece, karaktersizce hamleler deniyor ve tutmayacağını bile bile akıl sağlığı iftirası atıyorsunuz. Bunu gerçekmiş gibi gösterebilmek için bu güne kadar çok sayıda devlet kurumunda, onlarca yetkiliye vahim suçlar işlettiniz, bunlar da ispatlı ama kendiniz kadar karaktersiz ve suça batmış bir Adnan’ı kullanıp, oldu bitti ile bu işi tamamlayacaksınız öyle mi? Adnan’ı hukuki zeminde patlatmak da beş dakikalık iş.
Buradan bütün dünyaya ilan ediyorum ve tarihe büyük bir not düşüyorum:
İşte, kaç kere restimi çektim, söylemem gerekenleri fazlasıyla söyledim. İnceldiği yerden kopsun. Dünyaya da ilan ettim. Sesimi önde gelen bütün yetkili hukukçular da duyuyorlar. Zaten hukuki zeminde yapılması gereken resmi hamleleri de yapmışım. Yemin ediyorum ki gücü elime aldığım gibi bunların hepsini asacağım. Yemin ettim. Bu kadar hukuksuzluğa, bu kadar ayarsızlığa alet olanı değil, yardım ve yataklık yapanları değil sadece, yetkisi dahilinde iken müdahil olmayanı, görevini yerine getirmeyeni, düzeltmeyeni ve sessiz kalanı bile asmazsam bana mfs denilmeyecek. İsteyen istediği tabirle hitap edecek ve itiraz etmeyeceğim.
Düşman düşmana bu kadar kancıklık yapamaz. Bunları görüp de susabilen hangi yetkili hangi mazeretle susuyorsa bilsin ki işini yaparsa değil, sustukça idama koşuyor.
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Biyonik robot İçinde üç yumruk var
Abdulhamit GÜL
Adalet Bakanı Biyonik robot İçinde üç yumruk var
Derya YANIK
Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı
Biyonik robot Robotun içinde üç yumruk var
Vedat BİLGİN
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı
Biyonik robot Robotun içinde üç yumruk var
Murat KURUM
Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı
Biyonik robot Robotun içinde üç yumruk var
Mevlüt ÇAVUŞOĞLU
Dışişleri Bakanı
Biyonik robot Robotun içinde üç yumruk var
Fatih DÖNMEZ
Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı
Biyonik robot Robotun içinde üç yumruk var
Mehmet M. KASAPOĞLU
Gençlik ve Spor Bakanı
Biyonik robot Robotun içinde üç yumruk var
Lütfi ELVAN
Hazine ve Maliye Bakanı
Biyonik robot Robotun içinde üç yumruk var
Süleyman SOYLU
İçişleri Bakanı
Biyonik robot Robotun içinde üç yumruk var
Mehmet Nuri ERSOY
Kültür ve Turizm Bakanı
Biyonik robot Robotun içinde üç yumruk var
Mahmut ÖZER
Millî Eğitim Bakanı
Biyonik robot Robotun içinde üç yumruk var
Hulusi AKAR
Millî Savunma Bakanı
Biyonik robot Robotun içinde, İngiltere merkezli olarak grilere çalışan üç yumruklar ve ayrıca boyları bizim belimize kadar gelen kısa grilerden oluyor. Çarpılmaya göre içindekiler değişiyorlar.
Fahrettin KOCA
Sağlık Bakanı
Biyonik robot Robotun içinde, batı dünyasında reptilian/sürüngenimsi de denilen uzun yeşillerden var.
Mustafa VARANK
Sanayi ve Teknoloji Bakanı
Biyonik robot Robotun içinde, İngiltere merkezli olarak grilere çalışan ve boyları bizim belimize kadar gelen kısa grilerden var.
Bekir PAKDEMİRLİ
Tarım ve Orman Bakanı
Biyonik robot Robotun içinde, İngiltere merkezli olarak grilere çalışan üç yumruklar ve ayrıca boyları bizim belimize kadar gelen kısa grilerden oluyor. Çarpılmaya göre içindekiler değişiyorlar.
Mehmet MUŞ
Ticaret Bakanı
Biyonik robot Robotun içinde üç yumruk var
Adil KARAİSMAİLOĞLU
Ulaştırma ve Altyapı Bakanı
Biyonik robot Robotun içinde üç yumruk var
Hasan Doğan
Cumhurbaşkanlığı özel kalem müdürü
Biyonik robot Robotun içinde kısa gri var ve İngiltere merkezli grilere çalışıyor.
İbrahim Kalın
Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü
Biyonik robot Robotun içinde üç yumruk var
Mesele bile değil, beş dakikalık iş
Üç yumruklar, gri/yeşil alaca renklerde olan ve bizim üç yumruğumuz kadar boyları olan bir uzaylı insan türü… Bunlar, yeşillerin (Ye’cüc) ve grilerin (Me’cüc) ortak genetik çalışmaları neticesinde planlı şekilde türetilmiş olan, tamamen genetik mühendisliği ürünü olan, akıl sahibi, irade sahibi bir insan türü. Dünyadaki üç yumrukların, istisnası hariç tamamı yeşillerden yana hareket ediyorlar.
Yukarıdaki şahıslar hakkındaki iddiaların doğruluğunu ispat etmek, bunların biyonik robotlar olduğunu somut şekilde gözler önüne sermek mesele bile değil ve beşer dakikalık iş. Her birinin biyonik robotlar olduklarının meydana çıkartılması için beş dakikadan daha fazla zamana ihtiyaç olmaz. Zaman haricinde ihtiyaç duyulan şeyler de var ki şunlardır:
1- Gerçek dünya insanı olup da çok iyi derecede metafizikçi olan, zihin kontrolü tekniklerine karşı kendini ve etrafındaki kişileri iyi şekilde koruyabilen bir veya birkaç medyum/metafizikçi…
2- Göğüs kısmını sorunsuz şekilde açıp kapatabilecek kadar tıp bilgisi ve tecrübesi olan bir cerrah…
Hepsi bu… İstenirse biz YİT olarak bu hususta her türlü teknik desteği vatan hizmeti bilerek verebiliriz. İstesek, bunları, basına medyaya açıklamalar yaptıkları ya da gezip denetlemeler/görüşmeler yaptıkları yerlerde, sadece metafizik tekniklerle bile yere sereriz. İçlerindekini de öldürürüz ve başkalarının gelip içindekileri değiştirmelerine de izin vermeyiz. Bunu yapmamız da mesele bile değil.
Bir insanın biyonik robotu yapılırken hafızası da çekilip kopyalanıyor. Sonra isterlerse gerçeğini öldürüyorlar, isterlerse de gizli yerlerinde hayatta tutarak saklıyorlar. Çoğunlukla yer altındaki gizli üslerinde/şehirlerinde saklıyorlar.
Yapmayı hiç istemiyorlar ama olağan üstü derecede sıkıştıklarında, biyonik robotu geri çekerek gerçek insanı tekrar sahaya koyabiliyorlar. Lakin o gerçek insanın bütün bunlardan haberi bile olmuyor. Çünkü, bayıltılarak kaçırılıyor, hafızası çalınıyor ve sonra hep şuuru kapalı şekilde uyutularak saklanıyor. Hafızasını çekip alabildikleri gibi, kendisinin yaşamadığı ve biyonik robotun yaşadığı hadiselerin bulunduğu hafıza kısmını da gerçek insana yükleyebiliyorlar. Mükemmel bir şekilde çalışmasa da bu teknik iş görüyor. Gece biyonik robot oyundan çıkartılıyor, yatağa hafızası yüklenmiş, elden geçmiş olan gerçek insan bırakılıyor. Bu gerçek insan ne kadar zamandır uyuduğunu, kaçırılıp kaçırılmadığını, saklandığını, yeniden getirildiğini, bu arada sahada biyonik robot denilen kendi suretinde bir robotunun olduğunu v.s. hiçbir şeyi bilmiyor. Şiddetli baş ağrıları ve biraz tuhaf hallerle uyanıp hayatına devam ediyor.
Şu yukarıda anlattıklarımın büyük kısmı, günümüzde bu dünyanın teknolojisi ile bile yapılıyor ve dünyada binlerce bilim adamı ve siyaset adamı bunlardan haberdar. Bizim dünyamızın teknoloji seviyesiyle bile zihin kontrolü, hafızayı kopyalama, hafıza ekme, hafızayı kısmen silme, yapay zeka, suni yollarla gerçek dokulu organlar yapma, suni yollarla gerçek kemik ve kan yapma, suni yollarla gerçek saç, tüy ve deri yapma, insanları uzunca süre şuuru kapalı şekilde yaşatma ve bir de türlü elektrik, elektronik ve mekanik aksamlı robotlar yapılabiliyor. Söz konusu biyonik robotlar ise bizden on binlerce sene ileri bilim ve teknoloji kullanılarak kolayca yapılıyor.
O kadar kolay ki bu iş uzaylı türler için, Afrika’da ya da Hindistan’da ya da dağların tepelerinde yaşayan, hiç beklemeyeceğiniz kişiler bile biyonik robot yapılıyor. Bu gibi kişileri, çoğunlukla dünyadaki metafizikçileri kontrol altında tutmak için yapıyorlar.
Abdullah Gül
11. Cumhurbaşkanı
Günümüzde de Türkiyenin iç ve dış siyasetini sürekli olarak yönlendiren bir kişi olan Abdullah Gül de bir biyonik robot. Robotun içinde kısa gri var ve İngiltere merkezli grilere çalışıyor.
İngiltere/kraliçe merkezli griler de işlerine gelen her hususta yeşillerle paslaşıyorlar, beraber hareket ediyorlar.
Fahrettin Altun
Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı Başkanı
Biyonik robot Robotun içinde üç yumruk var
Ahmet Davutoğlu
62., 63., 64. dönemlerde Türkiye Cumhuriyeti Hükumetleri Boşbakanı Gelecek Partisi Genel Başkanı
Biyonik robot. Robotun içinde, İngiltere merkezli grilere çalışan bir üç yumruk var.
Bu arada, son bir haftadır Türkiye’ye neler neler düştü. Dikkatinizi çekti mi? Hala da düşenler var. Baktınız mı, çözdünüz mü, neydi bunlar?
Mansur Yavaş
ABB Başkanı
Biyonik robot Robotun içinde, İngiltere merkezli grilere çalışan bir üç yumruk var
Ekrem İmamoğlu
İBB Başkanı
Biyonik robot Robotun içinde üç yumruk var.
Kemal Kılıçdaroğlu
CHPKK Genel Başkanı
Biyonik robot Robotun içinde, İngiltere merkezli grilere çalışan üç yumruk var.
Bu arada, Elif nerede? Elif’e ne oldu? Elif’in ne olduğunu araştıranlara ne oldu?
Yaşar Güler
Genelkurmay Başkanı
Biyonik robot. Robotun içinde, İngiltere merkezli grilere çalışan üç yumruk var
Mustafa Karadayı
Bulgaristan Cumhurbaşkanlığı adayı, HÖH Genel Başkanı
Biyonik robot. Robotun içinde, İngiltere merkezli grilere çalışan üç yumruk var.
Justin Bieber
Kanadalı pop şarkıcısı
Biyonik robot. Robotun içinde üç yumruk var.
Abdülkadir Selvi
Hürriyet gazetesinde çalışan gazeteci ve köşe yazarı.
Biyonik robot. Robotun içinde üç yumruk var.
Temel Karamollaoğlu
Saadet Partisi genel başkanı
Biyonik robot. Robotun içinde, İngiltere merkezli grilere çalışan üç yumruk var.
Necdet Özel
28. Genelkurmay Başkanı
Biyonik robot. Robotun içinde üç yumruk var.
Ahmet Hakan Coşkun
Gazeteci ve televizyoncu (Hürriyet, CNN Türk)
Biyonik robot. Robotun içinde, İngiltere merkezli grilere çalışan üç yumruk var.
Buket Aydın
Televizyon haber sunucusu
Biyonik robot. Robotun içinde, İngiltere merkezli grilere çalışan üç yumruklardan biri var.
Musa Aysever
Kara Kuvvetleri Komutanı, Orgeneral
Biyonik robot. Robotun içinde, İngiltere merkezli grilere çalışan üç yumruk var.
Hasan Küçükakyüz
Hava Kuvvetleri Komutanı, Orgeneral
Biyonik robot. Robotun içinde, İngiltere merkezli grilere çalışan üç yumruklardan var.
Adnan Özbal
Deniz Kuvvetleri Komutanı, Oramiral
Biyonik robot. Robotun içinde, İngiltere merkezli grilere çalışan üç yumruklardan var.
Kemal Yeni
Birinci Ordu Komutanı, Korgeneral
Biyonik robot. Robotun içinde üç yumruklardan var.
“Robotun içinde üç yumruk var.” deyip de detay vermediysem, o üç yumruk doğrudan yeşillere çalışan üç yumruk demektir. Grilere çalışan üç yumrukları zaten detaylıca yazıyorum. Bu hususu idrak edemeyenler olmuş, yanlış değerlendirmeler yapıyorlar.
Türkiye’de bu kadar biyonik robot yoğunluğu yoktu. Ankebut Operasyonunu başlatmamdan sonra artış gösterdi. Son bir senede ise o kadar sıkıştılar ki çok yüksek sayıda kişinin biyonik robotlarını yapıp yerlerine geçmek zorunda kaldılar. Bunu yaparken kendi temellerine dinamit yerleştirdiklerinin, vahim bir hata yaptıklarının, günü gelince o dinamitleri maharetle patlatacağımın farkında değillerdi.
10 Kasım 2021 Çarşamba | MFS Ses Kaydı
Hadise Açıkgöz
Ekran fahişesi
Biyonik robot. Robotun içinde, İngiltere merkezli grilere çalışan üç yumruklardan var.
Ali Koç
Sanayici, iş adamı, FB Başkanı
Biyonik robot. Robotun içinde, İngiltere merkezli grilere çalışan üç yumruklardan var.
Acun Ilıcalı
Ekran pezevengi
Biyonik robot. Robotun içinde, İngiltere merkezli grilere çalışan üç yumruklardan var.
Aydın Doğan
Doğan Holding Onursal Başkanı, iş adamı, tefeci, ihale fesatçısı, kara paracı, şantajcı, medya patronu, ekran pezevengi
Biyonik robot. Robotun içinde, İngiltere merkezli grilere çalışan üç yumruklardan var.
Ferit Şahenk
Doğuş Holding’in yönetim kurulu başkanı ve her türlü kara para, terör, ihanet işinin içindeki kişilerden biri
Biyonik robot. Robotun içinde, İngiltere merkezli grilere çalışan üç yumruklardan var.
Ali Babacan
Deva Partisi Genel Başkanı
Biyonik robot. Robotun içinde, İngiltere merkezli grilere çalışan üç yumruklardan var.
Meral Akşener
Sözde İYİ Parti Genel Başkanı
Biyonik robot. Robotun içinde, İngiltere merkezli grilere çalışan üç yumruklardan var.
İngiltere merkezli grilere/kraliçeye çalışan üç yumruklar da son dönemde yeşillerle iç içeler. Çok iyi anlaşıyorlar. Beraber hareket ediyorlar. Yukarıda yaptığım ifşalardan sonra Türkiye ve dünya siyasetindeki birçok gelişmeyi anlayamamış olanlar, şimdi iyice anlayabilecekler. Bu ifşalardan sonra hiç kimse Türkiye’nin Libya hassasiyetine eskisi gibi bakamayacak. Türkiye’nin yurt dışı operasyonlarına batı dünyasının neden beklendiği gibi tepki vermediği de iyice anlaşılacak. Hatta 15 Temmuz hadiselerine bile başka bir gözle bakmak gerekecek. Kuyunun içinde kaç kuyu olduğu ancak idrak edilebilecek.
Cevheri Güven
Gazeteci
Biyonik robot. Robotun içinde, İngiltere merkezli grilere çalışan üç yumruklardan var.
Bizler gibi dürüst ve gerçek muhalifler ileri seviyede sansürleniyorken Youtube’un ve bildiğiniz o diğer platformların Cevheri Güven gibileri neden hiç sansürlemediğini şimdi daha iyi anlayabilirsiniz. O Youtube’da, üzerinde istihbarat çalışması yapılmayan, hakkında kanaat notu verilmeyen, algoritma ayarları yapılmayan hiçbir yayıncı yok. Oralar gerçekte sadece satanistlere, yahudilere, gizli yahudilere, gizli ermenilere ve bir şekilde ahlak ve insanlık düşmanlığı yapan kişilere ve bir de böyle biyonik robotlara açık.
Fethullah Gülen
MİT/CIA ortak piyonu, gizli misyoner, kara paracı, en önde gelen vatan hainlerinden biri ve daha neler neler…
Biyonik robot. Robotun içinde, İngiltere merkezli grilere çalışan ve bizim belimiz hizasına gelen kısa grilerden var.
Gerçek Fethullah Gülen, tıpkı Said-i Nursi gibi gizli Ermeni ve gizli misyonerdi. Gerçek Fethullah Gülen de tıpkı Said-i Nursi gibi bir süre sonra akıl hastası olmuştu. Manisa Akıl Hastahanesine sevk edildiği zamanlardan sonra, uzun uzadıya iş görmesi, süreklilik sağlaması mümkün değildi. Biyonik robotla yerine geçilmeseydi, bu günlere gelemezdi. Biyonik robot olmasaydı, son üç sene içinde binlerce kere çarpılıp ölürdü. O biyonik robotun içinde çok sayıda gri çarpılarak öldü. Geçmiş yayınlara bakılırsa görülecektir ki bir defasında çarpıldığını yazdım ama biyonik robot olduğunu yazmadım. O biyoniğin içinde görevli olan bazı uzaylılara da kızdılar ve görevden alınıp başkaları geçirildi.
Bu arada, Sabetaycı gizli Yahudi ve büyük münafık ve vatan haini Kadir Mısıroğlu da çarpılarak öldü. Zaten yaşı ileri ve hastalığı çok olanların, metafizik sahada hiç şansları yok. Böyle çarpılıp ölmek üzereyken fark edilerek biyonik robotla yerlerine geçilen kişiler de dünya genelinde çok.
Anlaşılmıştır ki…
Türkiye’de birileri Sabetaycı gizli Yahudi tarikatı mensubu olarak, birileri gizli Ermeni/Hristiyan tarikatı mensubu olarak, birileri Kürt Yahudisi tarikatı mensubu olarak, birileri Mason tarikatı mensubu olarak, birileri satanist tarikatı mensubu olarak bu ülkede gizlice bir sürü işler çevirdiklerini, Türk ve müslüman düşmanlığı faaliyeti icra ettiklerini zan ediyorlar.
Farkında değiller ki…
Onların kurduğu oyunların içinde uzaylı taraflar ayrıca oyunlar kuruyorlar. Elebaşı kişilerin yerlerine geçiyorlar. Nasıl ki kripto kimlikli dünya insanları Türklerin arasında Türk rolü oynuyorlar, biyonik robotlu uzaylılar da kriptoların arasına sızarak onlara aynı oyunu yapıyorlar. Bu, yaklaşık yedi bin sene önce de aynı böyleydi ve biri çıktı, dünyanın dengesini alt üst etti. Yaptıklarına kimse inanamadı. Dünya insanları için öyle hayırlı şeyleri, öyle imkansız görülen şartlarda/zamanda yaptı ki, peygamberler zümresinden olmadığı halde Kur’an-ı Kerim’de onun da adı anıldı. “Zülkarneyn” diye anıldı. Ve yine onun Ye’cüc ve Me’cüc yani yeşiller ve griler karşısındaki mücadelesi de kutsal kitabımızda konu edildi.
Kaçırılmış masum insanları satanist ayinlerinde şeytani bir haz alarak parça parça eden sadist, sübyancı, tecavüzcü, kara paracı Hakan Ural da metafizik sinyallere giriyor.
Kurtarmak için çırpınıyorlar ama hayata dönmesi düşük bir ihtimal. Hakan, kendisinden önce çarpılıp da ölen ve korona denilerek gömülüp geçilen çok sayıda ayinci, büyücü ve satanist arkadaşını da biliyor.
Var mı haberi olan?
Sahi, satanist ayinlerinde İblis’e insan kurban eden, acemilik seviyesinde büyücü ve medyum olan, gizli yahudi, Türk düşmanı, İslam düşmanı, namus düşmanı, insanlık düşmanı Aleyna Tilki nerelerde? Nelerle meşgul? Sağlığı nasıl?
Yavaş yavaş piyasadan siliniyor mu ne? Var mı haberi olan?
Duydum ki sürekli çarpılmaktan o kadar kötü oluyormuş ki acılarından artık ağlıyormuş. Kullandığı ilaçlar fayda vermiyormuş. Mensubu bulunduğu satanist teşkilatı hatta sözde babası İblis bile onu koruyamıyormuş.
Sorun değil… Ya korona der gömer geçerler ya da biyonik robotunu yapıp yerine geçerler. Sonra o biyoniğin içinde de onlarcası çarpılır ölür, bu film böylece biraz daha uzar ama yine de kısa sürer, final yapar.
Gerçek Keanu Reeves, psikolojisi yıkık bir satanistti. Satanizmin insanlık dışı öğretileri ve uygulamaları içinde, kafası yanmış şekilde yaşamaya çalışıyordu. Sübyancı, ayinci, alkolik, uyuşturucu müptelası, kötülük için yaşayan ama tam tersine bir görüntüyü abartılı şekilde, rol gereği sergileyen biriydi. Onu öldürdüler ve yerine biyonik robotu ile geçtiler.
Biyonik robotlar, yerlerine kondukları insanların hafızaları dahil olmak üzere bütün detayları kopyalanarak imal edildikleri için, biyonik Keanu Reeves da “yıkık” bir halde yaşıyor.
Matrix de uzaylılar tarafından dünyamızda çekilmiş filmlerden biri… Tıpkı Terminatör gibi… Bu gibi fimlerin yapımcılarından senaristlerine ve başrol oyuncularına kadar pek çok kişi de biyonik robot olur. Hollywood, satanist tarikatların içinden gelen yahudi kişilere hep öncelik verir ve onları meşhur eder. Lakin onların da içine uzaylı türler biyonik robotlarla sızar. Bu, onlarca yıldır bu şekilde devam etti, ediyor.
Bir yandan satanistler, bir yandan da uzaylı türler, dünya insanlığını bu imkanlarla istedikleri gibi yönlendirmek, bu maksatla kabullenişleri değiştirmek isterler. Kimisi iyilik meleği gösterilir, kimisi budizmi, yogayı ve daha bilmem neleri gözler önüne çeker, bunlara özendirir. Zaten budizm de uzaylıların bir oyunu… Şu anda bile dünyadaki budistlerin en önde gelen liderleri hep biyonik robotlar. Yoga ve meditasyon gibi şeyler de temelinde büyücülük ve şeytana tapınma olan satanizm ve budizm gibi akımlara hizmet etmekten başka bir şey değil. Bilenler bilirler, ne yaptığını tam olarak bilmeden yoga ya da meditasyon yapanlar, farkında olmadan metafizik mücadelelerde yer alırlar. Şeytana ve şeytanın dünya üzerindeki sistemine fayda sağlarlar.
Sadece Hollywood’da değil, bu, dünyanın neredeyse her yerinde böyledir. Şeytana hizmet eden kadrolar ve Şeytana hizmette yapılan uygulamalar, insanlığa hep olduğundan farklı gösterilmiştir. Her şey, ilk bakışta göründüğü gibi değildir. Şu Hıyanet İşleri Başkanlığının mevcut reisi Ali Erbaş görünürde müslüman bir din adamıdır. Bilenleri çoktur ki aslında gizli bir hristiyandır ve soyunun bir yanında yahudilik de vardır. Lakin insanların çoğu bilmez ki çoktan uzaylılar onun yerine de biyonik robotla geçmiştir. Ali Erbaş bile biyonik robottur.
Şaşılacak bir yanı yok…
Bunlar çok yakında çok sıradan bilgiler olarak görülecekler. Dünya çok hızlı bir değişme yaşayacak.
Bilinmesi gerekiyor ki bu dünyanın böyle gerçekleri de var. Böyle şeyler dünyada çok sık yaşanıyor. Mesela şu sözde rahibe… Biyonik Papa’nın, Vatikan Şehir Devleti Yönetimi Genel Sekreteri olarak atadığı Raffaella Petrini… İlk kez bir rahibe böyle bir makama atanmış rolü oynuyorlar. Oysa o sözde rahibe aslında bir transeksüel. Aslında bir erkek. Daha doğrusu bir vakte kadar öyleydi ve ileri seviyede vahşi bir satanistti. Aynı şu Türkiye’de deli dolu yayınlar yapan Epphilia Kennedy gibi… Lakin bu sözde rahibeyi öldürdüler, bir biyonik robotla yerine geçtiler. Üstelik, içindeki uzaylı kişi de bir erkek.
İnsan değil bunlar. Bunlara söz söylemenin bir faydası kalmamış. Daha önce de birkaç kere benzer yazılar yazmıştım. Sputnik Türkiye ofisindeki insan suretli gizli ermeni, gizli yahudi acayip varlıklarda belli ki ar, ahlak, namus kalmamış. Gençler ve öğretmenler başta olmak üzere bütün Türk milletini kendileri gibi ahlaksız, namussuz yapmaya azmetmişler.
Bunun başka bir açıklaması olamaz. Bu güne kadar, habercilik maskesi altında çok defa yaptıkları faaliyetler de bunun kanıtı.
Ailesi, karısı, çoluğu çocuğu olan, namusu olan hangi insan, böyle bir ahlaksızlığı bu şekilde haberleştirebilir. Bir de “Girişimci ruhlu” demişler. “Eşsiz strateji” demişler. Bir yılda 270 bin dolar kazandığını sözde haberin metninin sonuna eklemişler.
Bu sözde haberi okuyan kız ve erkek öğrenciler neler düşenecekler? Öğretmenler neler düşünecekler. Böyle bir ahlaksızlığın, bir öğretmen tarafından yapılmasını bile “çok normal” bir tarzda haberleştiren insan şeytanlarının bu sözde haberine denk gelenler neler yapacaklar? Neyi tercih edecekler? Sigaranın ve alkollü içeceklerin görüntülerinin bile buzlandığı bir Türkiye’de, sözde basın, müstehcen siteler hususunda nasıl kontrolsüz ve aşırı serbest olabilir. Belki Sputnik, şu sözde haber için o ahlaksız siteden reklam ücreti bile alabilir. Bir şekilde basın kartı alabilmiş üç beş gizli yahudi, gizli ermeni, nasıl olur da milyonlarca insanın kabullenişlerinin temel direklerini yıkmaya yol bulabilir. Sputnik, güney Asyada ve Tayvan’da el kadar kız çocuklarının on milyonlarcasının nasıl da acımasızca fuhuşta kullanıldıklarını, bunların çoğunun yaşının 12-13 olduğunu kaç kere haberleştirmiş? Oralarda o derece cehennemi bir hal olmasının sebeplerini anlatan ve düzeltmek isteyen kaç namuslu dünya insanının sesini dünyaya duyurmuş?
Aksine, Sputnik, Rusya’da da çok yaygın halde olan namussuzluğun ve kuralsızılığın Türkiye’de de bir an önce yaygınlaşması için bir seferberlik ilan etmiş gibi… Dini ve siyasi tercihleri ne olursa olsun, bütün insanların felaketine sebep olan Sputnik gibi sözde basın organlarının fişi bir an evvel çekilmelidir. Yetmeyip bu hususta Rusya’ya da resmi kanallardan nota verilmelidir. Bu haklı tepki gür sesle bütün dünyaya duyurulmalıdır. Dünyaya örnek olmalıdır. Ruslar ya da diğer taraflar, Türkiye’de doğru düzgün basın ve medya faaliyeti yapacaklarsa yapsınlar, yoksa yıkılıp gitsinler.
Rusya’da bir milyondan fazla AIDS’li var. Sayı her sene hızla artıyor. AIDS’liler, ömürlerinin son demlerinde akıl kırılmasına sebep olacak kadar dayanılmaz acılar çeke çeke ölüyorlar. Kadının ise hiç değeri yok. Aile kurumu denilen şey yok olmak üzere. Sevgi yok, saygı yok, aile ve akrabalık bağları yok. Rusya’da kadınlar, vahşileşmiş şartlar içinde, insanca yaşayabilmek, eziyet görmemek, göz yaşlarına boğulmamak için erkekleşmek, erkekçe bir tavır ve mücadele sergilemek zorunda kalıyorlar. Rusya’nın ya da başka ülkelerin, her manada dibe vurmasına sebep olmuş ahlaksızlıklar, namussuzluklar, Türkiye’de basın ve medya faaliyeti kisvesi altında normalleştirilemez. Basın ve medya gücü, Türk milletini ayakta tutan dini ve kültürel değerlerini yok etmenin bir aracı haline getirilemez. Türkiye, bu sinsiliklere ve saldırılara daha fazla tepkisiz kalmaz, kalmayacak.
Ali Koç sadece Fenerbahçe başkanı olarak dibi görmedi, hayalleri yıkmadı, kendini tüketmedi… Ticari sahada da çoktan dibe vurdu, tükendi. Koç Holding’in kara para işlerini çok büyük oranda kestik. O sözde holding, bunca faaliyet alanına rağmen aslında her şeyden çok kara para işi yapıyor ve kara para ile ayakta duruyordu. Şu anda dünya genelinde acınası halde olan Ankebut Ağına büyük faydalar sağlıyordu. Bu maddi gücü, ülke içinde siyasi güce de çeviriyordu. Artık o günler mazi oldu.
Koç Holding tamamen ve görünür şekilde batmasın, bayrağı resmen çekmesin diye Ankebut Ağı mücadele veriyor ama taşıma su ile değirmen dönmez. Beyhude yere uğraşıyorlar. Herkes bu sarsıcı gerçeğin farkında olup buna göre kararlar almalı ki Türkiye’nin en büyük holdingleri bile dibe vurmuş haldeler.
Ankebut Operasyonu, Türkiye’nin dengelerini değiştirmek için, dünyanın dengelerini de değiştirdi ve daha da değiştirecek.
Söz konusu kedilerin tamamının zehirlendiğine ve farklı sebeplerle ölmediklerine emin misiniz?
Hala Türkiye’nin dört bir yanında, en çok da gizli yahudi, gizli ermeni, mason ve satanist nüfusunun çok olduğu illerimizde, büyücülük maksadıyla zavallı hayvanlar feci şekilde katlediliyorlar.
Son zamanlarda, metafizik sahada çatışmalar arttıkça, bu gibi acı hadiselerin de arttığı ve basına/medyaya yansımasının önlenemediği açıkça görülüyor. Daha önce bu hususta resmi yetkilileri ikaz eden ve vazifelerini, hukukun gereğini yapmaya davet eden yayınlar yapmıştım.
Ne bekleniyor? Kim bekleniyor? Kimden icazet bekleniyor? Nerede bu ülkenin istihbarat teşkilatları, kime çalışıyor bunlar? Neden soruşturmalar neticeye ulaşmıyor? Neden çeşitli isimler altında aslında büyücülük yapan on binle kişinin önünü kesecek ve hayvanların da insanların da “oh” demesine sebep olacak kanunlar mecliste hazırlanmıyor ve ağır cezalar verilmiyor?
Lafa geldi mi insanlığı, merhameti, çağdaşlığı, vatanseverliği, milliyetçiliği, insan ve hayvan haklarını, ayrıca kadın haklarını ve bilmem neleri savunmayı kimseye bırakmayan ama omurgasız sürüngenler misali çift kimlikli yaşayan şeytanlaşmış gizli yahudilere ve gizli ermenilere ve satanistlerle masonlara, ne zaman müdahale edilecek? Masonluğun aslında satanist, büyücü, bölücü, kara paracı ve dünyanın başına bela bir teşkilat olduğu ne zaman resmi makamlarca kabul edilecek ve gereği yapılacak?
“FETÖ de FETÖ” denilip duruldu ama gerçek FETÖ’cüler de söz konusu gizli yahudiler, ermeniler, masonlar, satanistler olduğu halde, kaçına dokunuldu?
Bu Türkiye’de Türkün sadece adı mı kaldı? Örtülü bir işgal mi var, devlet kimlerin ellerine kaldı, bu gidiş nereye?
Dünyaya gücümüzü bir kez daha gösterdik. Dünya siyasetinde bir anda nelere sebep olabildiğimizi bütün dünyaya hatta başka dünyalardan olan taraflara gösterdik. Kendilerini dev aynasında gören bilmem kaç tane devletçiği sert kayaya çarptırdık.
Yedi bin sene önce biz burada, şu günümüzde Anadolu denilen diyardaydık. Oğuz Kağan diye de bilinen hz. Zülkarneyn’in başbuğluğunda bütün dünyaya hakim tek bir devletimiz vardı. İstanbul’u ve bu gün Anadolu denilen bu toprakları dünyanın merkezi yapmıştık. İstanbul boğazını suni tekniklerle açarken, yine bizim toprağımız olan yerde Cebel-i Tarık boğazını da açmıştık. Çin’e haddini bildirmiş, dünya sahnesinden silmiştik. Üç, beş, yedi bin sene önce Türk kültürüyle yapılmış şeyleri/bulguları, arkeoloji kazılarında hala bu diyarlarda buluyoruz. Biz o zamanlarda buraları merkez yaparak dünyayı adaletle, hoşgörüyle, din/vicdan/ibadet hürriyetiyle, ahlakla, namusla, barışla, mutlulukla idare ediyorduk. Kimsenin kimseye zulüm etmesine, haksız yere kan dökmesine, ahlakı bozmasına, fitne çıkartmasına, sömürmesine izin vermiyorduk.
Biz, böyle ataların torunlarıyız. Sizlere bunca laf anlattım, bazen tekrarlar yaptım ve tekrarlar yaparken daha açık şekilde de izahlar yaptım. Nesi anlaşılmadı?
Avrupa taraflarından esen ahlaksızlık, namussuzluk, nikahsızlık, ibnelik, cinsiyetsizlik, transeksüellik, adaletsizlik, sömürgecilik, teröristlik ve benzeri rüzgarlar artık sert kayaya çarpacak. Ya bunu kabul edecek ve baştan akıllıca davranacaksınız ya da bunu hala yapmayı deneyerek hışmımıza uğrayacaksınız. Kendi pisliğinizi daha fazla bize bulaştırmayın. Biz yeniden özümüze döneceğiz ve Türk gibi ahlaklı, adaletli, mert, namuslu, dindar, saygılı yaşayacağız. Bizim işlerimize daha fazla elinizi ve dilinizi karıştırmayın. Aramıza sızdırdığınız, Türk görünerek yaşayan gizli Ermenileri, gizli Rumları, gizli Yahudileri daha fazla kaşımayın. Biz bir kükrersek onları pençelerimizle ve dişlerimizle parçalayarak durmayız, onları oynatan sizlere de aynını yaparız.
Biz buralara sonradan gelmedik. Hiç bir ırkın ve dinin mensubunu da asimile etmedik. Kimliğini ve dinini gizleyerek yaşamaya mecbur etmedik. Bunu da sizler yaptınız. Kendi vatanımızda, asıl ata diyarımızda, bu gün Türkiye/Anadolu denilen bu topraklarda bizi biz olmaktan çıkartmak için iki asırdır denemediğiniz şeytanlık kalmadı. Yalanlarınız, iftiralarınız, zulümleriniz ve sinsi planlarınız buraya kadardı.
Biz “Ya devlet başa ya kuzgun leşe” demişiz. Devleti/vatanı müdafaa etmeyi canımızdan öte bilmişiz. Her kim ne karar alacaksa, bunu bilip böyle alsın.
Türkiye’de terör yanlısı sol kesimlerin çoğunun içi FETÖ’cü dolu. Gerçekte gizli Ermeni ve gizli Yahudi bir ihanet teşekkülü olan FETÖ, en baştan beri solcu terör odaklarıyla, onların içindeki terörist gizli Ermenilerle iç içe büyüdü ve devlete sızdı.
Bu güne kadar FETÖ operasyonları dar kapsamda yapıldı. Artık FETÖ operasyonları sol çevrelerdeki işbirlikçilere, teröristlere, hainlere kadar uzanmalıdır.
v.a.s. Selman gizli bir Yahudi ve büyücüydü. Çok sık olarak büyü yapıyordu ve ayinciydi. Çoğunlukla hayvanların uzuvlarını keserek büyüler yapanlardandı. Çoğunlukla koyun ve keçi keserek ayin yapardı. Ayrıca cinsi sapıktı. İleri seviyede dolandırıcı ve hırsızdı. O derneğin başına, kendisinin ne olduğu bilinerek konuldu. Onu oraya koyan “merkez” de zaten onun gibi gizli yahudilerin ve ermenilerin ve masonların eline geçti. Kayın pederi Hüseyin Başol da bir gizli Yahudi ve türlü suçların ortağı…