Etiket arşivi: Hulusi Akar

“Bu Tayyip’in aklı mı yok, ne yaptı bu adam böyle”

Türkiye’de neler döndüğünü, siyasi sahnede esen rüzgarları doğru yorumlayamayan çok kişiler ve kurumlar var dünya üzerinde… İstihbarat eksikliğinden dolayı doğru yorumlayamıyorlar. O da şu… Tayyip, etrafındaki pek çok kişi tarafından kandırılıyor, yönlendiriliyor ve pasifize ediliyor.


En başta Solomon Soysuz her seferinde Tayyip’e oyun içinde oyun kuruyor. Tayyip’in kendisine verdiği talimatları hakkıyla, tamamiyle ve iyi niyetle yerine getirmiyor. O kısımlarda hep oyun içine oyun giriyor. Soysuz, Tayyip’in yüzüne gülüyor, çok mert duruyormuş görüntüsü oynuyor, ara ara “İyi da abi, öyle söylüyorsun da öyle yaparsak şöyle kötü olmaz mı” şeklinde endişelerini de bildiriyor. Sonra Tayyip’in talimatlarına uyuyormuş gibi görünüyor ama alttan alttan her seferinde kuyu kazıyor.


Bunu MİT’in başındaki Hakan Fidan da yapıyor. Hakan, Ermeni/Hristiyan kökenli ve kim ne derse desin kökenleri, bağlantıları, tavırlarını/kararlarını etkiliyor. Hakan Fidan Türkiye’deki gizli Ermeni çetesiyle ve bu çetenin milletler arası bağlantılarıyla yakın duruyor. Gönlü hep onlardan yana…


Bir diğeri de Hulusi Akar… Hulusi Akar’ın da Tayyip’in tam olarak bilmediği ve nüfuz edemediği bağlantıları var. Hulusi kesinlikle Tayyip’e dost değil ve sinsi oyunlarla ona hep ayak bağı oluyor.

Bu üç kişi hakkında da kaç kere ikaz edici yazılar yazdım. Bütün dünya okudu, anladı. En çok da Soysuz hakkında Tayyip’i ikaz ettim. Her seferinde Tayyip, yaptığım bu hamleleri aralarında fitne çıkartmak istediğime yordu. Aslında bazı zamanlarda hakikati anladı, hak verdi, bir şeyler de yapmak istedi. Lakin benim dediğimi yapmış bir Tayyip görüntüsü oluşacak diye, böyle bir şey nefsine çok ama çok ağır geliyor diye, farkında olarak hatalar yaptı. İşte bu gün Tayyip çok köşeye sıkıştı. Artık ne yana hamle yaparsa yapsın, başına felaketler gelecek. Fark şu ki doğru safı seçtiğinde başına nispeten daha az felaketler gelecek. Bunu da çok iyi biliyor. Lakin bu işleri buraya farkında olarak getirdi. Bir gün bu manzaranın yaşanacağı kesindi.

Ben ona “Kabineyi değiştir” dediğimde ve sahayı buna kolayca hazırladığımda nefsi tavırlar yapmak yerine, o dengeleri gözetip dediğimi yapsaydı, şu anda şu bitik ve çok fena köşeye sıkışmış halde olmak yerine dünyanın en etkili siyasi liderleri sıralamasında üçüncü sırada olacaktı. Şu anda bambaşka bir Türkiye olacaktı. Hırs, hased, inat ve benzeri nefsi tavırları, aklının ve mantığının önüne geçti ve her şeyi berbat etti. Bu süreçler boyunca etrafında bulunup da kendisine doğruları söyleyenler oldu, onları da dinlemedi.

Şimdi bir kez daha dünyanın her tarafından herkes şaşkına döndü. “Bu Tayyip’in aklı mı yok, ne yaptı bu adam böyle” deyip durdular. Bu Tayyip bu günleri çok önceden hazırlamaya başlamıştı, bu günlerin geleceği belliydi. Üst üste yapılan bunca hatanın sonu elbette böyle olacaktı. Etrafındaki o lüzumsuzlarla yoluna devam etmek istedikçe neler olacağı da belli: kısa sürede bir şekilde yok olacak…

Mehmet Fahri Sertkaya

NASA’nın Türkiye’de gizli bir birimi (NGB) var.

Sabetaycı gizli Yahudi ve Mason olan Haktan Akdoğan’ın İzmir’deki bu UFO hadisesine dair yorumları, hemen her mevzuda olduğu gibi, büyük oranda isabetsiz. İzmir’de ele geçen uzaylı, süper teknoloji ürünü bir insansı robot değildi. Tek de değildi.

İki kişilerdi. Ufak bir UFO’ları vardı. Kötü niyetli ve saldırgan değillerdi. Kaza yapmadılar, vuruldular. Dostane şekilde sadece incelemeler yapıyorlardı. Bunlar, hususiyle Türkiye’ye ilgi duyan uzaylı insanlardandı. Türkiye’ye olan ilgilerinin sebebi, bu insan türünün de tıpkı bizler ve Merihliler gibi Müslüman olmasıydı.

Düşük hızda uçarak incelemeler yaptıkları bir anda, hiç beklemedikleri şekilde saldırıya uğradılar. Ordumuza ait çok özel bir İHA, bu küçükçe UFO’ya lazer ışını gönderdi ve hem patlama yaşanmasına hem de düşmesine sebep oldu.

2014 yılındaki o habere çok inanmayın. Lazer silahları onlarca senedir var ve kullanılıyor. ABD, Güney Afrika Cumhuriyeti’ne bile bu lazer silahlarından vermişti ve onlar da bir UFO’yu vurup içindekileri ele geçirmişti. Yaşananlara ve elde ettikleri UFO enkazı ile uzaylı insanlara dair tuttukları resmi evraklar da basına sızmıştı.

7 Mart 1989…
Lazer silahlarına sahip olan Güney Afrika Cumhuriyeti Hava Kuvvetleri, Kalahari çölünde bir UFO’yu vurup düşürdü: http://urlkisaltma.com/8llTM

9 Kasım 2015…

Güney Afrika’nın Cape Town şehrinde oluşan tuhaf bulutlar kayda alındı ve kısa sürede sosyal medya üzerinden dünyanın tartıştığı bir konu oldu. Dünyanın çok sayıda ülkesinde haber kuruluşlarında haber de oldu.

Büyük UFO’ların, dünyayı incelemek isterken, ellerindeki yüksek teknoloji ile etraflarında yapay bulutlar oluşturabildiği biliniyor. Bilinen tarihte, böyle bir vak’a ilk defa, Çanakkale savaşında Norfolk taburunu bulutların(!) yutması sırasında görüldü.

Norfolk taburunu yutup da çok zor bir zamanda biz Müslüman Türklere yardım edenler bulut değil, tıpkı bunlar gibi UFO’lardı. Bir istisna olarak, Müslüman uzaylıların dünyamızın olaylarına müdahale etmesine kısıtlı bir izin verilmişti. Bkz: http://urlkisaltma.com/1Tbhz

İzmir’deki söz konusu uzaylı hadisesine müdahale edenler 11 ya da 12 kişilerdi.

Bunlardan dördü Jandarma kimliklerine sahipti, diğerleri polis kimliklerine… Hepsinin kimliği gerçekti. Gerçekten Jandarma’da ve Emniyet’te kayıtları vardı. Lakin hepsinin hem Jandarma’da hem de Emniyet’te kayıtları/kimlikleri vardı. Ellerindeki bu gerçek kimliklerde gerçek resimleri vardı. Lakin isimleri Jandarma kimliklerinde Ahmet ise, Polis kimliklerinde Mehmet ya da başka bir şey olarak geçiyordu. İki teşkilatın da resmen var olan adamları olan bu kadro, aslında MİT’in, MİT üzerinden CIA ve NASA’nın adamlarıydı.

Üç araçla olay yerine geldiler. Birinci araç, başka bir hadisede çekilmiş olan bu fotoğrafta gördüğünüz ile aynı marka ve model olan ve aynı böyle renk, şerit ve özelliklerde olan sahte bir Jandarma aracıydı…

İkinci araç, aynı marka ve modelde olup tamamen siyah renkteydi. Üçüncü araç ise Jandarma ve Emniyet teşkilatında da kullanılan çift kabinli bir pikaptı.

Sadece 20 dk sonra

Bahçelerinde “tıpkı insan gibi” diyerek tanımladıkları ve bacağından bir şey akan, korkmuş, ne yapacağını bilemez halde bir acayip canlı gören… Uzaylı olduğunu düşündükleri bu canlıyı polise bildirmeye teşebbüs eden bu insanların ifadesine göre, Jandarma zan ettikleri ekip oraya 20 dakikada ulaştı.

Aralarından biri, bu şahitlerin tam olarak izah edemediği bir şeyi üzerine giydi (Sadece bir çelik yelek de olabilir, özel bir kıyafet de olabilir). Yanındakilerin silahlarını doldurmasını istedi ve korku, panik, şaşkınlık duymadan, sanki böyle bir canlıyı daha önce de görmüş ve yakalamış gibi tavırlarla gitti, yakaladı. Gayet sakin tavırlarla, yakaladığı uzaylı insanı araçlardan çift kabinli pikaba koydu ve “Bir şey yok, merak etmeyin. Biz size haber vereceğiz” deyip gittiler. Bir daha kimse bu insanları aramadı, bilgi de vermedi.

O uzaylı insanın üzerinden aşağı akan şey kandı. Onların kanı gri renkte olduğu ve vakit de gece olduğu için, şahitler yorumlamakta zorlanıyordu. Bu yaralının diğer arkadaşı ağır yaralıydı. Düştükleri yerden kalkamamıştı. O ise yaralı hali ile yerleşimin bulunduğu yere geldi. Muhtemelen yardım isteyecekti ama köpekler etrafını çevirdi. İhtiyar ev sahibi de çıkıp silahını ona çevirdi.

Oraya gelip onu alanlar NGB’dendi. UFO’larını da NGB düşürmüştü ve 11-12 kişi değillerdi. Ekibin geri kalanı (ki 8-10 kişi daha vardı) UFO’nun düştüğü yeri bir an önce bulmak telaşındaydı. Bu ekibin oraya 20 dakikada gelip bu kadar korkusuz, şaşırmamış ve kararlı tavırlarla müdahale etmesinin sebebi buydu…

ABD’de, dünyanın pekçok ülkesinde ve Türkiye’de, uzaylıları ve UFO’ları ve tuhaf buldukları bütün hadiseleri (mesela obrukları) araştıran bir gizli teşkilat var. Evet, bu, tek bir teşkilat ama pek çok ülkede gizlice teşkilatlanmış. NASA bu sistemi yönetmek için CIA’yı kullanıyor. CIA da bu sistemin Türkiye ayağını yönetmek için MİT’i kullanıyor. NASA’nın Türkiye’deki bu gizli birimini (NGB’yi) şu anda Hakan Fidan, Tayyip Erdoğan, Hulusi Akar bile bilmiyor.

Yaralı yakalanan ile UFO’nun düştüğü yerde ölü ele geçirilen iki uzaylı insan, en kısa sürede ABD’ye götürüldü. Ceset bozulmadan üzerinde her türlü inceleme yapıldı. Yaralı kurtulanın üzerinde de incelemeler, deneyler yapıldı.

Kaza yapmış UFO ise daha sonradan, dikkat çekmeden ABD’ye götürüldü. UFO, önce NGB’nin Türkiye’deki güvenli bir mekanına götürüldü. Paketlendi, sarıldı ve sonra ABD Hava Kuvvetllerine ait bir A400 askeri nakliye uçağına konularak ABD’nin meşhur 51. Bölge isimli üssüne götürüldü. A400 Türkiye’ye sanki başka bir şey için gelmiş gibi gösterildi.

NGB yaklaşık 40 yıldır gizlice Türkiye’de faaliyette… Bu güne kadar Türkiye’de en az on uzaylının ele geçirildiği ve ABD’ye götürüldüğü biliniyor.

NGB sistemi içinde TSK içindeki hain bir ekip de var. TSK’daki NGB ekibi, MİT’teki yöneticinin emrinde. NGB’nin en üst yöneticisi bir MİT personeli… MİT’te müsteşarlar gelip geçiyor ama daha alt kademede olan bazı insanlar ilerleyen yaşlarına kadar MİT’te o konumda tutuluyor. İşte bunlardan biri NGB’nin şefi ve bu kişi de gizli Yahudi.

YİT, dönen dolapları çok daha ayrıntılı surette biliyor. İsimleri de bağlantıları da sahada kullandıkları personeli de bu personellerin hangi işlere burnunu soktuğunu da biliyoruz ve operasyonlarımızı tamamlayana kadar bu kısımları buradan elbette yayınlamayacağız.

Ankebut Ağı’nın bu birimini de imha edeceğiz.

Mehmet Fahri Sertkaya