Etiket arşivi: Dış siyaset

Tekrarla ‘kararlılık’ ve ‘somut adım’ çağrısı yaptık.

Tayyip, vatanseverlerdeki faaliyetler kendilerini ezer nitelikte mi, yoksa gerçekten iş birliği ihtimali var mı diye adamlarına danıştı.

Adamları da ona vatanseverlerin bazı maddi işlerin seyrinde devam etmesine müdahale etmediklerini…

Vatanseverlerin niyetini kesinleştirmek için bazı hamlelerde bulunup sahayı yokladıklarını…

Fakat eski hırçın, yıkıcı hallerini göremediklerini…

Bu işin çözümünde vatanseverlerin kendileriyle birlikte olmaktan memnun olduklarını anladıklarını…

Anlattılar. Lakin boşa anlattılar. Buna sevinen Tayyip “Kazan kazan” yapacağına “Rabbena hep bana, hep bana” yolunu tercih etti. Benim sistemimi nasıl çözebileceğini, sistemimdeki etkili ve yetkili kişileri nasıl tespit edip oyundan düşürebileceğini, elimin kolumun nasıl bağlanacağını, bütün vatanseverler cephesinin nasıl yok edilebileceğini her şeyden ve herkesten çok dert edindi.

Hem de biz onu dik tutalım diye adeta bütün dünyaya kafa tuttuğumuz anlarda…

Çok net ve samimi durduk…
Tekrarla ‘kararlılık’ ve ‘somut adım’ çağrısı yaptık.
Sabırla bu kadar süre bekledik. Her şeyi ayarladık, gücümüz neye yetiyorsa hepsini yaptık. Saha süt liman oldu ama bunlarda tık yok. Hala avanak avutur gibi yalandan her gün bir iki kişi tutuklandı, ‘sınırdan geçerken bir kişi ele geçirildi’ tarzı haberler yaptırdılar.

Bu kadar olabilir. Burası sözün bittiği yer…

Ne güzel kafa…

Samimiyetle bu kadar gayret ettik, çırpındık, bütün cihanı karşımıza aldık. Bir sürü sıkıntının altında kaldık. Bu defa Tayyip’in bu şansı iyi kullanacağına ihtimal verdik ama bir öncekinden hiçbir farkı olmadı. Önceki sefer de bu şansı çok basit şekilde harcayıp geçmişti.

İnsan bir oturur da aklı başında düşünür. Şu CHPKK’ye ve şürekasına daha açıkça destek vermemişken bile nasıl da alıp yürüdüler ve AKPKK’yi köşeye sıkıştırdılar.

İnsan bir oturur da düşünür, dünyayı dinleyen, Amerikan başkanlarını dinleyen, Çin’in başkanını rezil hale düşüren bir istihbarat gücüne sahibiz ve sergilediğimiz siyasete düşmanlarımız bile hayran da Tayyip’in arkamızdan neler çevirmek istediğini mi dinleyemeyeceğiz ve buna mani olamayacağız?

Bunların HDPKK’yi bitirmek, yok etmek niyeti hiç olmadı. İstedikleri kendi maddi gelirlerini artırmak, siyaset sahnesinde rakiplerini oyundan düşürmek, sadece kendilerine fayda verecek şeyler yapmak ve bir taşla birkaç kuş vurmak. Bunu yaparken bile terörü, PKK’yi tamamen ve gerçekten bitirmemek. Aynı anda asıl operasyonları bizlere, vatanseverlere yapmak.

Ne güzel kafa… Hayal gibi bir şey ve dünyanın gerçekliğinden ne kadar da kopuk, fantastik… Alemdeki herkes de ahmak, sanki bir tek bunlarda beyin var, zeka var…

Bunlar da çok büyük kazanacaklardı. Siyasi hayatları ve iktidarları uzayacaktı. Maddeten çok büyük parlayacaklardı. Hatta belki de ülkede bir daha seçim olmadan iktidarda kalabileceklerdi. Bu güçle isteseler muhaliflerinin hepsini iki günde ezer geçer ve rejim bile değiştirebilirlerdi. Bizim için de çok sevindirici olacaktı ve dünyanın bilmem kaç ülkesinin üzerine oynadığı terör belası yok olacaktı. Yine, bizim durduğumuz gibi durmadılar, yine kibirli davrandılar, yine güven vermediler, yine herkesten çok bizi yok etmenin planlarını yaptılar. Ahmakça planlarını…

Ziyan oldu yine dünya kadar emek ve zaman… Lakin yine de çok temizlikler oldu, bir sürü baş belası öldü, bütün cihan bizim gücümüz karşısında adeta titredi, lal oldu.

Mehmet Fahri Sertkaya

Dünya çoktan değişti

Sadece Amerikanın değil, Rusya’nın da çekingen duruşu ve çok büyük güç ve moral kaybettiği her ülke tarafından açıkça görülebiliyor. Bu dengeler bu şekilde devam ettirilebilirse Rusya kısa süre sonra ve kolayca parçalanacaktır. Rusya Federasyonunda bir milli birlik ve bütünlük yok. Türkiye ile birlikte hareket edenler, Rusyayı da kolayca parçalayacak ülkeler arasında yer almış olacaklar.

Çin kendi derdine iyice düşecek, ABD’ye sızmış olsa bile işte bu kadar çaresiz ve güçsüz kalacak ve neticesi olarak bütün dünyanın hışımına uğrayıp parçalanacaktır. Almanya, Fransa ve daha başka Avrupa ülkelerinde iktidarlar tamamen değişecek ve dış siyasetlerinde de köklü değişmeler olacaktır.

“Beyin ölümü gerçekleşti” denilecek kadar köktü hallerde olan NATO bir anda can bulacak, tarihinde hiç olmadığı kadar güçlenecek ve etkin rol oynayacaktır. Stoltenberg şu ana kadar doğru kararlar aldı ve hamleler yaptı. Lakin yakın gelecekte kazananlar klübünde olmak isteyenler, bu günlerde Tayyip’le ve Türkiye ile kolkola olmak zorundalar. Sadece Türkiye’yi ateş hattına sürükleyen bir siyaseti sergilemek isteyenler de kaybederler.

ABD’nin ne olacağı ise Çin casusu Biden ve Kamala’dan sonra kimin başkan olup nasıl bir siyaset izleyeceğine kalacaktır. Trump’ın çok çok kısa süre içerisinde tekrar ABD Başkanı olmasının önünde şu an için hiçbir mani yok. Şu konseylerdekiler artık titreyip kendilerine gelmeliler. Gerçekçi olmalılar. Eski dünya yok. Son iki sene içinde dünyada herkesin ama herkesin gördüğü çok büyük değişiklikler yaşandı. Pek çok gelişme konsey üyelerinin istediklerinin, planladıklarının dışında oldu, yaşandı, yaşanıyor. Hep hatalı kararlar aldılar. Şimdiden sonra da hatalı kararlar almamalılar. Üyeler arasındaki görüş ayrılıklarının sahada kaybettirdikleri şeyler, artık telafisi mümkün olmayan şeylere dönüştüler.

Mehmet Fahri Sertkaya

Ortak paydalar gözetilmeli…

Daha önce de birkaç kez ifade etmiştim. Esed akıllı bir siyasetçi. Her zaman içinde bulunduğu şartları doğru okuyabiliyor. Üstelik buna uygun kararlar alıp uygulama kısmında da kararlarında sabit/kararlı durabiliyor. Mücadeleci bir yapısı da var. Hedefe ulaşmak için bazen geri durması gerektiği, susması gerektiği, taviz vermesi gerektiği yerleri de iyi seçebiliyor.

Yeni oluşan şu siyasi ve askeri dengeler içerisinde ne yapması gerektiğini uzun uzun tahlil ediyordur. Arada halen bulunan çok sayıda soruna ve farklılıklara rağmen, HDPKK/YPG/PYD’nin yok edilmesi sürecinde Esed’le de paslaşılabilir.

Hükumet, Suriye’de Esed’le irtibat kurmalı, HDPKK/YPG/PYD’nin ve bunlar üzerinden türlü oyunlar kurmuş bazı devletlerin Suriye üzerindeki emellerine mani olmakta Esed’le ortak noktada buluşulmalı. Bu tavır, Rusya’nın ve İran’ın Suriye’den çıkartılması sürecini de başlatacak bir tavır olacaktır.

Ruslar zaten Esed’i olağanüstü derecede ezdiler, kırdılar, kullandılar, bezdirdiler… MİT’ten yetkili birileri Esed’le yan yana gelerek, güven vererek görüşebilir. Esed de olur verdikten sonra bu dengeyi bozmaya ne Rusya’nın ne de ABD ile Almanya’nın gücü yetebilir.

Mehmet Fahri Sertkaya

Ruhani ile Putin sıkı paslaşmaya başladılar.

Ruhani “Tayyip işlerimizi zaten bozuyordu. Şimdi mfs ile paslaşmaya başladı, iyice bozuyor. Tayyip’in işini bitirelim” dedi.

Sonrasında da Tayyip’i çok ağır şekilde metafizik baskı altına aldılar ve çökertmek istiyorlar.

Tayyip’in metafizikte her zaman zorlandığını biliyoruz. Şu sıralarda da zorlanıyor. Sözümüzü baştan verdik, bu meselelerde Tayyip’i karşısına alanı, karşımıza alıyoruz. Öyleyse herkes sorsun metafizikçilerine, önümüzdeki saatlerde ve günlerde neler yaşandığını ve takip etsin sahayı…

Tayyip’i, işgal altındaki Güney Azerbaycan’ı İran işgalinden kurtaran lider yapmak, Türk şehri Tebrizi Türkiye’ye dahil eden lider yapmak, o bölgedeki 35 milyon Türkü Türkiye nüfusuna dahil eden lider yapmak da bize rahatsızlık vermez. Söz konusu memleketin, milletin menfaati ise biz geride de dururuz.

Muhataplarının yanlış kararları/tavırları zaten Tayyip’i böyle bir lider yapacaktır.

Planlar…

Tayyip’in devletler arası siyasette sorunlar yaşamasını ve baskı altında kalmasını sağlamaya çalışacaklar.

Türkiye içinde Tayyip’in zor duruma düşeceği, toplumun büyük tepki vereceği olaylar yaşanmasını sağlamaya çalışacaklar.

Tayyip’in etrafındaki iş gören adamlarının azalmasını, sorunlar yaşamasını sağlayacaklar.

HDPKK’ye güç verebilecek hamleler çalışacaklar, deneyecekler.

Sınırlardan çok sayıda teröristin Türkiye’ye dahil edilmesini sağlayacaklar. Sınır komşularımız ile sorunlar yaşanmasını sağlayacaklar.

Bunların ötesinde pek de bir şey yapamazlar. Bu gibi oyunlara karşı ciddiyetle ve doğru siyasetle/tavırla tedbirler alınırsa, karşılıklar verilirse bunların elleri boş kalır.

Mehmet Fahri Sertkaya

“Seni de İran’ı da bitiririz.”

Tayyip – Ruhani telefon görüşmesi çok isabetli ve faydalı oldu. Kara para gelirlerini kaybedecek olan Ruslar, bu görüşmenin ardından daha da gerildiler. Sonrasında endişeli, heyacanlı, öfkeli bir tavırla hemen hamleler yapmak istediler. Tutup İran’ı tehdit ettiler. Ruhani’ye “Tayyip sana ne teklif ettiyse, kabul etmeyeceksin. Seni de İran’ı da bitiririz.” tarzı tehditler savurdular.

HDPKK’yi ta YPG’ye kadar kapatma hamleleri daha somut hale getirilmeli ve daha hızlı ilerlenmeli. Bu hususta devlet gücü/otoritesi kendini göstermeli. Beklediğimiz ve istediğimiz kararlılık sergilenmeli.

Herkes iyice bilmeli… Bizim sözümüzün söz olduğunu bütün cihan defalarca gördü. Düşmanımıza söz versek bile sözümüzden dönmeyiz. Beklediklerimiz olursa bizim iki sözümüz var;

1- HDPKK yok edilene kadar bu çerçevede devletimizin yaptığı bütün hamleleri destekleyeceğiz.

2- HDPKK yok edilene kadar devletimizin karşısına çıkan herkesin karşısında devleşeceğiz. Yurt içinden, yurt dışından her kim ve hangi kesim oldukları ya da hangi devlet oldukları fark etmez.

Bir çok kişiyi ve bir çok kesimi ve sorunu, devletimize bırakmadan biz ortadan kaldıracağız. Hatta şu ana kadar pek çok sorunlu kişiyi ortadan kaldırdık.

Bu tavrımız Tayyip’in siyasi ömrünü uzatacak olsa da Tayyip’in maddi gücünü artıracak olsa da biz devletimizin ve milletimizin hayrına olan bu mücadeleyi (her kim veriyorsa versin ve kimin hanesine artı olarak yazılırsa yazılsın) sonuna kadar destekleyeceğiz ve gerekiyorsa her türlü bedeli ödeyeceğiz.

Şimdi, kararlılık vakti…

Mehmet Fahri Sertkaya

Aralarındaki ilişki nedir, maddi menfaat mi, tehdit mi, her ikisi mi?

Bu küstahlığa sessiz kalınmasının sebebi nedir?

Çin’in Ankara Büyükelçiliği, haddini fazlasıyla aşan bir çıkış sergildi. Uygur Türklerine yapılan haksızlıklar artık katliam, soykırım ve kültürel soykırım seviyesine gelmişken, dünyanın önde gelen bütün devletleri de şahitlere ve delillere dayalı şekilde bu somut gerçekleri ifade etmeye başlamışken, dünya kamuoyunda bir hassasiyet oluşmuşken Çin, Ankara Büyükelçiliği üzerinden kabul edilemez ve sessiz kalınamaz bir çıkış sergiledi.

Büyükelçilikçe yapılan yazılı açıklamada, Uygur Türklerine yapılan zulümler, katliamlar, hukuksuzluklar inkar edildiği gibi, küstahça üste çıkan, her devleti/kurumu, kuruluşu ve şahsı tehdit etmeye kalkan bir tavır sergilendi. Ancak bir siyasi partinin mahalle teşkilat başkanında görülecek kadar çirkin, seviyesiz, kin ve nefret dolu bir üslupla yapılan açıklamaya, AKPKK hükumeti gereken karşılığı vermedi.

Devletimizin Dışişleri Bakanlığından hala ses yok ve herkes şaşkın. Çin’in bu küstahça ve son derece seviyesiz, tehditkar çıkışından sonra Dışişleri Bakanlığımızdan hiç bir tepkinin yükselmeyişi akıllara yine soru işaretleri getirdi.

AKPKK Hükümetinin, aslında bir kara para devleti olan Çin ile perde arkasında yasadışı ve karanlık bağlantıları mı var? İki hükumet ortak olarak kara para işleri mi yapıyorlar? AKPKK organize suç, terör ve ihanet örgütünün Çin karşısında bu derece sessiz kalmasını sağlayan gerçekler, bağlantılar, dengeler, gizli anlaşmalar neler?

Mehmet Fahri Sertkaya