Türkiye’de, yüzülemeyecek, hayvancılık ve ziraat yapılamayacak, bol bol et ve balık yenmeyecek bir şehir kalmayacak. Türkiye’de nüfus yoğunluğu, işsizlik, ulaşım ve gıda sorunları kalmayacak.
Ne zaman nasip olur bilmem ama Anadolunun hiç beklenmeyen yerlerine bile deniz suyu götüreceğim. Meşhur filmlerdeki repliklere benziyor ama son derece ciddiyim. Büyük ihtimalle öncelikle o Trakya bölgesi için anlattığım geniş projemi gerçekleştireceğim. Bunu kolayca yapılabilecek bir proje olarak görüyorum, çünkü günümüz hafriyat tekniklerini ve araçlarını çok geri kalmış, çok yavaş, aşırı masraflı şeyler olarak görüyorum. Hafriyat tekniklerinde ve araçlarında büyük bir devrimi çok kısa süre sonra gerçekleştireceğim. Bu mümkün olduktan sonra, Trakya projemde anlattığım, o otoban yerine açılacak geniş su yolları, Anadoluya doğru da yapılacak. Ve yine o projede anlattığım diğer kısımlar da Anadoluda uygulanacak. Toprağın altında ve üstünde hem hayvancılık hem de ziraat yapılacak.
Öncelikli hedefim, ana hatlar açarak Ankara, Eskişehir, Afyonkarahisar, Konya, Aksaray, Kayseri, Kahramanmaraş, Malatya, Sivas, Tokat, Çorum gibi denizden uzak illeri birbirlerine ve ayrıca İstanbul ile Trakya bölgesine bağlamak olacak. Sonra bu şehirleri, deniz kıyısındaki şehirlere bağlayan ana su yolları da açılacak. Bu ana su yolları dağların eteklerinden açılacak. Şehir ve ilçe merkezlerinden geçmeyecekler. Daha sonra doğu ve güney doğu bölgelerimizdeki illere doğru da ana su yolları açılacak. Havada uçabilen şahsi arabaların kullanılmaya başlamasına ve genele yayılmasına bence daha çok uzun zaman var. O güne kadar su üzerinde ulaşımı tercih ederek bir taşla çok sayıda büyük kuş vurmayı tercih edeceğiz. Söz konusu hafriyatlar yapılırken çok büyük ihtimalle bol bol altın ve değerli maden de bulunacaktır. Bunları da devletimizin hazinesine kazandıracağız ve belki de bu kadar büyük bir projeyi bu sayede adeta bedavaya yapabilmiş olacağız. Ülke genelinde, kısa sürede, pek çok sahada rahata ve refaha ulaşacağız.
Zaten Karadeniz ile Hazar denizini birbirine bağlayan o geniş kanal da ilk fırsatta açılacak. O kanala ayrıca Van gölü ile Urmiye gölü de yine su yollarıyla bağlanacak. Bu iki gölün kurumasına da bu şekilde mani olunacak. Hep bahsettiğim hem karada hem de denizde hızlıca gidebilen ucuz ve uzun ömürlü arabalar sayesinde Türkiye içinde ulaşım çok çok rahatlayacak, ucuzlayacak, kolaylaşacak. Bir süre sonra bu kanallarda kablosuz enerji nakli sistemi olacak ve araçlar bataryalarındaki enerjiyi hiç kullanmadan gidebilecekler. Türkiye’nin hemen hemen her yerine tuzlu deniz suyu ulaşacak. Bu kanalların tamamında balık yetiştirileceği için, balık yetiştirme alanları da iyice büyümüş olacak. Türkiye’de bir senede yetiştirilen balık miktarı çok çok büyük olacak. Uygun fiyatla taze, çok sağlıklı ve leziz balıklara ulaşamayan ilimiz kalmayacak. Şu zamanlarda milyonlarca çocuğun peynir, balık, kırmızı ve beyaz et yiyemediği şu Türkiye’de, kısa sürede insanların/nesillerin sağlığı iyileştirilecek. Protein ve vitamin eksikliğine bu proje de iyi gelecek. Hastalıklar, hastahaneler, ilaçlar ve doktorlar hızla azalacak. Bu sayede de sömürgeci batı ülkelerine büyük darbeler vurulacak.
Pek çok ilde, bu geniş ana su yollarından, il toprakları/merkezleri içine doğru giden su yolları da açılacak. Bunlar, o iller içindeki geniş arazilerde açılmış suni göllere/göletlere bağlanacaklar, oraları besleyecekler. Su kanalları, mükemmel hesaplamalarla, çok iyi malzemelerle, çok iyi tekniklerle ve işçilikle yapılacak. Onlarca sene boyunca nerede ise hiç masraf çıkartmayacaklar. Hiç durgun su olmayacak. Şehirlerin farklı rakımlarda olması başta büyük bir sorun olarak görülebilir ama tahmin edildiği kadar büyük sorun olmayacak. Bu sorunu aşmak kolay olacak. Türkiye’nin bütün şehirlerini, dağ eteklerinden, şehirlerin dışından dolaşan, gayet geniş, gayet derin ve akıntılı bir suni nehir sistemi de denilebilir bu yapılacak şeye… Fark şu ki bu suni nehrin ortasında şerit bölücü olacak. Su sağ yanda/şeritte ileri doğru, sol yanda geriye doğru akacak. Kimse akıntıya karşı gitmeyecek. Gayet geniş olan bu su yollarında deniz TIR’ları ve deniz trenleri de kullanılabilecek ki bu başlı başına bir devrim olacak. Şehirler arası toplu ulaşım ve yük nakliyesi çok çok büyük oranda ucuzlayarak hızlanacak. Batılı araba ve TIR imalatçıları çok büyük darbeler alacaklar. Çünkü bu projenin başka ülkeler tarafından taklit edilmemesi mümkün değil. Zaten Türkiye’yi hazara bağlayacağım, Orta Asya Türk devletlerini de bu projeyle donatıp ayrıca Hazar denizine bağlayacağım. Ve daha dünyada pek çok ülke bu projeyi taklit edecektir.
Bu teknikler sayesinde, kurumak üzere olan bazı tatlı su gölleri de kurtarılacak. Tuzlu su göllerine dönüştürülecekler. Bu suni kanallar ve göller sayesinde yer altı su kaynakları da çok beslenecek. Türkiye’nin her yerinde bitki ve hayvan türleri artıp sayıları bollaşacak.
Bu proje sayesinde, söz konusu illerde, hem yüksek miktarda ve çok sağlıklı balıklar ve diğer deniz mahsüllerini yetiştirmek, hem insanların serin suya girmesini temin etmek, hem bölgenin havasını ve toprağını nemlendirmek, hem geniş topraklarda kolayca ağaçlandırma yapabilmek, hem havadan daha fazla içilebilir su temin etmek, hem de turizm ve otelciliği geliştirmek mümkün olacak.
Bu projelerin devamı olan projeleri de gerçekleştirdiğimde, Türkiye’nin nüfusu bir milyar kişi bile olsa nüfus yoğunluğu sorunu, gıda sorunu, sağlık sorunu, terör sorunu, işsizlik sorunu yaşanmayacak. Daha sonraki süreçlerde ise kutup bölgelerindeki buzulları eritmeye ve oralara canlılığı götürmeye oynayacağız. Ankebut Ağının ve bu ağın içine sızmış uzaylı insan türlerinin, gezegenimize ve dünya insanlığına verdiği bütün zararları durduracağız. Türkiye, insanlığın kurtuluş mücadelesinde merkez ülke olacak.
Mehmet Fahri Sertkaya | Akademi Dergisi