Etiket arşivi: Elektromanyetik savaş

Bocalıyorlar

Putin’in “Biz de büyük tabii felaketler yaşıyoruz. Biz de zor durumdayız.” numarası oynamasına, bu tarz açıklamalar yapmasına, dünyadan aklı başında hiç kimsenin kanmadığı görülüyor.

Dünya yanıyor, yıkılıyorken Rusya ve Çin’de hiçbir sorun olmasa, zaten fark edilecek ve şimşekleri üzerlerine çekecekler. Bu nedenle, kendilerine de elektromanyetik silahlarla kontrollü darbeler vuruyorlar. Bunun haricinde, dünyada bu tekniklere sahip başka ülkeler de var ve onlar da Rusya ile Çin’i vuruyorlar. Ayrıca uzaylı türler arasında da anlaşmazlıklar ve çatışmalar var ve bu da sahada bu tekniklerle çatışmalara sebep oluyor. Bu çatışmalar Rusya ve Çin üzerinde de yaşanıyor. Ayrıca Rusya ve Çin’in bu saldırıları yaptıkları tesislerinde arızalar yaşandığı da oluyor ve buralarda çalışan bilgili/tecrübeli kişilerden öldürdüklerimiz de oluyor.

Ayrıca Putin, bu gibi çıkışlarla iç siyasete de oynuyor. Çok zor şartlar altında Rusya’ya çok faydalı olduğu, ülkeyi ayakta tuttuğu, hala güçlü bir lider olduğu intibaı/kabullenişi sağlamaya çabalıyor. Aslında Putin, koltuğunun sallandığını, artık istenmediğini, Rusya için de tehlikeli görüldüğünü, muhaliflerinin hızla arttığını ve güçlendiklerini biliyor ve kafasında sürekli bu endişeyle yaşıyor. Bu da kararlarına, konuşmalarına sürekli olarak yansıyor.

Son on gün içinde de Putin kendini hiçbir an sağlıklı ve güçlü hissetmedi. Sürekli olarak metafizikle çarpıldı, içindeki uzaylı ölmekten beter hallere geldi. Ona kalsa çekip gidecek ama izin vermiyorlar. Onu hala sahada bırakıyorlar ama destek de vermiyorlar. Kendi türüyle arası da hiç iyi değil. Aslında çoktan mağlup olduklarını kabullenemedikleri için bocalıyorlar.

Mehmet Fahri Sertkaya

“Küçük kıyamet”in bir kopyası yaşanacaktı

Dün İstanbul köşeden dönmeseydi, yapılmak istenen elektromanyetik saldırılar yapılsaydı, küçük kıyamet de denilen 1509 İstanbul depreminin bir kopyası da peşi sıra muhtemelen yaşanacaktı

En az 3 milyon kişi ölecekti. İstanbul’un haricinde Bursa da çökecekti. Tekirdağ, Edirne, Kırklareli, Çanakkale, Yalova, Balıkesir, İzmit’te de büyük hasarlar ve can kayıpları olacaktı.

Pek çok yerde çok büyük patlamalar ve yangınlar aynı anda yaşanacaktı. İnsanlar neye uğradıklarını şaşıracaklardı. Depremin ardından tsunami de gelip ölü sayısını daha da artıracaktı. Yaşananların dehşetinden dolayı akıllarını kaybedenler, intihar edenler olacaktı.

Muhtemelen Tayyip ve bütün çetesi yurt dışına kaçacaktı. Belki de Rusya ya da Çin’e kaçarlardı.

1509’da bölge 42 gün sallanmıştı. Padişah İstanbul’dan ayrılıp Edirne’ye gitmek zorunda kalmıştı. İstanbul’un çeşitli yerlerinde, yeraltındaki gazların gökyüzüne karışmasını sağlamak maksadıyla derin kuyular açılmıştı. 1509 depremini de grilerle yeşiller, elektromanyetik silahları kullanarak yapmışlardı. Fatih Sultan Mehmed han hazretlerini hiçbir şekilde durduramamışlardı. İstanbul’u alıp İslam şehri yapmalarına mani olamamışlardı. Buna çok ama çok kızmışlardı.

Beş yüz yıl sonra tarih tekerrür ediyor… Şimdi de durduramayacaklar, şimdi de güç yetiremeyecekler.

Mehmet Fahri Sertkaya

Hiç mütevazı olmayacağım

İstanbul’u bir kez daha köşe döndürdük ve bunu bir kez daha yapmayacağız.

Bundan sonra da gerekli duruş sergilenmeyecekse, tedbirler alınmayacaksa, talimler yapılmayacaksa, Türkiye içindeki bütün unsurlar bu konuda ortak paydada buluşmayacaksa, hala sinsi planlar yapılacaksa, hala kara para peşinde koşulacaksa, hala basit siyasi menfaatler peşinde koşulacaksa, hala Rusya’ya ve Çin’e uşaklık yapılacaksa, yapacak bir şey yok, ba’de harab’ül Basra…

Farelerin aşırı sayıda çoğaldıklarıyla alakalı raporlar veriliyor. İyice bilinmeli ki İstanbul’u ve Marmara’ya kıyısı olan çok sayıda şehri yıkmak isteyenler, yıkarak bırakmayacaklar. Sonrasında “Bu olağan görülen bir şey. Bu şartlarda bunların yaşanması beklenirdi.” denilebilecek şartlar oluştukça durmadan virüsler yayacaklar. Depremlerde milyonlarca kişi ölecektir ama ardından bulaştırdıkları mikroplarla depremlerde ölenlerden çok daha fazlası ölecektir.

Türkiye’deki bütün taraflar şimdi bir karar verecekler ve bunu bir şekilde dünyaya ilan da edecekler. Ya Türkiye’den yana duracaklar ya da Rusya, Çin, İran, Biden çetesi grubunda, yani B takımında duracaklar. İşte tam da şu anlar, köprüden önceki son çıkış…

Tartışılamaz kesinlikte gözler önünde duruyor ki B takımı için Türkiye diye bir yer yok. Türkiye’nin içindeki unsurların hiçbirinin kıymeti, değeri yok. Onlar Türkiye’yi “tamamen” bitirmek isteyecekler.

Mehmet Fahri Sertkaya

Endonezya haddini bilmeli

Endonezya ordusu/donanması üzerindeki Çin hakimiyetinden/nüfuzundan son derece rahatsızım.

Çin’in, Türkiye’ye yapacağı elektromanyetik saldırıları, suni yağış, suni sel, suni deprem ve benzeri saldırları, Endonezya üzerinden yapmasından son derece rahatsızım.

Endenozya’yı buradan herkese açık şekilde hem ikaz hem de tehdit ediyorum. Bu gidişe hemen şu anda dur demezlerse, ben Endonezya’ya dur demenin türlü yollarını bilirim.

Herkes ordusuna, donanmasına, araçlarına, teknolojilerine ve subaylarına sahip çıksın. Endonezya, Çin’e kulluk edecekse, dost ve kardeş Türk milletine bile kastedecekse, limanlarına ve bütün resmi evraklarına “Çin Halk Cumhuriyeti” yazsın.

Mehmet Fahri Sertkaya

İstanbul için olağan üstü tedbirler hala alınmadıysa, cehennemi bir manzara yaşanabilir.

Aniden başlayacak, çok kısa sürede çok şiddetli sellere sebep olacak yağışlar yaşanabilir. Hususiyle de İstanbul’un Anadolu yakası perişan olabilir. Çok yüksek sayıda can kayıpları olabilir. Ölü sayısı yüz binleri bulabilir. Felaketin içinde kalmış yığınlar tahliye bile edilemeyebilir.

Yağmur suları sele dönüşüp akarken, önüne çıkan canlı cansız pek çok şeyi sele katarken, sahil şeridindeki ilçeleri/mahalleleri de yıkıp geçerek denize akabilir. Özellikle Pendik ve Kartal’ın sahil şeritleri çok fena hallere gelebilir. İstanbul’un farklı yerlerinde toprak kaymaları hatta çökmeleri görülebilir. Sahil şeritlerindeki doldurma zeminler/sahalar çok büyük tehlike arz edebilir.

Çok yıkıcı olmasa da devam etmekte olan felaketin büyüklüğünü ve kayıpları/hasarı artırabilecek eş zamanlı depremler peş peşe yaşanabilir.

Metro hatları da sularla dolabilir ya da patlayabilir. Marmaray’ın tüp geçit kısmı patlayıp denize savrulabilir. Hareket halindeki trenler raylardan çıkabilir. Elektrik/enerji merkezleri/trafoları büyük hasar alıp hizmet dışı kalabilir. Şehirde elektrik, kablolu ve kablosuz iletişim sorunları yaşanabilir.

Kanalizasyon sistemindeki atıklar yer yüzüne çıkabilir. Bulaşıcı hastalıklar yayılabilir. Havadan destek/yardım yapılamayacak şartlar oluşabilir. İstanbul’un sahilleri yüz binlerce cesetle dolabilir.

Sadece İstanbul değil, Marmara denizine sınırı olan diğer illerde de benzeri şeyler yaşanabilir ama İstanbul daha riskli görünüyor.

Yaşanmakta olan bunca felaketin üstüne bir de Marmara bölgesinde, bir de İstanbul’da böyle felaketler yaşanacak olursa, ülkeyi karıştırmak, bölmek isteyen odaklar da eş zamanlı olarak siyasi krizler çıkartabilir. Bir darbe ortamı bile kolayca oluşturulabilir.

Mehmet Fahri Sertkaya

Yaklaşıyor yaklaşmakta olan

Yaklaşıyor, yıllardır anlattığım o günler. Haber verdiğim türlü türlü felaketler. Üstüne geçen bunca zamanda ne doğru düzgün tedbirler alındı, ne doğru düzgün eğitimler verildi.

İktidarı çok baskı altında bıraktığımda, kamu spotları yapıldı, suç işleri bakanının ağzından depreme dikkat çekildi, Naci Görür ve benzeri talimatlı adamlarını konuşturdular, şekil yaptılar ama içi hep boş kaldı.

Sonra bunu da fırsata çevirmek istediler. Hatta büyük İstanbul depremini önceden bilebilmek ve sonrasında ziynet eşyalarını toplayıp çalmak, çocuk bebek kadın kaçırmak, organ ve fuhuş mafyalarına kurbanlar kaçırmak planları yaptılar. Koca koca gemileri sahilden açıkta bekletip “Gemiler bekliyor. Deprem anında İstanbulluları hızlıca tahliye edecekler” dediler. Kamu spotunda oynattıkları koskoca jandarma komutanına “kara paracı, yahudi, insan şeytanı” dedim de sessizliğe büründüler. Davacı bile olamadılar.

Benden günah, vebal çoktan gitti ama hala merhametim baskın geliyor. Yine de bir şeyleri düzelteyim, fark ettireyim diyorum. Lakin gazetecisi, televizyoncusu, sosyal medya ünlüsü, resmi kimlikli yetkilisi, sözde muhalif partilerin mensupları hala, evet hala susuyorlar. İnanılır gibi değil ama gerçek.. Bunca kişi hala susabiliyor ve hala hiçbir şey yapmayabiliyor. Üstelik kendileri ve yakınları da bu felaketlerde can verecekleri halde…

Mehmet Fahri Sertkaya

Her ne olursa olsun

Türkiye türlü türlü afeti, felaketi, musibeti peş peşe yaşarsa, o anlarda bile devlet sisteminin/kurumlarının işlerliğinin bozulmaması için şimdiden alınması gereken tedbirler, bir dakika bile ziyan edilmeden hemen alınmaya başlanmalıdır.

Her ne olursa olsun şehirler elektriksiz ve susuz kalmamalıdır. İnternet dahil olmak üzere iletişim ağları çalışmalıdır. Resmi kurumların binaları asla yıkılmamalıdır. Yıkılırsa saatler içinde alternatif bir bina/sistem nasıl devreye alınacaksa, o planlar/hazırlıklar yapılmalıdır. PTT şubeleri ayakta kalmalıdır. Bankacılık sistemi faal kalmalıdır.

Elektromanyetik darbelerle hedef bölgedeki bütün elektrikli ve elektronik aletlerin, cihazların yakılması, çalışmaz hale gelmesi ihtimaline karşı çok ciddi tedbirler alınmalıdır. Yıkılmamış bir resmi dairede, bilgisayarlar elektromanyetik sinyallerle yanmışsa ve iletişim ağları da faaliyette değilse, devlet yine yok demektir. Ordumuzun da elektromanyetik silahlarla saldırılması ihtimaline karşı bütün kısımlarında ayrı ayrı tedbirleri alması gerekmektedir.

Mehmet Fahri Sertkaya

Şiddetli seller olacak

Deniz kenarlarındaki illerimiz başta olmak üzere, Türkiye’nin çok sayıda ilinde, şiddetli seller yaşanacak.

“Bu kadar sıcak giden havalardan sonra toprağın kuruması, sık sık orman yangıları çıkması son derece tabiidir.” diyerek anormal sayıda orman yangınını yerden teröristlerle ve bazen resmi kimlikli hainlerle, uzaydan da lazer atışlarıyla peş peşe çıkarttıkları gibi…

“Bu kadar sıcak giden havalardan sonra toprak kurudu, nem azaldı ve göğe çekildi. Şimdi şiddetli yağışların ve yer yer sel felaketlerinin yaşanması pek tabiidir.” diyecekleri bir süreç yaşatacaklar. Ben yazdım diye vazgeçmezlerse eğer, elektromanyetik iklim silahlarıyla Türkiye’yi bu defa sel felaketleri yaşanacak şekilde vuracaklar. Yağması tabii olan ve beklenen o yağışların, tabii olamayacak kadar çok ve yoğun olmasını sağlayacaklar.

Hususiyle denizlere sınır olan büyük şehirlerimizde, en çok da Karadeniz ve Marmara bölgesinde büyük felaketler ve çok yüksek sayıda can kayıpları yaşanabilir. Şimdiden devletimizin bütün kurum ve kuruluşlarının seferber edilmesi, bütün hazırlıklarını tamamlaması, ordumuzun gücününün hava ve deniz kuvvetlerine kadar şimdiden hazırlanıp organize edilmesi, milletimizi ikaz eden haberlerin ve yayınların yapılması, halkın da tedbirli ve bilinçli olmasının sağlanması gerekiyor.

Son orman yangınları sırasında görevini kasıtlı, art niyetli şekilde yapmamış, ormanları bilerek söndürmemiş ya da görevini ihmal etmiş binlerce resmi kimlikli kişi zaten yargılanacak. Şayet sel felaketleri öncesinde ve sırasında da aynı manzara olursa, yargılanacakların sayısı on binleri bulacaktır ve son derece ağır cezalar verilecektir.

Sorarlar

Ormanlar kasten yakıla yakıla yapılan o malum oteller, yangın geçirmez özeliklerle/sistemlerle mi inşa edildiler?

Bu kadar yangın çıkar, termik santral bile hem de günlerce sonrasında yanar da yangın ilk çıktığı bölgelerde olan oteller bile neden yanmaz, bunu sorarlar…

Bazı büyük otellere, henüz hiç yangın yokken yangın çıkacağı bilgisi verildiği konuşuluyor. Ateş olmayan yerden duman çıkmıyor. Şu yargılama süreçlerinde bu iddianın da üzerine gidileceği şimdiden görülüyor.

Yangınlar daha başlamadan önce orada bir proje gerçekleştiriliyormuş görüntüsü verilerek iş makineleri getirilmişse ya da iş makinesini getirecek firmalarla telefon/iletişim trafiği yaşanmışsa ve makineler hazır edilmişse… Yüksek miktarda su depolanmışsa… Yangın tüplerinin sayısı artırılmışsa… Su motorları, jeneratörler ve benzeri sistemler alınıp hazır edilmişse… Oteller bu dev yangınlardan bu şekilde korunmuşlarsa, yandı gülüm keten helva…

Namuslu Türk savcıları ve hakimleri, bunları da bir sorarlar.

Mehmet Fahri Sertkaya

Haberin bile yok

Senin en kıdemli adam tavırları görmeni sağlayan da benim, istediğimde dünyayı peşine takan da benim… “En kıdemli” olmaya devam etmek ve benimle iyi geçinmek yerine Rusya’ya, Çin’e köpeklik etmeyi tercih ettiğinde, seni yerin dibine geçiren de benim. Senin bir kuvvetin yok, kıdemin yok, itibarın yok. Bana ulaşamadıkları için seni aracı yaptılar, hepsi buydu…

Şimdi o hayal dünyasından uyandın. Şimdi Putin ve Şi başta olmak üzere, dünyanın herhangi bir lideri, ben izin vermeden haydi seni şu düşürdüğüm halden kurtarsın da göreyim. Haydi şu yangınları devam ettirin, kasten söndürmeyin de hepinizi bir göreyim.

Burası Türkiye… Burada Amerika’ya, Rusya’ya, Çin’e ya da başkalarına köpeklik yapan tasmalılara asla yer, meydan yok.

Bu gününü/geceni bile iyi kabul et. Böyle köpeklik yapmayı tercih edersen, başına daha neler gelecek, haberin bile yok.

Mehmet Fahri Sertkaya

Bu Türkiye’de neler oluyor böyle?

İddiaya göre İzmir’e göktaşı düştü

Biz anında yayın yaparak bunun bir uydu parçası olduğunu, Türkiye dahil olmak üzere pek çok ülkeyi eş zamanlı olarak lazer atışlarıyla yakan bir uydu sisteminin parçası olduğunu iddia ettik.

İddiamız araştırıldı mı? O düşen şeyin araştırılması ve tartışılması için böyle bir iddianın bulunması şart mı? Bu kadar kastın görüldüğü, her hususta acayip hadiselerin yaşandığı, canların yandığı şu koca Türkiye’de bu düşen şeyin ne olduğunu kim araştırdı, var mı bir araştıran? Üzerine düşüldüyse neden basında, medyada bununla alakalı açıklamalar görülemedi? Koca Türkiye devleti, yanarak düşen o cismin düştüğü noktayı mı bulamadı?

Basın ve medya neden sessiz? Yetkili mercilere bu soruları neden sormuyorlar? Vatandaşın merakını neden gidermiyorlar?

Mehmet Fahri Sertkaya