Öyle anlaşılıyor ki yapacağım ilk iş, bir sosyal ağ kurmak olacak. Hiç bize uygun olmayan, bu güne kadar hep kaçındığımız bir saha bu ama şartlar ısrarla beni buna zorluyor.
Yine şartlar beni besicilik işine de öncelikli olarak girmeye zorluyor. Türkiye’de hatta dünya genelinde helal et ve et ürünlerine ulaşmak, samanlıkta iğne aramak ve bulmak misali zor vaziyette. Buna bir an önce çare bulmak da bana düşecek gibi görünüyor.
TOGG hiçbir zaman seri imalata geçemeyecek. Ben böyle yazdım diye sinirden çıldırıp çılgınca hamleler yapsalar ve “İşte geçtik seri imalata” deseler bile, kısa sürede durur o imalat bandı… Ellerine yüzlerine de bulaşır. Zarar ziyan şu ana kadar da çok büyük ama o vakit çok çok daha büyük olur. Zaten yerlerde olan itibarları da iyice yıkılır.
Öyle anlaşılıyor ki Türkiye’nin “araba” denilebilecek gerçek yerli ve milli arabasını yapmak da bana nasip olacak. Araba markamın modelleri, kısacık sürede dünyaya yayılacak. Ankebut Ağının zaten batak haldeki pek çok büyük araba firmasına son bir darbe de bu olacak. SİSİPER teknolojisi, arabalarımın hem karada hem de denizde gidebilecek olması, ayrıca deniz TIR’ı ve deniz treni projelerim de bana çok büyük kazandıracaklar.
İzaha gerek görmedim. Herkes anlamıştır. Citroen, batak halden kurtulmak ümidiyle de Ami gibi skandal bir model üzerinde çalıştı ve bunu olduğundan farklı göstererek yüksek adette satmaya oynadı. Girdiği bu risk, onun daha da kısa sürede ve daha da gürültülü şekilde batmasına sebep olacaktır. Ankebut Ağının kontrolündeki pek çok araba firması aslında batak halde… Bu sahada önüm çok çok açık görünüyor
Ankara’da iki araba çarpıştı ve altı kişi öldü. Üç kişi de yaralı… Neden? Araba dediğimiz şeyler aslında tekerlekli teneke olduğundan…
Dünya devi pek çok araba markası Ankebut Ağının kontrolünde ve bunların sahipleri/ortakları ile üst yöneticileri hep satanist kişiler. Dünya insanlığına ne kadar çok zarar verirlerse o kadar iyi bir şey yaptığını düşünen kişiler bunlar… İblis’e tapındıkları ayinlerde, kaçırılmış bebekleri, çocukları, kadınları, erkekleri vahşice “kurban” eden, parça parça eden, gözlerini oyan, dillerini ısırarak kopartan, tecavüz eden, kalplerini söken, kanlarını içen sadist pislik kişiler bunlar…
Bunlar, imal ettikleri arabalarında kasıtlı olarak gerçekçi, işe yarar kaza emniyeti sağlamadılar. Bu yolla, dünya genelinde onlarca senedir kolayca ölmelerine sebep oldukları toplamda milyonlarca insanı, “baba” bildikleri İblis’e kurban edilen insanlar olarak görülüyorlar.
Evet, dünya insanlığı artık bu sadistleri gerçek yüzleri ile tanımalı, bunların dünyanın her yerinde mason tarikatı üzerinden irtibatlı ve organize olduklarını bilmeli, mason tarikatının da bir satanist tarikatı olduğunu bilmeli ve bir an evvel bunları durdurmalı. Araba sanayii/teknolojisi, satanistlerin, masonların arka plandan yaptıkları işbirliği ile yönlendirilmeseydi ve olağan akışıyla ilerleseydi, şimdiye uçan daire teknolojisine bile geçilmişti. Dünya genelinde senede birkaç kaza olur, senede birkaç insan bu kazalarda vefat ederdi.
Tekerlekli teneke: Citroen Ami…
Sırası gelmişken, nasıl olabiliyorsa dünya genelinde adını duyurabilen ve çok sayıda ülkeye sürekli olarak satış yapabilen, bunca müşteri memnuniyetsizliğine rağmen hala araba sahasında varlık gösterebilen Citroen’in, Ami modeline dair de birkaç kelam etmek lazım.
Ami, “otomobil” denilen sınıfta bir vasıta değil. Dört tekerlekli motorsiklet sınıfında sayıldığı ve kullanmak için A1 ehliyetinin yeterli olduğu söyleniyor.
Türkiye’de, basındaki, medyadaki ve en çok da sosyal medyadaki satanistler, kripto yahudiler, gizli ermeniler ve masonlar organize şekilde gayrete getirilerek, Citroen’in Ami (Arkadaş) modeli hakkında da müşteriyi aldatıcı reklamlar ve incelemeler yapılıyor. Bu, en çok da satanistlerin “1. sınıf” ve “öncelikli” kullanıcı/yayıncı görülüp kollandığı ve öne çıkartıldığı Youtube’da yapılıyor.
Citroen’in Ami modeli hakkında, söz konusu yayınlarda verilen bilgilere bakarsanız, Ami 2022’yılının Mart ayında son kullanıcılara satılacakmış. Şu anlarda filolara satışı varmış. Fransa’da 6 bin euroya satılmaktaymış. Türkiye’deki fiyatı tartışmalı olsa da anlaşıldığı kadarıyla 140 bin liranın altında satılmıyormuş, satılmayacakmış ve 150 bin liranın üzerinde satılması ihtimali çok yüksekmiş… Gayet hoşmuş, küçükmüş, kullanışlıymış, çok beğeniliyor ve ilgi görüyormuş.
Bu kadar meşhur bir araba firması olan ve imalat sırasında sorunlu/arızalı imal ettiği arabalarının büyük kısmını Türkiye pazarında müşterileri aldatarak/dolandırarak satan… Mağdur olan, hak arayan ve adalet sistemine başvurup adaletin gereğinin yapılmasını isteyen müşterilerinin karşısında, mason, satanist, gizli yahudi ve gizli ermeni hakim ve savcılar sayesinde ciddi sorunlar yaşamayan… Binbir türlü hukuksuz, yanlış işleri ve mağdur ettiği on binlerce müşteri bir türlü ana akım basın ve medyada gereğince yer bulmayan… Bu hususta da ana akımdaki masonlarla, satanistlerle, kriptolarla sıkı paslaşan şu Citroen’in Ami’si de yeni bir hayal kırıklığı olabilir. Çok sayıda yeni mağduriyetlere sebep olabilir. Satın alanlar, birkaç hafta memnuniyetsiz şekilde kullandıktan sonra bir kenara atmak zorunda kalabilir.
Üç saatte şarj olan bu tekerlekli tenekenin tam şarjla menzili sadece 75 km… Söylenen bu ama gerçekten 75 km menzili var mı, bunu test eden şimdilik yok. Saatteki azami hızı sadece 45 km… Evet, yanlış duymadınız, sadece 45 km/saat hıza sahip. 1940’lardan zamanımıza ışınlanmış gibi görünen rezil ötesi bir tasarımı var. Renk tercihleri de aynı şekilde berbat. Camlarının tasarımına, iç kısmının tasarımına kadar her şey basit, berbat… Daha proje ve tasarım kısmına bile hiç ehemmiyet verilmemiş. “Biz yaparız, satanist teşkilatımız sayesinde allar, pullar, gözleri boyar, bir şekilde satarız” denilmiş gibi bir hal, bir manzara var.
Süspansiyon diye bir şey gerçekte yok. Basit kamyon modelleri bile günümüzde bu kadar sert yol almıyorlar. Isıtıcısı yok, soğutucusu yok, işe yarar bir havalandırması yok. Camların açıklığı hiç yeterli değil. Yaz günlerinde sürücü kendini araçtan dışarı atmak isteyebilir. Üst kısmındaki camın basitten de olsa bir perdesi dahi yok. Ondan bile kaçınılmış. Hatta kapıların iç kısmında kapı kolları bile yok. Sürücü içeride iken aracın kapılarını içeriden kilitleyemiyor. Teneke parçası gibi görünen kapıları, sadece dışarıdan anahtarıyla kilitlenebiliyor. Dışarıdaki kapı kolları da son derece basit tarzda ve ucuz malzemeden yapılmış. Zaten bu vasıtanın geri dönüştürülmüş malzemelerden yapıldığı gizlenmemiş ve burada da “Doğanın ve insanlığın faydasına” bir tavır sergilendiği iddia edilmiş.
Bu güne kadar da bu sahada/sektörde hep hile ile faaliyet gösteren Citroen, Ami modeliyle adeta nirvanaya ulaşmış. Citroen “Görün bakın, dünyada teknolojinin bu kadar geliştiği, rekabetin bu kadar arttığı bir zamanda, öyle bir vasıta yapacağım ki bu, aslında beş kuruş etmez bir şey olacak. Proje ve imalat maliyeti inanılmaz derecede düşük olacak ama bunu mükemmel bir araba gibi göstererek dünyanın dört bir yanına satacağım. Üstelik çok iyi paralara satacağım. Çok büyük kazanacağım, çok… Bundan onlarca kat iyisini yapıp çok çok daha düşük fiyatlarla piyasaya sunanlar, karşımda tutunamayacaklar. Çünkü asıl mesele iyi araba yapmak, müşteri memnuniyeti sağlamak değil, asıl mesele dünya üzerindeki teşkilatımızı, mason tarikatını, satanist teşkilatları iyi organize etmek ve insanların kabullenişlerini yönlendirebilmek. Onlarca ülkenin hükumetlerindeki mason biraderleri de iyi değerlendirmek.” demiş. Bu yaptığının bundan başka bir izahı olamaz…
Şu resimde, Ami modelinin içinden bir kısım görüyorsunuz. Ami, bildiğimiz sac profilden yapılmış bir şasiye sahip. Bu kadar basit ve ucuz bir model… Çin’de ve dünyanın başka yerlerinde, merdiven altı denebilecek yerlerde, şasisi sac profilden yapılan elektrikli arabalar, kamyonetler var. Bu vasıtalar, internet üzerinden sipariş edilebiliyorlar ve dünyanın farklı farklı yerlerine de kargo ile gönderiliyorlar. Youtube’da bunların inceleme videoları da bol bol var. Her şey dahil fiyatları sadece 2 bin dolar olan bu gibi araçlar bile Ami’den kat kat daha sağlam ve kaliteli, birincil yani geri dönüştürülmemiş malzemeler kullanılarak, daha doğru teknik hesaplamarla, projelendirmelerle, daha kaliteli ve hatasız imalat süreçleriyle ve daha yüksek kullanışlılığa sahip şekilde imal ediliyorlar.
Onların şasileri de profilden yapılmış ama Ami gibi oyuncak misali araçlar değiller. Koltukları geri dönüştürülmüş ve beş para etmez plastikten değil ve gerçekten koltuğa benziyor. Koltukları sabit değil, ayarlanabiliyor. Daha yüksek sayıda ve daha kaliteli farları var. Daha iyi şartlarda bataryaları ve motorları var. 1940 model trenlerdeki gibi bir cam açma kapama şekli de yok. Camlar aşağı yukarı indirilip kaldırılabiliyor. İç ve dış kapı kolları gayet iş görür kalitede ve özelliklerde… Direksiyon etrafında ek ekranları dahi var.
Söylenecek daha çok söz var ama bu kadarı bile arif olana yeter. Bütün dünya insanlığı, dünya genelinde otomobil/araba sektöründe onlarca senedir insanlık dışı işlerin döndürüldüğünü ve arka plandan çok gizli ve art niyetli anlaşmaların yapıldığını, hala bu sektörü insanlık düşmanı bu kişilerin ve firmalarının büyük oranda ellerinde tuttuğunu bilmeli ve bu organize dolandırıcılık ağıyla, Ankebut Ağıyla mücadele etmeli.
Citroen’in avukatı mağdur vatandaşımızı tehdit etti
Citroen tehlikesine çok acil müdahale edilmesi gerekiyor
Türkiye’de ve dünyanın farklı yerlerinde satılan Citroen araba modelleri, sürücülerin ve yolcuların hayati tehlikeye düşmesine sebep oluyor. Citroen’in, imal ettiği arabaları baştan ayağa kusurlu imal ettiği açıkça gözler öndünde. Renault ve Peugeout da aynı şekilde kusurlu araçlar üretiyor.
Türkiye’de Citroen, Peugeout ve Renault’nun otomobil sektöründe daha fazla faaliyet göstermesine izin verilmemelidir. Devletimiz, binlerce mağdurun arşa çıkan çığlıklarını artık duymalı ve hukukun gereğini yerine getirmelidir. Trafikte dolaşan Renault, Peugeout ve Citroen marka otomobiller, hem içindeki yolcular hem de yollardaki diğer araçlı yolcular ile yayalar için tehlike oluşturmaktadır.
Koca bir ülke, koca bir Türk milleti, Fransız araba sanayii tarafından dolandırılıyor. Koskoca devletimiz, milletin burnuna kadar geldiği halde, isyan arşa kadar yükseldiği halde, bu dolandırıcılığa seyirci kalıyor. Adli ve idari yetkililer rüşvetlerle satın alınıyor. Masonik bağlantılarla/talimatlarla görevlerini kötüye kullanmaları sağlanıyor. Millet “Adalet yok” diye de feryat ediyor.
Bu gibi araçların kaza güvenliğine dair aldığı sertifikaların bile geçerliliği/itibarı tartışılıyor. Kusurlu üretildikleri için şu ana kadar kaç Türk’ün ölümüne sebep oldukları bilinemiyor. Bu rezaletin ve dolandırıcılığın, Türk devlet yetkilileriyle anlaşma olmadan devam ettirilmesine ihtimal bile verilmiyor.
Citroen ve Peugeot arabaları Türkiye’de ve dünyanın pek çok yerinde satın alanları, aldığına pişman ediyor.
Fransız araba markalarına karşı dünya genelinde hak/hukuk mücadelesi, milletleri bilgilendirme mücadelesi de başlatılması gerekiyor.
“Fransız malı almak, düşmana hediye vermektir.”
“Hepsi araba mezarlığında”
“Avrupa’da satamadıkları kusurlu arabaları gelip Türkiye’de satıyorlar.”
“Avrupa’da bile Citroen sıkıntılı. Sakın almayın.”
“Bu olay başka ülkede olsa o firmalara öyle yaptırımlar uygulanıyor ki nerdeyse satış bile yapamıyor”
“Sıfır Citroen alacağın paraya ,başka ülkelerde Japon malı alman malı otomobil alırsın, devlet bizi bu otomobilleri almaya muhtaç ediyor”
“Fransız hurdalarına vergiler yüzünden bir sürü para vermek…”