Yaklaşıyor, yıllardır anlattığım o günler. Haber verdiğim türlü türlü felaketler. Üstüne geçen bunca zamanda ne doğru düzgün tedbirler alındı, ne doğru düzgün eğitimler verildi.

İktidarı çok baskı altında bıraktığımda, kamu spotları yapıldı, suç işleri bakanının ağzından depreme dikkat çekildi, Naci Görür ve benzeri talimatlı adamlarını konuşturdular, şekil yaptılar ama içi hep boş kaldı.

Sonra bunu da fırsata çevirmek istediler. Hatta büyük İstanbul depremini önceden bilebilmek ve sonrasında ziynet eşyalarını toplayıp çalmak, çocuk bebek kadın kaçırmak, organ ve fuhuş mafyalarına kurbanlar kaçırmak planları yaptılar. Koca koca gemileri sahilden açıkta bekletip “Gemiler bekliyor. Deprem anında İstanbulluları hızlıca tahliye edecekler” dediler. Kamu spotunda oynattıkları koskoca jandarma komutanına “kara paracı, yahudi, insan şeytanı” dedim de sessizliğe büründüler. Davacı bile olamadılar.

Benden günah, vebal çoktan gitti ama hala merhametim baskın geliyor. Yine de bir şeyleri düzelteyim, fark ettireyim diyorum. Lakin gazetecisi, televizyoncusu, sosyal medya ünlüsü, resmi kimlikli yetkilisi, sözde muhalif partilerin mensupları hala, evet hala susuyorlar. İnanılır gibi değil ama gerçek.. Bunca kişi hala susabiliyor ve hala hiçbir şey yapmayabiliyor. Üstelik kendileri ve yakınları da bu felaketlerde can verecekleri halde…

Mehmet Fahri Sertkaya