Salih Memişoğlu da öldü

Ben gizli Ermeni ve Hristiyan bu herifin, Salih Memişoğlu’nun da gerçek yüzüne temas etmiştim. Herkesi ikaz etmiştim.

Böyle aldatıcı üfürükçüleri hoca ya da uzman diye ekranlara çıkartanlar, radyolarda programlara dahil edenler yerin dibine girecekler. Hepsi ahirete kalmayacak, daha bu dünyada iken, bu dine ve hocalık sıfatına düşürdükleri lekenin hesabını verecekler. Böyle ibret-i alem olacaklar…

Ben bu gibilerin gerçek yüzünü anlattıkça “Ona da bir şey dedin. Fitneci seni” diye diye arkadan fitne çalışmaları yapan Müslüman görünüşlü münafıklar da insan içine çıkamaz olacaklar.

Bu Türkiye’de bu üfürükçülerin, büyücülerin, bu içi dışı başka, bu lafı icraatı başka kişilerin önü kesilecek. Buna kimse mani olamayacak.

Tekrarla ‘kararlılık’ ve ‘somut adım’ çağrısı yaptık.

Tayyip, vatanseverlerdeki faaliyetler kendilerini ezer nitelikte mi, yoksa gerçekten iş birliği ihtimali var mı diye adamlarına danıştı.

Adamları da ona vatanseverlerin bazı maddi işlerin seyrinde devam etmesine müdahale etmediklerini…

Vatanseverlerin niyetini kesinleştirmek için bazı hamlelerde bulunup sahayı yokladıklarını…

Fakat eski hırçın, yıkıcı hallerini göremediklerini…

Bu işin çözümünde vatanseverlerin kendileriyle birlikte olmaktan memnun olduklarını anladıklarını…

Anlattılar. Lakin boşa anlattılar. Buna sevinen Tayyip “Kazan kazan” yapacağına “Rabbena hep bana, hep bana” yolunu tercih etti. Benim sistemimi nasıl çözebileceğini, sistemimdeki etkili ve yetkili kişileri nasıl tespit edip oyundan düşürebileceğini, elimin kolumun nasıl bağlanacağını, bütün vatanseverler cephesinin nasıl yok edilebileceğini her şeyden ve herkesten çok dert edindi.

Hem de biz onu dik tutalım diye adeta bütün dünyaya kafa tuttuğumuz anlarda…

Çok net ve samimi durduk…
Tekrarla ‘kararlılık’ ve ‘somut adım’ çağrısı yaptık.
Sabırla bu kadar süre bekledik. Her şeyi ayarladık, gücümüz neye yetiyorsa hepsini yaptık. Saha süt liman oldu ama bunlarda tık yok. Hala avanak avutur gibi yalandan her gün bir iki kişi tutuklandı, ‘sınırdan geçerken bir kişi ele geçirildi’ tarzı haberler yaptırdılar.

Bu kadar olabilir. Burası sözün bittiği yer…

Ne güzel kafa…

Samimiyetle bu kadar gayret ettik, çırpındık, bütün cihanı karşımıza aldık. Bir sürü sıkıntının altında kaldık. Bu defa Tayyip’in bu şansı iyi kullanacağına ihtimal verdik ama bir öncekinden hiçbir farkı olmadı. Önceki sefer de bu şansı çok basit şekilde harcayıp geçmişti.

İnsan bir oturur da aklı başında düşünür. Şu CHPKK’ye ve şürekasına daha açıkça destek vermemişken bile nasıl da alıp yürüdüler ve AKPKK’yi köşeye sıkıştırdılar.

İnsan bir oturur da düşünür, dünyayı dinleyen, Amerikan başkanlarını dinleyen, Çin’in başkanını rezil hale düşüren bir istihbarat gücüne sahibiz ve sergilediğimiz siyasete düşmanlarımız bile hayran da Tayyip’in arkamızdan neler çevirmek istediğini mi dinleyemeyeceğiz ve buna mani olamayacağız?

Bunların HDPKK’yi bitirmek, yok etmek niyeti hiç olmadı. İstedikleri kendi maddi gelirlerini artırmak, siyaset sahnesinde rakiplerini oyundan düşürmek, sadece kendilerine fayda verecek şeyler yapmak ve bir taşla birkaç kuş vurmak. Bunu yaparken bile terörü, PKK’yi tamamen ve gerçekten bitirmemek. Aynı anda asıl operasyonları bizlere, vatanseverlere yapmak.

Ne güzel kafa… Hayal gibi bir şey ve dünyanın gerçekliğinden ne kadar da kopuk, fantastik… Alemdeki herkes de ahmak, sanki bir tek bunlarda beyin var, zeka var…

Bunlar da çok büyük kazanacaklardı. Siyasi hayatları ve iktidarları uzayacaktı. Maddeten çok büyük parlayacaklardı. Hatta belki de ülkede bir daha seçim olmadan iktidarda kalabileceklerdi. Bu güçle isteseler muhaliflerinin hepsini iki günde ezer geçer ve rejim bile değiştirebilirlerdi. Bizim için de çok sevindirici olacaktı ve dünyanın bilmem kaç ülkesinin üzerine oynadığı terör belası yok olacaktı. Yine, bizim durduğumuz gibi durmadılar, yine kibirli davrandılar, yine güven vermediler, yine herkesten çok bizi yok etmenin planlarını yaptılar. Ahmakça planlarını…

Ziyan oldu yine dünya kadar emek ve zaman… Lakin yine de çok temizlikler oldu, bir sürü baş belası öldü, bütün cihan bizim gücümüz karşısında adeta titredi, lal oldu.

Mehmet Fahri Sertkaya

Bu yola bu kadar aykırı davranmak ve bu kadar zarar getirmek…

İlim talebesinin ihtiyaçlarını milletimizin desteğiyle karşılamak gayreti içindeyken, hiç Allah’tan korkmadan ve kuldan utanmadan, yolumuza açıkça ve azılı şekilde düşman olan kesimlerle arayı sıkı tutarak onlardan istifade etmek…

Onların sözde yardımlarını çekinmeden ilim talebesine yedirmek…

Onların sözde nakdi yardımlarından bir kısmını zimmete de geçirmek…

Bu yolun duruşu çok net iken, bu yolun başındaki büyüğümüzün tavrı çok ama çok net iken başka bir ayarda yoluna devam etmek istemek…

Bu yola bu kadar aykırı davranmak ve bu kadar zarar getirmek…

Maddeten o kursu ve hocaefendileri bu yolun o malum düşmanlarına bağlı hale getirdikten sonra, ilmi ve siyasi meselelerde onların istedikleri gibi konuşmak ve kararlar almak haddi son derece aşmak olur. Böyle yapanlara hocaefendi değil, hizmet adamı değil, Süleymanlı değil, münafık denir. Başka bir şey denemez. Böyle yapmak çok ama çok can yakar efendiler, çok! Muhterem büyüğümüz daha ne desin? Daha nasıl talimatlar versin, nasıl yönlendirsin? Akademi Dergisi daha neyi nereden nasıl izah ve ispat etsin? Herkes nerede nasıl durduğunu, kalbinin kimden, kimlerden yana olduğunu iyice gözden geçirsin. Bunlar öncü sıkıntılar. Bunların arkası dünya hayatında da çok can yakacak. Yakında ortalık toz duman olacak. Lakin bir de ahireti var ki orada bu yola bu zararı veren münafıkların sadece bir dakika içinde çekeceği azap bile akıl kırdıracak kadar şiddetli, elim olacak.

Mehmet Fahri Sertkaya

Nedir bu öteleme, nedir bu rahatlık

Sahaya bakıyorum da aradığım manzarayı göremiyorum. Nedir bu öteleme, nedir bu rahatlık, nedir bu özgüven böyle… Neyi bekliyoruz gerekenleri yapmak için, anlayamıyorum ben… Her şeyi bu kadar hazırlamışken, yaşanabilecek her türlü senaryoya hazırlanmışken neden, ne için, kimi, neyi bekliyoruz.

Ben mesajımı vermiştim. Artık konseylerin içindeki karar ayrılıklarından çok daraldım. Bu böyle gidecekse, ne şiş yansın ne kebap ayarıyla ya da bir ileri iki geri adım ayarıyla yol alınabileceği kanaati hakimse, biz bu saçma sapan işe hiç karışmayalım ve yolumuza bakalım.

“Mfs onlarla yol alamaz, kısa sürede araları bozulacaktır.” diye kendinden emin şekilde planlar yapıp beklemeye geçmiş çok sayıda ülke ve lider var.

Sahada benimle beraber hareket eden vatanseverler de şaşkınlar, sahadaki manzaradan memnun değiller. Bir de bu dengeler arasında vatansever kişileri de oyundan aynı anda düşürebileceğine inanmış, planlarını buna göre yapmaya çabalayan, bu nedenle de işleri ağırdan alan üst isimlerin olması, her şeyi berbat edecek gibi duruyor.

Herkes duruşunu bir gözden geçirsin, nihai kararını verip ona göre dik dursun ve biz de ya tamam ya devam diyelim.