Etiket arşivi: FETÖ

▪️ Cem Karaca ve Barış Manço kardeşti

Barış Manço ile Cem Karaca, baba bir anne ayrı kardeşlerdi. Bunu da bütün Türkiye’den sakladılar, gerçek kökenlerinin gizli Yahudilik ve gizli Ermenilik olduğunu sakladıkları gibi…

Cem Karaca’nın Almanya’da olduğu yıllarda senelerce yanında kaldığı ev arkadaşı İbrahim Hızlı bu gerçeği Cem Karaca’nın ağzından duyup aktardı. Kaleme aldığı özel bir mektupta da yazdı.

Cem Karaca’nın eşi İlkim Karaca ise iddiayı şu sözlerle doğruladı: “Evet, Cem bana Barış Manço’nun ağabeyi olduğundan bahsetti.”

Bu bilgiler birkaç sene evvel basında da yer buldu. Yine de hala milletimizin çoğu duymadı. Cem Karaca’nın FETÖ’ye katılması, Barış Manço’nun FETÖ’ye katılması ve sonraki konuşmaları, yapılan organizyonlar/paneller, kurulan dernekler ve vakıflar hep bir oyundu. Çok büyük bir oyundu. Uluslar arası çapta bir misyonerlik faaliyeti idi, içinde gizli Yahudiler, gizli Ermeniler, Masonlar, Siyonistler, CIA ve MOSSAD başta olmak üzere gizli servisler vardı ve ayrıca İslam alet edilerek oluşturulan bu teşekkül, Yahudilerin, Siyonistlerin siyasi hedefleri doğrultusunda da kullanılıyordu. Aslında sonradan Fethullah Gülen’e sempati duymaya başlayıveren, onu destekleyen çıkışlar sergileyen gazetecilerin, yazarların, sanatçıların, sporcuların, siyasetçilerin nerede ise hepsi en baştan Gülen’ci olup, bu ihanet çarkını kurup sonradan görünürde dahil olan kişilerdi. Türkiye ayağında en merkezde Alarko, Üzeyir Garih, Sezen Aksu’nun babası Sami Yıldırım gibi kişiler ve MİT’in hain bir kanadının adamları da vardı. Sabetayist Caner Taslaman’ın karısı Feryal’in kripto Yahudi ailesi olan Kalkavanlar dahil yüzlerce kripto Yahudi ve kripto Ermeni aile bu ihanet sarmalının en baştan beri içindeydiler. Hepsi kirli ve büyük suç kapsamında bir oyunu oynadılar. Bunların nerede ise hiç biri şu son süreçte zarar görmediler. İfadeye bile gitmediler. Mallarını bile kaybetmediler. Olan kandırılan alt tabakadaki Müslüman Türklere oldu, oluyor. FETÖ diye bir şey yok, hiçbir zaman olmadı, İçimizdeki İsrail var…

Mehmet Fahri Sertkaya

FETÖ Militanı Fatih Tezcan…

Sözde Gülen ile CIA’nın işbirliğini gözler önüne seren Fatih Tezcan, herkesten çok FETÖ’nün militanıydı.

Fethullah Gülen’in gizli Ermeni ve Hıristiyan olduğunu en başında beri bildiği halde, çevresindeki pek çok gizli Hıristiyanla birlike bu terör ve ihanet örgütüne mensup oldu. Müslüman millet kandırılırken o, en başından beri neyin ne olduğunu bilerek bu terör ve ihanet örgütüne yardım ve yataklık etti.

İçinde bulunduğu gizli Hıristiyan cemaatinden pek çok kişiyi FETÖ’ye dahil etti. Bunlardan bazılarını alıp Fethullah Gülen’in huzuruna götürdü. Orada, numarayı bırakarak, kendileri olarak konuşmalar yaptılar. FETÖ için yıllarca binbir türlü suç işledi. Şu ülkedeki en gerçek ve en büyük FETÖ’cülerden biri Fatih Tezcan’dır. Daha önce sık sık yazdığım gibi, “FETÖ operasyonları” denilen operasyonlar aslında Türk/Müslüman temizliğidir. Bunları planlarken Tayyip ve Gülen de birbirleri ile telefonda görüştüler. Bu kısmın detayları için bu gruptaki geçmiş yayınlara bakılabilir.

Baştan beri çok ahlaksız biridir Fatih Tezcan… Çok para vurdu ama hiç para tutmadı. Hep kısa sürede harcadı. Kaç kere, kaç kişi ile zina ettiğini, kaç kötü mekan eskittiğini kendisi biliyor mudur, bilmem… İnsan doğdu, bir yaşa kadar insan kaldı, bu doğru ama hayatının hiçbir döneminde Müslüman olmadı. Tam bir sahtekardı, münafıktı, hala da öyle… Bir bakın, sadece son beş senede bile kaç tezatı bir arada savunuyor.

Fatih’i ve nereden fırladığını çözecekseniz, yolunuz İHH’ya düşmeli. Yıllardır gür sesle bağırıyorum ki İHH bir CIA projesidir. Bunu bunca sene basın/yayın yolu ile iddia ederim de kimse kaşrıma çıkıp “Dur bakalım, delilin nedir, iftira etme. İHH tertemiz bir insani yardım kuruluşudur” demez. Kimse hukuk yoluna gitmez, gidemez.

Bu kısımları da daha önce yazmıştım, hızlı geçiyorum. Takılanlar olursa şu avukat Zeki Çalışkan’a sorsunlar. Zeki, İHH’nın kurucularından biridir. Sonradan arayı açtı biraz. O zamanlardan Fatih Tezcan’ı da bilir. Beraber çok para kaldırdılar, çok… Zeki daha sonra profesyonelleşti. Şimdilerde ise kendini aştı. UKİD’i kurdu, oradan kendi gibi gizli Hıristiyanlarla birlikte Müslümanları soyuyor, paraları hem yiyor hem de gizli Hıristiyan cemaatine aktarıyor. Onlar da milletimize ihanette kullanıyorlar. Misyonerliğe de aktarıyorlar. Evet, evet… Müslümanlar, İslami bir teşkilat diye İHH’ya, UKİD’e, Türgev’e, Tügva’ya ve benzeri onlarcasına ayni ve nakdi yardımda bulunuyor, yetmiyor çok sayıda belediye ve kamu kurumu da bunları fonluyor ve o paralar Türk/İslam düşmanlığına harcanıyor. Çünkü hepsi içimizdeki İsrail üzerinden CIA’ya ve MOSSAD’a, onlar üzerinden Ankebut Ağı’nı yöneten konseylere bağlı kuruluşlar…

İsterseniz Fatih Tezcan ile Zeki Çalışkan’ın ikisini birden karşıma bir canlı yayında çıkartın, yanlarına bir de İHH’nın başındaki insan şeytanı vatan haini Bülent Yıldırım’ı alın, hiç olmadı bunlarla aramda bir konferans telefon görüşmesi sağlayın, kayıt da yapıp saniyesini kesmeden paylaşın, ben bütün bunları ispat edeyim. Sonra bütün Müslümanlar dinlesin İHH ne imiş, AKPKK ne imiş, meydanlarda “Müslümanım” diye boy gösterip her meselede rüzgar gülü misali dönüp duranlar kimlermiş, görsünler, bilsinler.

Mehmet Fahri Sertkaya

Devekuşu Kabare…


Çok komik… Savcılığı, hakimliği bırakıp komedi/kabare işine falan girseler, daha iyi kazanırlar. Şundan daha çok saygı görürler. Daha çok itibar edilirler.

Süleyman Soysuz’un planlaması ve olay yerinde bizzat yönetmesi ile öldürülen Rus elçi Karlov’un öldürülmesine dair başlatılan soruşturma nihayet tamamlanmış.

Çok yakında vatana ihanet suçlaması ile yargılanması beklenen savcı, iddianamede kendini aşmış, uçuşa geçmiş hatta belki de desteksiz yüksek atlama rekoru denemiş.

Soysuz’un cinayette kullandığı tetikçi polis memuru Mevlüt Mert’in, BOP’çuların ve içimizdeki İsrail’in el üstünde tuttuğu ve adeta devlet desteği verdirttiği Vehhabi sapık zihniyetli Nurettin Yıldız gurubu ile bağlantılı olduğunu kabul etmiş. Ancak şüphelinin suçu bu grubun üzerine yıkmak için sızdırılmış bir Gülen cemaati üyesi olduğunu öne sürmüş ve ”Mevlüt Mert Altıntaş’ın ev arkadaşı Sercan Başar ile birlikte renklendirilerek Nurettin Yıldız Grubu’na bağlı olan Sosyal Doku Vakfı’nın uzantısı olan Sosyal Doku Ankara Gönüllüleri Grubu içerisine sızdırılarak gizlenen FETÖ mensubu olduğu anlaşılmıştır.” ifadelerini kullanmış.

Konseylerin emri ile Rusya’nın Türkiye’deki Büyük Elçisi olan Karlov’u Süleyman Soysuz’un öldürttüğünü, daha önce bu gurupta bütün detayları ile anlatmıştık. Hala “Tetikçi silahı ve kurşunu varken bile Karlov hariç kimseye zarar vermemişti, kurşunu bittiği halde neden öldürüldü” sorusunu bile sormadılar. “Emniyet içindeki Esedullah Tim nedir, ne değildir? Nusra bağlantılı ve BOP kapsamında üretilmiş bir grup mudur? Arkasında MİT’in hain kanadı, CIA, MOSSAD var mıdır?” bile demediler ama tiyatro sahnesi sergiler gibi iş tutuyorlar. 80 milyon insanı aptal yerine koyan ve bu vatan hainlerine, meydana çıkartılmış bunca sarsıcı gerçeğe rağmen hizmet eden bu gibi savcıların ve hakimlerin yüzlercesinin çok yakında idam edileceğini öngörebiliyoruz. Bunu çok sık tekrar ediyoruz, çünkü bazıları gerçekten de bu işten sıyrılabileceklerine inanarak bu BOP’çu hainlere yardım ve yataklık ediyorlar, görevlerini kötüye kullanıyorlar. Lakin öyle olmayacak… Türk milleti, yakın gelecekte, yüzlerce hakim ve savcının idam edildiğini ve bir kısmının da müebbet hapis cezaları aldığını görecek. Çünkü her suçun, zulmün, cinayetin, katliamın, ihanetin ve her türlü acının birinci dereceden sorumlularıdır onlar…

Mehmet Fahri Sertkaya

Memorial’in sahibi, Turgut Aydın kimdir?

Milletimize İslami market gibi yutturulmak istenen A101’in sahibi kripto Yahudi Cüneyt Zapsu idi. Çok anlatmıştım Zapsu’yu oynatan Siyonistlerin Tayyip ve AKPKK projesini ve Zapsunun neler yaptığını

Memorial’in sahibi, bu gördüğünüz adam, Turgut Aydın… Trabzonlu biliniyor ama benim duyduğum iddialara göre bir kripto Yahudi… Malum Mesut Yılmaz’dan tutun Mehmet Ağar’a, Oğuzhan Asiltürk’e, APO’ya, Devlet Bahçeli’ye kadar bu ülkede binlerce gizli Ermeni ünlü kişi, patron kişi, sözde sanatçı kişi, sözde yazar kişi var. Yine Tayyip’ten tutun Egemen Bağış’a, Aydın Doğan’dan tutun, Turgay Ciner’e, Ferit Şahenk’ten tutun Murat Ülker’e kadar binlerce gizli Yahudi patron, gazeteci, TV programcısı, şarkıcı, manken, vekil, sendikacı, devlet memuru, polis, subay v.s. var. Bunları genelleyerek İçimizdeki İsrail ve içimizdeki Ermenistan diyoruz. İddialara göre bu Turgut Aydın da o kripto Yahudilerden biri imiş…

Bir kripto Yahudi ve kripto Ermeni ihaneti ürünü olan FETÖ teşkilatının kurulmasında ve güçlenmesinde etkin rol oynamış ve Bank Asya’nın bile kurucu ortakları arasında yer alan bir kripto Yahudi olduğu iddia ediliyor bu Turgut Aydın’ın… Bu şahsın, hayatı boyunca hiçbir zaman gerçek bir iş adamı olmadığı… Hep sahada bir piyon olarak kullanıldığı, birileri adına iş takip ettiği ve rolünü çok iyi oynadığı… Akıl almaz yükselişinin arkasında aslında kadın ticareti yani fuhuş sektöründeki faaliyetleri, uyuşturucu ticareti, Kumar oynattığı mekanların gelirleri, Masonlarla, Siyonistlerle, Tapınakçılarla, Haçlı artıkları ile birlikte her türlü kara para işini çevirmesi olduğu da iddia ediliyor.

İddialara göre, sistemi öyle bir kurmuşlar ki sadece kumar oynattığı mekanlardan bile bu Turgut Aydın’a her hafta yurt dışından çuvallar dolusu paralar geliyormuş. Ömrünün üç, dört senesinin Türkiye dışında geçtiği, o sırada bulunduğu ülkede Siyonistlerle, Masonlarla, doğrudan Şeytan’a tapan gizli örgütlerle çok sıkı fıkı olduğu, çok şeyleri tecrübe ettiği, bir nevi eğitim aldığı da iddialar arasında… Yine benim duyduğum iddialara göre bu adam, ciddi bir tahkikat esnasında, neyi nereden kazandığını, nasıl bu kadar büyüdüğünü izah edemeyecek kadar hızlı büyütülmüş. Meşhur şirketi Dömeks’i de zaten kimliği açık Yahudilerle ve Ermenilerle beraber kurmuş.

Dünya genelini şimdilik bir yana bırakalım da, sadece Türkiye’de her sene binlerce, on binlerce çocuk ve yetişkin kayboluyor. Ne kadar enteresandır ki bunların hiçbirinin akıbeti bilinemiyor. Olağan üstü hal ilan edilip “Bu gidiş nereye?” denilmesi icap ederken, basın da, devlet kurumları da, güvenlik kurumları da, istihbarat kurumları da bu derdin üstüne gitmiyor/gidemiyor. Birilerinin bu benim bile kulağıma gelen iddiaları duymamış olma ihtimali var mıdır? Haydi bunları her yerde paylaşalım ve Türkiye’de bu insanlık dışı işler dursun, suçlu suçsuz ayrılsın, suçlular cezasını bulsun.

Mehmet Fahri Sertkaya | Akademi Dergisi

Derin Tarih dergisinin çirkin yüzü | Kimmiş kahraman? Fevzi Çakmak mı, Rauf Orbay mı, Kazım Karabekir mi?

akademi dergisi, Mehmet Fahri Sertkaya, rauf orbay, fevzi çakmak, sabetaycılar, üzeyir garih, masonlar, gizli yahudiler, FETÖ, yamanlar koleji, gizlenen gerçekler, Kazım Karabekir, peyami safa, mustafa armağan, derin tarih, küçük hüseyin efendi, alarko, bedirhan aşireti

Kimmiş kahraman?

Sahip oldukları yarım yamalak ilim ile, bir Siyonist pususu olduğu somut yüzlerce delil ile meydanda olan AKPKK organize suç, terör ve ihanet örgütüne yardım ve yataklık eden kişilere ve çakma dergilerine itibar etmeyin…

Derin Tarih’te “kahraman” denilen kişilerden Fevzi Çakmak ve Rauf Orbay gizli Yahudi kişilerdi. Ülkemizde, Türk ve Müslüman hakimiyetini tamamen ve sonsuza kadar yok etmek için hile, ihanet hatta tedhiş ile kurulan Kamalizm maskeli Sabetayist Yahudi rejiminin gönüllü askeriydi bunlar… Türk ve Müslüman görünürken, ya da Kürt ve Müslüman görünürken, Türk ve İslam düşmanlığı yapmış kişilerdi. 

Fevzi, 22 sene Sabetaycı gizli Yahudi Kemal Atatürk’e ve onu oynatan Sabetaycı kliğe, gönül rızası ile ve sorun çıkartmadan Genelkurmay başkanı olarak emir erliği yapmıştır. Öldüğünde, vasiyeti gereği, Müslüman görünen ama aslında gizli Yahudi olan sözde şeyh Küçük Hüseyin Efendi’nin mezarının dibine gömülmüştür. Çok sonraları,İçimizdekiİsrail‘in en üst yönetici kadrosundan 33 dereceli Mason ve Musevi Üzeyir Garih, Yahudi iç çekişmeleri gereği öldürülünce, cesedi Fevzi Çakmak ile Küçük Hüseyin’in mezarları arasında bulunmuştur. Garih, aslında kendi şeyhi olan ama hayatı boyunca Müslüman rolü oynadığı için Müslüman kabristanında yatan Küçük Hüseyin Efendinin mezarını çok sık olarak ziyaret ederdi. 

Kimse de kimliğinde bile Musevi yazan Garih’in bunu neden yaptığını sorgulamazdı. FETÖ’nün en üst kurucularından biri de bu Garih’ti, Alarko idi. FETÖ de “Kemalizm” projesi gibi, bu Yahudilerin projesiydi. Şimdi hamile kadınlarına ve el kadar bebeklerine kadar on binlerce Müslüman, hukuk dışı ve keyfi şekilde ceza evlerinde ama asıl FETÖ’cüler, bunlarla aynı klikten olan ve bunlardan talimat alan ülkemizdeki gizli Yahudi ve Mason sanatçılar, iş adamları, ünlüler, gazeteciler, sözde aydınlar, siyasetiçiler… Sezen Aksu’nun babası olup FETÖ’nün ilk eğitim müessesesi olan İzmir Yamanlar Koleji’ni kuran Sami’ye kadar, bu gerçek FETÖ’cülerin hiçbirine dokunulmuş değil. 

Fevzi Çakmak’ın karısı da, henüz yaşarken evini Musevi cemaatine bağışladı ve sinagog yapıldı. Bunları ve daha neleri neleri, sekiz-on senedir bütün Türkiye’ye duyurduk da, dinimizi ve değerlerimizi dünya menfaat ve siyasetine alet etmekte sınır tanımayan, böyle yapanlara Allah’ın lanet ettiğini bildikleri halde bunu yapmaya devam eden bu İslamcı kadro, bunları duymadı mı? Ya da anlattıklarımızın aksini mi ispat edebildiler? Bu nasıl Müslümanlık, bu nasıl vicdan, bu nasıl hak-hukuk-cihad-hizmet anlayışı? FETÖ de FETÖ diye diye en çok bağıranlar bunlar ama bu kripto Yahudi ve Mason gerçek FETÖ’cülerin hangisini hedefe koyup seslerini çıkarabilmişler. Güçleri sadece masum kadınlara, bebeklere mi yetiyormuş… İnsan hiçbir şey yapamazsa, dik duramazsa, bedel ödeyemezse, hiç değilse sessiz ve tarafsız kalır da ilahi tokadı yemez. Lakin bunlar hala gerçek paralel devletin adamlarını markalaştırmak, kahramanlaştırmak derdindeler. üstelik, buna yol-zemin kalmadığı halde, gerçekler bunca senedir izah ve ispat edildiği halde bunu yapıyorlar. 

Sabetaycı Adnan Menderes konusunda da aynı samimiyetsiz tavırlarını, inatla sürdürmek gayretindeler ve onun gerçek yüzünü kabullenmek istemiyorlar. Çünkü her yanı nifak kokan çakma davaları, partileri, cemaatleri, tarikatları, liderleri, dergileri, televizyon kanalları, her şeyleri temelden çökecek bu gerçekleri kabul ettiklerinde… 

Rauf Orbay da aynı ihanet kliğinin bir adamıydı. Fark şu ki daha çok Sabetaycı gizli Yahudilerden ve gizli Ermenilerden oluşan ve hukuksuz şekilde “Kamalizm”i, “Atatürkçülüğü” kutsallaştırıp dokunulmaz yaparak kendilerini bunların arkasında sağlama alan bu ihanet şebekesinde o, Kürt Yahudisi kökenli olan az sayıdaki kişiden biriydi. Bedirhan Aşireti olarak bilinen Kürt Yahudisi aşiretin mensubuydu. Bu gün, bir Siyonist/gizli Yahudi/Gizli Ermeni/Mason ihanet partisi olan İttihat ve Terakki (Birlik ve Kalkınma) Partisinden hiç farkı olmayan Adalet ve Kalkınma Partisi’nin asıl kurucularından biri olan ve ‘Tayyip’i Tayyip yapan adam’ olarak bilinen CIA casusu, gizli Boşbakan, İçimizdeki İsrail’in etkili adamlarından Cüneyt Zapsu’nun soyu da bir yandan Sabetaycı Yahudi Uzel’lere, bir yandan da bu Bedirhan Aşireti’ne ve Kürt Yahudilerine çıkar. Bunları da sekiz-on senedir, çok etkili şahısların isimlerini vere vere anlattık. Arama motorunda aratınca bulunabilir. Siyonizmin AKPKK’si ve ismi geçen vatan hainleri davacı olamadıkları halde, bu sitelerimize keyfi şekilde, KHK bahaneleri ile “katliam” denebilecek erişim engelleri uygulandı ama çoktan herkes her şeyi duymuştu ve VPN ile girebilirsiniz… 

Gelelim Kazım Karabekir’e… Hiç uzatmaya gerek yok. En özet ve isabetli şekilde şöyle anlatılabilir ki, tam bu Derin Tarih ekibi gibi bir ayardaydı. Müslüman mı, değil mi, vatansever mi, değil mi, bazen faydalı çıkışlar yaparken niyeti hayır mı, değil mi, niyeti hizmet mi, cihad mı, yoksa şahsi çıkarlar mı, anlaşılmayan, samimi bulunmayan, itibar edilmeyen, egosundan yanına yanaşılmayan, İslam’ın en temel meselelerine bile içten içten itiraz halinde olup bunu açıkça meydana koyamayıp acayip davranışlar içine giren, Müslümanlığı ve vatan davası lafta olan boş adamın tekiydi. Yaşıyor olsaydı, sokakta denk gelseydim, boş adamın teki olan Kadir Mısıroğlu’na vermediğim gibi ona da selam vermez, selamsız geçerdim. 

Kendinizi yakın geçmişteki ve günümüzdeki İslamcıların tuzaklarından, şerlerinden koruyun. Dininizi, lisanınızı, davanızı bunlardan öğreneceğinize cahil kalın, daha ehven-i şer olur. Allah’ın dinini bile dünya menfaat ve siyasetine alet eden ve din diye, dava diye diye yamuk oldukları apaçık göz önünde olan adamları, akımları destekleyip tavsiye eden ve hatta kahramanlaştıran kişilerden, aslandan kaçar gibi değil, daha şiddetli kaçın. Aslan sizin dünyanızı/canınızı alır. Bunlar sonsuz hayatınızı, bitmek bilmeyen hayatınızı cehenneme çevirirler. 

Şu Kadir, kırk yıldır bastığı ve mut’a nikahına bile cevaz veren ve sapıklık dolu kitabını, son senelerde defalarca infiale sebep olduğu, tepki aldığı halde inatla yayından kaldırmayacak kadar ve saçma sapan siyasi, tarihi görüşlerini, görüşlerinin/iddialarının aksi bin türlü ispat edilmiş ve kendisi aciz düşmüş olduğu halde değiştirmeyecek kadar tehlikeli bir adam. 

Son iki asır içinde ve günümüzde, takdir edip tasvip edebileceğiniz bir avuç gerçek Müslüman var. Bunu peşinen kabul edin, ahir zamanda olduğunuzu, Deccal fitnesinin son döneminde olduğunuzu ve dünyaya iki asırdır küfrün hakim olduğunu bilin de, ömrünü boşa harcayanlardan, ahiretini tehlikeye atanlardan olmayın. İslamcı olmayın, İslamcı olmayın, İslamcı olmayın. Particilik yapmayın, dininizin, davanızın her meselesini parti ve lider ekseninde değerlendirmek hastalığına kapılmayın. Dosdoğru Müslümanlar olun. İslamda böyle bir seçim sistemine de, particiliğe de, bilen bilmeyen herkesin kitap yazmasına da, görüş beyan etmesine de, oy kullanmasına da izin yok.

Mehmet Fahri Sertkaya | Akademi Dergisi

Gerçek paralel devleti ifşa ediyoruz!

BAŞKA BİR GÖZLE BAKACAKSINIZ

Evrimi savunan da Sabetayist, sözde ona cevap veren de Sabetayist. Kanal da Sabetayistlerin…

Gerçek paralel devleti ifşa ediyoruz.

Bundan sonra Türkiye’deki televizyon kanallarına, milletin tepkisine rağmen sık sık bu kanallara çıkartılanlara, bu kanallardaki programlara, dizilere, daha başka bir gözle bakacaksınız. Bundan sonra bu ülkede kimlerin neler çevirdiğini, neler çevirmek istediğini, hepiniz hemen anlayacaksınız.

Sabetayist gizli Yahudi Turgay Ciner’e ait olan ve bünyesinde çok sayıda kripto çalıştıran Haber Türk kanalına çıkartılan, yaratılışı savunan Sabetayist Caner Taslaman’ın karşısında, ona inat Darwinizmi savunan Örsan Kunter Öymen de Sabetayist bir gizli Yahudidir.

Babası meşhur CHP’li Örsan Öymen’dir. Kendisi de bu derece vasıfsız haline rağmen bir profesör doktordur ve CHP içinde önemli bir isimdir. Amcası Altan Öymen, Sabetayist Kamal Atatürk marifeti ile Sabetayist kliğin kurduğu Halk Fırkası’nın, bu günkü adı ile Cumhuriyet Halk Partisi’nin bir dönem genel başkanlığını yapmıştır.

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP), İngiliz derin devletinin, uluslar arası gizli Siyonist teşkilatların, Masonluğun ve en çok da içimizdeki İsrail’in Sabetaycı kliğinin gayretleri ile kurulmuş ve yönetilmiştir. Tarihi boyunca İslam’la ve milli değerlerle mücadele etmiştir. Ülkede ana unsur olan, ezici farkla nüfusun çoğunluğunu oluşturan Müslümanların, en temel insan hak ve hürriyetlerinin bile zorbaca, keyfi ve hukuksuz olarak engellendiği ve Kamalizm maskesi giydirilmiş Sabetayist rejimle özdeşleştirilmiş bir sözde partidir. 1923-1950 yılları arasında aralıksız iktidarda kalmış ve 1946’ya kadar tek parti düzeni ile milletimizin milli ve manevi değerlerinden uzaklaştırılması, dönüştürülmesi yolunda kullanılmıştır.

Azınlık unsurların, Türk ve Müslüman kimliğine bürünerek, hile, ihanet hatta tedhiş ile Türkleri ve Müslümanları kontrol etmek, dünyevi ve uhrevi/itikadi anlamda dönüştürmek, kılık kıyafetine kadar, alfabesine, tarihine kadar değiştirmek/dönüştürmek için kullandığı ve bu kadar keyfiliği, zorbalığı, saçmalığı, gayr-i İslami ve Türk kültürüne ters şeyleri kutsallaştırmak, çağdaşlığın tek yolu göstermek için kullandığı bir sözde partidir. En kısa tarifi ile İçimizdeki İsrail‘in, İçimizdeki Ermenistan‘ın ve Siyonizm’in ortak projesidir.

Bu günkü genel başkanı, Siyonist para spekülatörü George Soros tarafından ve Soros’la paslaşan İçimizdeki İsrail ve Masonluk tarafından, ülkemizin önde gelen kripto Yahudi ve Ermeni patronları tarafından o konuma getirilen gizli Ermeni Kemal Kılıçdaroğlu’dur. Soros ile ve İçimizdeki İsrail ile irtibatlı olanın, doğrudan ya da dolaylı yollardan CIA ile irtibatlı olmaması ise imkansızdır. Ondan önceki genel başkan Deniz Baykal da dahil olmak üzere, bu sözde partinin genel başkanlarından Mustafa Kamal Atatürk dahil nerede ise tamamı ve partinin önde gelen etkili isimleri her dönem daha çok kripto Yahudiler, en çok da Sabetaycı Kripto Yahudilerdir. Bazı dönemler, bazı önde gelen isimler ise kripto Ermenilerdir. Şu anda partide Kılıçdaroğlu’nun çevresinde, onun gibi gizli Ermeni ve gizli Hristiyan birçok kişi vardır.

Bu basın ve medyanın, bu sözde partinin, Aladağ yurt yangını meselesini araç edinerek yapmak istediği de; yıkılmak üzere olan düzenlerini kavileştirmek, bu niyetle ülkedeki açık ara en güçlü İslami cemaat olan ve kendilerine en büyük tehdit olarak gördükleri grup olan Süleymancıları bu millete terörist gibi göstermek, karalamak, mümkün olursa yok etmektir. Hatta bir oldu bitti ile, daha önce yaptıkları gibi, tarihleri boyunca yaptıkları gibi hukuksuz ve keyfi şekilde ülkedeki dini özgürlükleri zorbaca, kanunsuzca engelletmektir. Şu anda FETÖ bahanesi ile yapılan operasyonları bile aslında yapan AKPKK değil, bu güç odaklarıdır. Hedef bu bahane ile bütün Müslümanların devlet kurumlarından, sanayiden, ticaretten tasfiye edilmesi, ezilmesi, yok edilmesidir. Bütün cemaat ve tarikatların bitirilmesidir. AKPKK’yi kuranlar da, logosuna yedi kollu Yahudi şamdanı koyanlar da, yönetenler de aynı kliklerdir. Mesela Sabetayist Deniz Baykal’ın çok yakın akrabası olan Sabetayist Bülent Arınç, AKPKK projesinin en kritik isimlerinden biridir.

Unutmadan, Terakki Vakfı okulları, Şişli Terakki okulu, Işık okulları, Işık Üniversitesi hep Sabetayist gizli Yahudilerin, yani bu ülkedeki gerçek paralel devletin eğitim kurumlarıdır. FETÖ’nün eğitim müesseselerinden ilki olan Yamanlar Koleji’ni kuran kripto Yahudi Sezen Aksu’nun babasıdır ve bu adam hala hayatta olmasına rağmen bırakın tutuklanmayı, sorgulama süreci bile geçirmemiştir. Paralel devlet olduğu iddia edilen FETÖ, bu gerçek paralel devletin bir oyunundan başka bir şey değildir.

Basın ve Medya lincine, vekil görünümlü acayip bağlantılı kripto tiplerin art niyetli yönlendirmelerine, açıklamalarına, bunların organize suç kapsamına giren faaliyetlerine aldanmayın, kapılmayın.

Bir sakin olun ve hakkaniyetle neler olduğunu sorgulayın. O Aladağ yurdunda kimse kimseyi kasten yakmadı. Kimse kasten akıl almaz ihmaller zinciri sergilemedi. Hala hiç kimse o yurt dahil Aladağ’da çok sayıda haneyi art arda yakan ve bölgede yeni takılmakta olan EneriSA sayaçlarını bir kez olsun dillendirmedi. O yurttan sonra bile Aladağ’da o EnerjiSA sayaçları nedeni ile başka hanelerin de cayır cayır yanıp kül olduğunu dillendirmedi. Merdiveni bile olmayan ve su bile sıkamayan sözde itfaiyenin, kasten yalan rapor yazan ve raporu gerçekleri yazan Emniyet’in raporu ile çokça çelişen itfaiyenin, başka suçlardan yargılanmakta olan, hukuki açıdan riskli bir yerde duran ve bu yangından dolayı da yargılanmamak için kasten yalanlar söyleyen, “Çocuklar yangın merdiveninin dibine kadar gelmişler, orada yanarak can vermişler” yalanını söyleyen Adana Belediye başkanının, hatta daha en baştan “Asıl suçlu benim. Ben yargılanmalıyım” diyen Aladağ Belediye başkanının, hala yargılanmadığını bilip de Süleymancılara bu linci yapanlar, hem deşifre olacaklar, hem yargılanacaklar. Dünya genelinde, bunların adını duymadıkları yerlerde bile, bunca senedir başarı ile insanlığa hizmet eden ve bunu çokça çileler çekerek, maddi karşılık beklemeden yapan ve gayr-i Müslim milletlerin bile takdir ettiği kişilerdir Süleymancılar…

İzleyin, Süleymancılar, kendilerine bu kadar zamandır ahlaksızca ve kuralsızca ve organize şekilde yapılan basın ve medya lincinin intikamını, hukuki sınırlar içinde çok ama çok sert alacaklar.

Boğazımıza kadar getirdiler. Bu yapılan hak değil, adalet arayışı değil, hak arayışı değil, insanlık dışı ve hukuken suç kapsamında olan bir karalama, sindirme, yok etme operasyonu…

Mehmet Fahri Sertkaya