İstanbul’un ve Türkiye’nin sorunları anca böyle çözülür

Türkiyenin başşehri İstanbul olacak. Ankara ile İstanbul arasında sürekli git gel yapmak zorunda kalanlar rahatladığı gibi, toplamda çok çok büyük rakamlara ulaşan kamu ve özel sektör masraflarından da kurtulmuş olunacak. Çok büyük iktisat sağlanacak.

İstanbul’un nüfusunun yarısı Trakya tarafına doğru yayılacak. Mevcut tarlalar mümkün olduğunca korunacak. Çok yüksek sayıda insana/aileye devlet tarafından ücretsiz çiftçilik, besicilik, arıcılık ve türlü mesleki eğitimler hızlıca verilecek. Bu konularda kesintisiz ve ücretsiz yayın yapan çok kaliteli dijital platformlar kurulacak.

Çok gelişmiş teknolojilerle, çok büyük fabrikalarda, çok isabetli malzemelerden, çok seri ve ucuz surette imal edilmiş, buna rağmen prefabrik evlerden onlarca kat daha rahat ve kullanışlı hazır evler, İstanbul’un nüfusunun Trakya tarafına kaydırılmasında kilit rol oynayacaklar. Bunlardan yüz binlercesi çok kısa süre içerisinde yapılabilecek. Devlet, bu taşınabilir evleri bu ailelere uygun kiralar karşılığında zimmetleyecek. Bu ailelerin çiftçilik, besicilik, arıcılık ve türlü imalatları yaparken ihtiyaç duyacağı malzemeler, makineler, araçlar da devlet tarafından topluca ve çok ucuza satın alınarak bu kişilere zimmetlenecek. Bu kişiler, bu araç ve gereçlerin ücretlerini, çalışıp iş yaptıkça ve para kazandıkça uzun vadeli, faizsiz şekilde devlete ödeyecekler. Bu sayede, İstanbul’daki çarpık yapılaşma sorunu kısa sürede ve mümkün olabilen en az masraflarla çözülebilecek. İstanbul’dan Trakya’nın içlerine doğru dronelar uçurulsa ve görüntü kaydı alınsa, her yerde güzel güzel binalar, bahçeler, bol ağaçlar, çok düzgün yollar, bağlantılar ve mükemmel bir medeniyet görülecek.

Trakya’dan İstanbul’un merkezi noktalarına raylı ulaşım imkanları kurulacak. Trakya’nın farklı farklı köşelerinden metrolara ya da yer üstündeki raylı sistemlere binen vatandaşlar, hiç inmeden İstanbul’un merkezi noktalarına kadar kısa süre içinde gidebilecekler. Aslında bir manada İstanbul’un çok genişlemiş olacağı söylenebilir. Ya da İstanbul’un etrafının da İstanbul misali olacağı ve herkesin İstanbul’da toplanmak isteğinden vazgeçeceği söylenebilir. Bu hızlı ulaşım için hava ve en çok da deniz yolu da kullanılacak. Hem karada hem de denizde gidebilen ve gayet ucuza satılan arabalar sayesinde de İstanbul ile Trakya arasındaki bağlantılar güçlendirilmiş olacak. Türkiye’de hiç zaman kaybedilmeden bir denizcilik bakanlığı kurulacak. Bu bakanlığın, ilk anlardan itibaren en faydalı şekilde çalışması, hizmet vermesi sağlanacak. Bakanlık, her şeyden önce denizcilik okullarının sayısını ve kalitesini artırmaya odaklanacak. Herkesin üniversite mezunu olmak zorunda olduğu bir Türkiye kalmayacak. Çünkü, zamanın liseleri, şu anın üniversitelerinden çok daha kaliteli, işe yarar ve ileri seviyede eğitme ve öğretme işi yapabilecekler. Zaten, art niyetli ve en çok da para kazanmak için her yere kurulan, öğrencileri ve aileleri sömüren o sözde üniversiteler hızlıca kapatılacaklar.

Trakya bölgesindeki petrol ve doğalgaz kaynakları da hiç zaman kaybedilmeden çıkartılacak. Başka madenler de çıkartılacak. Bütün bunların bir arada olabildiği, insanlar iyi niyetli olursa, idarecileri de iyi niyetli olursa, kimsenin sağlığı bozulmadan bunların bir arada toplanabileceği görülecek ve dünyaya gösterilecek. Buralarda çalışacak insanların çok büyük bir kısmı da İstanbul’dan gönderilecek. Trakya’nın Türk/İslam kültüründen uzak havası/duruşu değiştirilecek. Yine taşınabilir ve çok iyi şartlardaki evler sayesinde bu nüfus değişimi işi inanılamaz şekilde hızlanacak, ucuzlayacak, kolaylaşacak. Bu şekilde, çok katlı bina kültüründen de hızla kurtulmaya başlayacağız.

Türkiye genelinde, üç kattan daha yüksek bina yapmak çok çok zorlaştırılacak ve özel izne tabi tutulacak. Devlet gücü, yüksek katlı binaların mümkün olabilen en kısa sürede azaltılmasını sağlamaya dönük olarak kullanılacak. İnsanlar, buna göre eğitilecek ve sürekli basın/yayın gücüyle de bu şekilde yönlendirilecek. Kanuni düzenlemeler de buna uygun olacak. Bir, iki ya da en fazla üç katlı olup da bahçesi bulunan evler yapmak için insanlar teşvik edilecek.

İstanbul boğazındaki akıntıdan elektrik üretilecek ve İstanbul’dan sonra Trakya bölgesi de bol ve ucuz elektrik enerjisi kullanabilecek. Mümkün olan en kısa zamanda ülkedeki yakıtlı elektrik santralleri kapatılacak. Mümkün olabildiğince her evde güneş enerjisi panelleri, rüzgardan enerji üretecek küçükçe türbinler, havadan içilebilir su toplayacak cihazlar kullanılacak. Devlet gücü, bunu teşvik edecek ve maddeten destekleyecek. Ayrıca Türkiye jeotermal enerjiye çok çok büyük yatırımlar yapacak. Bu sayede de çok elektrik enerjisi üretecek ve elektrik enerjisi ülke genelinde çok bol ve ucuza bulunur olacak.

Türkiye’de nükleer enerji santralleri kesinlikle ve asla olmayacak, kullanılmayacak. Başlanmış olan projeler ve anlaşmalar kesinlikle iptal edilecekler.

Ülkenin mümkün olan her yerine en kısa sürede zeytin ağaçları dikilecek. Zeytin ağaçlarına ve zeytin yağına çok büyük kıymet verilecek. Trakya’ya da çok yüksek sayıda zeytin ağaçları dikilecek. Toprağın üstünde ziraat yapıldığı gibi altında da topraklı ziraat yapılacak. Gelişen bilim ve teknoloji, bunu çoktan mümkün kıldı. Bu, Türkiyenin dört bir yanında olacak. Aynı zamanda yeraltında hayvan çiftlikleri de kurulacak. Bu çiftlikler devasa büyüklükte olacaklar. Eti çok besleyici olan ve hızlı üreyen/çoğalan tavşanlar için de ülkenin her bölgesinde devasa çiftlikler kurulacak. Ülke genelinde tavşan ve balık tüketimi çok yaygınlaştırılacak. Ülkenin her yerinde topraksız/sulu ziraat yasaklanacak.

Dünyanın en büyük, en uzun, en kaliteli, en yüksek teknolojili, oldukça geniş ve derin balık kanalları da Trakya’da olacak. Toplam uzunluğu yüzlerce kilometreyi bulan kanallarda, hiç durgun su olmadan, bakteri birikmeden ve günümüzdeki deniz şartlarından çok daha kaliteli bir ortamda, dünyanın en sağlıklı balıkları yetiştirilecek. Dünyanın pek çok ülkesinden bu balıkları satın alabilmek için birbiriyle yarışan büyük firmalar olacak. Verilecek çok iyi eğitim sayesinde, bu balıkları öncelikle ülkemizdeki çocukların ve gençlerin yemesi sağlanacak. Bu kanalların kenarlarına sabitlenecek toplamda on binlerce cihaz sayesinde, sürekli olarak havadan temiz su da elde edilecek. Bu sular hem içilecek hem ziraatte ve hayvancılıkta kullanılacak. Bu kanallar, bölgenin daha da nemlenmesine ve bereketinin artmasına sebep olacak. Ayrıca bu kanallar üzerinden İstanbul ile Trakyanın pek çok merkezi yeri arasında bağlantı, deniz yolu kurulacak. SİSİPER teknolojisiyle yapılan, elektrik enerjisiyle çalışan, hem karada hem de denizde gayet hızlı gidebilen şahsi arabalar, bu kanalların üzerinden de hızlıca gidebilecekler. Çok geniş ana hatların haricinde, daha küçük merkezlere de bağlanan tali hatlar, deniz kanalları da açılacak. Kanalların belirli yerlerine karaya çıkış rampaları da yapılacak. Yani geniş ve uzun otobanlar yerine, geniş ve uzun balık kanalları yapılarak, tek taşla pek çok kuş vurulabilecek. Böyle bir bölgeyi her yıl milyonlarca turist gezecektir. Balık kanalları ile tarlalar hep birbirine yakın olacaklar. Bu sayede, bu mükemmel teknik özeliklere sahip kanallardaki deniz canlılarının ihtiyaç duyduğu yemler de Trakya’da üretilebilecek. Tarlalardan bir kısmında, balıklara yem yapmak için, protein kaynağı olan bitkiler de yetiştirilecek. Böylelikle balık çiftliklerinin işletme maliyeti çok ucuzlamış/düşük olacak.

– Ayrıca bu kanallar üzerinden İstanbul ile Trakyanın pek çok merkezi yeri arasında bağlantı, deniz yolu kurulacak. SİSİPER teknolojisiyle yapılan, elektrik enerjisiyle çalışan, hem karada hem de denizde gayet hızlı gidebilen şahsi arabalar, bu kanalların üzerinden de hızlıca gidebilecekler. Çok geniş ana hatların haricinde, daha küçük merkezlere de bağlanan tali hatlar, deniz kanalları da açılacak. Kanalların belirli yerlerine karaya çıkış rampaları da yapılacak. Yani geniş ve uzun otobanlar yerine, geniş ve uzun balık kanalları yapılarak, tek taşla pek çok kuş vurulabilecek. Böyle bir bölgeyi her yıl milyonlarca turist gezecektir.

Olmaz mı?

Trakyanın yaklaşık olarak ortasına denk gelecek bir yere, kocaman bir suni tuzlu su gölü de yapılsa, şu kanallar o göle de bağlansa…

Hem yüzlerce balık türü, hem de diğer deniz mahsülleri çok çok bol miktarda yetiştirilse…

Hem de Trakya genelinde havanın daha nemli olması sağlansa ve ziraat ile hayvancılık bu şekilde de desteklense…

Hem karada hem de su kanallarının üzerinde çok hızlıca gidebilen SİSİPER’li araçlar sayesinde ulaşım rahatlasa ve ucuzlasa…

Hem otobanlara sürekli yapılan devasa masraflar ortadan kalksa…

Hem bu su kanalları sayesinde havadan bol bol içilebilir su elde edilse…

Hem dünyanın en güzel bölgelerinden birine dönüşüp de her yıl milyonlarca yerli ve yabancı turist çekse…

Hem İstanbul’un kalabalıklarını kendine çekse ve nüfus/iskan Trakya’ya doğru yayılsa…

Araziler daha değerlense, binalar daha değerlense…

Gerektiğinde deniz TIR’ları ve deniz trenleri de bu kanallardan gidebilse, bu kanallar üzerinden de toplu taşıma ve ayrıca sanayi için toplu nakliye imkanı oluşsa…

Kazalar, can ve mal kayıpları azaltılsa…

Sizce de müthiş olmaz mı?

(Görseldeki çizimler hiçbir teknik hesaplamaya dayanmıyor. Sadece fikir vermesi, anlaşılır olması için çizildi.)

Dünyanın dört bir yanında, kış mevsiminde yağan yoğun karlar nedeniyle kapanan ya da tamamen kapanmasa da ulaşımın çok ağırlaştığı, zorlaştığı kara ve demir yolları var. Bu sorunu çözmenin bir yolu da otoyollar ya da demiryolları yapmak yerine buralara da su kanalları açmak. Hem karada hem de suda gidebilen SİSİPER’li araçlarla, her mevsimde buralarda hızlıca yol alınabilir. Ayrıca o soğuk iklimde çok güzel somon balıkları da yetiştirilebilir.

Mehmet Fahri Sertkaya

Bir Cevap Yazın