Evrim teorisinin cenaze merasimi…

Maymunlar aslında evrim teorisinin dibine dinamit koyan hayvanlar.

Günümüzden yaklaşık 55-65 milyon öncesinde, dünyamızda kendi bünyesinde çok yüksek bilim ve teknoloji gelişmişti. Bu bilim ve teknoloji başka dünyalardan nakille elde edilmemiş yani uzaylılardan temin edilmemişti.

Dünya insanları o vakit genetik biliminde de adeta uçuşa geçmişlerdi. Dinozorlar, kuş ve sürüngen türlerinin genetik kodlarının birleştirilmesi ile türetilmişti. Sonra başa bela olduklarında soyları kurutulmuştu. Cadı Makisi ise baykuşla maymunun genetik kodları birleştirilerek türetilmişti. Daha önce yazmıştım ki bu süreçte, tabiatta var olmayan binlerce yeni hayvan türü türetilmişti. Bunların çoğu da “ayar tutmamış hayvanlar” listesindeler.

O zamanlar da maymunlar vardı ama bu kadar çok maymun türü yoktu. Üstelik zamanın maymunları insanlara bu derece benzemiyordu.

O kadar çok denemeler yaptılar ki bütün hayvanların kodlarını birbirleri ile karıştırmaya doğru gittiler.

Maymunu da ele aldılar ve maymunun kodlarını hangi hayvanların kodları ile birleştirerek denemeler yapabileceklerine baktılar. Sınır tanımaz bir şekilde dünyanın tabiatına, canlıların gen kodlarına darbeler vurdular.

Bir an geldi maymunlarla insanların genetik kodlarını bile bir seviyede birleştirdiler. Hatta bir zaman geldi, maymunlarla başka dünyaların insanlarının genetik kodlarını da birleştirdiler. Bunun neticesinde insanlara aşırı derecede benzeyen maymun türleri türedi.

Bir vakit maymunlarla insanların gen kodlarını birleştirmede çok ileri gittiler ve çok daha insansı görünen ve davranan maymunlar da türettiler. Bunlar da tıpkı dinozorlar gibi başlarına bela oldu ve çok fazla insansı olan bu maymun türünün soylarını kuruttular.

Maymunlarla diğer hayvanların kodlarını birleştirerek türettikleri her canlıyı yaşatmadılar. İlk bakışta bile ayar tutmamış görünenleri zaten öldürdüler. Bunların çiftleşip çoğalmasına izin vermediler. Lakin türettikleri binbir türlü canlıyı tabiata bıraktılar ve bir de bunlar tabiatta birbirleri ile çiftleşip çoğaldıkça canlı türleri daha da çoğaldı.

Yani bir evrim yaşanmadı, insanlar maymundan türemedi ama insansı maymunlar insan genleri eklenerek genetik mühendisliğiyle türetildi.

Ve günümüzde bir çok maymunun adını bile isabetli koyduk da gerçek hikayesini tam çözemedik. Şu resimlerini gördüğünüz maymun türüne “Siyah aslan maymunu” deniyor. Söz konusu zamanda maymunla aslanın genleri birleştirilerek bu tür türetildi. Dünyada hiçbir ara form olmadığı gibi bu tür de bir ara form değil. Bu tür de genetik mühendisliğinin eseri…

De Brazza maymunu

De Brazza maymunu denilen bu maymun türü, maymun kodlarının kokarca, koala ve insan genetik kodlarıyla birleştirilmesi neticesinde türetildi.

Kırmızı uluyan maymun

Daha çok Venezuela, Kolombiya, Ekvador, Peru ve Brezilya’daki batı Amazon Havzasında görülen ve “Kırmızı uluyan” ya da “Kırmızı uluyan maymun” denilen bu maymun türü de genetik mühendisliğinin eseri…

Maymunla aslanın kodları birleştirilerek türetildi ama aslandan fazlaca kodlar alınmadı.

Maymun kodlarının mandarin ördeği, papağan, kurt başta olmak üzere türlü türlü tropikal hayvan türlerinin kodları ile karıştırılması neticesinde türetildi.

Tabiatta, genetiği oynanarak türetilmiş onbinlerce hayvan türü var. Şu şekilde paylaşımları art arda onbinlerce adet yapmak da mümkün. Lakin gerek yok. Zaten bu yazılarla öncelikle dünya üzerindeki alakalı kişileri muhatap alıyorum ve onlara bu kadarını anlatmak yeterli. Gerçekten dürüst bilim adamları, dürüst yöneticiler ve eğitimciler iseler, bundan sonrası onların işi…

Çıkıp insanlığa geçmişte de çok yüksek, günümüzdekinden bile çok yüksek bilim ve teknoloji çağları yaşandığını, göz ardı ettiğimiz gerçeğin bu olduğunu, bunu kabul etmediğimizde sorulara cevap bulunamadığını, evrim teorisinin dünyadaki din ve insanlık düşmanı Satanistlerin bir aldatması ve hatta dayatması olduğunu, bu teorinin bilimsel hiçbir temelinin olmadığını ve alakalı bütün gerçekleri ilan etmeliler.

Ellerinde, tabiattaki canlılara bu gözle bakarak sırlarını çözerek kadar bilim ve teknoloji var. Bunu yapmak onların vazifesi.

Lama

Deve, at ve keçinin genetik kodlarını oynayıp birleştirerek lama dediğimiz hayvan türünü türettiler.

Kanguru dediğimiz tür tabiatta yoktu.

Tavşan, ceylan ve mirketin genetik kodları birleştirilerek sonradan türetildi.

Denizatı

Ayar bozmakta o kadar ileri gittiler ki genetik mühendisliği sayesinde birçok hayvan türünün şeffaf türlerinin de meydana gelmesini sağladılar.

Tabiatta şeffaf türler hiç yoktu. Hepsi sonradan türetildi. Günümüzde de canlıları şeffaflaştırmanın yolu bulundu, denemeleri başarılı oldu ve bu hususta bazı bilimsel yayınlar da yapıldı.

O zamanlarda daha da ileri gittiler, sonradan türetilmiş bir hayvan türü olan denizatlarının erkeğinin hamile kalmasını sağladılar. Aslında erkeğin hamile kalmasını çok yüksek sayıda hayvan türünde sağlamak istediler ama netice alamadılar. Denemelerde denek hayvanlar hep öldüler.

Mehmet Fahri Sertkaya