Benim açımdan bakılınca son derece faydalı bir görüşme oldu. Rusya’nın da menfaatlerine uygun bir görüşme ama Lavrov’un Putin’e ve diğerlerine bu görüşme hususunda şeffaf ve dürüst davranacağından şüpheliyim. Çünkü bu görüşme Türkiye-Rusya ilişkilerini Lavrov’un istemediği bir hale/seviyeye getirmeye sebep olacak bir görüşme şeklinde oldu. Bu görüşme, 3. dünya savaşı öncesi bütün dünyanın/tarihin akışını değiştirebilecek içerikte ve önemde bir görüşme oldu. Lavrov’un tavırlarını samimi bulmadım. Zaten görüşmenin başında, ortasında ve sonunda şüphe çekici konuşmaları, tavırları da oldu. Görüşme boyunca üzerinden dozer geçmiş gibi bir haldeydi. Rusya’da siyasi camiada yeşillerin ve grilerin oynadığı oyunlardan da haberdarım. Bu görüşmenin içeriği Putin’e şeffafça aktarılmazsa ben yayınlayacağım.
Mehmet Fahri Sertkaya – http://www.mfs.tv
Etiket arşivi: 3. dünya savaşı
Lavrov’un fitne kazanları
Lavrov “Mfs ile Tayyip’in arasını bozmak lazım” diye söylene söylene yoğun mesai yapıyor. Fitne kazanları kaynatmak istiyor. Muhtelif görüşmeler yaptı, yapıyor. İngiltere ve Almanya’yı da bu fitne planlarında yanında görmek istiyor. Bu fitne planları çerçevesinde gizli Ermeni ve Hristiyan Kemal Kılıçdaroğlu ile de görüşmek isteyecekler. İçimizdeki Ermenistan’ı bir kart, bir piyon olarak kullanmak isteyecekler. Gerekirse onları topyekun bir ateşe atmaktan çekinmeyecekler. Pek işe yarar şeyler yapacaklarına ihtimal de vermiyorlar ama ellerinde fazla kart yok ve Ermeni çetelerini de mecburen kullanacaklar.
Sabetaycı gizli Yahudi Meral Akşener’i ve sözde İyi Parti’yi, CHPKK’den daha da kullanışlı buluyorlar. Meral’in fazla gücünün olmadığını, ülke içerisinde de zayıf bir partisi olduğunu ama Tayyip’e karşı son zamanlarda sesinin yüksek çıktığını değerlendiriyorlar. Meral Akşener hakkında “İstediklerimizi dillendirmekte kullanabileceğimiz bir piyon” diyorlar.
Ruhani’nin de çok yalnız ve güçsüz kaldığını, bu fitne planlarına dahil olup destek vereceğini değerlendiriyorlar. PKK’nin pek çok üst isminin Ruhani ile arasının iyi olduğunu, Ruhani’nin bu vesileyle Türkiye içinde pek çok terör eylemi yaptırabileceğini değerlendirdiler. Ruhani ise Putin’e “Tayyip bu konuda bize dişini gösterdi. PKK/YPG/PYD ile hareket etmememiz gerektiğini bize açıkça söyledi. Aksi halde bunun bütün ilişkilerimize yansıyacağını ve zarar vereceğini de söyledi. Lakin ABD üzerimize çok geliyor, biz mecburen PKK/YPG/PYD’yi desteklemeliyiz. Türkiye’de aşırı bir baskı altına alındı bu örgüt. Elimden fazla bir şey gelmez ama yine de tamamen yok edilmesine mani olabilirim.” dedi.
Lavrov, Putin’e,
Mevlüt Çavuşoğlu’nun çok zayıf, liyakatsiz bir adam olduğunu…
Tayyip’in, yaptığı başarılı siyaseti sadece mfs ile yapabildiğini…
Tayyip’in çevresinde liyakat sahibi hiç kimsenin olmadığını…
Çavuşoğlu kullanılarak Türkiye ile ABD’nin arasını bozabileceklerini…
Solomon Soysuz’a ulaşıp bilgiler alabileceklerini ama onun da çok işe yaramayacağını, onu çoktan gözden çıkarttıklarını….
Stratejik konuları kullanarak (Türkiye’deki nükleer santral projesi gibi) anlaşmazlıklar çıkartabileceklerini ve baskı ortamı oluşturabileceklerini…
Türkiye’nin bazı meselelerde Rusya’dan teknik ekibe ihtiyaç duyduğunu, bu desteği vermeyince de Türkiye’nin sıkışacağını…
Bu süreçte Rusya’nın Japonya ile iyi geçinmesi gerektiğini…
Şi’nin, kendisiyle anlaşmak mümkün olmayan bir lider olduğunu, diplomasiden anlamadığını ama mecburiyet icabı Şi ile beraber yol almak zorunda olduklarını…
Çin’le iyi bir müttefik gibi görünürlerse, dünyaya bu görüntü verilirse şu sıkıştıkları zamanda çok faydalı olacağını…
Avrupa’daki mafya bağlantıları üzerinden de Avrupa hükumetlerini sıkıştırmaları gerektiğini…
Esed’in büyük bir fırsat yakaladığını, ellerinden kaçmak isteyeceğini ama şu anda çok sıkışık halde olduğunu ve ellerinden kurtulamayacağını…
Merkel’in Avrupa’daki tek gerçek dostları olduğunu…
YPG/PYD’ye verdikleri destekle YPG/PYD’yi daha güçlü bir hale getirmeleri gerektiğini…
Bu terör örgütünün bitmesine kesinlikle müsaade edemeyeceklerini…
İran’ın da bu konuda üzerine düşenleri zaten yaptığını…
Kırım meselesini öncelikle Heiko Mas ile görüşeceğini…
Kırım’ın o kadar kolay şekilde ellerinden alınabilecek bir yer olmadığını ve bütün bunların Suriye’deki başarılarına bağlı olduğunu…
Suriye’de askeri güç haricinde istihbarat servislerine mensup adamlarını çok iyi kullanarak tarafları birbirine karşı kışkırtmakta çok iyi olmaları gerektiğini…
Casuslarının zaten bu konuda usta olduklarını ve zorlanmayacaklarını…
Türk askerlerine ve Esed’in askerlerine saldırılmasını sağlayacaklarını ve bu iki gücün ittifak etmesini imkansız hale getireceklerini…
İran, Almanya, Rusya ittifakıyla YPG/PYD’yi varlıkta tutup hatta mümkün olursa daha da güçlendirirken bir yandan da dünya kamuoyunu Esed’in YPG’ye güç verdiğine ikna edeceklerini…
Ve benzeri fitne fesat planlarını anlattı, değerlendirdi. Putin “Her zaman en iyi adamımdın dostum” şeklinde karşılık verdi. Büyük memnuniyet duydu.
Tek adam rejimi ve Cem Uzan
İkinci dünya savaşı öncesinde Ankebut Ağı Almanya’yı nasıl hazırladıysa ve Almanya üzerinden dünyayı şekillendirmek planları kurduysa, üçüncü dünya savaşının sıcak çatışmalarına ramak kalmış şu günlerde Türkiye de aynı maksatla ve hızlıca hazırlanmalı.
Bu planlar çerçevesinde ilk yapılması gereken şey Türkiye içindeki muhalif Ermeni çetelerini oyundan düşürmek olacaktır. Şu an itibariyle tesir gücünü büyük oranda kaybetmiş ve yıkılacaklarını kabul etmiş bu çetelere son darbeler ivedilikle vurulmalı, Türkiye’nin siyasetinde, bürokrasisinde, ordusunda, finans dünyasında birlik ve dirlik sağlanmalıdır.
Bunun için gerekirse rejimle özdeşleşmiş ama çoktan da çürüyüp perişan hale gelmiş CHPKK bile kapatılmalı ya da açıkken kapalı kalmış bir vaziyete getirilmelidir.
Gerçek manada bir “Tek adam” rejimi kurulmalıdır ki doğru karar alma, doğru zamanda hamle yapma sorunları ortadan kaldırılmalıdır. Böyle bir Türkiye’ye hem bizim hem de Ankebut Ağı’nın ihtiyacı varken Cem Uzan’ı siyaset sahnesine tekrar aktif şekilde çıkartmaya çalışmak, anlaşılır şey değildir. Bu, hatalı bir proje olacaktır ve zaman kaybından, zarar ziyandan başka bir şeye sebep olmayacaktır.
Biz, Cem Uzan gibi, dibe vurmuş, ruh sağlığını da aşırı derecede bozmuş birisinin, Türkiye siyasetinde boy göstermesine asla müsaade etmeyiz. Cem, siyaset sahnesinde Meral Akşener’den yüzlerce kere daha tehlikeli bir serseri mayın misali yer tutacaktır. Ne zaman nerede çok büyük ve hiç beklenmedik bir kriz çıkartacağını kendisi dahil hiç kimse bilemeyecektir. Şimdiden yazdım, herkesin malumu olsun istedim ki yarın o piyon sahneye sürülünce ve biz gerekli karşılıkları verince kimse bize bilenmesin. O halde hiç kimse Cem Uzan projesine oynamasın, masraf etmesin ve emek ziyan etmesin.
3. Dünya Savaşına Hazır Hale Gelinmeli

Hindistan ile Pakistan arasındaki sorunlar zaman kaybedilmeden çözülmeli ya da geçici süre bazı sorunlar bu iki ülkenin idari kadrosu tarafından görmezden gelinmeli.
Türkiye-Pakistan-Hindistan arasında askeri işbirliği, savunma anlaşması ve tatbikatlar yapılmalı. İmkansız ya da çok zor gibi görülmemeli. Bunlar doğru kararlarla ve hamlelerle kısa sürede sağlanabilecek şeyler.
Hindistan ve Pakistan ordularının mensuplarına kısa sürede kaliteli eğitim verilmeli. Hindistan’ın ve Pakistan’ın hava savunma ve hava saldırı sistemleri en kısa sürede güçlendirilmeli. Bu ülkelerin donanmaları her yönüyle elden geçirilmeli, güçlendirilmeli ve 3. dünya savaşına hazır hale getirilmeli.

Suriye’de Amerikan askeri varlığı kısa sürede ama kademeli olarak ve Türkiye’nin desteği ile artırılmalı.
Ruhani, oluşan yeni dengeleri doğru okumalı ve Suriye’den kademeli olarak, sakince çekilmeli.
Ruhani’yi Rusya’nın ve Çin’in müttefikliğine sürükleyecek sert hamlelerden kaçınılmalı. İran’la diyalog ve karşılıklı menfaat temini yoluyla yol alınmalı. İran zaten Rusya’nın çok zora düştüğünü, daha da düşeceğini biliyorken, Rusya için bedel ödemek ve kendini ateşe atmak istemiyorken, Rusya ve Çin’i bitirme sürecinde İran ile mümkün olduğunca karşılıklı rızaya/menfaate dayalı anlaşmalar yapılmalı. Rusya ve Çin’i bitirme süreci hızlandırılmalı.

Türkiye’de gizli Ermeni çetesinin ülkeyi kısa sürede erken seçime götürme, halkı iktidara karşı kışkırtma hatta ayaklandırma planlarına/fitnelerine karşı her zaman her yerde dikkatli/tedbirli olunmalı. Suriye’de, Libya’da ve oluşabilecek başka cephelerde Türkiye’nin çok yüksek sayıda asker kaybetmesini isteyen ve bunu büyük bir kart olarak kullanmayı planlayan gizli Ermeni çetesine asla meydan verilmemeli.

Grilerin ve diğer türlerin oyun içinde oyun kurmalarına karşı dikkatli olunmalı. Amerika’nın ve AB ülkelerinin kurumları içinde hala önemli yerlerde çok sayıda biyonik robot var ve en kritik anlarda olayların akışlarını kendi menfaatlerine göre yönlendirmeyi istiyorlar. Ankebut Ağı, Macron ve Merkel’e güvenmek gibi vahim bir hatayı asla yapmamalı. CIA’daki Griler hala rahat durmuyorlar ve ayar almadılar. Ankebut Ağı, ortak paydada hareket edilen şu zamanda, Macron gibi açık bir şekilde Türk ve İslam düşmanlığı yapmamalı. Dünyanın her yerindeki Türk ve Müslüman milletlerle, topluluklarla, teşkilatlarla ortak paydada hareket etmeli.

Doğu Türkistan’da yaşananların bir soykırım olduğunu resmi olarak açıklayan Kanada’ya diğer Ankebut Ağı devletlerinden ve liderlerinden hızlıca destek gelmeli. Çin’e yapılan baskılar artırılmalı ve daha önce de yazdığım gibi basın ve medya gücü organize ve kararlı bir şekilde kullanılmalı. Bu rüzgar iyice şiddetlendiğinde Çin’deki diğer sorunlu bölgeler ve topluluklar için de aynı çıkışlar sergilenmeli.
Ankebut Ağına bağlı ülkelerin gizli servisleri, Doğu Türkistan’da zulme, işkenceye ve asimilasyona tabi tutulmuş bazı kişilerin ve ailelerin kendi ülkelerine kaçmalarına meydan hatta destek vermeli. Bu kişiler uzun uzun konuşturulup dünya basın ve medyasında ses getirilmeli. Bazı ülkelerde zaten son zamanlarda Doğu Türkistan’dan kaçmış kişiler ve aileler var, onlara da mikrofonlar uzatılmalı. Bu sürecin sembolü halinde gelen mazlum ve öncü kişiler olmalı. Bu konuda elde zaten mevcut olan somut deliller basın ve medya ile paylaşılmalı.

Çin Komünist Partisi’nin (ÇKP) tarihini, ideolojisini, tarihi boyunca nasıl vahşetler sergilenmesine sebep olduğunu, işlediği türlü türlü suçları, bu suçları suçtan saymayışını, hem Çin halkı hem de dünya insanlığı için bir tehdit unsuru olduğunu gözler önüne seren belgeseller, haberler ve röportajlar yapılmalı/yayınlanmalı. Geçmişten bu güne on milyonlarca insanın katledilmesinden mesul olan ÇKP’nin, günümüzde de aynı zihniyette olduğu, dünya insanlığından bazı oyunlarla gizlenirken Çin’de ne kadar büyük çapta bir zulüm olduğu gözler önüne serilmeli. ÇKP dünya insanlığından ve devletlerinden, hak ettiği büyük baskıyı görmeli. ÇKP içindeki ihtilaflı meseleler ve kişiler üzerine de gidilmeli.

Bir savunma savaşına hazırlanan Çin’in, savunmasını güçlü tutmak için Moğolistan’ı da kullanacağı anlaşılıyor. Çin’in Moğolistan’a dair planları ve hazırlıkları öğrenilmeli.

Türkçe’de “Hırlayan köpek ısırmaz” diye bir söz var.
Çin’in halini en kısa şekilde özetleyecek söz de bu… Her taraftan ve her sahada kuşatma altına alınmaya başlanan Çin’in çoktan sahada ciddi karşılıklar vererek yani sözle değil de fiiliyata dökerek bu mesajı vermesi beklenirdi.
Lakin Çin, dünyaya gösterdiği görüntünün aksine olarak aslında güçsüz ve sıkışmış taraf olduğunun farkında.

Çin’in iyice köşeye sıkışması Şi’nin öfkesini, hırçınlığını artıyor. Şi bu haliyle ülkesinde uyguladığı zulmü, işkenceyi, suçları daha da artırıyor.
İyice yalnızlaşan, güçsüzleşen ve dünyanın gözleri önünde büyük tavizler vermek zorunda kalan Rusya’da da moraller çok bozuk. Putin’in, aldığı haberler ve Akademi Dergisinde gördüğü yayınlar sonrasında öfkelenip elindeki telefonu fırlatıp attığı oldu.
Rus ve Çin metafizikçileri de döküldüler. Ne büyücüleri işe yaradı ne de medyumları… Bu da morallerini çok bozdu.
Mehmet Fahri Sertkaya
AKPKK’li münafık İslamcıların pişmanlık tiyatroları bu günden itibaren daha da artacaktır

“Senin de evin yıkılsın, senin de evladın parçalansın ey Erdoğan”
AKPKK’li münafık İslamcıların pişmanlık tiyatroları bu günden itibaren daha da artacaktır. Buna meydan verilmemeli. Bu kadar düşmek hata ile yapılabilecek şey değildi. Aralarında gerçekten aldanmış olanları belki bir avuçtur, kalanları bilerek ihanetlere, soygunlara, vurgunlara, katliamlara destek verdiler. Hem de vatan, millet, din, iman edebiyatı yaparak…
Allah bunların cezasını daha bu dünyada, muhtelif vesilelerle/sebeplerle vermeye başlayacak, ömrü olan herkes bunu görecek. 3. dünya harbi de yaşanacak, harp ekonomisi de oluşacak, çeşitli sebeplerle birbirlerine de girecekler, birbirlerini boğazlayacaklar, aç ve hasta düşecekler, bir kuru ekmeğe, bir şifalı ilaca muhtaç ölecekler.
Suriye başta olmak üzere, BOP kapsamında bölgede kanına girdikleri milyonlarca masumun ahı tutacak bunları… Kaçırılan ve organ mafyalarına, fuhuş mafyalarına kurban olan çocukların, gençlerin ahı tutacak bunları… “Senin de evin yıkılsın, senin de evladın parçalansın ey Erdoğan” diyen Suriyeli anaların ahı tutacak bunları.
Bunca Allah’sızlığa Allah-u zülcelali, din-i mübin-i İslam’ı, Kur’an-ı Kerim’i, hz. peygamberimizi, şeriatını, milli ve manevi değerlerimizi, vatan/devlet davamızı alet eden mel’unlar, ibret-i alem olacaklar. Çok ama çok feci suretlerde ölecekler. Ahiretlerini ise hiç düşünmeyin, aklınızdan olursunuz.
Mehmet Fahri Sertkaya