Etiket arşivi: Alihan Kuriş

Our state and nation still suffer the consequences of his betrayal.

Five centuries have passed on him, but the heavy blows he has dealt treacherously have still not been compensated.

Bayezid II, the son of Fatih Sultan Mehmet Khan and the father of Yavuz Sultan Selim Khan, was a very troubled person. Although he was known as Bayezid-i Veli(Saint Bayezid) among the people, he was not a saint. On the contrary, he was an extremely unspiritual, undirected, flawed person.

His reign continued for about thirty years, and then he was dethroned by his son, Yavuz Selim Khan, who was truly a saintly sultan. Yavuz Selim Khan suffered a great deal to dethrone his father, endured very wrong attitudes, put up a great struggle and succeeded in making this seemingly impossible blow. He both poisoned and exiled his father. Bayezid the second died due to the effects of poison and about thirty days later, before he could go very far. Even when he set out, he was unable to ride a horse. Yavuz Selim Han was actually going to hit his father’s head. Since the conditions he was in were not suitable and he would cause a lot of trouble if he did so, he stood back from this and preferred poisoning.

Because the second Bayezid had gone astray long ago. His creed was not upright, neither were his ideas and decisions. His intentions and deeds were very bad. He lived a life of complete debauchery. He was a carouser person who did not know halal / haram. He was already inclined towards Judaism, and what is called freemasonry these days existed at that time, it was spreading, and he himself was involved in this order. He was trying to drive away the truly Muslim and sincere statesmen and scholars around him as much as he could. He was gathering around him people with bad faith and bad intentions like himself. Yavuz Selim Han, after overthrowing his father, gathered many of the statesmen and scientists who were removed from the palace around the palace again. If he had not been able to carry out that seemingly impossible coup, both Ottoman and Turkish history would have flown in very different ways. In the following process, they would assimilate the Muslim Turkish nation. Just as the Khazar Turks became Judaized over time, they would also Judaize the Ottoman Turks in time. By appearing as Turks, the Jews destroyed the Ottoman Empire from within. They established the republican regime and their system of betrayal called Kemalism. How they wanted to Judaize the Turks in the fifteen years that followed. They even wrote the anthem for it. In some of their anthems, they did not hesitate to say “Blood”. They turned the power and institutions of our state against our nation with betrayals. To this day, they continued their unbelievable betrayal, cruelty, exploitation, assimilation practices, immorality and dishonoring practices and they still do. So, if Yavuz Selim Khan had not sincerely waged jihad at that time and the sharp sword of justice had not existed, the Turkish nation would have been subjected to the same treatment as in those times. And they would be asked to be Judaized by the power of their own state.

The time will come, I will tell a lot about it, and others will certainly talk a lot about these issues. While giving this information in brief for now, I would like to add the following part so that it can be opened for discussion now and the real history will be revealed. Bayezid II willingly accepted the Jews expelled from Spain in 1492 to the Ottoman lands. Those who expelled those Jews from Spain said, “If even one of them stays in this land, we are in trouble. Black money is in them… usury is in them… Infecting drinking water is in these… Kidnapping children is in these… They smash people up to babies in rituals… They don’t worship Satan… They have competition in evil… These are unleavened holidays… These are barrels with needles… These are seditions among the people… Do not intentionally break your creed and morals/honor in these… All kinds of evil that comes to mind are in them.” The second Bayezid knew very well that the Jews expelled from Spain were like this, he did not have to take them into our lands, but he willingly took them. Already, the people he kept close at the state level were secret Jews and Freemasons.

Yes… Until Yavuz Sultan Selim Han defeated his treacherous father, that traitor deliberately did great harm to the state, nation, ummah and future generations. Yavuz Selim Han, who struggled to prevent his damages and struggled to go down in history, could not prevent all his damages. Turkey still suffers from the betrayals of the so-called guardian Bayezid II. Since that day, most of those Jews betrayed these lands, they did all kinds of evil/devil, and they still do it.

Even at that time, Jews and masons did not hesitate to infiltrate the Islamic communities and sects on these lands. Here, Alihan Kuriş became one of the traitors who started to think of himself as a Jew, got involved with the masons, and were recruited. In recent years, he has been doing nothing but witchcraft, betrayal, gambling, drinking, adultery, betrayal, and following the orders of the Masonic order. There are other examples like this in history. Now, if a person does not come out and look like Yavuz, the result will be very, very dire.

Who stands and fights like Yavuz, who stands like the second Bayezid and betrays, is clearly visible before the eyes of everyone who wants to see.

Mehmet Fahri Sertkaya | Akademi Dergisi

Halil Yurtsever ve benzerlerine dair…

Şimdiden bunların nasıl kişiler olduğunu anlatayım da bir de müfteri münafıklarla uğraşmaya vaktim yok benim…

Halil Yurtsever ve benzerlerine dair…

+ Çerkezköy de tam bu dediğinize Yakin biri vardı yeni idareci onu defetti

0533574****

Marmara Ereğlisi de bir villası var Çerkezköy de dublex saray gibi evi var hoca maaşıyla öyle bir ev almak na mümkün

Buradan Çanakkale ye sürüldü

Ardından emekliye ayrıldı

Yıllarca buradaki kursun düğün salonunu isletti

Neredeyse onu seven hiç kimse yok ihvan ahavat hoca talebe ama nehikmetse yıllarca burada hüküm sürdü

Akbulut gitti Kütahya idarecisigeldi ardından Çerkezköy idarecisi değişti onu postaladi onunla birlikte 7-8 tane problemli hoca buradan sürüldü

Küçük oğlunu İstanbul’da Sarıyer bogazhisar da okuttu hoca indirimi yaptırmis şimdi isabet oldu kurumun adı ünv yi özel okuttu hoca maaşıyla

Bartınlı

Karısı da tencere kapak gibi

Annemin anlattığı kadar biliyorum kermes olur kendine ayrı stand açar tülbent vs satar

Talebeyken beni hiç sevmezdi ben de onu

Orta okul tarafında cevizler vardı bize ceviz toplatirdi biriktiriyor ardından eve goturuyordu

Birgün buna iyice tilt olmanın verdiği öfkeyle bütün talebeyi örgütleyip odada duran zulasini patlatıp afiyetle indirmiştik

Ardından kim yedi kim yedi

Şişirme duası okuyacam dedi bekar hoca da o gittikten sonra kim yedi diye sormuştu ben hepimiz yedik kursun ağacı degilmi Musa Doğruer abi dikmemis mi deyince afiyet olsun dedi herkes gibi o da hazlanmiyordu

Hesabım yok babamin facesinden aratıp buldum

https://m.facebook.com/#!/profile.php?id=100025287470641

Bununla ilgili ne sıkıntı var abi?

– v.a.s. Evet, tam kendisini tarif ediyorsun. Evet, Çerkezköy’de de Marmara Ereğlisinde de bulundu. Ona hak ettiği tekmeyi vurup cemaatten atmamak ve yaptıklarını hukuk yoluna götürmemek için kılı kırk yardılar. Çünkü o da sistemin adamı. O da gizli Ermeni… O da ileri seviyede muzır bir münafık. Ağzı çok iyi laf yapar, siyaseti yapmayı çok iyi bilir ama dikkatli, samimi kardeşlerimizin onun iki yüzlülüğünü fark etmemesi münkün değildir. Senin görüp burada anlattığından çok daha fazlası var onda. O söz konusu ettiğin yerler de hep haram para ile elde edilen yerler. Facebook linki de isabetli.

Şimdiden bunların nasıl kişiler olduğunu anlatayım da bir de müfteri münafıklarla uğraşmaya vaktim yok benim

Mehmet Fahri Sertkaya | Akademi Dergisi

Alihan Kuriş, sözde aşılar, açık ihanetler, çarpılarak ölen gizli yahudi ve kara paracı Celal Koruk…

Alihan Kuriş, sözde aşılar, açık ihanetler, çarpılarak ölen gizli yahudi ve kara paracı Celal Koruk…

– Bu yazdıklarına söyleyecek bir şey yok. Sözün bittiği yer buralar. Bunları gören kardeşlerimiz, hala bu ihanete tabi olmaya devam edeceklerse, kendileri bilirler. Onlara da söylenecek söz kalmamış olur

Mehmet Fahri Sertkaya

Tedirgin olsunlar biraz

Selamün Aleyküm Hocam,
Bu gun öğleden sonra sekreteryamiz aradı Aksam 18:30’da idarecimiz benimle konusacakmis dedi.
Gittim.
Ses kaydı alabilirmiyim dedim sizin ifade ettiğiniz gibi, hayır olmaz dedi.

Konuya girdik ben sorun dediğiniz herseyi sordum o cevapladı ama hicbirseyin cevabini alamadım.
Hep kaçamak cümleler kurdu.
Bende o zaman Mfs hakli akademide ki idaalara cevap verilmiyorsa, susturulmuyorsa dava ile vs. Demekki haklılar aksi bir durumda engel olunurdu varsa kanitiniz, cevabınız yazın soyleyin biz size inanalım, ama yok Hocam verilecek cevapları yok.
Dedim madem cevap yok bu haldeki bir merkeze itaat etmiyorum.
O diyemedi ama ben dedim Siz beni hz. Ustazimizin müesseselerine girmeye engelleyemezsiniz, ben hizmetime devam ederim hatim, ve sohbetlere devam edecem hocalarımız çağırsa’da giderim.
Hicbirsey diyemedi.

Topu taca atmaya calisti hep ama dedim ben size sordum sizde mesulsunuz, bana dedi git elazig da bölge idarecisine sor, dedim benim idarecim sizsiniz siz gidip sorun.

Yasaklama yazilari konusu geçince,
Merkezdeki münafıkların işiydi, yazilara parantez açıp akademi dergisi url lerim eklendi dedim, hatta bir süre mail ile bilgi gönderilmesi yasaklandı dedim, yine cevap yok.
Hasan Arıkan, huseyin kumaş onlardan bahsettim buyugumuze cok sorun çıkartmışlar di ses kayıtları ve yayınlar duruyor dedim,
Bana diyor sen sorup sen cevap veriyorsun zaten, dedim biz sizden cevap bekliyoruz, ama yok

Neden sürüldünüz dedim eski yerinizden, güldü kim söyledi dedi. Biliyoruz dedim, cevap vermedi.
Hz üstazimiz sizden daha iyi hizmet eden varsa vazifenizi devredin asıl vatanseverlik budur buyurmuş, siz yapamıyorsunuz, bırakmak zorundasınız, dedim.

Kim gelecek dedi. Benden iyi yapacak kişi kim dedi, Mehmet Fahri Sertkaya mı dedi ve gülerek sordu. Orasını ben bilemem dedim onu siz bileceksiniz, yapamıyorsunuz bari bırakın

Kac ihvan ve talebe kazandırdın dedi.
Getirdiklerime sizin hain baş hocahanım sahip çıkmadı, ayrıldılar dedim. O hocahanım kaç ahavat, hocahanım, talebenin ayrılmasına sebeb oldu, neden göndermiyorsunuz dedim, onun hain olduğunu bilmeyen mi kaldı?
Sırıttı insanca cevap veremedi.

Karşımda o kadar aciz kaldı ki ben evde cocuğumu bu kadar azarlamadım, adamda kızaracak yüz yok, cok üstüne gittim elle tutulur cevap veremedi, karşımda eridi resmen.

Dedim, hata yapan babam olsa yine cevabım ve tavrım aynı olurdu.

Benim vazifem burda hizmet etmek, Akademiyi bilmiyorum dedi, dedim burda hizmet ediyorum demekle, kendinizi kenara çekip benle alakası yok beni ilgilendirmez tavırları takınmakla sorumluluk kalkmaz.

Bir de konuşurken, gözlerinde tedirginlik, korku, şaşkınlık gördüm, sürekli saçını eliyle tarar gibi yapıp durdu. Siz daha iyi bilirsiniz bu piskolojik hareket tavrını…

Çıkarken de, ben herkese bunları anlatmaya devam edeceğim dedim, hiç hoşuna gitmese de bir şey diyemedi.

Boşuna gitmiş oldum ama iyi oldu, tedirgin olsunlar biraz.

V.a.s.
Sordun mu ona “Sen de cemaatimiz içine sızmış gizli ermeni, gizli yahudi, mason ve kara paracılardan biri misin?” diye? Oraya kadar soracaksınız.

Dimdik duracak ve soracaksınız. Nerede tuhaf, sorunlu bir kararlarını, yönlendirmelerini görseniz, işte karşılarına böyle Allah için çıkacak ve dik duracaksınız. Bu hak yol, bir aile şirketi değil. Bu hak yol, üç beş tane omurgasız sürüngen kriptonun ele geçirebileceği, onlar üzerinden mason tarikatının ve MİT’in ele geçirebileceği ve kara para işlerine bile kullanabileceği bir yol, bir teşkilat değil.

Senin şahit olduğun ve anlattığının haricinde bana ulaşan istihbarat da var. Senin gizlice ses kaydı yaptığından çok endişeliler. Korkuları had safhada… İfşa olduklarına emin oldular. Bunun bir anda nasıl olduğunu anlayamadılar. Ne yapacaklarını bilemez haldeler. Bir yandan bu haldeler bir yandan da konuşurken “Her yerde biz varız, mfs bize bir şey yapamaz” deyip birbirlerini teselli ediyorlar. Daha doğrusu birbirlerini kandırıyorlar. Senin hakkında iftira, karalama yapmayı konuştular. “Benden bilmesin ama bu adamın rahat ettiğini de görmeyeyim buralarda” tarzında konuşuyor o kara paracı, hain, münafık, sefil mahluk…

Alihan Kuriş de konudan haberdar edildi. Alihan da çok penikledi. Kardeşlerimiz böyle duruş sergilemeyi artırırsa ne yapacaklarını bilemez halde… Eminim korkudan yine titremiştir. Zaten o derece korkak ve vur kafasına, al elindekini bir model o… Başka sebepleri de var ama ayağının kaymasında bir annesi, iki bu korkaklığı büyük rol oynadı. Çok az kaldı, taban her şeyi duyup sarsıldı. İstediğim buydu ve bundan sonrasında tartışmalar, anlaşmazlıklar hiç bitmeyecek. Biraz daha tansiyon yükselip herkes her şeyi iyice kabullenecek gibi olduğunda ben çok sayıda somut delili peş peşe paylaşacağım. Artık bunlarla beraber MİT de mason tarikatı da gizli ermeni ve yahudi çeteleri de mi yıkılıyor, ülke mi karışıyor, ne olacaksa olacak. Zaten siyasi sahada da buna proğramlamışım her şeyi… Heriflere doğru düzgün laf anlatıyorum, ikaz ediyor, mühlet veriyorum ama hala aynı şeytanlıklara devam edebilmeyi deniyorlar. Kendi tercihleri… Bizim bunlara bırakacak tarikatımız da vatanımız da devletimiz de yok.

Mehmet Fahri Sertkaya | Akademi Dergisi

O idareciye beni de sor açıkça…

O idareciye beni de sor açıkça… Ses ya da görüntü kaydı al. İzin vermezse de sor, üzerine git. Hakkımda ne söylerse, delil, ispat da sor. Daha önceki vazife yerinden neden sürüldüğünü de sor. Hiç çekinmeyeceksiniz, hz. Ömer’e halifeliği zamanında Allah için hesap soran sahabi gibi duracaksınız. Yanlışları sineye çekmeyeceksiniz, yanlış adamları aranızda tutmayacaksınız. Hep dediğim gibi, icabı halinde hemen savcılıklara ya da en yakın karakollara gidip şikayet edeceksiniz. Yargılanmalarını isteyeceksiniz.

Mehmet Fahri Sertkaya

Birine münafık diyorsanız, mutlaka bilinçli diyorsunuz | Sizlerden Gelenler

Metafizikle çarpılarak ölen Antalya idarecisi Hüseyin Değirmenci meselesi, cemaat tabanında büyük mevzu oldu.

Hem herkes münafık Hüseyin Değirmenci’nin beş para etmez biri olduğunu biliyorken, hem de Alihan Kuriş’in onun ardından dikkat çekici bir hassasiyet göstermesi, dikkatleri çok çekti. Tartışmalar sosyal medya hesaplarına yansıyor.

Selam aleyküm Kıymetli Hocam. Ümraniye’de ahmet özbursa’nın sonradan edindiği mini serveti konuşulur olmuş. İnsanlar artık bişeyleri anlıyor. Bunda çok tesiriniz var. Allah razı olsun. Sadece bu konduramama meselesi yüzünden göze çarpan şeyler pek konuşulmuyor. Bir de malum, bu “eleştiri yapılmaz , piran incinir” sloganı var senelerdir. Allah razı olsun hergeçen gün daha iyi anlıyorum, birine münafık diyorsanız, mutlaka bilinçli diyorsunuz. Selametle…

(Çarpılarak ölen gizli Ermeni Adana idarecisi Hüseyin Değirmenci’ye dair…)

– Hocam Alihan kuris neden bu cenazeye bu kadar değer verdi diğerlerine yapmadığını,
Ayrica neden her sohbette ozellikle Ahmet Beyagabeyimizin sözlerini söylüyor. Kendi üzerinden himmet kalkınca konusamazmi oldu.

+ Belki de kara para işlerinde çok paslaştığı biriydi? Belki de ortak buluşma noktaları olan mason tarikatının üstadları bu şekilde talimat vermiştir? Belki gizli Ermenilik yönüyle birbirlerini akraba görüyorlardı? Belki de Hüseyin Değirmenci’nin bu güne kadar işini iyi yapması, sayısız gerçek Süleymanlıyı mahvetmiş olması, beytül malden çok büyük vurgun vurmuş olması gibi kriterler, Alihan Kuriş’in takdir ettiği şeylerdir?

Belki benzeri daha başka sebepleri, gerekçeleri de vardır. En doğrusu, bu rezilliğin, bu skandalın izahını Alihan Kuriş’ten sormak değil mi? Neden bekliyorsunuz, Allah’tan mı kullarından mı korkuyorsunuz? Sorun artık bağlı bulunduğunuz mesul kişilere de daha üstündeki kişiler de Alihan’a da sorun…

Zinadan, kara para işlerinden, çalıp çırpmaktan, ihanet etmekten, her gün her saat büyücülük yapmaktan ve yaptırmaktan kafası yanmış, hafızası da darbelenmiş olabilir. Anne oğul yaptıkları ve yaptırdıkları büyüler de kendilerine dönüyor, bu da akıl sağlığına tesir ediyor olabilir. Zaten öyle dolu dolu biri değildi, kırıntı kadar şeyler de böylece unutuluyor olabilir. Bu sebeple de bu güne kadar dikkate alınır tek bir sesli sohbet yapamamış olabilir. Bu vakit oldu, hazırlıksız halde çıkıp kürsülere, bu ümmetin, milletin, devletin ihtiyaç duyduğu binbir türlü ilmi meseleye ve sorunlara dair konuşmalıydı ama işte vahim manzara gözler önünde. Anlaşılan o ki ateşi seviyor. Acıyla arası iyi ve kendi kafasına göre bir sonsuz hayat ayarlıyor, hazırlıyor kendisine…

– Konusacagiz Hocam bizi dikkate almayacaklardir ama hesap soracağız.
Korkumuz onlardan değil, kurslarimizda merkezin etkileri görülüyor bir dur deme vaktidir.

Mehmet Fahri Sertkaya

Allah lanet eder

Alihan Kuriş, yine kendine yakışanı yapmış. Çarpılarak ölen Adana idarecisi hakkında güzellemeler yapmış.

Aslında böyle yaparak kendisinin Allah’tan korkmaz, kuldan utanmaz ve tamamen bitik biri olduğunu ilan etmiş. Cemaatimizin gerçek mensupları arasındaki herkes, Adana idarecisinin aslında nasıl biri olduğunu kısa süre soruşturarak, araştırarak öğrenebilir.

Metafizikle çarpılarak ölen Adana idarecisi, yüzü nurlu, ahlaklı, samimi, gayretli gerçek kardeşlerimizi görünce elektriğe tutulmuş gibi olurdu. Onların ayaklarını kaydırmak için çırpınıp dururdu. Yine Ermeni ve Yahudi karışık soydan gelen, buna rağmen açık kimliğiyle, gerçek diniyle medeni şekilde yaşamak yerine, aramıza sızıp bize her kötülüğü yapanlardan biriydi. Cemaatimizin içine sızmış kripto cemaatinin adamlarından biriydi…

Masonlarla arası çok iyiydi. Eli uzandığı kadar kara para işleri yapardı. Böylelerinin çoğunda olduğu gibi, o da cinsi sapıktı. Kız ve erkek talebeleri de hedefine koyardı. Çok hayatlar kararttı. Çok çaldı, çok yedi, çok yedirdi. Sonra da müstahak olduğu tokadı yiyip geberip gitti. Büyü yapamaz ama yaptırırdı. Bu yolla da gerçek kardeşlerimizi saf dışı etmeyi ya da öldürtmeyi denerdi.

Ehl-i iman, yer ve gök, yuvasındaki karınca, havadaki kuş, denizdeki balıklar bile böyle bir pisliğin ölmesine sevinirken, Alihan gibilerin arkasından rahmet okumasına ve okutmasına, Allah lanet eder. Piran lanet eder. Bu yazdıklarımı okuyup durup da hala soruşturmayan, araştırmayan, gerçeği kovalamayan, tepki göstermeyen, bu kadarına bile tepkisiz kalan herkese de Allah lanet eder.

Mehmet Fahri Sertkaya

Köprüden önceki son çıkışta

Seyfeddin Alkan da köprüden önceki son çıkışta… Bu defa da sarsılıp kendine gelmezse, münafıklığı, hainliği, yiyiciliği açık kişilerin hepsiyle arasına mesafe koymazsa, şu kritik anda durması icap ettiği gibi dimdik durmazsa ve tevbe edip geri dönmezse, büyüklerimiz onu da çarpacaklar. Mühleti dolmak üzere…

Buldozerle ezer geçer gibi bir temizlik yapılıyorken, hiç kimseye ayrıcalık tanınmaz. Her kes kalbinin halini, niyetini, kimlerle oturup kalktığını, kimlere muhabbet duyduğunu gözden geçirmeli.

Cemaatimizin, milletimizin, vatanımızın, ümmetimizin bu kadar vahim sorunları varken, bu ilmi, yaşı ve tecrübesiyle kendisi konuşmayacak da kim konuşacak. Kimi beklemektedir. Gerçek yüzü meydana çıkartıldıkça susmaktan ve büyüler yapıp yaptırmaktan başka hiçbir şey yapamayan Alihan Kuriş’e ne zaman tavır alacakmış. Alihan Kuriş’in iplerini elinde tutarak onu oynatan annesi Gülderen Kuriş’in karşısında hakkı ne zaman haykıracakmış. “Siz bu hak ve büyük yolu yıkamaz ya da durduramaz ya da bölemezsiniz. İyice haddi aştınız. Tokadı yersiniz, çarpılırsınız. Biz de meydanı sizin gibi muzırlara bırakmayız.” diye ne zaman diyecekmiş.

Merhum büyüğümüzün uzaklaştırdığı Hüseyin Kumaş’la, onun gibi biri olan ve yenice çarpılıp ölen Hasan Arıkan’la ve daha yüzlercesiyle ne zaman Allah için mücadele etmiş ya da ne zaman edecekmiş.

Bu kadar sessizliğin, tepkisizliğin, hayırlı işlerden ve kişilerden bu kadar geri durmanın, şerli kişilerle ve işlerle bu kadar yakın olmanın bir izahı olmalı ya da buna büyüklerimizin vereceği bir karşılık olmalı.

Bu kadar ilerlemiş yaşında yüzünün hep bu kadar gergin, tavırlarının hep bu kadar soğuk, itici ve öfkeli olmasının sarsıcı bir izahı da olmalı. Samimi kardeşlerimiz de gözlerini bu hususlarda iyice açmalı.

Seyfettin Alkan’a da sormak lazım

Şu resimlere, Mehmet Yetkin’i hiç tanımıyormuş, hakkında hiçbir şey bilmiyormuş gibi nötr kalarak bir iki dakika bakın. Allah için samimi olmaya ve nefsinizi karıştırmamaya çalışın.

İç açıcı mı? İnsana güven veren, nur yüzlü, temiz yüzlü, vakur, iç rahatlatan bir hali var mı?

Onu ilk duyduğunuzda ya da gördüğünüzde size “Cemaatimizin mensubu meşhur hocaefendilerden biri. İlahileri, kasideleri ve mevlid-i şerifi çok güzel okur” diye tanıtılmasa, şu hallerine bakarak ne düşünürsünüz?

Mehmet Yetkin Ermeni kökenli birisiydi. Hayatında gerçekten müslüman olduğu zamanlar var mıdır, bunu Allah bilir ama hayatının son on yıllarında müslüman olup olmadığı değil, insan olup olmadığı tartışılırdı. Kendisini tanırdım. Çok defa aynı meclislerde/müesseselerde bulundum. Hatta aynı hatim halkalarında oturduk. Kendisiyle yan yana geldiğimizde diken üstünde oturuyormuş gibi olurdu. Bir de konuşmaya başladığım zaman daha da kötü olurdu. Enerjilerimiz o kadar çakışırdı. Buna rağmen yüzüme güler “Talha kardeş” diye hitap ederdi. Sözde hizmet ettiği müessesemizde onu gerçekten seven ve candan bir şekilde ona hürmet eden tek kişi bile görememiştim. Bizim gibilerin zaten bu hali anlaması en fazla on dakikasını alır. Lakin ben onunla çok defa denk geldim. Arasının en sıkı olduğu kişiler bile, onu aslında idare ederlerdi ve bazıları onu bana şikayet ederlerdi.

Mehmet Yetkin, nerede temiz yüzlü, güzel ahlaklı, samimi ve güvenilir bir gerçek Süleymanlı görse, onun ayağını kaydırmaya ve müesseselerimizden/yolumuzdan uzaklaştırmaya çalışırdı. Bir yandan yüzüme gülüp “kardeş” diye hitap ederken, bir yandan da o genç yaşımda ve çok zorda olduğum şartlarda bana da aynı muameleyi yapardı.

Çok büyük imtihanların ve sıkıntıların içinde olduğum ve bir an bile samimiyetten ayrılmayıp bir Süleymanlı evladına yakışacak şekilde dimdik durduğum o anlarda, kardeşimiz ve hocaefendi olarak bilinen bir şahsın, neden öyle tavırlar sergilediğini hiç anlayamadım. Bir saniyeliğine bile kendisine ısınamadım, muhabbet besleyemedim. O zamanda, onun ve çevresindeki onun gibi olanların karşısına geçecek ve mücadele edecek şartlar içinde değilim. Gün geldi, Mehmet Yetkin’in de GBT’sini çıkarttırdım, sorun ne imiş anladım ve “İşte bu, belliydi” dedim.

Hayatının son on yıllarında hiç terk etmeden yaptığı pis işlerden biri, samimi kardeşlerimize, talebelerimize ve hocaefendilere büyüler yapmak ve yaptırmaktı. Bu sahada paslaştığı pek çok kişi de sözde yolumuzun mensubu olan ve sözde hizmet ehli hocaefendilerdi. Bunların çoğu kripto kökenli kişiler. Cemaatimizin dahilinde ve haricinde geniş bir üfürükçü takımıyla paslaşırdı.

Paraya tek kelimeyle tapardı. Etrafındaki çok kişi bu halini bilirdi. O kadar çok içerdi ki rahatsızlıklarının bir kısmı çok içmekten hasıl olmuştu. Zaten bir kısmı da aşırı yemekten. Mehmet Yetkin denince akla nura, temizliğe, dürüstlüğe, insanlığa, iyiliğe, dinimize ve kardeşlerimize sinsizce düşman, alemcilere, münafıklara, yiyicilere, hainlere, şeytanlaşmışlara, namussuzlara gizlice dost bir kişi gelir.

Bunları sadece ben bilmiyorum, çok yüksek sayıda samimi kardeşimiz biliyor. Şahit olanlar çok. Az kaldı, zamanı gelecek, ben hepsini tek tek konuşturacağım. Kimliklerini gizlemeden videolu paylaşımlarda dahi konuşacaklar.

Mehmet’in bu derece hainliğini, alçaklığını, yiyiciliğini, ahlaksızlığını ve İslam’a düşmanlığını en iyi bilenlerden biri de Seyfettin Alkan… Ona da bir sormak lazım “Sen böyle bir adama onlarca sene nasıl tahammül ettin, neden aranızda husumet oluşmadı, neden enerjileriniz çakışmadı? Ne zaman Mehmet’i sert tenkit ettin ve Allah için ona tavır sergiledin? Ne zaman onun ve onun gibilerin hainliklerini ve zararlarını bertaraf etmek istedin? Neden böyle kişiler seninle arayı açmadılar? Neden sen Mehmet’in cenaze namazına gittin? Neden orada bu şahsı muteber biri gibi gösterecek tarzda konuştun? Hiç mi Allah’tan korkmadın? Milyonlarca mensubu bulunan bu yolda, birileri çıkar, bir gün bu oyunları bozar diye düşünmedin mi? Allah var, piran, hesap var, azap var, hiç titremedin mi?”

-Seyfettin Alkanı size soracaktım da çekindim yazmaya, akademinin Facebook zamaninda size karsi durmamıştı yanlis hatirlamiyor isem, Halil akdere mevzularinda, ama hızlıca yuzu yaşlandi burustu, bir videoda gordum tanıyamadım nerdeyse, uzunca görmemiştim.

Hz. Ustazimizi dunya gözü ile görüp önünde diz çöküp ilim okuyan kisiler boyle çıkması hele hele Seyfettin Alkan olması beklemiyordum hasan arikana bu kadar şasirmamistik.

Mehmet yetkinde bilmiyordum bu yönünü istanbulda kursta ondan söz açıldı hocamız youtubede onun bir videosunu buldu turk sinemasinda bir sahnede mevlidi serif okuyordu inanamadım.

+Mensubu bulunduğu gizli ermeni çeteleri sayesinde oynadı o filmde… Şu cemaatimizin içindeki kriptolara, münafıklara dair daha çok sarsıcı gerçekler var. Hepsinin meydana çıkma vakti geliyor. Duydukça daha çok sarsılacaksınız

Seyfettin Alkan

-Selamün aleyküm kıymetli hocam. Bundan 2 buçuk 3 sene kadar evvel di. Maltepedeki düğün salonunda Seyfettin Alkan ile karşılaştık. Mescid çıkışında. Ben 2 yaşındaki oğlumla tam girecekken kendisi çıkışta ayakkabılarını giyiyordu. Hamdolsun dedim içimden evladimin saçını bir büyüğümüz okşar ve dua etmiş olur dedim. O anda ondan ve bizden başka hiç kimse olmamasına rağmen ne çocuğun ne benim yüzümüze bile bakmadı. O mağrur yüzünü dikti, asik bir suratla çekti gitti. Çok şaşırdım ozamanlar. Konusu gelince hatırladım tekrar. Ne diyorsanız doğrudur.

+v.a.s.
Maalesef, bunun misali çok hadise, çok şahitlikler var. Samimi kardeşlerimizi insandan/adamdan saymaz olmuşlar. Hazretimizin emanetlerini bizlere aktaramadılar. Dünyanın türlü fitnelerine kapılıp savruldular. Parası olmayanı muhatap almıyorlar. Sohbetlerde neler anlatıp öğretiyorlarsa, hep aksini yapmışlar, yapıyorlar.

-Bize zamanında çok tuhaf gelen her şeyin demek ki bir izahı var. Ve böyle böyle sizin sayenizde öğreniyoruz. Allah razı olsun

+Amin. Cümlemizden

Çok daha büyük şoklara, sarsılmalara da hazır olun.

-Bekliyorum hocam

Mehmet Fahri Sertkaya

Gaflet ve dalalet kısmı geçti, Süleymancılarda ihanet devri yaşanıyor | Sizlerden Gelenler

  • S.aleykum efendim.
    Geçen hafta hatimde bizede aşı ile alakalı merkezin bu konuda bir yönlendirmesi yok.Merkez ne aşı olun diyor ne de olmayın diyor.Yasi müsait olanlar kendileri bilirler,yaşı müsait olmayanlarda herhangi bir negatif duruma karşı yine kendileri bilirler diye açıklama yaptılar.Acikcasi sizin ifadelerinizden sonra şaşırmıyorum sorguluyorum hatta bunca zararı bunca yan etkileri varken neden aşi olunmasin denmiyor diye.
    Her defasında Allah için dik durun buyuruyorsunuz ama nasıl?Şu merkezin yapmadığı harekete geçmediği tavrını net belli etmediği konularda bizim verdiğimiz tepki ne kadar etkili olabilir.Mevcut kurslarımız in idarecelerine bu tepkiyi aktarsak hemen kötü kardeş olmazmiyiz?Merkeze asi itaatsiz bu diyerekten hatimlerden uzaklastirilmazmiyiz?Şu mfs nin iddialarına neden cevap verilmiyor falanca kreşte şöyle söyle olaylar olduğunu anlatıyor dediğimizde biz zaten eskiden beridir takip etmeyin akademeyi takip etmek yasak demedik mi diye cevap vermezler mi?Yada en hafifi sessiz kalıp kulak arkası edecek diye düşünmekteyim efendim.Yanlis düşünüyorsam sizlerin yonlendir mesine ihtiyaç duymaktayım.Yani ben acizhane kursda hocalarin söylemlerinden minareyi çalan kılıfını hazırlar misali bı atmosfer olduğunu düşünüyorum herkes sessiz.Her sohbette Allah sefattlerine nail eylesin Kemal bey abimizin , Ahmet bey abimizin mübarek sözlerinden sonra malum Alihan Kurisin hizmet ile alakalı sözleri okunuyor.Oda diyor dünyanın gidilmedik yerlerine hizmet götürdü hatta karton toplayan çocuklari ikna etti talebe yaptı diyorlar.Simdi haftalık bu sohbetlerin üzerine samimi ihvana ahavata bu sozler üzerine biz hayır arkadaş bu yaptıkları yanlıştır yada su şu iddalara neden cevap verilmiyor diye tepki gösterdiğimiz de tabiri caizse linç edilmezmiyiz.Linc edilmekten kursa alinmamaktan vs korktugumdan yada korkmadigindan değil efendim bu konuda içim de kafamda bı hayli karışık.Bu acizlik de olsa size ifade etmek istedim. Yani sorum o ki tepki tavrımız daha etkili nasıl olmalı ?

Anlattıklarım içinde sizi üzen bir ifade yazmissam can sıkan bir taraf varsa acizligimize veriniz efendim.

Allah’a emanet olunuz?

[14.10.2021 07:45] Mehmet Fahri Sertkaya: v.a.s. Haksızlıklar, zulümler karşısında susanlar bile dilsiz şeytanlandır. Susarak, bu zulümlere razı olduklarını, zalimin yanında olduklarını göstermiş olurlar ve nihayetinde helak olurlar. Dünyaları ve ahiretleri yıkılır.

Sizleri dışlasalar, linç etseler, yasaklasalar hatta fiziki şiddet sergileseler bile dik duracak, hakikatleri en medeni ve samimi tarzda ifade edecek, hesap soracak ve şöyle diyeceksiniz

“Daha ne kadar tahammül edeceğiz, ne kadar daha sessiz kalacağız? Bu gidiş nereye? Yaşananlar, gaflet ve dalalet seviyesini geçti, açıkça ihanet sergileniyor. Biz, dünya ve ahiret saadetimiz için bu devaya mensup olduysak, bu yolun/davanın, en merkezden imha edilmek istemesine nasıl razı olabilir, sessiz kalabiliriz. Biz, neyin ne olduğunun meydana çıkartılmasını, bir kısım hainler haince işler yapıyorsa onların saf dışı bırakılmasını, cezalarını bulmasını ve hep beraber gerçek Süleymanlılar gibi olmayı istiyoruz. Türkiye’de ve dünyada gidiş dünya ve ahiret felaketine iken, bu koca cemaatin gücünün neden hayra kullanılmadığını, şimdi bir kademe daha ileri gidilerek, en merkezden neden şerre hizmet edildiğini anlamaya çalışıyoruz. Ya bu olacak, ya da elimizle, dilimizle, malımızla ve canımızla bu fitneyi söndürmek için cihad edeceğiz. Çünkü bu bize dinimizin, Allahımızın, resulümüzün emri.”

[14.10.2021 07:52] Mehmet Fahri Sertkaya: Bütün gerçek Süleymanlılar bu tavrı sergilemeye başladığında, o hainler o merkezde iki gün bile duramazlar. Ayrıca, hakiki kardeşlerimiz böyle davrandıkça, ben de icap eden müdahalelerimi yapacağım ve çok kolay bir şekilde bu fitne söndürülecek.

Bir mühim husus da şudur ki, bu kadar çok kişiyi tek tek yasaklamazlar. Diyelim ki bu yolu tercih ettiler, bu onların kısa sürede aleyhine döner. Hatta icap ederse bizler ayrılıp cemaatimizi en temelden yeniden tesis ederiz. Samimiyet, teslimiyet, gayret, mücadele olduktan sonra, her şeyi kolayca yapabiliriz. Bu nedenle, yasaklanmaktan, kınanmaktan, karalanmaktan çekinmeyin. Burası imtihan dünyası, burayı cennete çevirmeye çalışmayın. Ne kadar imtihan, ne kadar dert ve sıkıntı varsa, sonsuz hayatta ona göre dereceler, nimetler, güzellikler var

Mehmet Fahri Sertkaya

Süleymanlılar cemaatinin korona aşıları kararı| Sizlerden Gelenler

[13.10.2021 15:12]

  • S.a.Mehmet abi asi konusunda sessiz kalmamiz istenmis merkezden kimsenin kararini etkilemeyecekmisiz sizde boylemi dusunuyorsunuz konusmayalimmi vurulmak isteyen vurunsunmu ?

[13.10.2021 15:15]

  • Konusmayalimmi zararini biliyoken kardesimize arkadasimiza sorduklarinda siz ne derseniz ben size sormak istedim

v.a.s.
Tıbba, aşılara asla karşı değiliz. Aşılar çok büyük ihtiyaç ama şu korona aşısı denilen şeylerin aslında aşı olmadıklarına, art niyetle meydana getirilmiş şeyler olduğuna eminiz. Bunun çok sayıda tıbbi delili var. Ayrıca bu hususları ispat eden kişiler, dünyanın farklı yerlerinden ve farklı dinlere/tercihlere mensup bilim adamları…

Cemaatimizin idaresini elinde tutan bir kişinin, yıllarca ümmetin, memleketin, milletin ve hassaten cemaatimizin yüzlerce büyük sorunundan hiçbirine müdahale etmemesi, aşı hususunda da bu kadar uzun süre sessiz kalması ve sonra yetmezmiş gibi, sözde aşıları dayatanlara karşı verdiğim bu mücadelen sonra çıkıp da o türlü konuşmalar yapması, kelimelerin tam manasıyla münafıklıktır ve ihanettir. Sürekli Akademi Dergisi takipçisi olan herkes neler yaşandığını görüyor. Akademi Dergisinin, abartılı sansürlemelere rağmen her hususta dünyaya yön verdiği herkesçe görülüyor. İnsanlık düşmanlarının bu kadar sıkıştığı şu günlerde, masonların, yahudilerin, satanistlerin Alihan Kuriş’i bu şekilde yönlendirmeleri, itaat etmemizi gerektirmez. Ben çoktan “Amiral gemisi battı” dedim.

Sizler o sözde aşıları hem vurulmayın, hem herkesi ikaz etmeye devam edin, hem hukuki haklarınızı kullanın, hem her türlü basın/medya ve fikir/ifade hürriyetinizi kullanın hem de merkezi ele geçirmiş hainlerin bu apaçık ihanetlerine de itaat etmeyin. Bununla da kalmayın ve itiraz edin. Artık herkes açıkça sesini çıkartıp “Bu gidiş nereye?” demeli. Ele geçirilmiş merkezin, “Telegram’ı kullanmayın” talimatı da aynı maksatla yaptıkları bir ihanetti.

Mehmet Fahri Sertkaya