Etiket arşivi: Türkiye

İlayda Altıntaş

Daha önce paylaşmış ve İlayda Altıntaş’ın gizli Ermeni olduğunu duyurmuştum.

Bunlar da Eskişehirli gizli Ermeni bir aile… Bakın, inceleyin, şu İlayda Altıntaş Youtube kanalının tutacak hiçbir yanı yok. Son derece amatörce, başarısız, emeksiz, vizyonsuz bir kanal.

Yine de tutuyor ve akıl almaz şekilde büyüyor. Çünkü sistem, Ankebut Ağı ve onun emrindeki CIA, Youtube algoritmalarını buna göre ayarladı.

Kendilerinden olanlar, kendilerine çalışanlar Youtube’da kollanıyorlar. Haksız şekilde yükseltiliyorlar, bir halt yapmadıkları halde zirvede tutuluyorlar.

Çok yüksek sayıda gerçek Müslüman ve Türk kişiler ise kılı kırk yarıyorlar, dünya kadar emek veriyorlar, masraf ediyorlar, güzel işler çıkartıyorlar ama tutunamıyorlar. Sistem onları yok etmeye ya da çok küçük bir aşamada sınırlı tutmaya ayarlı. Büyümelerine izin vermiyor. Çünkü bu Türkiye’de ve dünya genelinde kötüler/hainler, en çok da basın ve medya gücü ile ayakta durabiliyorlar. Bunu ellerinden çıkartırlarsa, kaybederlerse, toptan çökerler.

Hatta şu Youtube reklam gelirlerinde bile bu var. Türkiye’ye ve insanlığa faydalı olacak, satanistlere sorun çıkartacak güzel yayınlar yapanların reklam gelirleri de hak ettiği gibi verilmiyor. Bu yolla da iyi insanların Youtube’da barınamaması, yayıncılık sahasında bulunamaması sağlanıyor. Ödeneksiz, gelirsiz kalmaları sağlanıyor.

Böyle kişilerin videolarının reklam yönetimi/geliri kısmında “kısıtlandı” yazıyor ama Youtube neyi neden kısıtladığını izah etmeye mecbur bile görmüyor kendisini… Normalde Youtube’un dakikalar içinde kapatılması ve tazminat davalarına değil sadece, türlü türlü ceza davalarına muhatap olması gerekiyor ama bu sızmalar devlet kurumlarımıza ve adalet sistemimize kadar yapılmış, yapılıyor. Ve sistemin farklı kısımları birbirlerini kolluyor.

İlayda gibiler, bir de Türk kızı gibi gösteriliyor, topluma örnek diye dayatılıyor. Güya müslümanlık var, müslümanlığın en temel kaideleri bile bunların üzerinde yok. Tesettür bile yok. “Müslümanım, Türküm diyecekseniz de işte bu ayarda kalın, bu kadarcık Türk ve Müslüman takılın. Bizi uğraştırmayın.” demiş oluyorlar.

Mehmet Fahri Sertkaya | Akademi Dergisi

Orhun Topkaya’nın Youtube kanalı

Şu genci de fırsat bulabildikçe izliyorum. Saf gönüllü, iyi niyetli bir kişi… Nasıl bir dünyada yaşadığının, nasıl dengelerin içinde bulunduğunun hiç farkında değil…

Soyunun bir yanı, babadan gelen yanı, Ermeni ve eşkıya soyu… Anne tarafı ise buna inat seyyid Türk soyu… Zaten Orhun Topkaya’nın takdir edilen, sevilen güzel tavırları, davranışları da bu Türk/Seyyid kanından/geninden geliyor.

Babası hakkında çok büyük yanılıyor. O herifin ne kadar sorunlu ve muzır bir varlık olduğunun farkında değil. Zan ediyorum ki annesi farkında ama dillendirmiyor, anlatmıyor.

Babası öyle bir varlık ki neredeyse hiç kimse ile göz göze konuşamıyor. Dağda koyun otlatırken oğlu yanına gelse bile adamı panik sarıyor. Gençlik yıllarından beri pis işlerini herkesten gizleye gizleye yapanlar, böyle davranışları bir süre sonra normalleştiriyorlar, sıradanlaştırıyorlar. Artık dikkat edemeyecekleri zamanlarda bile sanki bir refleks gibi böyle davranıyorlar.

Genelde gizli teröristlerde, cinsi sapıklarda, tecavüzcülerde, hayvanlara tecavüz edenlerde, gözü milletin hanesinde ve karısında kızında olanlarda bu davranış tarzı bulunur/görülür.

Babası, çıkıp da “Bizde kızlar okutulur. Öyle asla şey olmaz” tarzı konuşuyor. Bunu sanki Müslüman Türk bir baba gibi konuşuyor. Evet, bizde, gerçek Müslüman Türklerde de kızlar okutulur ama tesettürüyle, sınırlarını bilerek, gözeterek okutulur.

Orhun Topkaya’nın Youtube kanalı nasıl olmuş da büyümüş, takipçileri yarım milyonu bulmuş ve bazı TV kanalları bile Orhun Topkaya ile röportaj yapmış hatta bazıları belgesel video çekmiş diye merak ediyorsanız, bilmeniz gerekenler işte bunlardı…

“Topkaya” bir gizli Ermeni şifrelemesi… Aslında “Orhun” da her ne kadar Türkçe kelime olsa da gizli Ermeniler başka manaya çekerek bu ismi de çok kullanıyorlar.

Sadece bu aileden konuya devam etsem, saatlerce anlatacağım ve farkına varmanızı sağlayacağım dengeler, sarsıcı gerçekler var. İkamet etmekte oldukları Eskişehir’in gerçek tarihinin, son bir iki asrını özetle anlatmak zaten birkaç saat sürer. Açın Eskişehir Belediyesinin resmi web sitesini ve bakın… Şifreleri çoktan anladınız, sadece heceleme ile şifrelere bakın, sadece o kısımda bile sarsılacaksınız. Devamında daha neler neler var.

Ve gizli Ermeni Yılmaz Büyükerşen…

Çok büyük hain, çok… Bir hukuk devletinde bir gün bile dışarıda tutulmaz, içeride de boş yere beslenmez. Lakin o görünürde sorunsuz şekilde belediye başkanlığı yapabiliyor, arka planda ise çok daha fazlası var… Sözde Türk basın ve medyasında da on numara adam gibi gösteriliyor.

Söyleyin, bu ülkeye Amerikan ordusu ya da başka bir düşman ordusu niye girsin? Gerek var mı?

Düşman işgali altında olsaydık, şunların yaptığı ibnelik propagandasını, çağdaşlık iddiaları arkasında yaptıkları dinsizlik, çıplaklık, nikahsızlık, namussuzluk propagandasını, işgalci düşman ordusu bile yapamazdı.

Mehmet Fahri Sertkaya | Akademi Dergisi

Eda Taşpınar

İçindeki Türk ve İslam düşmanlığını dizginleyemeyerek, bir otel mescidine giderek, orada yarı çıplak ve “seksi” tabir edilen fotoğraflar çektiren…

Hiç değilse İslam’a bu şekilde saldırarak içini ferahlatan o ekran fahişesi Eda Taşpınar da bir gizli Ermeni…

Onu kalemiyle/yazısıyla savunmak refleksi sergileyen Ahmet Hakan pisliği de gizli Ermeni… Hukuki zeminde onu kollayan savcılar ve hakimler de gizli Ermeniler.

Onu şu anda Müslüman milletin elinden alan irade, gizli Ermeni çetelerinin iradesi…

Türkiye’deki gizli Ermeniler işte böyle kafaları alınası pislikler… Bunlar olmasaydı, Türkler, dünya sahnesinden indirilmezdi. Bu memleket, bu bölge hatta bu dünya, böyle cehenneme çevrilemezdi.

İblis’in ve Deccal’ın planları uygulanamazdı.

Bu nedenle o İblis, gizli Ermenilerin asırlardır hep Çingenelerle evlenmelerini, karışmalarını istedi. Türkü sahneden indirmeye ve dolayısıyla dünyayı cehenneme çevirmeye dönük planlar, binlerce sene öncesinde yapıldı ve uygulama konuldu.

Mehmet Fahri Sertkaya | Akademi Dergisi

Heceleme yapın

İyi niyetlere kapılmayın, devir su-i zan devri…

Dünya tarihinin en sinsi, en teşkilatlı hilelerinin, ihanetlerinin meydana çıkartılıp yıkılması gereken bir devir…

Müslüman, tesettürlü görünen/bilinen bir kişinin, azılı satanistlerin kontrolünde olan, en ileri seviyede Türk ve İslam düşmanlığı yapılan Youtube’da nasıl olup da yükseldiğini ve kanalının/videolarının yayılmasına izin verildiğini merak ediyorsanız…

Heceleme yapın. Evet, evet… Heceleme yapın.
Nur-gül Ak-do-ğan

Daha fazlasını merak ediyorsanız, bu kişinin akrabalarını, köyünü, civarını araştırın. Her şey yüzyıllar öncesinden planlandı ve uygulama sahasına geçildi. Şuradan yola bir çıksanız, Kemal Kacar’a ve soyuna kadar çıkarsınız.

Zaten böyle gizli dengeler, sinsi bağlantılar ve ihanetler olmasa… Yüzyıllar geçse bile gerçek bir Türk/Müslüman çoban kızını televizyon kanallarına çıkartmazlar. Haber sitelerinde iki satırla haber bile yapmazlar.

Kendilerinden olan bir Özgecan katledilince, Türkiye’yi değil sadece, bütün dünyayı sarsmaya kalkarlar.

Türkiye’de bir Türk basını, Türk medyası, Türk sineması, Türk müziği hiç olmadı. Şu anda da yok ve şimdiden sonra olacak.

Mehmet Fahri Sertkaya | Akademi Dergisi

Sıktı bunların batıya uşaklığı, piyonluğu, casusluğu

Türkiye, Bulgaristan’a, Makedonya’ya ya da batı yönündeki başka hiçbir ülkeye elektrik, doğalgaz, petrol satmayacak.

Türkiye, kendi sınırları içinde doğalgaz ve petrol çıkartsa bile batıya doğru satmayacak. Başkalarının doğalgazını ve petrolünü de batıya doğru doğrudan ya da dolaylı yollarla aktarmayacak. Denizden şu anda aktaramıyor zaten ama karadan da aktarmayacak.

Çok büyük oranda sömürgeci, satanist, vahşi, dinsiz, namussuz vaziyete getirilmiş olan batının derdi ile dertlenmeyeceğiz. Onlara doğrudan ya da dolaylı yollardan destek vermeyeceğiz. Bulgaristan’ın, Makedonya’nın ya da başka bir ülkenin maşa/aracı olarak kullanılmasına da izin vermeyeceğiz, kanmayacağız böyle sinsi taktiklere…

Bir şeylerle dertlenmek isteyenler varsa, sadece İran’da 45 milyon Türk hürriyet mücadelesi veriyor, onunla dertlensinler. 15 milyona varmış sözde mülteciler Türkiye’yi içten, hem maddeten hem de manen kemiriyorlar, bununla dertlensinler. Türkiye’deki çocukların yarıdan fazlası et, süt, yumurta hatta peynir nedir bilmiyor, yatağa aç ya da yarı aç giriyor, bununla dertlensinler.

Türkiye’deki hainlerin siyaseti ve ihanetleri yüzünden Suriye’de de kadınların ve çocukların halleri içler acısı, bununla dertlensinler.

Sıktı bunların batıya uşaklığı, piyonluğu, casusluğu… İyice gerdiler her yeri.

Kıyamet kopacak olsa bile izin vermeyeceğiz. O Olaf Scholz da haddini iyice aşıyor, her yeri iyice geriyor, onu da deviririz ama yine de istediklerine izin vermeyiz.

Mehmet Fahri Sertkaya | Akademi Dergisi

Her yerde aynı…

Sputnik’in Litvanya’daki Genel Yayın Yönetmeni Kasem, casusluk suçlamasıyla tutuklanmış ve cezaevine konulmuş.

İsabetli bir tavır olmuş. Sputnik, Türkiye de dahil olmak üzere, faaliyette olduğu her yerde pervasızca casusluk faaliyetleri yapıyor. Basın/yayın faaliyeti icra edermiş gibi yaparak, pek çok mühim meselede kamuoyunu yanlış da yönlendiriyor. Bunu da kasten ve art niyetle yapıyor. Bu da nüfuz casusluğu oluyor.

Bana itibar etmeyenler hala kaldıysa, Sputnik Türkiye’nin çalışanlarından biri olan gizli Ermeni Erkin Öncan’ın faaliyetlerini bir soruştursunlar, etrafını soruştursunlar, yayınlarına bir baksınlar ve açıkça görsünler. Tek Erkin Öncan’dan yola çıkılsa bile zaten arkası gelir. Karısı da kendisi gibi… Bu ikili, son derece de kuralsız, utanmaz, alaycı, küstah, karaktersiz kişiler…

Bunların DHPK-C, YPG, PKK ile sürekli bağlantıları var. Yani sadece casusluk, etkili ve yetkili insanları baskı altına alıp yönlendirme ya da etkili ve yetkili insanlarla arka plandan paslaşarak Türkiye’nin aleyhine yönlendirme değil, terör suçlarına kadar bağlantılar, faaliyetler var.

Karısının Avrupa ülkelerindeki teröristlerle bağlantıları şu anda hala aktif…

Herkese göstere göstere ihanet de ediyorlar, teröristlik de yapıyorlar, bölücülük de yapıyorlar, kalemlerini su-i kast silahı gibi de kullanıyorlar, sonra Türkiye güya hür bir ülkeymiş.

Sevsinler böyle hürriyeti… Her yer ihanet, her yer soygun ve vurgun, her yer Türk ve İslam düşmanlığı dolu.

Devletten bile sayılmayacak olan Litvanya kadar olamadık.

Mehmet Fahri Sertkaya | Akademi Dergisi

Topluca ezileceksiniz

İşiniz borsada devre kesicilere, boğazlarda sise, ülke genelinde yalancı basın ve medyaya kaldı. Elektriğinizi ve telefon trafiğinizi kalıcı olarak kesiversek, bir hiç olduğunuz açıkça gözler önünde. Ne tabanınız var, ne teşkilatınız, ne size inanan bir halk…

Kendiniz çalıp kendiniz oynuyorsunuz. Artık bu millet oyunlarınıza, danışıklı dövüşlerinize seyirci bile olmuyor. Sokaklar, caddeler, esnaflar isyan halinde. CIA’nın platformları, sokak röportajlarını nasıl sansürleyeceğini bilemez halde…

Kimsenin seçim beklediği de yok, seçim olsa, sonrasına dair ümidi de yok. Herkes büyük, çok büyük bir şeyler olmasını, nereler yanacak ve yıkılacaksa, yanmasını ve yıkılmasını ama yine de bu düzenin değişmesini istiyor.

Şu andan sonra hep beraber boşa kürek çekiyorsunuz. Boşuna oyalanıyorsunuz.

Beklenen günler geldi.

“Ordu millet el ele, gerçekten hür Türkiye” sloganları ile devrilecek ve seksen milyonun ayaklarının altında topluca ezileceksiniz.

Mehmet Fahri Sertkaya | Akademi Dergisi

Akıbeti meçhul ama sebebini herkes biliyor

Son bir iki hafta içinde, dünya genelinde, Ankebut Ağına bağlı devletlerin ve şirketlerin gemilerinden seksenden fazlasının oyun dışı kaldığı konuşuluyor.

Söz konusu gemilerin bazılarının akıbeti bilinemiyor. Bulunamıyorlar, haber alınamıyor ve personelleri de bulunamıyor.

Gemiler haricinde, oyun dışı kalmış çok sayıda denizaltı da konuşuluyor. Bu bir iki hafta içinde, söz konusu gemilerden sadece bir ikisi hakkında basında ve medyada haberler çıktı. Hatta onların haberleri de her yerde verilmedi, mümkün olduğu kadar kısıtlandı.

İstanbul, bunun böyle olacağını da baştan söylemişti. Kara para işlerine kullanılan şirketler, bankalar, paralar, patronlar, yöneticiler, kamyonlar, TIR’lar, cihazlar, araçlar, binalar, gemiler, limanlar, havalimanları, denizaltılar, uçaklar ve insanlar… Bunların hiçbiri, bundan sonra sağlam kalamıyorlar, kalmayacaklar. Yeryüzünde dünya insanlarını hatta el kadar çocukları ve bebekleri bile fuhuş mafyalarına satanlar, ayincilere satanlar, vahşice parçalatanlar, organları için parçalatanlar, dünya insanı da uzaylı insan da olsalar hatta cin taifesinden de olsalar helak olacaklar. Yerin altındaki uzaylı şehirlerinde topluca parça parça olacaklar, topluca cayır cayır yanacaklar.

Bütün bu kara ve kanlı para çarkının arkasındaki asıl unsur olan uzaylı taraflar, biyonik robotlar, UFO’lar, yeraltı gizli şehirleri de sağlam kalamıyorlar, kalamayacaklar.

Duhan, bu dünyayı temizliyor, temizleyecek. Buna mani olmaya ne İblis’in gücü ve teşkilatı ne de Deccal’ın gücü ve teşkilatı yeter.

İkaz, nasihat, mühlet devri bitti.

Mehmet Fahri Sertkaya | Akademi Dergisi

Kimse kaldıramayacak

Gerçek sisi dağıtmak kolay da Türkiye’nin üzerindeki sisi/sıkıntıyı, patırtısız, gürültüsüz kaldıramayacağımız, her geçen saat daha da netleşiyor.

Baş vatan hainlerinden biri olan Bohçalı, açıkça ve ekipçe suçüstü oldukları bir anda “Üç hilali yargılatmayacağız” dedi. Devletin, adalet sistemi başta olmak üzere yetkili/vazifeli bütün kurum ve kuruluşlarına rest çekti… Sanki ilan edilmemiş bir dokunulmazlıkları var bu çetenin mensuplarının… Bu sözde ülkücülerin… O kadar köşeye sıkıştılar ve paniklediler ki bu kadar pervasız bir çıkış yapmak zorunda kaldılar.

Devlet sistemine sızmış binlerce gizli Ermeni ve gizli Yahudi vatan haini de bunu emir kabul etti. Basındaki, medyadaki binlerce gizli Ermeni ve gizli Yahudi vatan haini de emirlere uydu. Yine malum paralel devlet organize halde davranış/tavır sergiledi.

Devletin/sistemin işlerliği, ilk defa, toplumun bu kadar büyük kesiminin açıkça fark edeceği şekilde durduruldu. Devletin, bir paralel devlet tarafından ele geçirildiğini anlamayan hiç kimse kalmadı. Bu da aslında bu memleket için, millet için çok hayırlı oldu, oluyor, olacak… Emniyet teşkilatı içinde yönünü hala İstanbul’a dönmemiş olanlar da dönüyorlar.

O baş hain Bohçalı tekrar ayağa kalkmaya çalışıyor ama tokatımı daha sert yiyecek. Devletimizin kurumları içinde vazifesini doğru/düzgün şekilde yapmaya çalışan hatta yapma ihtimali bulunan kişilerle hukuksuz şekilde uğraşarak, teröristçe ve haince bir zihniyetle ve tarzla uğraşarak, hala varlıkta kalmaya çabalıyorlar. Yine malum ülkelerin, gizli servislerin ve mafyaların desteğini de arkalarında buluyorlar. Böyle hainlerden de şu anda yaptıklarından, yapmak istediklerinden başka bir tavır beklenmezdi. Bunlar, insanlıktan çoktan çıkmış ama görünüşleri ile hala insan kalmış vahşiler, hainler, ve teröristler. Ve işte böyleleri, organize bir faaliyetle bu devletin kurumlarını çoktan ele geçirmişler.

Şu anda İstanbul hükumeti ile hain Ankara hükumeti arasındaki çatışmanın temeli bu, devleti hainlerden geri almak ve gerçek hürriyetine kavuşturmak. Türkiye gerçek hürriyetine kavuştuğu ana kadar bu ülkeden hatta bu bölgeden sisi/pusu, gerginliği ve çatışmayı kimse kaldıramayacak. Hain başların peş peşe kopacağı safhaya girmek üzereyiz. Kimsenin diplomatik kimliğini/pasaportunu bile kaale almayacağız. Aynı anda o malum ülkelerin hepsiyle harbe girecek olsak bile sınırlarımız içindeki hainlerin kellelerini alacağız.

Mehmet Fahri Sertkaya | Akademi Dergisi

Hangi çağda yaşıyoruz?

Gemilerin İstanbul ya da Çanakkale boğazından geçebilmeleri için, insan gözünün ya da dürbünlerin ve kameraların sorunsuz görebileceği kadar açık havaya, sissiz havaya gerek yok.

Şu çağımızda sürücüsüz arabalar bile her yere yayılıyor. Söz konusu arabalar, her yöne sinyal yayıyorlar, herhangi bir cisme çarpıp geri dönen sinyali işliyorlar, cisimlere uzaklıklarını belirliyorlar ve buna göre direksiyonu çeviriyorlar. Üstelik yüksek hızda giden arabalar bile bunu yapıyorlar. Elde böyle bir teknoloji zaten var.

Öyle ise bu kadar ucuzlamış ve yayılmış olan bu teknoloji, gemilere neden takılmıyor? Haydi gemilere takılmasın, İstanbul boğazında vazifeli olan römorkörlere neden takılmıyor?

Römorkörlere bu cihazlardan takılsın, üstelik GPS ile hassas şekilde konum tayini yapan sistem de ek olarak takılsın, bu römorkörler o gemileri alıp boğazdan geçirsin. Hepsi bu… Bence gerekmiyor ama boğazın iki yanında, belli noktalara sinyal yayıcılar konulur, römorkörlerdeki yön bulucu sistem, bunların sinyallerini de ayrıca işleyerek konumunu bilebilir.

Zaten boğazlar sis varken trafiğe kapatılıyor, kimse girmiyor boğazlara… Bu hususta ek bilgilendirmeler de yapılır ve boğazlar kapalı iken sadece römorkörlerin geçiş yapmasına izin verilir. Sorunsuz şekilde bu sistem çalışır.

Çalışır da o kara ve kanlı para işlerinde kullanılan gemiler yine boğazlarda takılırlar. Motorları çalışmıyor ve çekilerek götürülüyor olsalar bile yanarlar, patlarlar… Lakin hiç değilse temiz iş yapan insanların gemileri boş yere beklememiş ve zarar etmemiş olur.

Aşırı rüzgaların, fırtınaların, dalgaların olmadığı zamanlarda şu boğazlarımızda sadece sis yüzünden gemilerin bekletiliyor olması, Türkiye için bir yüz karası… Bu yaptığımıza bütün dünyada gülerler, çok gülerler.

Benzeri bir sistem, onlarca senedir hava limanlarında kullanılıyor ve görüş mesafesi sıfır olan pilotlar, aletli iniş sistemi denilen sistemi kullanarak sorunsuz şekilde iniş yapıyorlar. Uçaklar bile bunu onlarca senedir yapıyorlar ama gemiler mi yapamıyorlar.

Sisli bölgede, pervaneleri güçlü helikopterler uçurarak sis dağıtılabiliyor. Sisli bölgede, hava sıcaklığı artırılarak da sis dağıtılıyor. Sisli bölgeye bazı gazlar yoğun olarak salınarak da sis dağıtılabiliyor.

Boğaz köprülerine üçer beşer tane büyük ve güçlü pervaneler takılarak bile sis büyük oranda dağıtılabilir.

Lakin, sisin/nemin kimyasını oynayan tarzda enerji yayan cihazlar yapılarak ve bölgeye birkaç tane yerleştirilerek de sis dağıtılabilir.

Havalimanları da sis nedeniyle uçuşları iptal etmekten kurtulur. Boğazlarda da sis nedeniyle gemilerin geçişleri durdurulmaz.

Günümüzde, sis yapmak kadar sisi kaldırmak da kolay.

Mehmet Fahri Sertkaya | Akademi Dergisi

Asıl katiller azmettirenlerdir

Asıl katiller, tetikçiler değil, azmettirenlerdir…

Türkiye’nin, MHPKK denilen organize suç, terör ve ihanet örgütünü bir an önce çökertmesi, yok etmesi farz üstüne farzdır.

Sinan Ateş’i öldürenleri, İstanbul’dan Ankara’ya götüren çakarlı aracın sahibi kim…

”Ülkü Ocakları başkanlığı yapmış, kafasında saçı olmayan, uzun boylu, zayıf MHP milletvekili.” kim? Adalet sistemi nerede, özgür basın ve medya nerede? Bu meselede gittiği yerlere kadar neden gidilmiyor?

Mehmet Fahri Sertkaya | Akademi Dergisi