Etiket arşivi: MFS Projeleri

Türkiye çok başka bir ülke olacak

Türkiye’de, yüzülemeyecek, hayvancılık ve ziraat yapılamayacak, bol bol et ve balık yenmeyecek bir şehir kalmayacak. Türkiye’de nüfus yoğunluğu, işsizlik, ulaşım ve gıda sorunları kalmayacak.

Ne zaman nasip olur bilmem ama Anadolunun hiç beklenmeyen yerlerine bile deniz suyu götüreceğim. Meşhur filmlerdeki repliklere benziyor ama son derece ciddiyim. Büyük ihtimalle öncelikle o Trakya bölgesi için anlattığım geniş projemi gerçekleştireceğim. Bunu kolayca yapılabilecek bir proje olarak görüyorum, çünkü günümüz hafriyat tekniklerini ve araçlarını çok geri kalmış, çok yavaş, aşırı masraflı şeyler olarak görüyorum. Hafriyat tekniklerinde ve araçlarında büyük bir devrimi çok kısa süre sonra gerçekleştireceğim. Bu mümkün olduktan sonra, Trakya projemde anlattığım, o otoban yerine açılacak geniş su yolları, Anadoluya doğru da yapılacak. Ve yine o projede anlattığım diğer kısımlar da Anadoluda uygulanacak. Toprağın altında ve üstünde hem hayvancılık hem de ziraat yapılacak.

Öncelikli hedefim, ana hatlar açarak Ankara, Eskişehir, Afyonkarahisar, Konya, Aksaray, Kayseri, Kahramanmaraş, Malatya, Sivas, Tokat, Çorum gibi denizden uzak illeri birbirlerine ve ayrıca İstanbul ile Trakya bölgesine bağlamak olacak. Sonra bu şehirleri, deniz kıyısındaki şehirlere bağlayan ana su yolları da açılacak. Bu ana su yolları dağların eteklerinden açılacak. Şehir ve ilçe merkezlerinden geçmeyecekler. Daha sonra doğu ve güney doğu bölgelerimizdeki illere doğru da ana su yolları açılacak. Havada uçabilen şahsi arabaların kullanılmaya başlamasına ve genele yayılmasına bence daha çok uzun zaman var. O güne kadar su üzerinde ulaşımı tercih ederek bir taşla çok sayıda büyük kuş vurmayı tercih edeceğiz. Söz konusu hafriyatlar yapılırken çok büyük ihtimalle bol bol altın ve değerli maden de bulunacaktır. Bunları da devletimizin hazinesine kazandıracağız ve belki de bu kadar büyük bir projeyi bu sayede adeta bedavaya yapabilmiş olacağız. Ülke genelinde, kısa sürede, pek çok sahada rahata ve refaha ulaşacağız.

Zaten Karadeniz ile Hazar denizini birbirine bağlayan o geniş kanal da ilk fırsatta açılacak. O kanala ayrıca Van gölü ile Urmiye gölü de yine su yollarıyla bağlanacak. Bu iki gölün kurumasına da bu şekilde mani olunacak. Hep bahsettiğim hem karada hem de denizde hızlıca gidebilen ucuz ve uzun ömürlü arabalar sayesinde Türkiye içinde ulaşım çok çok rahatlayacak, ucuzlayacak, kolaylaşacak. Bir süre sonra bu kanallarda kablosuz enerji nakli sistemi olacak ve araçlar bataryalarındaki enerjiyi hiç kullanmadan gidebilecekler. Türkiye’nin hemen hemen her yerine tuzlu deniz suyu ulaşacak. Bu kanalların tamamında balık yetiştirileceği için, balık yetiştirme alanları da iyice büyümüş olacak. Türkiye’de bir senede yetiştirilen balık miktarı çok çok büyük olacak. Uygun fiyatla taze, çok sağlıklı ve leziz balıklara ulaşamayan ilimiz kalmayacak. Şu zamanlarda milyonlarca çocuğun peynir, balık, kırmızı ve beyaz et yiyemediği şu Türkiye’de, kısa sürede insanların/nesillerin sağlığı iyileştirilecek. Protein ve vitamin eksikliğine bu proje de iyi gelecek. Hastalıklar, hastahaneler, ilaçlar ve doktorlar hızla azalacak. Bu sayede de sömürgeci batı ülkelerine büyük darbeler vurulacak.

Pek çok ilde, bu geniş ana su yollarından, il toprakları/merkezleri içine doğru giden su yolları da açılacak. Bunlar, o iller içindeki geniş arazilerde açılmış suni göllere/göletlere bağlanacaklar, oraları besleyecekler. Su kanalları, mükemmel hesaplamalarla, çok iyi malzemelerle, çok iyi tekniklerle ve işçilikle yapılacak. Onlarca sene boyunca nerede ise hiç masraf çıkartmayacaklar. Hiç durgun su olmayacak. Şehirlerin farklı rakımlarda olması başta büyük bir sorun olarak görülebilir ama tahmin edildiği kadar büyük sorun olmayacak. Bu sorunu aşmak kolay olacak. Türkiye’nin bütün şehirlerini, dağ eteklerinden, şehirlerin dışından dolaşan, gayet geniş, gayet derin ve akıntılı bir suni nehir sistemi de denilebilir bu yapılacak şeye… Fark şu ki bu suni nehrin ortasında şerit bölücü olacak. Su sağ yanda/şeritte ileri doğru, sol yanda geriye doğru akacak. Kimse akıntıya karşı gitmeyecek. Gayet geniş olan bu su yollarında deniz TIR’ları ve deniz trenleri de kullanılabilecek ki bu başlı başına bir devrim olacak. Şehirler arası toplu ulaşım ve yük nakliyesi çok çok büyük oranda ucuzlayarak hızlanacak. Batılı araba ve TIR imalatçıları çok büyük darbeler alacaklar. Çünkü bu projenin başka ülkeler tarafından taklit edilmemesi mümkün değil. Zaten Türkiye’yi hazara bağlayacağım, Orta Asya Türk devletlerini de bu projeyle donatıp ayrıca Hazar denizine bağlayacağım. Ve daha dünyada pek çok ülke bu projeyi taklit edecektir.

Bu teknikler sayesinde, kurumak üzere olan bazı tatlı su gölleri de kurtarılacak. Tuzlu su göllerine dönüştürülecekler. Bu suni kanallar ve göller sayesinde yer altı su kaynakları da çok beslenecek. Türkiye’nin her yerinde bitki ve hayvan türleri artıp sayıları bollaşacak.

Bu proje sayesinde, söz konusu illerde, hem yüksek miktarda ve çok sağlıklı balıklar ve diğer deniz mahsüllerini yetiştirmek, hem insanların serin suya girmesini temin etmek, hem bölgenin havasını ve toprağını nemlendirmek, hem geniş topraklarda kolayca ağaçlandırma yapabilmek, hem havadan daha fazla içilebilir su temin etmek, hem de turizm ve otelciliği geliştirmek mümkün olacak.

Bu projelerin devamı olan projeleri de gerçekleştirdiğimde, Türkiye’nin nüfusu bir milyar kişi bile olsa nüfus yoğunluğu sorunu, gıda sorunu, sağlık sorunu, terör sorunu, işsizlik sorunu yaşanmayacak. Daha sonraki süreçlerde ise kutup bölgelerindeki buzulları eritmeye ve oralara canlılığı götürmeye oynayacağız. Ankebut Ağının ve bu ağın içine sızmış uzaylı insan türlerinin, gezegenimize ve dünya insanlığına verdiği bütün zararları durduracağız. Türkiye, insanlığın kurtuluş mücadelesinde merkez ülke olacak.

Mehmet Fahri Sertkaya | Akademi Dergisi

İstanbul’un ve Türkiye’nin sorunları anca böyle çözülür

Türkiyenin başşehri İstanbul olacak. Ankara ile İstanbul arasında sürekli git gel yapmak zorunda kalanlar rahatladığı gibi, toplamda çok çok büyük rakamlara ulaşan kamu ve özel sektör masraflarından da kurtulmuş olunacak. Çok büyük iktisat sağlanacak.

İstanbul’un nüfusunun yarısı Trakya tarafına doğru yayılacak. Mevcut tarlalar mümkün olduğunca korunacak. Çok yüksek sayıda insana/aileye devlet tarafından ücretsiz çiftçilik, besicilik, arıcılık ve türlü mesleki eğitimler hızlıca verilecek. Bu konularda kesintisiz ve ücretsiz yayın yapan çok kaliteli dijital platformlar kurulacak.

Çok gelişmiş teknolojilerle, çok büyük fabrikalarda, çok isabetli malzemelerden, çok seri ve ucuz surette imal edilmiş, buna rağmen prefabrik evlerden onlarca kat daha rahat ve kullanışlı hazır evler, İstanbul’un nüfusunun Trakya tarafına kaydırılmasında kilit rol oynayacaklar. Bunlardan yüz binlercesi çok kısa süre içerisinde yapılabilecek. Devlet, bu taşınabilir evleri bu ailelere uygun kiralar karşılığında zimmetleyecek. Bu ailelerin çiftçilik, besicilik, arıcılık ve türlü imalatları yaparken ihtiyaç duyacağı malzemeler, makineler, araçlar da devlet tarafından topluca ve çok ucuza satın alınarak bu kişilere zimmetlenecek. Bu kişiler, bu araç ve gereçlerin ücretlerini, çalışıp iş yaptıkça ve para kazandıkça uzun vadeli, faizsiz şekilde devlete ödeyecekler. Bu sayede, İstanbul’daki çarpık yapılaşma sorunu kısa sürede ve mümkün olabilen en az masraflarla çözülebilecek. İstanbul’dan Trakya’nın içlerine doğru dronelar uçurulsa ve görüntü kaydı alınsa, her yerde güzel güzel binalar, bahçeler, bol ağaçlar, çok düzgün yollar, bağlantılar ve mükemmel bir medeniyet görülecek.

Trakya’dan İstanbul’un merkezi noktalarına raylı ulaşım imkanları kurulacak. Trakya’nın farklı farklı köşelerinden metrolara ya da yer üstündeki raylı sistemlere binen vatandaşlar, hiç inmeden İstanbul’un merkezi noktalarına kadar kısa süre içinde gidebilecekler. Aslında bir manada İstanbul’un çok genişlemiş olacağı söylenebilir. Ya da İstanbul’un etrafının da İstanbul misali olacağı ve herkesin İstanbul’da toplanmak isteğinden vazgeçeceği söylenebilir. Bu hızlı ulaşım için hava ve en çok da deniz yolu da kullanılacak. Hem karada hem de denizde gidebilen ve gayet ucuza satılan arabalar sayesinde de İstanbul ile Trakya arasındaki bağlantılar güçlendirilmiş olacak. Türkiye’de hiç zaman kaybedilmeden bir denizcilik bakanlığı kurulacak. Bu bakanlığın, ilk anlardan itibaren en faydalı şekilde çalışması, hizmet vermesi sağlanacak. Bakanlık, her şeyden önce denizcilik okullarının sayısını ve kalitesini artırmaya odaklanacak. Herkesin üniversite mezunu olmak zorunda olduğu bir Türkiye kalmayacak. Çünkü, zamanın liseleri, şu anın üniversitelerinden çok daha kaliteli, işe yarar ve ileri seviyede eğitme ve öğretme işi yapabilecekler. Zaten, art niyetli ve en çok da para kazanmak için her yere kurulan, öğrencileri ve aileleri sömüren o sözde üniversiteler hızlıca kapatılacaklar.

Trakya bölgesindeki petrol ve doğalgaz kaynakları da hiç zaman kaybedilmeden çıkartılacak. Başka madenler de çıkartılacak. Bütün bunların bir arada olabildiği, insanlar iyi niyetli olursa, idarecileri de iyi niyetli olursa, kimsenin sağlığı bozulmadan bunların bir arada toplanabileceği görülecek ve dünyaya gösterilecek. Buralarda çalışacak insanların çok büyük bir kısmı da İstanbul’dan gönderilecek. Trakya’nın Türk/İslam kültüründen uzak havası/duruşu değiştirilecek. Yine taşınabilir ve çok iyi şartlardaki evler sayesinde bu nüfus değişimi işi inanılamaz şekilde hızlanacak, ucuzlayacak, kolaylaşacak. Bu şekilde, çok katlı bina kültüründen de hızla kurtulmaya başlayacağız.

Türkiye genelinde, üç kattan daha yüksek bina yapmak çok çok zorlaştırılacak ve özel izne tabi tutulacak. Devlet gücü, yüksek katlı binaların mümkün olabilen en kısa sürede azaltılmasını sağlamaya dönük olarak kullanılacak. İnsanlar, buna göre eğitilecek ve sürekli basın/yayın gücüyle de bu şekilde yönlendirilecek. Kanuni düzenlemeler de buna uygun olacak. Bir, iki ya da en fazla üç katlı olup da bahçesi bulunan evler yapmak için insanlar teşvik edilecek.

İstanbul boğazındaki akıntıdan elektrik üretilecek ve İstanbul’dan sonra Trakya bölgesi de bol ve ucuz elektrik enerjisi kullanabilecek. Mümkün olan en kısa zamanda ülkedeki yakıtlı elektrik santralleri kapatılacak. Mümkün olabildiğince her evde güneş enerjisi panelleri, rüzgardan enerji üretecek küçükçe türbinler, havadan içilebilir su toplayacak cihazlar kullanılacak. Devlet gücü, bunu teşvik edecek ve maddeten destekleyecek. Ayrıca Türkiye jeotermal enerjiye çok çok büyük yatırımlar yapacak. Bu sayede de çok elektrik enerjisi üretecek ve elektrik enerjisi ülke genelinde çok bol ve ucuza bulunur olacak.

Türkiye’de nükleer enerji santralleri kesinlikle ve asla olmayacak, kullanılmayacak. Başlanmış olan projeler ve anlaşmalar kesinlikle iptal edilecekler.

Ülkenin mümkün olan her yerine en kısa sürede zeytin ağaçları dikilecek. Zeytin ağaçlarına ve zeytin yağına çok büyük kıymet verilecek. Trakya’ya da çok yüksek sayıda zeytin ağaçları dikilecek. Toprağın üstünde ziraat yapıldığı gibi altında da topraklı ziraat yapılacak. Gelişen bilim ve teknoloji, bunu çoktan mümkün kıldı. Bu, Türkiyenin dört bir yanında olacak. Aynı zamanda yeraltında hayvan çiftlikleri de kurulacak. Bu çiftlikler devasa büyüklükte olacaklar. Eti çok besleyici olan ve hızlı üreyen/çoğalan tavşanlar için de ülkenin her bölgesinde devasa çiftlikler kurulacak. Ülke genelinde tavşan ve balık tüketimi çok yaygınlaştırılacak. Ülkenin her yerinde topraksız/sulu ziraat yasaklanacak.

Dünyanın en büyük, en uzun, en kaliteli, en yüksek teknolojili, oldukça geniş ve derin balık kanalları da Trakya’da olacak. Toplam uzunluğu yüzlerce kilometreyi bulan kanallarda, hiç durgun su olmadan, bakteri birikmeden ve günümüzdeki deniz şartlarından çok daha kaliteli bir ortamda, dünyanın en sağlıklı balıkları yetiştirilecek. Dünyanın pek çok ülkesinden bu balıkları satın alabilmek için birbiriyle yarışan büyük firmalar olacak. Verilecek çok iyi eğitim sayesinde, bu balıkları öncelikle ülkemizdeki çocukların ve gençlerin yemesi sağlanacak. Bu kanalların kenarlarına sabitlenecek toplamda on binlerce cihaz sayesinde, sürekli olarak havadan temiz su da elde edilecek. Bu sular hem içilecek hem ziraatte ve hayvancılıkta kullanılacak. Bu kanallar, bölgenin daha da nemlenmesine ve bereketinin artmasına sebep olacak. Ayrıca bu kanallar üzerinden İstanbul ile Trakyanın pek çok merkezi yeri arasında bağlantı, deniz yolu kurulacak. SİSİPER teknolojisiyle yapılan, elektrik enerjisiyle çalışan, hem karada hem de denizde gayet hızlı gidebilen şahsi arabalar, bu kanalların üzerinden de hızlıca gidebilecekler. Çok geniş ana hatların haricinde, daha küçük merkezlere de bağlanan tali hatlar, deniz kanalları da açılacak. Kanalların belirli yerlerine karaya çıkış rampaları da yapılacak. Yani geniş ve uzun otobanlar yerine, geniş ve uzun balık kanalları yapılarak, tek taşla pek çok kuş vurulabilecek. Böyle bir bölgeyi her yıl milyonlarca turist gezecektir. Balık kanalları ile tarlalar hep birbirine yakın olacaklar. Bu sayede, bu mükemmel teknik özeliklere sahip kanallardaki deniz canlılarının ihtiyaç duyduğu yemler de Trakya’da üretilebilecek. Tarlalardan bir kısmında, balıklara yem yapmak için, protein kaynağı olan bitkiler de yetiştirilecek. Böylelikle balık çiftliklerinin işletme maliyeti çok ucuzlamış/düşük olacak.

– Ayrıca bu kanallar üzerinden İstanbul ile Trakyanın pek çok merkezi yeri arasında bağlantı, deniz yolu kurulacak. SİSİPER teknolojisiyle yapılan, elektrik enerjisiyle çalışan, hem karada hem de denizde gayet hızlı gidebilen şahsi arabalar, bu kanalların üzerinden de hızlıca gidebilecekler. Çok geniş ana hatların haricinde, daha küçük merkezlere de bağlanan tali hatlar, deniz kanalları da açılacak. Kanalların belirli yerlerine karaya çıkış rampaları da yapılacak. Yani geniş ve uzun otobanlar yerine, geniş ve uzun balık kanalları yapılarak, tek taşla pek çok kuş vurulabilecek. Böyle bir bölgeyi her yıl milyonlarca turist gezecektir.

Olmaz mı?

Trakyanın yaklaşık olarak ortasına denk gelecek bir yere, kocaman bir suni tuzlu su gölü de yapılsa, şu kanallar o göle de bağlansa…

Hem yüzlerce balık türü, hem de diğer deniz mahsülleri çok çok bol miktarda yetiştirilse…

Hem de Trakya genelinde havanın daha nemli olması sağlansa ve ziraat ile hayvancılık bu şekilde de desteklense…

Hem karada hem de su kanallarının üzerinde çok hızlıca gidebilen SİSİPER’li araçlar sayesinde ulaşım rahatlasa ve ucuzlasa…

Hem otobanlara sürekli yapılan devasa masraflar ortadan kalksa…

Hem bu su kanalları sayesinde havadan bol bol içilebilir su elde edilse…

Hem dünyanın en güzel bölgelerinden birine dönüşüp de her yıl milyonlarca yerli ve yabancı turist çekse…

Hem İstanbul’un kalabalıklarını kendine çekse ve nüfus/iskan Trakya’ya doğru yayılsa…

Araziler daha değerlense, binalar daha değerlense…

Gerektiğinde deniz TIR’ları ve deniz trenleri de bu kanallardan gidebilse, bu kanallar üzerinden de toplu taşıma ve ayrıca sanayi için toplu nakliye imkanı oluşsa…

Kazalar, can ve mal kayıpları azaltılsa…

Sizce de müthiş olmaz mı?

(Görseldeki çizimler hiçbir teknik hesaplamaya dayanmıyor. Sadece fikir vermesi, anlaşılır olması için çizildi.)

Dünyanın dört bir yanında, kış mevsiminde yağan yoğun karlar nedeniyle kapanan ya da tamamen kapanmasa da ulaşımın çok ağırlaştığı, zorlaştığı kara ve demir yolları var. Bu sorunu çözmenin bir yolu da otoyollar ya da demiryolları yapmak yerine buralara da su kanalları açmak. Hem karada hem de suda gidebilen SİSİPER’li araçlarla, her mevsimde buralarda hızlıca yol alınabilir. Ayrıca o soğuk iklimde çok güzel somon balıkları da yetiştirilebilir.

Mehmet Fahri Sertkaya

Ölüyoruz, ölüyoruz ve hiçbir şey yapılmıyor…

Yine bir trafik kazasının neticesi katliam gibi oldu. Nijerya’nın Bauchi eyaletinde bir otobüsle bir kamyon çarpıştı. İlk anlarda yirmi kişi vefat etti. Ağır yaralıların da olduğu ve vefat sayısının artmasından endişe edildiği açıklandı.

Bu, hayatın olağan akışına, sebep-sonuç ilişkine uygun bir netice oldu. Çünkü, bütün kara vasıtaları gibi, otobüsler de akıl almaz, anlaşılamaz bir bakış açısıyla ve malzeme tercihleriyle imal ediliyorlar. İçinde onlarca insanın yolculuk ettiği, çok zaman yolcuları arasında ihtiyarların, kadınların, hamile kadınların, bebeklerin ve çocukların da bulunduğu otobüsler, bir kazada hemen parça parça olmak üzere projelendirilmişler. Dünyanın dört bir yanında hayvan hakları için örgütlenmiş gibi görünenler, skandal şekilde imal edilmiş otobüslerle yaşanan kazalarda ölen yüz binlerce insanı neden dert etmezler?

Teknolojinin bu kadar geliştiği, genele yayıldığı ve teknik imkanlara ulaşmanın bu kadar ucuzlayıp kolaylaştığı günümüzde bile, otobüsler kaza emniyeti ön planda tutularak imal edilmiyorlar. Bunda, sadece imalat maliyeti endişesi yok. Bunda da art niyet var. Araba imalat sahasını elinde tutan Ankebut Ağına bağlı belli başlı firmalar, bunun dünya genelinde böyle olmasını istiyorlar ve sağlıyorlar.

Şu fotoğrafta görülen otobüs, daha projelendirme safhasından itibaren insani/vicdani kabullenişlere sahip kişiler tarafından imal edilseydi, bu kazanın neticesi değiştirilebilirdi. Büyük ihtimalle hiç kimse ölmez ve ağır yaralanmazdı.

Dünya genelinde topluca toplum baskısı yapılmalı, hükumetler sıkıştırılmalı, hükumetler üzerinden bu satanist araba, otobüs, kamyon firmaları da sıkıştırılmalı. Hatta bunların bir an önce yargılanmaları ve hak ettikleri ağır cezaları almaları sağlanmalı. Bu konu Birleşmiş Milletler Teşkilatında bir an önce ele alınmayı gerektirecek kadar hayati, mühim ve acil bir konu…

Trafik kazalarında tek tek ya da topluca ölen insanları İblis’e kurban ettiklerine inanan satanist sanayicilerin, imalatçıların ve üst yöneticilerin kimler olduğu derhal meydana çıkartılmalı.

Neden düzeltilmiyor?

Türkiye’de ve dünya genelinde arabalar o kadar pahalıya satılıyor ki, o paralara içi dışı yanmaz malzemeden yapılmış, kazalarda kolayca ezilip büzülmeyen, yakıt masrafı çok büyük oranda azaltılmış arabalar satın almak da mümkün… Lakin neden böyle arabalar yapılsın ve satılsın? Bu sahayı elinde tutan Ankebut Ağı, düşük özellikli, emniyetsiz, son derece kalitesiz, sürekli bakım ve masraf isteyen, sık sık arıza yapan ve tamir masrafları yüksek olan vasıtaları istediği kadar rahatça insanlığa kabullendiriyor, imal edebiliyor ve satabiliyorken, zaten düşman olduğu insanlığın felaketlere sürüklenmesine sebep olabiliyorken, neden bu sorunları düzeltsin? Mantıklarına, davalarına, maksatlarına ters olur… Ankebut Ağının kendi haline bırakılmışken bunu yapmasını beklemek, abesle iştigal olur.  Bu tarafını şimdilik bir yana koyalım da dünya insanlığı nerede, neden sesi çıkmıyor, neden mücadele vermiyor? Ankebut Ağı mensuplarının idaresi ve yönlendirmeleri altında kalmış dünya insanlığı da mı şeytanlık peşinde koşar oldu? Öyle değilse, birkaç aya kökten düzeltilebilecek sorunlar neden düzeltilmiyor?

Mehmet Fahri Sertkaya

Deniz karavanı…

– Hem karada hem de denizde gidebilen,

– denizde uçarcasına bir hızla gidebilen,

– yol boyunca nerede ise hiç fosil yakıt kullanmayan

– ülkeler arası seyahati çok hızlandırıp ucuzlatıp kolaylaştıran,

– istenirse aylarca sorunsuz şekilde deniz üzerinde kalabilen,

– havadan sağlıklı şekilde içilebilir su üretebilen

– bir torpido atılmadığı ya da bir şekilde kasıtla zarar verilmediği sürece asla batmayan,

– yol boyunca ve ayrıca denizde durduğu yerde kendini sürekli şarj edebilen

– mükemmel bir ısı ve ses yalıtımı olan

– dış ve iç tasarımı ve ayrıca renk tercihleri harika olan

– her kısmında çok kaliteli, uzun ömürlü ve yanmaz malzemeler kullanılan

– onlarca sene sorunsuz şekilde kullanılan

– arıza ve bakım masrafları çok düşük olan

– satış fiyatı, sahip olduğu bunca özelliğe ve sağladığı bunca kolaylığa nispetle epeyi düşük olan

– çok gelişmiş elektronik özellikleri sayesinde kullanması da çok kolay ve emniyetli olan

– lüks bir yat konforuna sahip olan ama lüks yatlarda bile olmayan teknik özeliklere de sahip olan

bir tarzda karavan modelleri de imal edecek araba şirketim…

İnsanlar, binlerce doları bulan uçak bileti masrafından, ayrıca türlü yol masraflarından, ayrıca çok pahalı otel/konaklama ve yemek masraflarından bir anda kurtulacaklar. Ayrıca marina/liman kiralarından/masraflarından da kurtulacaklar. Araçlarını kullanmadıkları zamanlarda garajlarında ya da bahçelerinde tutabilecekler.

Yaşadıkları ülkelerinden, yakın etraftaki ülkelere, deniz yoluyla en geç 3-5 saatte gidebilecekler. İsterlerse en uzaktaki ülkelere de denizden emniyetle gidebilecekler. Deniz rüzgarlı ve dalgalı olduğunda ve ayrıca fırtına gelmekte olduğunda dakikalar içinde karaya çıkabilecekler. Bulundukları yeri istedikleri kadar sık değiştirebilecekler. Bir yaz sezonunda, bir ya da birkaç ülkenin sahil şehirlerini, istediklerinde karadan, istediklerinde denizden gezebilecekler. İstediklerinde sahilden uzak şehirlere de gidebilecekler. Masraflar, şaşırtıcı oranda düşük olacak.

Mehmet Fahri Sertkaya

Temiz bir sayfa açabiliriz

Türkiye, bazı büyük sıkıntılardan, acılardan sonra, bambaşka bir Türkiye olacak. Dünyaya her sahada liderlik yapacak, yön verecek. Dünyadaki bilim ve teknolojide de en ileri seviyede olan ülke olacak. İmalat gücü, Türkiye toprakları ile sınırlı kalmayacak. Dünyanın farklı farklı yerlerinde, farklı farklı sahalarda imalat yapan dev fabrikaları olacak.

Türkiye ile birlikte birkaç ülke, dünyanın imalat merkezleri olacaklar. Son restleşmemizden bu güne kadar geçen süre içinde Hindistan bizden büyük darbeler aldı. Çok büyük sıkıntılar yaşadı ve yaşıyor. Şayet Hindistan, duruşunu değiştirip kırmızı çizgilerimize dikkat eden ve bizimle ortak paydalarda buluşmak isteyen bir ülke olmak isterse, geçmişi silip temiz bir sayfa açabiliriz.

Dünyanın en büyük araba imalatçısı şirketin imalat üslerinden biri bile olabilir Hindistan… Daha onlarca farklı projede büyük bir yer edinebilir. Temiz işlerle temiz ve bol para kazanabilir Hindistanlılar… Bizim Hindistanla tarihi bağlarımız da var. Anlaşmamız zor olmayacaktır. Kırmızı çizgilerimiz de zaten herkesin malumu.

Mehmet Fahri Sertkaya

Ami gibi skandal bir model

Öyle anlaşılıyor ki yapacağım ilk iş, bir sosyal ağ kurmak olacak. Hiç bize uygun olmayan, bu güne kadar hep kaçındığımız bir saha bu ama şartlar ısrarla beni buna zorluyor.

Yine şartlar beni besicilik işine de öncelikli olarak girmeye zorluyor. Türkiye’de hatta dünya genelinde helal et ve et ürünlerine ulaşmak, samanlıkta iğne aramak ve bulmak misali zor vaziyette. Buna bir an önce çare bulmak da bana düşecek gibi görünüyor.

TOGG hiçbir zaman seri imalata geçemeyecek. Ben böyle yazdım diye sinirden çıldırıp çılgınca hamleler yapsalar ve “İşte geçtik seri imalata” deseler bile, kısa sürede durur o imalat bandı… Ellerine yüzlerine de bulaşır. Zarar ziyan şu ana kadar da çok büyük ama o vakit çok çok daha büyük olur. Zaten yerlerde olan itibarları da iyice yıkılır.

Öyle anlaşılıyor ki Türkiye’nin “araba” denilebilecek gerçek yerli ve milli arabasını yapmak da bana nasip olacak. Araba markamın modelleri, kısacık sürede dünyaya yayılacak. Ankebut Ağının zaten batak haldeki pek çok büyük araba firmasına son bir darbe de bu olacak. SİSİPER teknolojisi, arabalarımın hem karada hem de denizde gidebilecek olması, ayrıca deniz TIR’ı ve deniz treni projelerim de bana çok büyük kazandıracaklar.

İzaha gerek görmedim. Herkes anlamıştır. Citroen, batak halden kurtulmak ümidiyle de Ami gibi skandal bir model üzerinde çalıştı ve bunu olduğundan farklı göstererek yüksek adette satmaya oynadı. Girdiği bu risk, onun daha da kısa sürede ve daha da gürültülü şekilde batmasına sebep olacaktır. Ankebut Ağının kontrolündeki pek çok araba firması aslında batak halde… Bu sahada önüm çok çok açık görünüyor

Mehmet Fahri Sertkaya

Oyalanıp dursunlar

Ankebut Ağının Türkiye ayağındaki gizli Yahudiler, yine kendi çaplarında mücadele vermekteler.

Öyle üst perdeden bir giriş var ki şu videoda, konu edilen otomobil dünyayı değiştirecek zan edersiniz. Hiç kimselerin düşünemediği ve son derece gerçekçi, son derece faydalı hususiyetler bir araya getirilmiş zan edersiniz. Sakince ve sorgulayarak izlediğinizde ise masonların, satanistlerin, yahudilerin her zamanki işgüzarlıklarından başka bir şey olmadığını birkaç dakika içinde anlayabilirsiniz.

Gösterdiği arabada, abarttığının yüzde biri kadar bile teknik hususiyet/özellik yok.

Vermişler yine talimatı, biraz da anlaşılan krizlere girmiş, öyle oyalanıyor kendi çapında… Kelimeleri birleştirerek yeni kelimeler türetme denemelerine de başlamış hemen… Bir yandan, mensubu bulunduğu satanist teşkilatın kontrolünde olan BMW isimli araba firmasını, bir yandan da çoktan köşeye sıkışmış olan diğer batılı araba imalatçısı firmalarını dolaylı yollardan kollamaya ve reklam yapmaya çabalıyor. Bir yandan, teşkilatlarının mensubu olan yazarı ve kitaplarını reklam etmeyi de ihmal etmiyor.

Zaten dünyanın hemen hemen yer yerinde Barış Özcan gibi yahudiler/masonlar var, hepsine talimatlar eş zamanlı veriliyor ve satanist mekanı Youtube da bunlara meydanı bırakıyor, insanlığın kabullenişleri, basın ve medyanın haricinde bir de böyle yönlendiriliyor. Şimdi de panik haldeki satanistler, araba markalarının/firmalarının bir anda iflas etmesi ihtimalini gördüler, zihinleri sıkı kodlayarak, kabullenişleri yönlendirerek vakit kazanmaya çabalıyorlar, çabalayacaklar.

Hala farların, hala camların, hala sileceklerin, hala aynaların, hala sıcağın, hala soğuğun, hala kirli havanın olduğu, hala kazalarda paramparça olan teneke kutu misali arabaları, nasıl olur da geleceğin arabaları olarak tanıtılırlar. “Daha iyi bir gelecek için, 2040’lı yılların tasarımlarını, 2020’li yıllarda düşünmeye başlamalıyız” diyor. Oysa gösterdiği tasarım ve teknikler, 2020 yılı için bile geri kalmış tasarım ve teknikler… Bu dünyada 1906 yılında elektrikli/şarjlı otobüsler vardı ve şehirlerde kullanılıyordu. Dünya, bundan yüz kusur sene önce bile teknolojiyi daha gerçekçi, mantıklı surette kullanıyordu. Barış Özcan’ın mensup olduğu insanlık düşmanı satanist teşkilat bu gidişe mani oldu. Araba sanayii de olağan şekilde gelişmedi, önü hep satanistler tarafından kasten kesildi. Akademi Dergisinin çığır açan, insanlığa büyük hizmetler edilmesine vesile olan, dünyanın sorunlarını temelden çözmeye yarayan yayınlarını büyük bir dikkatle takip eden Barış Özcan, tam da bu zamanlamada, böyle bir video hazırlamanın ne demek olduğunu bilmiyor mu… Biliyor, onu bu sahada var edenler, varlıkta tutanlar, o bütün insanlığı düşmanı olan satanistler, talimatları verince, onun gibiler için tercih hakkı bitiyor.

Gün gelecek, kripto yahudi, satanist ayinci, vatan haini, gerçek kimliğiyle yaşayamayan omurgasız şu herifi ve hatta onunla aynı anlarda benzeri yüzlercesini, tek bir Akademi Dergisi videosu bile bitirecek, oyundan düşürecek. O güne çok fazla zaman kalmadı.

Dünyanın her yerindeki akl-ı selim kişiler, Ankebut Operasyonunun dünyayı ne yöne götürdüğünün idraki içindeler. Bu yöndeki gidişin, bu yeni dünya nizamının, asırlar geçmeden geri döndürülemeyeceğinin de idraki içindeler. Kabullenmek istemeyenler, hala bütün insanlığı maddi ve manevi yönlerden şeytani bir çarkla sömürebileceğini düşünenler, şimdilik karanlığa karşı kürek çekip oyalanmaya devam etsinler. Günü gelince cezaları da kesilir.

Sizi temin ederim ki geleceğin arabaları, TIR’ları, kamyonları, gemileri, elektrikli olmayacak. Elektrikli vasıtalar, bir geçiş süreci boyunca çok yaygın olarak kullanılacaklar ama sonrasında elektrik/şarj bile gerektirmeyen farklı teknolojiler kullanılacak.

Mehmet Fahri Sertkaya

Araba sanayiindeki standartların büyük çoğunluğunu değiştireceğim

Hem karada hem de denizde yol alabilen araçların imalatını tek kişilik, üç kişilik, altı kişilik, on iki kişilik ve yirmi dört kişilik modellerle yaptıracağım. Yirmi dörtten sonrası deniz treni şeklinde olacak.

Araba sanayiindeki standartların büyük çoğunluğunu değiştireceğim.

Mehmet Fahri Sertkaya

Yok olacaklar

Önümüzdeki on ila yirmi yıl içinde, küçük ve orta büyüklükteki inşaat firmaları, yüzde doksan küsur oranında yok olacaklar.

İnşaat sektöründeki çok hızlı teknik gelişmelere ve ayrıca devlerin rekabetine ayak uyduramayacaklar. Üç-beş kata kadar olan binalar, bir gün içinde inşa edilebilecekler. Aynı gün içinde bütün ince detayları da tamamlanabilecek ve ev sahibi ertesi gün evine yerleşmeye başlayabilecek. İki hafta içinde, sıfırdan koca bir mahalle inşa edilebilecek. Üstelik bu evler prefabrik de olmayacaklar. Şu günümüzdeki villaların çoğunda kullanılan malzemelerden çok daha kaliteli, gelişmiş teknoloji ürünü ve uzun ömürlü malzemelerle yapılacaklar. Çok daha güzel görünecekler. Çok daha dayanıklı/sağlam olacaklar. Çok daha fazla renk ve malzeme seçeneği olacak. Çok daha mükemmel işçilik ile yapılmış olacaklar. Fiyatları da şaşırtıcı derecede ucuz olacak.

Dünyanın en büyük şirketlerinden biri ve aynı zamanda da en çok kazanan/kazandıran şirketlerinden biri, bu teknikle inşaat işi yapan bir şirket olacak. Bu şirket, aynı anda dünyanın yüzden fazla ülkesinde, sayılamayacak kadar çok inşaat/bina yapabilecek. Yaptığı işlerin/binaların hepsi de aynı yüksek kalitede olacak.

Mehmet Fahri Sertkaya

Bir çılgınlık yapabilirim

Şu projeleri paylaşıyorum diye, kan emici, sömürücü firmaların dibine dinamit koyuyorum diye, dünyanın dört bir yanından akıl almaz seviyede metafizik saldırı altındayım. Projeleri gerçekleştirmek isteyenlere de çok yoğun şekilde saldırıyorlar. Ben iyiyim, herhangi bir sıkıntım yok ama kızgınım. Bu kızgınlıkla çılgınlıklar yapabilirim ve başka projeler paylaşabilirim. Onları paylaşırsam, şu ana kadar paylaştıklarım yanlarında hiç kalır. Dünyayı sarsmak ne imiş, işte o zaman görülür.

Göreceksiniz

Dağlar gibiydiniz, buzlar misali eridiniz.
Hem de ne kısa sürede yerlere serildiniz.
Kalkın ayağa, başka adamlar da bulun, haydi sizi görelim.

Bu projeler yapılacak. Daha fazlası da yapılacak. Dini, milleti, ülkesi ne olursa olsun, hukuka uygun şekilde, art niyeti olmadan, dolandırmadan, kandırmadan bu projeleri yapacak kişilere/gruplara siyasi maniler çıkarttığınız ve metafizik saldırılar yaptığınız her zaman, beni karşınızda bulacaksınız. Hepinizi işte böyle, böcek misali ayaklarımın altında ezeceğim.

Bundan sonra “teneke” denilebilecek sözde arabaları imal ettiğiniz bütün fabrikalar, oralardaki bütün mason ve satanist yetkililer ve çalışanlar, bütün cihazlar ve makineler hedefimizde olacak. Bunu siz istediniz. Yol öyle kesilmez, böyle kesilir. Göreceksiniz.

Mehmet Fahri Sertkaya