Kategori arşivi: Siyaset

Metafizik sahaya bakın

Kaçmayın! Ölmeyin! Yıkılmayın!
Bütün dünya görüyor şu sefil, şu korkak, şu aciz halinizi…
Haydi gayret, gayret…

Daha fazla gizlemeleri mümkün değil. Hazır olun, “küresel mali kriz” geliyor. Çok gürültülü olacak.

Bu kadar batağı metafizik saldırılarla, sansürlerle, yalan resmi beyanlarla daha fazla gizleyemezler. Kara paraları da iyice kesildi.

“Kâr etme” çabasına girişmeyin. Sermayenizi korumaya odaklanın. Alış verişi kontrollü şekilde durdurun ya da çok azaltın. Sadece “garanti” işleri alın, yapın. Risklerden kaçının. Büyük şirketlerin büyük batacağını göz önünde bulundurun. Gereksiz satın almalar yapmayın ve borçlanmayın. Hiçbir para birimine güvenmeyin. Onlarca devleti aslında tek kişi, uzaylı Deccal yönetiyor ve devletlerin resmi açıklamalarına hiç itibar etmeyin.

Kripto para sahasında da çok canlar yanacak, defalarca uyardım. Bilgisayar korsanlığına çok daha fazla dikkat edin.

Ankebut Ağının kendi içindeki para akışı da normal şekilde işleyemiyor. Bu ülkeler danışıklı dövüşüyor olmasalardı, küresel mali kriz çoktan patlak vermişti. Bu güne kadar ötelemeye sebep olabildiler ama değişmez kader, yine de yaşanıyor.

An itibariyle Çin pazarı/piyasası tam bir bataklık.

Ankebut Ağı mensubu olup da bu güne kadar siyasi ve mali dengeleri yönlendiren meşhur pek çok kişinin, şu anlarda telefonlara bakacak kadar gücü, morali, imkanı kalmadı. Dünya genelinde kilit halindeler, çaresizler.

Şu anda dünya genelinde, “asla batmaz” denilen yüzlerce banka batak halde…

Türkiye’nin de büyük savrulmasına, büyük zararlar etmesine izin vereceğim ve “şimdi tam zamanı” dediğim yerde tutup Türkiye’yi düze çıkartacağım.

Onlarca devletin açıkladıkları mali tablolarının “balon” olduğu açıkça göz önüne çıkacak.

Milletler, idarecileri tarafından nasıl kandırıldıklarını, nasıl sinsice soyulduklarını ve iflas ettirildiklerini anladıklarında öfkeden deliye döneyecekler. Hiçbir sansür ya da ordu, onları durduramayacak.

Borsaları, maliyeleri, nakit kara paralarla ayakta tutmak için kullanılan “paravan” şirketler de ifşa olacaklar. Çok intiharlar, su-i kastlar, tutuklamalar, yargılamalar olacak.

Mehmet Fahri Sertkaya | Akademi Dergisi

Tayyip şu haldeydi…

Zamanı ve mekanı idrak etmesi bile çökmüştü. Canlı yayında olduğunu bile bilemiyordu. Canlı yayında bile bayılıp hemen ayılıyordu. Beyninde “şifa bulmaz” darbeler ve bolca gri noktalar vardı. Kendisine anlatılanları da anlamıyordu.

Birinin desteği olmadan küçük merdivenleri bile inemiyordu. Küçük ve büyük hacetini tutamıyordu. Hafızası kevgire dönmüştü, çoğu yerler delikti, ulaşamıyordu. Dün kiminle konuştuğunu hatta ne yediğini de bilemiyordu. Kürsüye çıkınca belini, boynunu dik tutamıyordu. Sesi de çok cılız çıkıyordu. Nefes alışı da çok sorunluydu.

Bu Tayyip’e ne oldu? Nasıl oldu da o kadar kısa sürede birden canlandı, her yönüyle akıl almaz bir iyileşme gerçekleşti?

Ya da şöyle de sorulabilir, ne kadar süredir plastik/silikon maskeli Tayyip dublörleri kullanılıyor?

Son defasında canlı yayında fenalaşan kişi de dublör müydü?

Bu güne kadar Tayyip gibi vasıfsız bir piyonu kullanarak Türkiye’yi mahveden ve sömüren masonlardan olsaydınız, Tayyip’in haline takılır mıydınız? Dublörlerle yolunuza mı bakardınız?

Bilen varsa söylesin, Bohçalı hala gerçekten ölmedi mi, yoksa o da dublör mü?

Türkiye’nin herhangi bir yerinde PKK ya da türevi bir terör örgütü, bombalı ya da bombasız bir terör eylemi yaparsa… Şimdiden bilin ki o terör eylemini AKPKK-MHPKK hükumeti, MİT, CIA, TSK’nin genel kurmay kademesi, sözde muhalif partiler, hepsi beraber yaptırdılar.

Bilin ki en çok da Suçişleri Bakanlığı ve Soysuz o saldırının arkasında olacak…

Mehmet Fahri Sertkaya | Akademi Dergisi

İlk defa gördüğünüz bir kişi olduğunu düşünün

Resmi yakınlaştırın ve yüzüne odaklanın.

Kaşlara, gözlere, dudakların duruşuna ve hepsinin birbirini nasıl tamamladığına bir bakın.

Bir de onların duruşunu tasdik eden ve tamamlayan kulaklara bakın. Alnın da “idrakım çok kapalıdır benim, kütük gibiyimdir. Hiçbir şeyden anlamam.” diye bağırışını duyun.

Hiç ilm-i sima bilmeyen biri bile, Ermeni/Çingene kırması olan Sinan Oğan’ın yanına yaklaşmaz. Yakınından bile geçmez. İlmi olarak yorumlayamasa bile sezer de uzak durur.

Öyle kindar, öyle acımasız/merhametsiz, öyle dik kafalı, öyle inatçı, öyle sinsi bir yüz ifadesi var ki, fırsatlar eline geçse, bu tip, Tayyip’i bile geçer. Onu bile aratır bu millete…

İnsan değil bu kişi, bildiğiniz canavar… Muzır bir varlık… Menfaatine uyuyorsa ve fırsat da bulabilmişse, bütün dünya insanlığını bile düşünmeden, acımadan öldürür geçer.

Buna, bir mahalledeki bir bakkal dükkanı bile emanet edilmez. Oradan bile her gün çalmanın yollarını arar. Sadece çalmakla da rahatlayamaz. Orada bile, etraftaki bütün esnaflarla kavgalı olur. Hem de yumruk yumruğa kavgalı olur. Lafı, fitnesi, herkese bulaşması, sonra roller oynarak üste çıkmaya çalışması, dürüst ve haklı gibi görünmeye çalışması hiç bitmek bilmez.

Cihanda ne kadar insan varsa, hepsi bunun karşısına çıkıp laf anlatsa, hepsi de ayrı ayrı deliller gösterse, bunu ikna edemez. O kadar inatçıdır. Çünkü gerçeği bile bile, ölümüne bir inatla inkar eder ama sinsice… Anlayamıyormuş gibi yaparak… Çünkü onun için asıl olan menfaatidir, başka bir şey umurunda bile değildir.

Menfaatine uyduğu zaman da gidip elini ayağını öpmeyeceği hiç kimse yoktur. Senelerce ısrarla savunduğu yanlış bir şeyi bir gün aniden ret ettiği görülebilir ama bu, gerçeği artık gördüğünden değildir. Herkese fark ettirmediği bazı dengeler değişmiştir de sinsice ona ayak uydurur.

Bunun gibiler umumhane kapılarında bekçi olurlar. İbnelerin barlarının kapılarında bekçi olurlar. Mafyaların içinde, hiç güvenilmeyen ve köpek çekilen kişiler olurlar. Tecavüzden ceza evinde yatan kişiler olurlar, dolandırıcılık çetesi üyesi olarak içeride yatarlar ama başka da bir şey olmazlar. Bunun annesi, karısı, çocukları, babası gibi yakınları sinir hastası olur, bazıları ciddi ciddi delirir. Ya da katil olurlar, bu tipe sıkarlar ve hayatları kararır. Çünkü İblis’in istediği ayarda olan devlet nizamı, böyle bir pisliğin zararına son verene ödül vermek yerine, tutar ceza evine koyar.

Bir ülkede bu tip, kazara başa geçse, ülke lideri olsa, vay ki ne vay o ülkenin haline… Gerçi, idrakları sıkıntılı olduğundan ve ayrıca öfke kontrolü de olmadığından, çok uzun kalamazlar ülkenin başında ama kısa zamanda da mahvederler ülkeyi…

Şu demokratik cumhuriyet rejimi ne lanet bir şey… Arsızı, hırsızı, haini, dolandırcısı, cahili, katili, canisi, tecavüzcüsü bile seçiyor ve seçiliyor. Böyle lanet bir sistem bir de dünya genelinde tek meşru bir idare şekli gibi dayatılıyor. Hep mason biraderlerin teşkilatı üzerinden oluyor bunlar… “Kainatın ulu mimarı” dedikleri İblis, onlardan zaten bunu istiyor. İnsanlığı felaketten felaketten sürüklemelerini…

Hadis-i şeriflerde zaten ahir zaman anlatılırken “İnsanların en şerlileri, insanların başına geçerler.” denilmiş.

Sinan Oğan, şu her yanı pislik, rezillik, ihanet, yalan, sapıklık olan Muharrem İnce pisliğinden bile bin kere pislik bir kişi…

Bunlar gibilerin bu ülkede devlet başkanı olmasını geçelim, nefes almasına bile izin vermeyeceğim.

Ben kripto Ermeni, kripto Yahudi, mason, satanist, terörist, mafya, sistem, ABD, İsrail, İngiltere, NATO falan bilmem, tanımam.

Hak edeni bir böcek gibi ezerim ve sadece Tayyip’le Kemal’i değil, Sinan’la Muharrem’i de böcek gibi misali ezeceğim. Zaten hepsi CIA’ya ve aynı kara paracı örgütlere çalışıyorlar. Ortada seçim falan yok ve oldu bittiye de meydan bırakmayacağız.

Tayyip gibi, Kemal gibi, Muharrem gibi, Sinan’ın da “kravatlı terörist” olduğunu…

Hala duymayan, bilmeyen birileri kaldı mı bu ülkede?

Her gün Türklük ve yanı sıra tezat şekilde Adıtürkçülük rolü oynayan Sinan Oğan, gizli Ermeni bir terörist, kara paracı bir insan şeytanı…

Mahşerin dört atlısından hangilerinin aynı zamanda Çin’e, Rusya’ya ve Avrupa’ya çalıştığını hala bilmiyor musunuz?

Hangisinin hangi para işleri yaptığını, hangi sözde diplomatik temsilcilerden emirler aldığını, hala bilmiyor musunuz?

Hangisinin MİT/CIA korumasında olduğunu bilmiyor musunuz?

Mehmet Fahri Sertkaya | Akademi Dergisi

Kursun yemekhanesinde | Rüya tabirleri

– Selamünaleyküm hocam hayırlı günler gece rüyamda bir kursumuzun yemekhanesinde kendimi gördüm idareci hocamız diyor ki işte çok büyük sıkıntılar yaşayacağız maddi anlamda senin çevrenden yararlanmak istiyoruz diyor ve işte kursun hangi yerinden geçsem talebe ışıkları kapatıyor çok elektrik parası gelmemesi için ve inali yıldırımı görüyorum işte diyorum kurslara bir müdahale mi söz konusu ne zaman olacak diyorum yarın işte bir saatte yapılacak diyor acaba rüyanın tabiri ne olabilir

= vas. Kurs rüyalarının çoğu hükumeti temsilen görülüyor. Hükumet batak vaziyette ve şu halden sonra bile iktidarda kalmanın yollarını arıyorlar. Zaten memlekette anayasa, kanun, mahkeme diye bir şey kalmadı. Onlar emir ediyorlar, herkes uyguluyor ve bunun adı da hükumet sistemi oluyor. Seçime izin vermeyeceğimi de biliyorlar. Bu çıkmaz sokakta bir çare arıyorlar. Sana da bu halleri malum olmuş. Benim çevrem ve itibarım üzerinden yatırımcı çekmek istiyorlar. Hayal aleminde yaşıyorlar, bittiler, yolun sonuna geldiler. Rüyada görülen yemekhane de işlerin planlandığı, iş anlaşmalarının yapıldığı yer demektir zaten…

Mehmet Fahri Sertkaya | Akademi Dergisi

I will crash the stock market, the finance

I will allow a devaluation occur. I will not allow the problems grow any larger. I will give every kind of responses to everyone who are still trying to make moves to keep some human trafficker traitors who are the dogs of other countries in power in our country. This is a National Defence movement. Those who want to risk their lives should come against Istanbul and the real patriots.

No one have the right to do this to Turkiye, to Turkish nation and millions of our children who go to bed hungry. The tens of money laundering countries can go to hell, we will not allow them to drag this country into the abyss with ridiculous decisions and unbacked money.

Everyone should make the last preparations for the major devaluation.

Mehmet Fahri Sertkaya | Akademi Dergisi

I am not recognizing

If there is a message to be given to me and to my state, I am pushing it away, trampling it under my foot.

I do not recognize the prosecutors, the judges who are the pawns of the Bastards. I do not comply with the so-called Court and the law enforcement who obeys their orders.

Those who waste their times with such pawns, dogs on leash who are bastards and idiots… Those who are playing the role of the world leaders, let them come out and face me if they have the courage.

I swear that I will destroy their governments. I will ruin their money laundering businesses more. I will ruin their businesses more from drug trafficking to the human and organ trafficking and I will expose them. And the entire world will watch what I’ll do.

Now, let everyone pull out their guns and let those who have the courage come out and face me.

Mehmet Fahri Sertkaya | Akademi Dergisi

Peas will be banned from being eaten by humans in Turkey

Very soon, the people will be banned from eating peas in Turkiye. The use of peas in food products of the people will be forbidden. The animals can be given peas to feed them will be listed and announced.

The people related to this subject should make the right decisions, should make the right moves and determine their investment goals according to that to avoid damages.

Mehmet Fahri Sertkaya | Akademi Dergisi

Şu ana kadar ya istediklerini yapamadılar

Gölcük-Düzce hizasından aşağıya, Afyon, Uşak ve çevresine kadar olan kısmı kırmaya çabalıyorlar. Peş peşe manyetik şoklar gönderdiler ve muhtelif yerlerde küçük depremler oluşturdular. Hedef, bu bölgeyi de Maraş merkezli afet bölgesi gibi bir hale getirmek.

Şu ana kadar ya istediklerini yapamadılar ya da önce küçük kırılmalar yaparak çok büyük kırılmaları/depremleri hazırlıyorlar. Asıl darbeyi vurduklarında daha şiddetli depremler olmasını sağlamak istiyorlar.

6 Şubat’taki Maraş merkezli depremlerden önce İstanbul boğazına gelip meydan okurcasına tavırlar sergilenen ABD savaş gemisi, en son Zonguldak civarına gitti. O geminin elektromanyetik saldırılarla suni afetler yapmakta kullanıldığı bilgisi gerçek, teyitli bilgi.

Gemi/ler bu türlü saldırıları yapmıyorlar, eş zamanlı olarak çok yönlü müdahalerle böyle suni afet saldırıları yapılabiliyor ve bu gibi gemiler kısmen sistemi destekliyorlar.

Yapılacak depremlerden Tayyip’in, Fuat’ın, Hulusi’nin, Soysuz’un, Mevlüt’ün, İbrahim Kalın’ın, Fahrettin Altun’un, Genelkurmay kademesindeki büyükbaş hainlerin, tıka basa hain dolu olan MİT’teki üst isimlerin, Türkiye’deki çok sayıda etkili ve yetkili kişinin haberleri var. Yine bu insanlık dışı faaliyetlerin başında da hep masonlar ve mason tarikatı var.

Maraş merkezli suni deprem saldırılarından hemen sonrasında planları büyük oranda bozuldu, istedikleri kadar insan, organ, ziynet eşyası ve değerli şeyler kaçıramadılar. İstedikleri gibi bulaşıcı hastalıklar yayamadılar. İstedikleri kadar bölgeyi boşaltamadılar ve sahipsiz bırakamadılar. Bu defa daha dikkatli ve gayretli olmaya çabalayacaklar.

Zemini tam oluştuğu zaman da Çanakkale, İzmir, Muğla gibi şehirler başta olmak üzere, pek çok şehirden düşman işgalinin önünü açacaklar.

Yine, sanki Türkiye batmış, bitmiş, devlet sistemi çökmüş, ordu hiç yokmuş, üç kuruş yardımlara ve üçbeş çadıra ve yurt dışından gelecek sağlık çalışanlarına muhtaç hale gelinmiş rolleri oynanmak istenenecek. Yine masonların kontrolündeki sözde Türk basın ve medyası da üzerine düşeni yapacak. Yine sosyal mecralar, gerçek sahibi olan CIA tarafından sansürlenecek. Elon Musk, sansürlemede gevşeklik yaparsa yine Twitter’a erişme engellenecek.

Hatta bu defa Türkiye genelinde kapsamlı ve uzun süreli elektrik ve internet kesintileri de yapabilirler.

Zaten Maraş merkezli afet bölgesinde sinyal kesicileri gerçekten kullandılar. O insanların gördükleri de anlattıkları da tamamen doğruydu. Devleti resmen idare edenler, devletin kurumlarını ve imkanlarını seferber ederek sinyal kesicileri bölgede dolaştırdılar, çalıştırdılar. Bu kadar aleni şekilde ihanetler ettiler, katliam sergilediler.

O sıralarda enkazların altında yüz binlerce insan vardı. Bunların en az on binlercesi hayattaydı, çoğunun yanlarında telefonları vardı. Telefonları bozulmamıştı, şarjları bitmemişti ve herkesle irtibat kurmaya çabalıyorlardı. En çok da bunun yaşanmasını istemediler. Bu irtibatı kesmek ve enkaz altında sağ kalanları da öldürmek istediler.

Yine Mason Adnan Oktarcılardan tutun da HDP/PKK’lilere, sözde mültecilerden tutun da yurt içinden ve dışından hemen gelecek, hemen seferber edilecek sözde kurtarma ve yardım ekiplerine kadar herkes bilgilendirilmiş vaziyette… Yine İHH’nın, Beşir’in, Kızılay’ın, Ahbap’ın üst isimlerinin de bilgileri ve hazırlıkları var.

Fitne başı yine İsrail ile İngiltere… Bu gibi saldırılarda ABD’yi, NATO’yu, Rusya’yı hatta Çin’i ve sözde Arapları hep İsrail ile İngiltere sevk ve idare ediyor. Hain Ankara hükumeti de MİT de Genelkurmay kademesi de sözde muhalif partilerin ve liderlerin tamamı da onlara çalışıyor.

Bu saldırılar çoktan yapılacaktı. Aslında Maraş merkezli ilk suni depremden sonra şu ana kadar her şey bambaşka akacaktı, yaşanacaktı. Planları çok büyük oranda bozuldu. Son haftalarda bu saldırıların devamını yapacaklardı ama hem ifşa oluyorlar, hem karşı müdahalelerle karşılaşıyorlar ve bocalıyorlar.

Söz konusu hattan da Türkiye’ye ağır darbe vurduklarından hemen sonra Doğu ve Güneydoğu bölgelerimizi de işgal etmeyi, kısacık sürede Türkiye’den ayırıp almayı çoktan planladılar. ABD Genelkurmay başkanının, işgal altındaki Suriye’de, PKK/YPG teröristlerinin ayağına gitmesinden tutun, son haftalarda onlarca ülkenin çok sayıda resmi görüşmesine kadar… Köşeye sıkışmış haldeki İngiltere Boşbakanı Rishi Sunak’ın “Dünya düzenine meydan okunuyor. Tetikte olmalıyız” açıklamasından, Irak’ta düşen helikoptere kadar ve Ermeni kökenli Rusyalı vekilin “Türkiye çok zayıf düştü, İstanbul’u alalım” açıklamasına kadar, yüzlerce gelişme bu planlarla bağlantılı…

Dediğim gibi, melhame-i kübra artık somutlaşıyor, açıkça yaşanıyor.

Öyle ise herkes aklını başına alsın, çünkü başka Türkiye yok… İstanbul, planları bozmaktan, tebdil etmekten, tehir etmekten yoruldu, sıkıldı.

Tekrar ediyorum. İyice ifşa oldukları için planlarını değiştirmek ya da iptal etmek zorunda kalmazlarsa…

Öncelikle kırmızı işaretli hatları kıracaklar. Gölcük-Düzce arasını merkez ve başlangıç noktası yapacaklar.

Sonra sarı işaretli kısmı belli aralıklar ve çok beklemeden peş peşe kıracaklar. Bunda da Gölcük-Düzce arasını merkez ve başlangıç noktası yapacaklar.

Öncelikli olarak bu bölgelerde, tarihe geçecek seviyede aşırı yağışlar, seller, toprak kaymaları ve şiddetli patlamalar yapmaktan da çekinmeyecekler.

Suni deprem saldırılarının arından da aşırı yağışlara, sellere, patlamalara sebep olacaklar.

Asıl hedefleri İstanbul ve İstanbul’u elektromanyetik şok saldırıları ile doğrudan vuramıyorlar. İstanbul’un buna karşı koruması var. Bu nedenle İstanbul’un yakın çevresini kırmak istiyorlar. Yakın çevresinden başlayacak depremlerin, şiddeti düşmeden İstanbul’un içlerine uzanmasını istiyorlar. Bu nedenle de yıllardır anlattığım o yer altı gazları ve onları tetikleyecek bomba tertibatı planını önde tutuyorlar. Yıllardır bunu Marmara bölgesinde istedikleri gibi yapamadıkları için gidip Maraş merkezli bölde bu teknikleri kullandılar.

Yazdıklarımı unutmayın, Maraş merkezli depremde sadece yer altının farklı noktalarındaki devasa gaz birikintileri patladılmadı, sadece yer altı su kaynakları ile oynanmadıi, sadece elektromanyetik şok darbeleri atılmadı, eş zamanlı olarak yer çekimi bile gücünü bir süreliğine kaybetti.

Trakya bölgesine kaçanlar da yanlış yapıyorlar. Hedef İstanbul’un çevresini çok şiddetli şekilde kırarak İstanbul’u yerle bir etmek olduğuna göre… Sadece Gölcük-Düzce kısmını değil, Trakya’daki pek çok yeri de kırmak isteyecekler. “Burada fay yok” diye boşuna zaman harcamayın. Bu tür saldırıların mümkün olması için faylara gerek yok. Zaten hepinizi kandırıyorlar. Bu depremler, yüzeye çok çok yakın depremler. Derinlerdeki faylar, iddia edildikleri kadar yerlerinden oynamadılar, oynamıyorlar.

Mehmet Fahri Sertkaya | Akademi Dergisi

They will sacrifice the children they kidnapped in the earthquake

They will sacrifice some of the children they kidnapped from Maraş-based earthquake regions to the iblees in the rituals over the next few days.

The rituals will take place simultaneously in different places all around the world and also in  the Fener Greek Patriarchate and these children will be sacrificed. The Greek officials are coming to Turkiye to join these rituals.

They timed their visit on the full moon. They also observe the astrological and metaphysical balances. Then, they will try to make the artificial disasters, explosions, invasions, if they won’t change their decisions…

They consider the people who died under the rubble or died somehow after the earthquake as people who sacrificed to the iblees…

That is why they still resisting and trying not to send the State’s resources and assistance to the disaster regions, even though they are exposed.

Even from now on, they will cause infectious diseases in the disaster regions if it is possible and consider the deads as people who sacrificed to the iblees and they will be happy about it.

Satanism is such a damned thing and no one give them a hard time because the satanists have the control of this country through the Masons. Because the Masonry is a satanic cult. It is no one but the Iblees that they called the Great Architect of the Universe.

“I will travel to Constantinople(He doesn’t say Istanbul) tomorrow. I will attend the Sunday of Orthodoxy Patriarchal and Archieratic Divine Liturgy and will be received by his All holiness, Ecumenical Patriarch Bartholomew. (Bartholomew has no such authority and is not recognised. This is a serious issue can cause a crisis between the two states but the traitor Ankara government has no problem with that.)”

So, they are saying that “no matter what will happen to Istanbul and its surroundings, the Fener Greek Patriarchate is one of the epicenter of this evil…”

Mehmet Fahri Sertkaya | Akademi Dergisi

Depremde gökyüzünde görülen ışıklar

Deprem devam ediyorken ve elektrikler kesilmişken gökte görülen arklar/ışıldamalar, göğün manyetik alanı ile yerin manyetik alanı arasındaki ani ve çok kuvvetli enerji etkileşmesi nedeniyle oluşuyor. Bunlar, sadece suni depremlerde böyle peş peşe ve çok kuvvetli/parlak oluyor.

Aksi yöndeki bilgiler resmi makamlarca yayılsa bile kesinlikle itibar etmeyin.

Mehmet Fahri Sertkaya | Akademi Dergisi