Etiket arşivi: Yunanistan

On beş gün kendimizi kapatacağız, geri çekileceğiz

Yunanistan’ın ve onu arkalayan Avrupa tarafının çok kızdığı ve bize karşı metafizik saldırılar yapacağı istihbaratını aldık. Ayrıca Türkiye ile Kıbrıs’ı da karıştıracaklarmış. Çok fena karşı hamleler planlamışlar. Bu nedenlerle, tedbir maksadıyla on beş gün kendimizi kapatacağız, geri çekileceğiz. Türkiye’de ve dünyada hiçbir metafizik çatışmaya girmeyecek, kimseyi de çarpmayacağız. Ayrıca Türkiye başta olmak üzere dünyanın hiçbir yerindeki siyasi, askeri ve mali meselelere de karışmayacağız. Yayınlar bile yapmayacağız. Öncelikle bu büyük tehlikeyi savuşturmamız, atlatmamız gerekiyor. Çok zor olacak, biz de çok zorlanacağız, Türkiye de çok büyük sıkıntılar yaşayacak ama bunu da atlatacağız.

Şeklinde cümleler yazmamı ve kararlar almamı bekleyenler var mı, bilemiyorum ama biz dünyanın farklı yerlerinden resmi yetkili kişilerin hallerini gördükçe, kendi aralarındaki konuşmalarını dinledikçe çok gülüyoruz, çok eğleniyoruz. Dünyanın dört bir yanından gelen raporlar, bizi sevince boğuyor. “İyi teşkilatlandık. Samimiyetle ve uzun süreli mücadele verdik. Hiçbir zaman korkmadık. Ulvi niyetlerle çıktığımız bu yolda, dünya malına, makamına gönül vermedik. Zaman zaman bedeller de ödedik ama yine yolumuzdan dönmedik. Şimdi hak ettiğimiz yerdeyiz. Rehavete de kapılmayacak ve gücümüzü bütün dünyaya daha açık şekilde göstereceğiz.” diyoruz.

Son zamanlarda sert darbeler vurup işlerini bozduğumuz bazı batılı ve doğulu taraflar, Türkiye içindeki gizli Ermeni/Hristiyan çetelerini, bunların kontrolü altındaki sözde siyasi partileri, sözde sivil toplum örgütlerini ve o meşhur terör örgütlerini bizim ve ülkemizin karşımızda bir kart olarak kullanmayı değerlendiriyorlar.

Ermeni ihanet çetelerinin Türkiye’de devlet sistemi içinde de çok adamları var. Hepsi isim isim, cisim cisim ifşa olmuş bu kişileri de kullanmak isteyebilirler. Bizce ciddi bir sorun değil ama bunları karşımızda kart olarak oynamak istediklerinde bizim bunlara vereceğimiz karşılık mecburen çok gürültü çıkartan, çok ses getiren, yer yer dünya medyasında ilk sırada ve dakikalarca haber yapılan türden olacak. Kendi devletinin gücünü/kurumlarını kendilerinin üzerine haksızca ve ihanetle yönlendiren, acımasızca terör saldırıları dahi yapan/yaptıran bir ihanet ve terör güruhuna karşı, her millet aynı şekilde sert, gürültülü, acımasız ve ezici karşılığı verir. Son derece inanarak ve yapabileceğimi kesinlik derecesinde bilerek ifade ediyorum ki her şafak vaktinde, İstanbul başta olmak üzere, Türkiye’nin pek çok şehrinde kurulmuş dar ağaçlarında, gizli Ermeni hainlerin ve teröristlerin leşleri sergilenir. Resmi yetkisi/kimliği olanları ise ilk günlerde sallandırılırlar. Dünya medyası da bu sarsıcı görüntüleri servis etmek, üzerinde uzunca durmak, ilgili şahısları yayınlara çıkartıp konuşturmak zorunda kalır. Çok da güzel olur ve dünyadaki bütün mazlum milletlere, terör kartı ile ezilerek, susturularak sömürülen milletlere örnek olur. Hepsi gerçek manada hür bir devlet/millet olabilmek için ne yapmaları gerektiğini en net şekilde görürler. Bir milletin, bunu yapmak istedikten sonra yapabildiğini, hainlerin ve teröristlerin böyle bir millet darbesine karşı güç yetiremediğini, onları oynatan batılı ülkelerin de çaresizce olanları izlediklerini görürler.

Ümit ederim ki o masonlar, o satanistler, o haçlılar, o sömürgeciler, o yunanlar, o caniler, o insan kasapları, bizim, Türkiye’nin, Kıbrıs’ın karşısında böyle bir kartı kullanırlar ve son kararları bu yönde olur. Her zamanki gibi samimiyetle yazıyorum, bu, bize de uyar. Bundan çok büyük memnuniyet duyar ve gerekli karşılığı memnuniyetle veririz. Zaten “ramak kaldı” deyip duruyorum. Son bir iki ince ayarın eksik kaldığını, onu da hızla yaptığımızı açıkça ifade ediyorum. Karşımızda Ermeni çeteleri kullanılırsa, açıkça da isim vereyim ve muhatap alayım ki Kılıçdaryan ve çetesi CHPKK, onlardan hiç farkı olmayan HDPKK, bunlara bağlı milletvekili denilen ya da denilmeyen militanlar ve türlü türlü kısa isimler verdikleri terör grupları kullanılırsa… Türkiye’de ya da Kıbrıs’ta sivil ya da siyasi yetkili ya da askeri yetkili bir kişinin burnu kanarsa, Türkiye’yi ve Kıbrıs’ı mezbahaya çeviririm. Kimse de gelip bunları elimden alamaz. Yine söylüyorum, bire yüz kişi idam ettirir ya da kestiririm.

“Ramak kaldı” dediğim bu süreç daha da hızlanmış olur ve iktidarı, danışıklı dövüşen muhalefeti, gizli ermenisini, yahudisini, masonunu, satanistini, haçlısını, ordumun içine sızanı, devletimin kurumları içine sızanı topyekun yakar, asar, ezer geçerim. Çünkü ben adaletliyim. Haksız yere yakanı, yakarım. Keseni keserim. Asanı, asarım. Parçalayanı parçalarım. Bir kişi bir yerde bir el bombası patlatsın, o kişiyi alır meydan yerde ve kameralar önünde bombayla havaya uçurturum. Göze göz, kana kan, dişe diş…

Haydi, işte meydan… Hemen şimdi başlayabiliriz. Kaç kişi, kaç sözde siyasi parti, kaç grup/örgüt ya da kaç sömürgeci ülke varsa karşımda durabilecek, bir adım öne çıksınlar göreyim.

Mehmet Fahri Sertkaya | Akademi Dergisi

..

Kontrol etmek lazım

Yunanistan’ın yeni aldığı Fransız yapımı Rafela savaş uçakları, yapılan törenle papazlar tarafından kutsanmış.

Bizim metafizik ekibin konuyla ilgilenmesi şart olmuş. Ekip olarak iyice baksınlar, bu savaş uçakları yeterince sağlam mı, dayanıklı mı, iş görür mü, metafizik fırtınalara dayanabilir mi ve bir baksınlar iyice kutsanmışlar mı…

Mehmet Fahri Sertkaya | Akademi Dergisi

Sanki bilmiyorlar

Doğu Perinçek çetesinin gazeteci, aydın, emekli subay, siyasetçi gibi görünen kara paracı insan şeytanları, bazı sözde Türk televizyon kanallarında programlara katılıyorlar. İyice her yeri bu çetenin adamları sarmış, daha da sarıyor, yayılıyor. Birkaç gün önce bunlardan birkaçı çıkmışlar sözde bir Türk televizyon kanalındaki açık oturuma ve Yunanistan’ı konuşuyorlar. “Avrupa ülkeleri Yunanistan’a yüz milyarlarca dolar para veriyorlar da hiç bir yerde duyulmamış, görülmemiş şekilde geri ödeme tarihini neden 2060 yılı olarak belirliyorlar. Aslında bu borç vermek değil, karşılıksız olarak bu paraları vermektir” mealinde konuşuyorlar, izleyicileri oyalıyorlar. Sanki AB kendi içinde hakiki bir dayanışma bulunan bir teşkilatmış gibi kabullenişler oluşturuyorlar. İşlerine geldiğinde her şeyin arkasını didik didik araştıran ve küçük çocuklara İslami/ahlaki eğitim verildiğini görünce çıldıran, bunun arkasında hiçbir suç unsuru bulamasalar da didik didik araştıran, sonunda aciz kalınca iftiralara bile başvuran bu kişiler… Bu derece İslam, insanlık, iyilik ve ahlak düşmanı olmuş bu kişiler, yüzlerce milyar doların karşılıksız bir şekilde bir devlete verileceğine sözde inanıyorlar, bunda sorun da görmüyorlar. Arkasını araştırmıyorlar ve bizlerin de sorun görmemesini istiyorlar.

İnsanlık dışı hakikati aslında kendileri de biliyorlar. Hatta bazıları bu işlerin bir kısmında faaliyette bulunuyorlar. Biliyorlar ki Avrupa ülkeleri söz konusu paraları Yunanistan’a karşılıksız olarak vermiyor. Yunanistan’dan karşılık olarak aldıkları şeyler var.

Yunanistan’la türlü kara para işleri yapıyorlar. Bol miktarda uyuşturucu satın almış oluyorlar. Lakin en çok parayı mültecilere veriyorlar. Mültecilerin bebeklerini alıyorlar, çocuklarını alıyorlar, gençlerini alıyorlar, yetişmiş insanlarını alıyorlar. Kız erkek de ayırmıyorlar.

O sözde gazeteciler, emekli askerler, analizciler, siyasetçiler, Avrupa ülkelerinin bu insanları neden Yunanistan’dan büyük paralar karşılığında aldıklarını da biliyorlar. Ankebut Ağına bağlı, mason tarikatı üzerinden koordine edilen ve aralarında danışıklı dövüşen devletler/hükumetler sayesinde, dünyanın çok farklı yerlerinde sorunlar, çatışmalar, terör hadiseleri, iç savaşlar, savaşlar çıkartılıyor, on milyonlarca insanın mülteci durumuna düşmesi kasten sağlanıyor. Bunların Avrupa’ya gitmesine aracı olacak insan kaçakçılarını bile Ankebut Ağı dünyanın dört bir yanında kendisi ayarlıyor, hazırlıyor, çalıştırıyor. Yol üzerindeki ülkelerin şartlarını da kendilerine göre ayarlatıyorlar. Bu nedenle, Afganistan’dan ABD’nin çekilmesine, orada otorite boşluğu oluşmasına, terör örgütü olup da kendilerinin tam kontrolü altında bulunan Taliban’ın Afganistan’a hakim olmasına karar verdiler ve devletler arası danışıklı dövüşlerle bunu uyguladılar. Sonra işi o kadar ileri götürdüler ki Taliban gibi her türlü vahşi kara para işini, en çok da batı ülkeleri için yapan bir terör örgütünü, meşru bir hükumet olarak görmeye, resmen tanımaya teşebbüs ettiler. Yine bu nedenle, Türkiye bunca yıldır göçmen sorununa karşı gerçek, tesirli bir mücadele vermiyor. Bu nedenle “Kaçak göçmen” ya da “Yasadışı göçmen” bile dedirtmiyorlar da “Kayıtdışı göçmen” ya da “Düzensiz göçmen” şeklinde, hiçbir hukuk devletinde kullanılmayacak tabirler uyduruyorlar ve kontrolleri altındaki basın, medya kuruluşları üzerinden bunu yayıyorlar. Bu nedenle kontrolleri altındaki sözde sosyal ağlarda göçmenlere karşı haklı tepki veren şahıslara ve topluluklara anında müdahale ediyorlar. Bu işin bozulmasını asla istemiyorlar. Türkiye de dahil, söz konusu ülkelerde, ülkelerin mevcut kanunlarının uygulanmasına, göçmen sorununu kökünden çözecek uygulamaların yapılmasına bile izin vermiyorlar. Bu kısımlar da hep mason tarikatı ve mason birader dayanışması üzerinden, ABD’nin ve AB ülkelerinin istihbarat servisleri üzerinden ve MİT üzerinden hallediliyor. Devlet Bohçalı bu işleri, ayrıntılı kitabını yazacak kadar iyi biliyor. Şimdi bir ters kelepçe yapılıp alınsa, bülbül edilip öttürülse, bütün dünya insanlığı onun anlattıklarından ötürü travma geçirir. O derece ileri şeytanlıklar döndü, dönüyor ve Bohçalı ile çetesi bu işlerin mühim bir kısmında yer tutuyor.

Türlü türlü ayarlamalarla, göçmenlerin çoğu, Avrupanın ileri karakolu olan Yunanistan’a akıtılıyorlar. Buradaki kamplara alınıyorlar. Sonrasını denetleyebilen, düzenleyebilen yok. Yunanistandakiler başta olmak üzere, bütün batı alemindeki insan şeytanı cumhurbaşkanlarının, boşbakanların, senatörlerin, bakanların, vekillerin, bürokratların, mafyaların, kolluk kuvvetlerinin yani bütünüyle Ankebut Ağı mensuplarının, olmayan insaflarına terk ediliyorlar.

Bu bebeklerin çoğu satanist ayinlerinde İblis’e kurban ediliyorlar. Bu bebekler boğuluyorlar, tecavüze uğruyorlar. Parça parça ediliyorlar, kanları içiliyor, dudakları ısırılarak kopartılıyor ve daha türlü insanlık dışı işkencelere uğrayarak ve insanlığın yüz karası bir tablo oluşarak cennete uçuyorlar. Çocukların ve gençlerin bir kısmının akıbeti de bu şekilde oluyor. Bir kısmı ise fuhuş mafyalarına satılıyor. Bir kısmı Avrupalı sübyancı siyasetçilere, yetkililere, bürokratlara, iş adamlarına satılıyor. Bir kısmı organ mafyalarına kurban gidiyorlar. Almanya dünyada en çok sayıda sübyancının bulunduğu ülke olsa gerek. İstisnaları tenzih ediyorum ama Avrupanın genel olarak vaziyeti böyle… Kendi kadınlarının çoğu bile birkaç kere tecavüze uğramayı, şok edici bir şey olarak görmüyorlar. Kaçırılan yetişkin mülteci kadınlara neler yapılacığını siz tahmin edin. Mülteci kadınlar da bazen fuhuş mafyalarına, cinsi sapıklara, bazen organ mafyalarına, bazısı ise ayinlere kurban gidiyorlar. Yetişkin erkekler çoğunlukla organ mafyalarına ve satanist ayinlerine kurban gidiyorlar.

Doğu Perinçek çetesinin mensuplarını, hemen her gün programlarına çıkartan sözde Türk televizyon kanalları da bu sistemin bir kısmını oluşturuyorlar. O kanalların sözde sahipleri de çalışanların çoğu da aslında neye, nelere, ne derece şeytanlıklara hizmet ettiklerini, insanlığa nasıl kastettiklerini, ne kadar çok sayıda ve büyük acılara sebep olduklarını hep biliyorlar.

Birileri, Türkiye’nin kırk yıldır kapısında bekletildiği Avrupa’nın ve başta da Yunanistan’ın aslında ne olduğunu sorarsa, bunları anlatın. Delil isteyenleri bana yönlendirin. Zaten ramak kaldı, bunların somut delilleri bir anda bütün dünyada dolaşacak. O zaman göreceğiz batı dünyasının bizlere örnek gösterilen siyasi liderlerinin, yazarlarının, TV programcılarının, sanatçılarının, fikir adamlarının gerçek yüzlerini… O zaman göreceğiz “demokrasi, cumhuriyet” diye diye papağana dönenlerin, bu tabirler ve sistemler arkasında ne haltlar çevirdiklerini…

Bu derece cehenneme döndürülmüş dünyada, bu acılara, bu sadistliklere karşı mücadele etmeden yaşamayı, yaşamak saymayız. Sonu bir değil, binlerce kere ölüm olsa bile, bu insan şeytanlarını dünyanın her yerinde yok edeceğiz. Bu dünya üzerinde bir Ankebut Ağı bırakmayacağız. Mason tarikatı bırakmayacağız. Satanistlik bırakmayacağız. İnsan kaçakçılığı diye bir şey bırakmayacağız. Hangi milletin bebekleri, çocukları, gençleri, kadınları, erkekleri olduğunu ayırt etmeden bütün insanlığı bunlardan kurtaracağız.

Ona göre, herkes safını belirlesin.

Mehmet Fahri Sertkaya | Akademi Dergisi

As if they don’t know

Black money human demons of the Doğu Perinçek gang, who appear to be journalists, intellectuals, retired officers, and politicians, participate in programs on some so-called Turkish television channels. The men of this gang are all over the place, it’s getting bigger and spreading. A few days ago, a few of them came out to talk about Greece and to a panel discussion on a so-called Turkish television channel. They are talking about “European countries are giving hundreds of billions of dollars to Greece, but why are they setting the repayment date as 2060, which is unheard of and unprecedented anywhere. This is not lending, it is giving this money for free,” and they distract the audience. They form acceptances as if the EU were an organization with genuine solidarity within itself. These are the people who search for everything when it comes to their jobs, go crazy when they see that little children are given Islamic/moral education, search thoroughly even though they can’t find any crime behind it, and even resort to slanders when they are helpless… This degree of Islam, humanity, goodness, and morality. These people, who have become their enemies, supposedly believe that hundreds of billions of dollars will be given to a state for free, and they see no problem in this. They don’t search into them and they want us not to see any problems.

In fact, they themselves know the inhuman truth. Some even operate in some of these businesses. They know that European countries do not give the money in question to Greece for free. There are things they receive in return from Greece.

They do all sorts of black money dealings with Greece. They buy a lot of drugs. But they give the most money for refugees. They buy refugees’ babies, they buy their children, they buy their young people, they buy their grown people. They don’t discriminate between boys and girls.

Those so-called journalists, retired soldiers, analysts, politicians also know why European countries have bought these people from Greece for big money. Because of the states/governments connected to the Cobweb Cult, coordinated through the Masonic cult and colluding with each other, problems, conflicts, terrorist incidents, civil wars, wars are caused in many different parts of the world, and it is deliberately ensured that tens of millions of people become refugees.

The Cobweb Cult arranges, prepares and employs people all over the world, even the human smugglers who will be instrumental in getting them to Europe. They also adjust the conditions of the countries on the way according to them. For this reason, they decided to withdraw the USA from Afghanistan, to create an authority’s vacuum there, to have Taliban, which is a terrorist organization but under their full control, dominate Afghanistan, and they implemented this with collusion inter states. Then they have dug the matter so far that they attempted to see and officially acknowledge a terrorist organization like Taliban, which does all kinds of brutal black money business, mostly for western countries, as a legitimate government. It is also for this reason that Turkey has not been fighting a real, effective fight against the immigrant problem for all these years. For this reason, they don’t even make people say ” Fugitive immigrant” or “Illegal immigrant”, they make up phrases such as ” Unrecorded immigrant” or “Irregular immigrant” that will not be used in any state of law, and they spread it through the press and media outlets under their control. For this reason, they immediately intervene in the so-called social networks under their control to individuals and communities that react rightly to immigrants. They never want this thing to go worse. In these countries, including Turkey, they do not even allow the implementation of the existing laws of the countries, and the implementation of practices that will solve the immigrant problem from its roots. These parts are always handled through the Freemason cult and brotherhood solidarity, the intelligence services of the USA and the EU countries, and the MIT. Devlet Bohçalı knows these things well enough to write his detailed book. Now, if rear-handcuffing and taken, made him sing like a canary, the whole humanity of the world will be traumatized by what he tells.

Such advanced demons have turned and are returning, and Bohçalı and his gang have a place in an important part of these works.

With all kinds of arrangements, most of the immigrants are flowing to Greece, the European outpost. They are taken to camps here. There is no one who can control or arrange the next. They are left at the mercy of human evil presidents, useless ministers, senators, ministers, deputies, bureaucrats, mafia, law enforcement officers, that is, members of the Cobweb Cult, all over the Western world, especially in Greece.

Many of these babies are sacrificed to Satan in satanic rituals. These babies are strangling, they are being raped. They are cut to pieces, their blood is drunk, their lips are bitten off, and they fly to heaven, being subjected to more inhuman tortures and creating a disgraceful picture of humanity. This is the fate of some children and young people. Some of them are sold to prostitution mafia. Some of them are sold to European pedophile politicians, officials, bureaucrats and businessmen. Some of them fall victim to organ mafia. Germany must be the country with the highest number of pedophiles in the world. Except for the exceptions, but this is the situation in Europe in general… Even most of their own women don’t see being raped a few times as something shocking. Guess what will happen to abducted adult refugee women. Refugee women sometimes fall victim to prostitution mafias, sexual perverts, sometimes to organ mafias, and some to rituals. Adult men are mostly victims of organ mafias and satanic rituals.

The so-called Turkish television channels, which broadcast the members of the Doğu Perinçek gang almost every day, also form a part of this system. The so-called owners of those channels and most of the employees always know what, to what extent and to what degree of evil they serve, how they mean to humanity, and how many and great suffering they cause.

If someone asks what Europe, especially Greece, where Turkey has been waiting at its door for forty years, actually is, tell them. Direct those who want evidence to me. It’s already imminent, concrete proofs of these will be circulating all over the world in an instant. Then we will see the real faces of the political leaders, writers, TV programmers, artists and intellectuals of the Western world who are set as an example to us. Then we will see what the hell those who turn to parrots saying “democracy, republic” are doing behind these terms and systems…

In a world that has been turned into hell to such a degree, we do not count as living without struggling against this pain and this sadism. Even if the end is not once, but thousands of deaths, we will destroy these human demons all over the world. We will not leave existing the Cobweb Cult on this world. We will wipe out the Masonic order. We will not leave Satanism. We will not leave such a thing as human trafficking. We will save all humanity from these, regardless of which nation is babies, children, young people, women or men.

According to aforementioned above, “Everyone must choose their ranks!”

Önlem hazırlamışlar, duydunuz mu?

Şair burada “MFS’nin estirdiği rüzgara kapılarak Türkiye’nin resmen de Kıbrıs’ı ve Yunanistan’ı sıkıştıracak bir duruşa geçmesini sağlarsanız, biz de bu ihtimali gördük ve karşılıklar hazırladık. Bu güne kadar hep danışıklı dövüştük ama öyle yaparsanız bozuşuruz bak, ona göre…” mi demek istemiş AKPKK’ye?

Yunanistan Boşbakanı Kiryakos Miçotakis, Türkiye’nin Güney Kıbrıs ve Yunanistan’a karşı saldırgan bir tutuma geçmesi durumunda alacakları önlemlerle ilgili bir liste oluşturduklarını söyledi.

Miçotakis, “Türkiye’nin Yunanistan’a yönelik politikasında köklü bir değişiklik olmadığının bilincinde olmalıyız. Bu nedenle bu iki aşamalı yaklaşımı benimsedik: Bir yandan dost eli uzatıp bir yandan da Yunanistan ve Kıbrıs’a karşı yeniden saldırgan bir tutum benimsemesi durumunda kullanılabilecek bir dizi kısıtlayıcı önlem hazırladık” dedi.

Mehmet Fahri Sertkaya | Akademi Dergisi

..

Biz gerçekçiyiz ve gerilmeden yanayız

Yunanistan Boşbakanı Miçotakis, Türkiye-Yunanistan münasebetleri hakkında açıklamalar yaptı. “Sonsuza kadar komşu olacağız, coğrafya bizi birlikte yaşamaya mahkum ediyor. İş birliği ya da gerilim yolunu seçmek Türkiye’nin elinde. Biz iki ihtimale de hazırız.” dedi.

Samimiyetten ve iyi niyetten son derece uzak bu açıklamaları ile aslında Yunanistan gerilmeyi, çatışmayı baştan tercih etmiş ve suçu da Türkiye’ye baştan yıkmış oldu. Daha önceleri konu etmiştim. Yaklaşık bir asırdır Türkiye ile Yunanistan arasındaki meselelerde, Türkiye’yi temsil edenler arasında Türkler yoktu. Bu güne kadar, içimizdeki İsrail’in ve içimizdeki Ermenistan’ın, mason tarikatı/teşkilatı üzerinde bir araya gelerek Türkiye’ye ve Türk milletine vurduğu maddi ve manevi zararlar, aylarca, yıllarca konu etmekle bitmez. Yunanistan da içimizde bizden görünerek her safhada bize ihanet eden kadrolar yardımıyla Türk milletine ve devletine çok büyük kötülükler etti, zararlar verdi. Zaten Türkiye’nin idaresini Türk görünen hainler organize şekilde ele geçirmiş ve Atatürkçülük denilen Türk/İslam düşmanı rejimi tesis etmiş olmasalardı, Yunanistan bu kötülükleri Türkiye’ye yapabilecek vasıfta, güçte bir devlet de değildi. Hala da değil.

Ege ve Akdeniz’de kıyıdan elimizi sallasak çarptığımız adalar ve adacıklar bile hile ve ihanetlerle elimizden alınarak Yunan’a çoktan verildi. Yetmemiş gibi, son yıllarda bile Yunanistan tarafı başka başka adaları kendi adası ilan etti, kıta sahanlığı tartışmalarında haddi aşırı derecede aştı ve Türk milletinin damarına damarına vurmaya devam etti. İyi niyet, komşuluk, adalet bu davranışların neresinde?

Şimdilerde dünya siyasetinde çok ani ve çok büyük kırılmalar yaşanıyor. Bu güne kadar Yunanistan’ın karşımızda bu kadar hadsizlikler sergilemesine arka plandan destek olan ülkeler ve güç unsurları, büyük bir Türk, Türkiye ve Türk dünyası korkusu yaşıyorlar. Bu da Yunanistan’ın iyice köşeye sıkışmasına sebep oluyor. Son zamanlarda üst üste iptal edilen Yunan projelerini, her şeyi bilen adamlar olarak tanınmış ve sıkışınca kıvırıp geçmesiyle bilenen ahlaksız ve utanmaz siyaset yorumcuları bile yorumlamak istemiyorlar. ABD’nin Yunanistan’a neden üst üste bu davranışları sergilediğini yorumlamak için Akademi Dergisinden, mfs’den bahsetmek zorunda kalacaklarını onlar bile biliyorlar.

Ben, başka siyasetçiler gibi lafı eğip büken kişilerden değilim. Bir asırdan fazla süredir Yunanistan’ın şımara şımara ve sınır tanımaz tavırlarla Türkiye’ye ve Türk milletine verdiği zararların hepsinin tazmin edilmesini sağlayacağım. Yunanistan ana karasına çok çok yakın olan sadece bir kaç adayı Yunanistan’a bırakıp Ege’deki ve Akdeniz’deki geriye kalan adaların tamamını Türkiye ana karasına bağlı adalar/adacıklar olarak ilan edeceğim. Türkiyenin kıta sahanlığını olması gerektiği yerlere kadar çekeceğim. Kıbrıs’ı tek parça haline getireceğim ve Türkiye’ye bağlayacağım. Bütün buralardan bundan sonra Türkiye’nin gaz ya da petrol ya da diğer madenleri çıkartmasını sağlayacağım.

Laf kalabalıklığı yapan Miçotakis’i geçtim, dünyanın çok ters köşelerinden son yıllarda nelere sebep olduğumu takip edenler bile, yukarıda bahsettiğim hususlarda bu kararlara/hedeflere sahip olduğumu, bunları yapacağımı, yapabileceğimi hatta zorlanmadan yapabileceğimi çoktan anladılar.

Şu hükümsüz mübadeleye bile el atacağım. Yunanistan’dan Türkiye’ye “Türk” oldukları iddiasıyla getirilmiş olan Sabetaycı gizli Yahudi hainleri iki gruba ayıracağım. Suçlara bulaşanlar ve bulaşmayanlar. Suçlara, ihanetlere bulaşanları adaletle yargılatıp idam ettireceğim. Bulaşmamış olanları “Yürüyün gidin buradan geldiğiniz yere, siz ne kadar şerli, ne kadar rezil, ne kadar dip seviyede bir milletsiniz. Şu kanla, vahşetle, hile ve ihanetle tesis ettiğiniz Atatürkçülük ismini verdiğiniz rejiminizi de dip seviyedeki değerlerinizi de kendinizle birlikte götürün” diyeceğim. Artık Selanik’e mi geri dönerler, ataları Adıtürk’e ait olduğu iddia edilen evin etrafında mı gözyaşları dökerler, ne halt edebiliyorlarsa etsinler…

Özetle, bizim Yunanistan denilen ve 400 senelik toprağımız olan devletçikle uzun uzun mevzularımız olacak, çok şeyleri masaya yatıracağız, çok yerde kükreyip haddini bildireceğiz ve bizde bu evlat acısı, onlarda bu kuyruk yarası varken anlaşmamız, öyle toz pembe ama çok art niyetli açıklamalara kapılmamız imkan, ihtimal dahilinde değil. Artık yok öyle bir Türkiye, yok öyle bir dünya…

Yunanistan, yapabiliyorsa dünya siyasetindeki kırılmayı geri sarsın, dengeleri yeniden kendi lehlerine olacak şekle getirsin, Türkiye’de Türk görünerek bir asırdan fazladır her türlü adiliği, ihaneti, sömürüyü, asimilasyonu, Türk ve İslam düşmanlığını sergilemiş ama çoktan ifşa olmuş teşkilatları himaye etsin, onlara dokunamayacağımız dengeler tesis etsin. Ya da boş boş konuşmayı bıraksın…

İki ihtimale de hazırmış. Gerçek bir Türk’ün başında bulunduğu bir Türkiye’nin karşısında Yunanistan varlık bile gösteremez. Sultan Abdülhamid Han Hazretleri zamanında da çok şımarmışlardı, sınırları çok zorlamışlardı, hayal dünyasında yaşar olmuşlardı, arkalarındaki devletlere fazla güvenir olmuşlardı ama 1897 tarihinde başlayan Osmanlı-Yunanistan harbiyle hayal aleminden aniden çıkmak zorunda kalmışlardı. Otuz gün savaşı denilen bu savaşta Atina’yı da alıyorduk ki Rus Çarı 2. Nikolay yardımlarına yetişti. Şimdi o Rusların da batı dünyasının da kendini bile kurtaramaz hallerde olduğu açıkça gözler önünde…

O kadar alışmışlar ki şımartılmaya ve hadsizlik yapmaya, sert geri vites yapmak zorunda oldukları ve bunu denedikleri anlarda bile hala bize tepeden bakabiliyorlar, yetmiyor da bizi tehdit edebiliyorlar. Bizimle çatışabileceklerini iddia ediyorlar. Ne diyelim, sözün bittiği yerler buralar. Biz bu defa da Yunanları hayal aleminden çıkartmayı tercih ediyoruz.

Mehmet Fahri Sertkaya | Akademi Dergisi

..

Taraf değiliz, mücadelemize devam edeceğiz

Şu andan itibaren Rusya-Ukrayna krizinin tarafı değiliz. Rusyadan taraf da değiliz, Ukrayna/NATO/batı tarafında da değiliz. Rusyaya da NATO’ya da dost değiliz. Ülkemizde ve bölgemizde NATO ve ABD üsleri üzerinden yürütülen kara para işlerini, ihanetleri, cinayetleri, siyasi yönlendirmeleri, her türlü sömürüyü baltalamaya hız kesmeden devam edeceğiz. Bu maksatla mason tarikatına da çok büyük darbeler vuracağız.

Önce Türkiye’de ve sonra bölgede NATO ile ABD’ye ait askeri üsleri çok yakın gelecekte tamamen yok edeceğiz. Sömürgeci batı dünyasına gerekli sert darbeleri çok yakında vuracağız. Bunu zorlanmadan yapabileceğimize inanıyorum. Buna çok az zaman kaldığını görebiliyorum. Bunun için Rusya ile ortak paydalarda/menfaatlerde buluşmak, süreci hızlandıracaktı ama olmadı. Kendi tercihleri… Biz bu ortaklaşa mücadeleye mecbur da değiliz. Buraya kadar Rusya ile gelmedik, şimdi de Rusya’ya mecbur değiliz.

Yunanistan’a da çok tahammül ettik. Çok şımardılar, çok ileri gittiler. Adeta bir ABD karakolu oldular. Önce, Türkiye için büyük bir milli güvenlik krizi haline gelmiş olan Yunanistan’ın hakkından gelirken, Rusya’nın Ukrayna’ya yapamadığını biz Yunanistan’a yaparken, Yunanistan üzerinden ABD, batı ve NATO taraflarına çok ağır darbeler de vurmuş olacağız. O çalınan petrollerin bedellerini de aslanlar gibi onlardan alacağız. Veremiyorlarsa, AB, ABD ve NATO’yu kovduktan sonra adaları da 400 yıllık toprağımız Yunanistan’ı da alırız. Burnumuzun dibinde duran sözde Yunan adalarına da çok fazla tahammül ettik. Dünyanın hiçbir hür devleti ve milleti bu rezilliğe bu kadar tahammül etmez.

Dünya insanlığını NATO belasından da sömürgeci, vahşi, ahlaksız, dinsiz, kan emici batı dünyasının zulümlerinden de kurtaracağız.

Mehmet Fahri Sertkaya | Akademi Dergisi

Yunanistan da Tayyip’ten bıktı

Aslında Yunanistan’ın Türkiye ile ilişkileri iyi kalabilirdi. Türkiye ile siyasi ve ticareti münasebetleri daha iyi olabilirdi ve buna Yunanistan’ın da ihtiyacı vardı. Lakin kibirli, cahil, fitneci, dolandırıcı, günübirlik siyaset yapan Tayyip, birçok ülkenin başına bela olduğu gibi Yunanistan’ın da başına bela oldu.

Yunanistan ABD ve AB ile ilişkilerine ince ayar çekerek bizimle yakınlaşabilir ve bu her iki komşu ülke için çok faydalı olur.

Mehmet Fahri Sertkaya

Yunanistan yerine ABD yazılabilirler.

Yunanistan’ın idari kadrosu, ülkedeki bütün tabelaları indirip ve bütün resmi evrakları değiştirip üzerlerine Yunanistan yerine ABD yazılabilirler. Fiiliyatta ABD’ye dönüşmüş olan Yunanistan, resmiyette de bu halini gözler önüne sermiş olur.

Yunanistan’ın ABD’nin kuklası konumuna giderek daha fazla düşerek haddini aşan tavırlar sergilemesinden son derece rahatsızız. Artık Yunanistan’ın gerçek bir Türk tepkisi ile yüzleşme vakti gelmiş.

Mehmet Fahri Sertkaya