Etiket arşivi: Münafıklar

Rüya Tabirleri-İstediğiniz halde hizmetler yapma fırsatı bulamamışsınız…

Mehmet Fahri Sertkaya, [08.06.20 05:39]

Bugüne kadar çok candan istediğiniz halde, istediğiniz gibi hizmetler yapmak imkanı bulamamışsınız. En doğrusunu Allah bilir ama benim anladığım o ki bundan sonrasında, bulunduğum konumum ve gücümle size de vesile olacağım ve çok güzel yerlerde çok güzel hizmetler yapmanız nasip olacak. O hizmetler, kritik bir zamanda yapılan ve manen çok yükselten kritik hizmetler olacaklar. Bunlar sizi çok mutlu edecek ve huzur bulmanızı sağlayacak. Bu davanın cefasını çekenlerden olmuşsunuz, şu fani dünyadan göçüp gitmeden önce bir süre sefasını da süreceksiniz.

Mehmet Fahri Sertkaya, [08.06.20 05:42]

Şu anda zaten bu rüya tahakkuk ediyor. Çamaşır makinesi görmek, güçlü, vasıflı, etkili, yetkili, ulvi bir kimseye delalet eder. Böyle bir kimseye yakın olmak çabası sergilendiğine, onun akıl hocalığı ile büyük işler yapabilmeye delalet eder.

O kişilere gelince…

Şu yolumuza bağlılık ve teslimiyetinizin tam olduğuna, Ashab-ı Kehf misali bir teslimiyete sahip olduğunuza ama buna rağmen bir süreyi uykuda geçireceğinize yani bir süre aktif olarak hizmette bulunamayacağınıza ve sonrasında büyüklerimizi memnun eden hizmetlerin içinde bulunacağınıza delalet ediyor. Zaten yukarıda kendinizden bahsederken on seneden fazla süre hizmetin tam olarak içinde bulunamadığınızı, yolumuzdaki bazı münafık idarecilerin sıkıntılara sebep olduğunu ifade etmişsiniz. En doğrusunu Allah bilir de bununla alakalı olduğuna yordum ve bu rüyanın da bir kısmı gerçekleşmiş. Orada, o mübarek huzurda, çok büyük ihtimalle sizi ikaz etmişlerdir. Çevrenizdeki münafıklara dikkat çekmişlerdir.

Kehf Suresi

﴾107﴿ İman edip dünya ve âhiret için faydalı işler (hizmet, cihad, ibadet) yapanlara gelince, onlar için de konak olarak firdevs cennetleri vardır.

﴾108﴿ Orada ebedî/sonsuz kalacaklardır. Oradan hiç ayrılmak istemezler.

Mehmet Fahri Sertkaya

“Keriz bunlar, ahmak bunlar yaa… Öl desem ölecekler”

Cübbeli’nin içki alemlerinde iken ve kafası hafif güzelken, içini dışına vurduğu konuşmaları var.

Peşinde sürüklediği, maddeten ve manen sömürdüğü kişileri kastederek “Keriz bunlar, ahmak bunlar yaa… Öl desem ölecekler” dediği görüntüler bile var.

Bu görüntüler Tayyip’in elinde de var. Bu gibi görüntüler haricinde zaten istedikleri anda Cübbeli’yi içeri atıp bir ömür çıkartmamaya yetecek deliller var. Ellerinde oynatıp her türlü ihanetlerinde kullandıkları şu Cübbeli, tam bir insan şeytanı. Tam bir suç makinesi. Tam bir münafık soytarı. Dosyaları o kadar kabarık ki bir patlasa, millet şunun yüzüne tükürmez bile… Hatta boğup bir kenara atanlar olur.

Mehmet Fahri Sertkaya

Ne oldu?

Ben en baştan itibaren size ne demiştim? Niye kaldırdınız Ahmet Şimşirgil kitaplarını? Haydi satın da görelim ey münafıklar?

Bilmiyor muydunuz Şimşirgil’in nasıl bir münafık, yalancı ve intihalci olduğunu? Dinimizi alet ederek AKPKK organize suç, terör ve ihanet örgütüne çalıştığını?

Diyelim ki bilmiyordunuz, ben size aylarca anlattım, ispat ettim de neden anında icabını yapmak yerine inatla kitaplarını sattınız?

Madem öyle şimdi niye kaldırdınız? Ve şimdi kaldırdınız da sorun çözüldü mü? Cümle alem gördü, bildi insanlıktan çıkmış münafıklar olduğunuzu. İtikad bozulsa umursamadığınızı, intihal yapılsa hiç umursamadığınızı ama insan, müslüman ve Süleymanlı rolü oynadığınızı.

Şeytan sizin gibilerin şerrinden sakınıp geri duruyordur, ahlaksız sefil mahluklar sizi.

Yine inanmayacaksınız ama yine yazıyorum, iyice okuyun:

Sizi de oralarda tutmayacağım ve oradan alınıp adliyelere teslim edileceksiniz. Çünkü bütün bağlantılarınızı, ihanetlerinizi, vatana ihanet eden gruplara yardım ve yataklık ettiğinizi somut şekilde ispat edebiliyorum. Şimşirgil çok kuvvetle muhtemel asılacak ama sizler de hiç değilse müebbet hapis cezaları alırsınız.

“Düş yakamdan artık.”

Sahtekar Ahmet Şimşirgil çok sıkışınca, ismini vermek istemediğim ak saçlı bir ihtiyarın karşısında benim hakkımda şunları söyledi:

“Yahu arkadaş bıktım bundan (MFS’den)… Sana ne, senin malını mı çaldık… Her şeyi de biliyor. Nereden biliyorsun sen intihal (eser hırsızlığı) yaptığım o kitabı, o kitaptaki o yazıyı… Oradan alıp oraya koyduğumu… Açık bulacak ya, uğraşacak ya benimle. Düş yakamdan artık ya düş.”

Telefonunun dinlenildiğinden haberi bile yoktu…

Bir defasında da elinde cep telefonunu aldı, Akademi Dergisi Telegram grubunu açıp kendisi hakkında yazdıklarımı okurken sesli sesli şunları söyledi:

“Dur ya dur, yeter be yeter. Oradan vuruyorsun, buradan vuruyorsun. Her şeyi mahvettin. Oradan geliri kestin, buradan geliri kestin. Biz yaşamaylım mı, ölelim mi? Biz de kazanalım ne var. Adamlar yazmışlar, ölmüşler işte.. Biz de kullandık, ne var bunda…”

“Anlaşıldı, bu adamın (mfs’nin) yüzünden kitaplarımı basmıyorlar. Ben bu adamdan nasıl kurtulacağım ya… O kadar hain var, bula bula beni mi buldun.”

Duyduğuma göre Timaş yayınevi çok pişman olmuş.

Ben Şimşirgil’in nasıl bir sahtekar olduğunu somut delilleri ile paylaştım, duyurdum. Hem Çamlıca Kitap’taki münafıkların hem de Timaş’taki münafıkların umurunda bile olmadı. Timaş’ın resmi Twitter hesabına da son derece medeni surette ve somut ispatlarla destekleyerek yazmış, onları haberdar etmiştim. Umursamamışlardı. O derece ahlaksızlardı.

Sonra Timaş’ın da ne derece ayardan çıkmış ve umursamaz halde olduğunu bir paylaşımla herkese duyurmuştum. Her zaman olduğu gibi muhterem büyüğümüz hemen ardımdan yine beni destekleyen hamleler yapmıştı. Timaş yayınlarından çıkan kitapların müesseselerimize girmesini yasaklamıştı. Duydum ki Şimşirgil gibi sahtekarlığı, intihalciliği somut surette gözler önünde olan birini inadına savunmanın Timaş’a bedeli ağır olmuş. Cemaatimizin mensupları, büyüğümüzün emri gereği Timaş’ı silince, Timaş büyük gelir kaybı yaşamış.

Timaş’ın yasaklandığı sırada aynı anda Kadir Mısıroğlu’nun Sebil Yayınevi’nin, ayrıca Osmanlı Yayınevinin, Nesil’in kitapları da cemaatimizin mensupların yasaklanmıştı. Bu “dibi görmüş” yayınevlerinden neşredilen kitapların müesseselerimize girmesi yasaklanmıştı.

Bütün bu yaşananlardan sonra Çamlıca Kitap’ın başındaki AKPKK yandaşı hainler de “mecburen” Ahmet Şimşirgil kitaplarını satıştan kaldırdılar. Bir yol bulsalardı, umurlarında değildi, utanmadan senelerce daha satarlardı. Zatan Mustafa Armağan ve Kadir Mısıroğlu kitaplarını da satıyorlardı ama Akademi Dergisi daha önceki yıllarda bunların kitaplarının Çamlıca Kitap’tan satışına mani olacak hizmetler yapmıştı ve satıştan kaldırılmıştı. Yani yine mecburiyetten kaldırmışlardı, o münafıklara kalsa şimdi bile hiç utanıp sıkılmadan satarlar. Vatanı bile satarlar, saniye sıkılmazlar ki zaten sattılar, satıyorlar. Basın/yayın yolu ile türlü ihanetlere yardım ettiler. Suçları sabit ve ağır ceza mahkemelerinde yargılanacaklar.

Ahmet Şimşirgil’in köşe yazıları da çoğunlukla intihal ürünü… Yani başkalarının yazılarından çalmak suretiyle yazılmış yazılar.

Çok beğenilmiş “onlarca” Ahmet Şimşirgil yazısı, benim yazılarımdan modifiye araklama… Yani bire bir almıyor, kendi cümleleri ile tekrar aynı şeyleri yazıyor. Başına, ortasına, sonuna biraz ekleme-çıkartma uyguluyor. Nadiren de birkaç kaynağa bakıp konuyu/yazıyı genişletiyor ve oldu size köşe yazısı. Bunları, çoktan Yahudilerin/Siyonistlerin kontrolüne geçmiş Türkiye Gazetesindeki köşesinden bile yayınlıyor.

Bu gözle inceleyenler göreceklerdir ki Şimşirgil’in pek çok yazısı ile Akademi Dergisi’nin pek çok yayını aynı şeyleri anlatıyor ve Akademi Dergisi’nden birkaç gün ya da en fazla birkaç hafta sonra Şimşirgil de aynı şeyleri yazmış.

Mehmet Fahri Sertkaya

Bu, Mustafa Akkoca ayağı kayanlardan…



Fotosuna bakınca bile anlaşılıyor zaten perişan hali ama detay biliyoruz, dinle, imanla bir bağı kalmamış. Çoktan sıyrılıp çıkmış ve çoktan yolumuzdan kovulmuş biri… Hüseyin Kumaş ve Avukat Zeki çalışkan ile de paslaşıyor. Hüseyin Kumaş bu Mustafa Akkoca’nın üstü/amiri gibi… Bunu yönlendiriyor, sevk ediyor, kullanıyor.

İyi kullandırıyor kendisini Mustafa Akkoca… Diğerlerine kıyaslasak fazla denemez ama yine de para alıyor, fitne çıkartma yolunda, cemaatimizi bölme yolunda, dinimizi alet ederek AKPKK’yi kutsama yolunda mücadele ettiği için… Geçenlerde benim yayınlarım ve ismim üzerimden bunu çok sıkıştırmışlar da “Ya buna ne diyebileceksin?” tarzı üstüne gitmişler. Bakın internette var o yazısı, atmadığı iftira kalmamış hakkımda… O senelerdir hakkımda dolaştırılan insanlık dışı karalama metninini, hakkımda yazılanların gerçek dışı akıl almaz iftiralar ve karalamalar olduğunu kesinlikle bildiği halde kopyalayıp yazısına eklemiş. Başka da bir şey yapamazdı zaten. Karşımda gık bile diyemeyecek hale düşmüş münafıklardan biri…

Oysa talebeliği zamanında Hz. Üstazımızdan da ilim tahsil etmiş, cemaatimize dahil olmuş, Ufuk’ta yazmış, Mehmet Emre ile kanka olmuş biriydi. Hayatının sonuna kadar isyankarın teki olan, merkez ve büyük takmayan, bir kere uzaklaştırılıp sonra affedilen, hayatının sonuna doğru paralar alıp ehl-i küfre hizmet eder tarzda yalan dolan hatıralar yazan ve bir kez daha uzaklaştırılan ve o hal üzere eceli gelen Mehmet Emre’yi de pek bir sever bu şahsiyet yoksunu ve müfteri alçak ve hain Mustafa Akkoca… Hani bir somun yalama olur da ne kadar çevirirseniz çevirin artık imkansızdır, diş yakalamaz ve ayar tutmaz… İşte bu Mustafa Akkoca, Mehmet Emre, Hüseyin Kumaş gibiler de öyledirler. Allah onlara da size de milyon sene ömür verse, siz de her işi bırakıp milyon sene durmaksızın yeni delillerle bunlara izahlar ve ispatlar yapsanız, hepsi boşa…

“O kadar mı?” demeyin, o kadar… Rabbine bile “Sen sensin işte, ben de benim” diyecek kadar münkir, küstah, adi surette yaratılmış bir nefis var. Düşünün Rabbine kul olmaktan vazgeçip de o nefse kul olanların hali nasıl olur?

İşte bu nedenle İslam’da cihad/harp etmek kutsal… Yoksa Allah korusun, alem işte bu devirde olduğu gibi hep böylelerinin ellerine kalır, acı, fitne, fesat, kan, zulüm, göz yaşı, feryat, figan arşa varır. Nizam-ı alem de nizam-ı alem… Davamız bu ve bunu sağlamanın tek yolu İslam.

Mehmet Fahri Sertkaya