Etiket arşivi: Çarşaf Mı Farz Yoksa Örtünme Mi?

Rusya’da tesettür mağazasından sadece Müslüman kadınlar değil, Ortodoks Hristiyan ve Musevi kadınlar da alış veriş yapıyorlar. Onlar da tesettürlüler.

Rusya’da Müslüman kadınlar için tesettür giyim mağazası açtılar ama Rusya’daki diğer din mensupları tarafından da büyük ilgi gördüler.
Çünkü tesettür emri sadece biz Müslümanlarda değil, Ortodoks Hristiyan ve Ortodoks Yahudilerde de var. Dahası, son bir buçuk asırdır memleketimizde hızla yayılan kara çarşaf bile, müslüman kadınlara Ortodoks Hıristiyan kadınlarından geçti.
İşte ilgili haber:

Moskova’daki tesettür mağazası ”Irada”
Bayan tesettür giyimi konusunda faaliyet gösteren Rus giyim markası Irada’nın Moskova şehir merkezindeki yeni mağazası geçtiğimiz günlerde hizmete açıldı.
Kurucuları tarafından ilk etapta Müslüman bayanlar için hizmet vermesi için kurulan firma, zamanla Rusya’nın en önemli giyim üreticilerinden biri haline geldi. Bugün Irada firması sadece Müslüman bayanlar tarafından değil, aynı zamanda diğer dinlere mensup bayanlar tarafından da en çok tercih edilen markalar arasında yer almaktadır. Irada markasının yaratıcısı olan Amina Şabanova, Rusya’nın Sesi Radyosu muhabiri ile yaptığı sohbette, sadece Müslüman hanımlara yönelik olarak tasarlanan markanın nasıl bir anda farklı dinlere mensup bayanlara da hitap eder hale geldiğini anlattı:
➥ ”Markamız sadece Müslüman bayanlara yönelik olarak üretim yapma politikasını artık bırakmıştır. Şimdi ürünlerimizi tarif ederken; ”Tüm inançlara mensup kızlara ve hanımlara yönelik tesettür giyim” tabirini kullanıyoruz. Bu değişikliğe gitmemizin altında yatan en önemli sebep, Moskova’daki ilk mağazamızı açtığımız günden bu yana geçen 4 yılda sadece Müslüman değil, aynı zamanda pek çok Ortodoks Hıristiyan ve Musevi bayan müşterimizin olması ve bu hanımların bizim ürünümüz olan elbiselerin tamamını olmasa bile, büyük bir kısmını memnuniyetle taşımalarıdır.”
Irada markasının Moskova’da faaliyete geçen yeni mağazasının açılış törenine davetli olan şeref konukları arasında Rusya Müftüler Kurulu Başkan Yardımcısı Ruşan Abbyasov vardı. Abbyasov açılış sebebiyle yaptığı konuşmasında, ”mütevazılığın önemli bir dindarlık emaresi olmasının yanı sıra, günümüz toplumunda bir takım ahlaki değerlere de ihtiyaç duyulduğunun inançlı insanlar tarafından artık idrak edildiğinin” altını çizdi.
Rusya’nın Sesi Radyosu ile yaptığı sohbetin devamında, Moskova’nın merkezinde hizmete giren yeni mağazanın açılış tarihinin tesadüf eseri kararlaştırılmadığını belirten Amina Şabanova, 1 Şubat’ta Uluslararası Tesettür Günü’nün kutlandığını, uluslararası takvimde çok yeni olan söz konusu etkinliğin Dünya çapında giderek daha popüler hale gelmekte olduğunu da sözlerine ekledi:
➥ ”Bu özel günde sadece Müslüman değil, aynı zamanda farklı inançlara sahip olan bayanlar da bir şal yardımı ile örtünmek sureti ile inançlı hanımlar açısından örtünmenin önemini göstermekte ve toplumu dini açıdan hoşgörüye çağırmaktadırlar.”
Irada Şirketi’nin Rusya’nın Moskova, Kazan, Tümen ve Ulyanovsk şehirlerinde yer alan toplam 6 adet mağazası bulunmakta. Ayrıca markadan bayilik alan pek çok mağaza, ülkenin farklı bölgelerinde hizmet vermekte. Her yıl Rusya’da düzenlenen uluslararası Moscow Halal Expo Fuarı’na katılan firma, ‘‘en iyi helal şirket’’ unvanını da sahip. Söz konusu unvan, sadece ürün kalitesini değil, aynı zamanda çalışma koşullarında sahip olunan ahlaki prensipleri de yansıtmakta. Amina Şabanova, şirketin elde ettiği bu başarıları doğru marka seçimine bağlıyor:
➥ ”Kuruluşumuzu temsil eden markamızı seçerken son derece hassas bir çalışma yürüttük. 
‘Al İrada” Yaratıcı’nın niteliklerinden biridir. Ayrıca İrada, benim annemin adı. 6 çocuk annesi, sevgi dolu bir eş, mutlu, pozitif ve sempatik bir kişi olan annem, benim için ”ideal kadın” modelidir. Irada markasını giyen bayanları da tıpkı annem gibi sosyal açıdan aktif, sevecen ve samimi olarak görmekte ve nitelendirmekteyiz.”
Bu yılın Haziran ayında düzenlenecek olan prestijli Moscow Halal Expo 2014 Fuarı’na yeniden katılacak olan Irada Şirketi, yeni tasarımı olan ürün ve koleksiyonlarını burada tanıtacak.


| Rusya’nın Sesi Radyosu

Abdülhamid Han çarşaf giyilmesini yasaklamıştı. İşte vesikası/belgesi


Abdülhamid Han çarşaf giyilmesini yasaklamıştı. İşte vesikası/belgesi
Çarşaf Müslüman kadınlarına çok sonradan geçmiş bir Hristiyan kıyafetidir. Sahabe hanımları çarşaf giymediler. Tesettür ayetindeki “cilbab” kelimesi de çarşaf anlamına gelmiyor.

Sultan II. Abdülhamit Han’ın siyah çarşafın Hristiyan adeti olması ve Müslüman kadınları tarafından giyilmemesi hakkında verdiği emrin belgesi..

Türkçe metin
Padişah hazretlerinin, bugün yüce cuma selamlığı törenini müteakip Teşvikiye’de bulunan devlet silahhanesini yüksek teşrifleri gerçekleştikten sonra saraya dönerken geçtiği yol üzerinde acayip bir tarzda bellerinden bağlı siyah çarşaflara bürünmüş ve yüzlerini dahi siyah renkte ve gayet ince peçelerle örtmüş bazı kadınlar gözüne ilişmiş, bunların neredeyse çıplak denilecek derecede açık saçık bulunmalarına ve adeta matem elbisesi giyinmiş Hıristiyan kadınlarına benzemiş olmalarına bakarak birdenbire Müslüman olup olmadıklarında tereddüde düşmüştür.
Delil ve açıklama gerektirmez bir husustur ki, Yüce İslam Devleti’nin (Allah onu kıyamete kadar yaşatsın) kıvam ve bekasının ve şevket ve yükselişinin artışı, devlet kurumunun fertlerini oluşturan bütün erkek ve kadın Müslümanların hal, durum ve hareketlerinde Şeriatın faydalı ve kurtarıcı hükümlerine eksiksiz bir ihtimamla uymalarına bağlıdır. Aksi hal, Allah korusun, gerek ümmetin fertleri, gerekse devletin esası için maddî ve manevî açıdan sonsuz zararlar verecektir.
Bu yüzden Müslüman kadınların Allah’ın emirleri arasında bulunan tesettür ve hicaba girmenin güzel adabına dikkat ve özen göstermeleri gerektiğine dair beyan ve delil getirmek gereksizdir. İşbu çarşaflar ise Müslüman kadınlarca tesettür emrine asla uygun ve müsait olmadığı gibi, [kötü] bir maksatla şuraya buraya girmek için bazı münasebetsiz erkekler tarafından dahi bir yerde fesat aleti olarak kullanılmaktadır.
Hatta geçenlerde bir erkek bu şekilde çarşafa bürünerek kadın kıyafetinde silahlı olarak bir eve girmiş ve evdeki kadının üzerine hücum edip çaldığı eşyayı pencereden arkadaşına atarak savuşmuştur. Dinî açıdan ve toplumun iyiliği için açık olan çok sayıdaki zarar ve sakıncaya dayanarak bu konuda gereken kişilere yumuşakça ve münasip bir üslupla anlatılmak ve gerekli nasihatler verilmek suretiyle kadınlarca çarşaf giyilmesinin yasaklanması [veya engellenmesi] için sebeplerin temini padişahın emir ve fermanı gereğidir.O konuda emir ve ferman, emir sahibinindir.
2 Nisan 1892

Osmanlı Türkçesi ile orjinal hali
Bugün Cuma selamlık resm-i alisini müteakip Teşvikiye’de kain silahhane-i hümayunu teşrif-i maali-redif-i hazret-i padişahi vuku’uyla oradan saray-ı hümayua avdet buyurulur iken rehgüzar-ı şahanede bir tarz-ı acibde bellerinden bağlı siyah çarşeblere bürünmüş ve yüzlerini dahi siyah renkte ve gayetinçe peçeler ile örtmüş bazı kadınlar müsadif-i nazargah-ı ali olarak bunların gayr-ı mesture denilecek halde açık saçık bulunmalarına ve adeta matem elbisesi iktisa etmiş hristiyan kadınlarına müşabih olmalarına nazaran vehleten İslam olmadıklarına tereddüd buyrulmuşdur. Muhtac-ı irad ve izak olmadığı vechile Devlet-i Muazzama-i İslamiye edameha’llahu teala ila-yevmi’l-kıyamenin kıvam ve bakası ve tezayüd-i şevket-ü i’tilası hey’et-i devletin efradından bulunan bilcümle Müslimin ve Müslimatın kaffe-i ahval ve evza’ ve harekatda şeri’at-i garra-yı Ahmediyenin ahkam-ı münife ve münciyesine kemal-i ihtimam ile tevessül ve irtiba’ etmelerine menut ve merbut olup aks-i hal ma’aza’llahü teala gerek efrad-ı ümmet ve gerek esas-ı devlet için maddi ve ma’nevi mucib-i mazarrat-ı bi-nihayet olacağından İslam kadınlarının cümle-i evamir-i İlahiyeden bulunan ahval ve adab-ı mergube-i tesettür ve ihticaba fevkalade dikkat ve itina etmeleri lüzumu vareste-i beyan ve ityan olarak işbu çarşebler ise İslam kadınlarınca emr-i tesettüre asla muvafık ve müsaid olmadığı gibi li-maksadin şuraya buraya girmek için bazı münasebetsiz erkekler tarafından dahi bir yerde fesad vemel’anet olarak istimal edilmekde olup hatta geçenlerde bir erkek bu suretle çarşebe bürünerek kadın kıyafetinde müsellehan bir haneye duhul ile evdeki kadının üzerine bi’l-hücum sirkat eylediği eşyayı pencereden arkadaşına atarak savuşnuş olduğundan diyaneten ve maslahaten derkar olan mazarrat ve mezahir-i adidesine mebni bu babda icab edenlere suret-i leyyine ve münasibede tefhimat ve vesaya-yı lazime ifa edilmek suretiyle kadınlarca çarşeb iktisasının men’i esbabının istihsali şeref-sadır olan emr-ü ferman-ı hümayun-ı padişahi iktiza-yı alisinden bulunmuş olmağla ol babda emr ü ferman hazret-i veliyyü’l-emrindir.

Fi 4 Ramazan sene (1)309veFi 20 Mart sane (1)308

Akademi Dergisi

“Çarşaf giymeyen bu kapıdan feyiz alamaz.” Ali Haydar Efendi

Sanki kendisi gerçek mürşiddi de, feyiz alıyordu da, çarşaf giymiyorlar diye kızdı başkalarına feyiz dağıtmadı…

Güler misin, ağlar mısın…
Söver misin, döver misin…
Neyin kafasını yaşamaktı bu?
Zahiri bir İslam alimi bile tarih bilir. Kendini mürşid zan eden, mürşidlik iddia eden ve yüz binleri etrafına toplayan cami imamları, doğru düzgün tarih bilseler bile bu hataya düşmezler. Kaldı ki Fıkıhta meseledir, töreye, yöreye göre kılık kıyafet -şeriat sınırları içinde kalmak şartı ile- değişebilir. Zamanın değişmesi ile kılık kıyafet değişebilir.

Hatta meşhur fetvadır, bir Müslüman başka bir beldeye/bölgeye hicret etse, oraya yerleşse ve oranın ahalisi farklı bir kıyafet giyse -ve bu kıyafetleri şeriata uygun olsa- o hicret eden mü’mine, oranın kıyafetini giymek vacip olur.

Dünyanın yedi iklimindeki farklı farklı Müslüman milletleri tek tip bir kıyafete büründürmeye çalışmak ahmaklığın da ötesinde samimiyetsizliktir.

Dünya üzerinde üç yüz küsur çeşit Müslüman serpuşu var, nasıl tek çeşide indireceksin? Ya da indirmeli misin?

Takva ile hareket edeceksen, Ortodoks Hristiyanlarının çarşafını değil, Afgan Müslüman kadınının burkasını mecbur edeceksin. Ama sormak lazım, küfrün en şiddetli döneminde, durdurak bilmeden canı pahasına hizmet etmesi gerekirken 25 sene evinden dışarı çıkmamış sahte mürşidimiz Afganistan’ın neresi olduğunu biliyor muydu?…

Mehmet Fahri Sertkaya 

Akademi Dergisi

Cilbab ne demektir? Müslüman kadınların kıyafetleri tek tip çarşaf mı olmalıdır?

Tarih, Kültür, Sanat, Edebiyat, Þiir, Müzik, Dekorasyon, Kitap, Belgesel, Biliþim, Çocuk, Eðitim, Ekonomi, Seyahat, Ropörtaj, Saðlýk, Sinema, Þehir ve Yaþam, Teknoloji, Yemek ve Mutfak, http://www.akademidergisi.com

Kadınların kıyafet şekli 
 

Yalnız Kur’an diyen yalancılar, ”Kadının kapanması gerekmez” diyor. ”Kadına çarşaf farzdır” diyenler olduğu gibi, ”Çarşaf Hıristiyan rahibe kıyafetidir, giyilmez. Nitekim Abdülhamid Han çarşafı yasaklamıştı” diyenler de vardır. Dinimizdeki hükme bakalım:

➥ ”Kadınların vücut hatlarının belli olmayacak herhangi bir elbise ile örtünmesi farzdır. İslam dini, kapanmayı emretmiş, ama belli bir örtü şekli bildirmemiştir. (Dürer-ül-mültekıte)

Ahzab suresinde bildirilen cilbab, erkeğin de, kadının da giydiği bir elbise, bir gömlektir. Zevacir ve Berika’daki, ”Haya cilbabını [örtüsünü] çıkaranın [aleyhinde] söz etmek gıybet olmaz.” [Beyheki] ve ”Cilbabı [gömleği] haram olan erkeğin namazı kabul olmaz.” [Bezzar] mealindeki hadis-i şeriflerde cilbabın bir örtü olduğu açıkça görülmektedir. Cilbabın dış elbise olduğu tefsirlerde de yazılıdır:

➥ Cilbab, hımarın [tülbentin] üstüne örtülen ve göğse kadar inerek gömleğin ceybini [yakasını] boynu örten baş örtüsü. (Ebüssüud tefsiri)

➥ Cilbab, tek parça örtü. (Celaleyn)

➥ Cilbab, göğse kadar inen baş örtüsü. (Ruh-ul-beyan)
➥ Cilbab, milhafedir. (Beydavi)

➥ Cilbab, hımardan büyük örtü veya vücudunu örten dış elbise. (Kurtubi)

➥ Cilbab, bedeni baştan aşağı örten çarşaf, ferace, çar gibi dış giysi. (Elmalılı)

➥ Cilbab, dışa giyilen örtü. (Tibyan, A.Fikri Yavuz ve Hasan Basri Çantay’ın meali)

➥ Cilbab, milhafe, entari veya hımar. (El-Envar) [Milhafe = dış örtü ki buna ferace de denir.]

➥ Cilbab, feracedir. (Ö. Nasuhi Bilmen tefsiri)

Nur suresinde; ”Kadınlar, hımarlarını [başörtülerini] yakalarına örtsünler.” buyuruluyor. Eğer cilbab çarşaf demek olsaydı, hımar denmezdi. Fıkıh kitapları cilbabın dış örtü olduğunu bildiriyor. Bir örnek:➥ Hanıma verilmesi vacip olan nafaka, yemek, kisve ve meskendir. Kisve, hımar ve milhafedir. (Bahr-ür raık)

Tefsir, hadis ve fıkıhta cilbab dış örtüdür. Çarşafa bid’at denmez; çünkü âdetteki değişiklik bid’at olmaz. Şalvar ve pantolon da böyledir. 
Çarşaf kelimesi, Farsça çader-şepten [gece örtüsü] bozularak Türkçe’ye girmiştir; tesettür için ev dışında giyilen üstlüktür. Tanzimatta hacca giden İranlılardan alınan çarşaf, önceleri bid’at sayılıp pek tutulmamışsa da, 1870’ten sonra yaygınlaştı. Daha sonra II. Abdülhamid Han, 4 Ramazan 1309 (2 Nisan 1892) tarihli bir emirle çarşafı yasakladı. (Diyanet Vakfı İslam Ansiklopedisi)

Yaşmak ile ferace giyilirken, 1872’de Subhi Paşanın Suriye valiliğinden dönüşünde ailesi Suriye’den getirdikleri çarşafla görününce, İstanbul’da çarşaf moda oldu. (Musahibzade Celal, Eski İstanbul Yaşayışı)

1889’dan sonra açık feraceli iki paşa kızına birkaç külhanbeyi laf atıp feracelerini yırtınca, bu defa çarşafa rağbet arttı. Bid’at diyenler de giydi. (Sermed Muhtar Alus, Aylık Ansiklopedisi sayı 36)

1913’te yüz binlerce Balkan muhacirleri İstanbul’a Ortodoks kadınlarının giydiği siyah çarşafı ile gelmişti. Zamanla bu da İstanbul’a yayıldı. Hükumetin zaten uğraşacak hâli yoktu, çarşafa mani olamadı. (M. Zeki Pakalın, Osmanlı Tarih Deyimler sözlüğü)

3 Ekim 1883’te Şeyh-ül-İslam’ın teklifi ve padişahın emriyle ferace dışında bir şey giymek yasaklandı. Daha sonra çarşaf da giyildi. O zamanki çarşaflar farklı idi. (Vakit. 4.10.1883)

 Sual : (Çarşaf tam tesettürdür) diyorlar. Buna da delil olarak Âişe validemizin giyiminden dem vuruyorlar. Bence çarşaf İslam’ın evrenselliğine aykırı. Sizin bu konudaki fikriniz nedir?
CEVAP: Sence ile, bence ile, onca ile din olmaz. Kitaplar ne yazıyor bunu bilmek gerekir. Bizim veya sizin bu konudaki fikirlerimiz dinde hiç ölçü olur mu?

Âişe validemiz bir defa çarşaf giymemiştir. Entari giydikleri, eteklik giydikleri hadis-i şeriflerle sabit. Giymiş olsa bile, bu bir âdettir. Peygamber efendimiz de entari giyerdi. Niye erkeklerimiz entari giymiyor? Peygamber efendimiz deveye binerdi, onlar niye Mercedes’e biniyorlar?. Binmelerinde mahzur yoktur. Bunlar âdettir, giyim de bir âdettir. Dinimiz belli bir şekil bildirmemiştir.
Arap ülkelerinde yaşayanların iklim şartlarına uygun olanı çarşaf olabilir. Fakat kalkıp da kutuplarda yaşayan müslümanlara çarşaf giyeceksin diyemeyiz. Bu iklime uygun olmaz çünkü. Dolayısıyla İslam’ın evrenselliği diye bir şey yoktur bunda.

  Sual : Bazıları; “Çarşaf Hristiyan rahibelerinden geldiği için giyilmesi caiz olmaz. Şalvar ve pantolon giymek de bid’attir.” diyorlar. Bu hususta dinimizin hükmü nedir?

CEVAP: Kadınların vücut hatlarının [kaba avret yerlerinin şekli ve rengi] belli olmayacak herhangi bir elbise ile örtünmesi farzdır. İslam dini, kapanmayı emretmiş, ama belli bir örtü şekli bildirmemiştir. (Dürer-ül-mültekite)

Peygamber efendimizin ve Eshab-ı Kiram’ın mübarek hanımları, çarşafla örtünmemiştir. Hiçbir kitapta çarşaf giydikleri bildirilmiyor. Milhafe, ferace, fistan, entari giydikleri birçok kitapta bildiriliyor. İmam-ı Rabbani hazretleri de, böyle değişik elbise giydiklerini 313. mektubunda bildiriyor. Bu hususlar, Cami-ur-rumuz ve Hidaye kitabında da bildiriliyor. 
Kapanması gereken yerleri örtmek ve yukarıda bildirilen vücut hatlarını belli etmemek şartı ile kadınlar, bulunduğu şehrin âdetine uygun giyinir. Çünkü elbise gibi mübahlarda, şehrin âdetine uymamak tahrimen mekruhtur. Zaruret olmadıkça, haramlarda hiçbir yerin âdetine uyulmaz. (Hadika)

Peygamber efendimiz, ayaklarına kadar uzun gömlek, yani entari giymiştir. Şalvar ve pantolon giymemiştir. Bunları giymek âdette bid’attir. Âdette bid’at olan şeyi yapmak günah değildir. Taksiye, uçağa binmek de âdette bid’attir. Bunları yapmak günah değil dinin emridir. Bunun için âdet olan yerlerde, kâfirlerden gelmiş olsa bile, kadınların çarşaf ve erkeklerin bol pantolon veya şalvar giymeleri caizdir, günah olmaz. Elbisenin şekli ibadet değil, âdettir. Çünkü Peygamber efendimiz, papaz ayakkabısı, Rum elbisesi giymiştir. (Redd-ül muhtar)

Peygamber efendimizin böyle âdet olarak yaptığı şeylere Sünnet-i zevaid denir. Bunları terk etmek günah olmaz. (Hadika)
Bir kavme benzeyen onlardandır.” hadis-i şerifi, ibadetlerde benzemenin tehlikesini bildirmektedir. Mesela papaz zünnarı ve haç takmak böyledir. 
Dikiş makinesi, daktilo, elbise gibi şeyler ise âdettir. Âdetlerde kâfirlere benzemek günah olmaz. Peygamber efendimiz, her zaman belli bir elbise giymezdi. Bazen Rum, bazen Arap elbisesi giyerdi. Kolları dar Rum cübbesi de giymiştir. (Tirmizi)

Herkesin çarşaf giydiği bir yerde, birkaç kadının manto giymesi fitneye sebep olacağından uygun olmadığı gibi, manto giyilmesi âdet olan yerlerde de çarşaf giyilmesi uygun olmaz. Çünkü bir yerde âdet olan şeyler giyilmezse, gösteriş ve şöhret olur, fitneye sebep olur. Hadis-i şerifte ”Fitneyi uyandırana lanet olsun.” buyuruldu. (Hadika) Eşarbı manto içine koymak
 Sual : Bir âyette; ”Başörtülerini yakalarına örtsünler” denildiğine göre, eşarbı mantonun içine koymanın, bu âyete aykırı olduğu söyleniyor. Başörtüsünün mutlaka göğsü ve omuzları kapatacak şekilde olması şart mı? Mantonun içine konsa mahzuru olur mu?

CEVAP: Şart olan saçları örtmektir. O âyet-i kerimenin meali şöyledir:
➥ ‘‘[Kadınlar, yabancı erkeklere bakmaktan] sakınsınlar, ırzlarını korusunlar, [el, yüz gibi] görünen kısmı hariç, ziynetlerini [saç, kulak, boyun, gerdan gibi ziynet takılan yerlerini] göstermesinler, başörtülerini yakalarına kadar [saç, kulak ve gerdanlarını] örtsünler!) [Nur 31]
Demek ki, başı örtmekten maksat, saçları, kulakları ve gerdanı örtmektir. Bu örtünmenin şekli değil, önemli olan örtülmüş olmasıdır. Örtü, dikkati çekecek renk ve şekillerden de, uzak olmalıdır.

Çene altını kapatmak

 Sual : Kadınlar, namaz kılarken çene altlarını da kapatmaları gerekir mi?

CEVAP: Evet, gerekir.

Çarşafın yasaklanması

  Sual : II. Abdülhamid han, kadınların çarşaf giymesini niçin yasaklamıştır?

CEVAP: Bu husustaki emrin özeti şöyledir:

➥ Büyük İslâm devletinin ayakta durması, kadın ve erkek bütün Müslümanların her türlü hal ve hareketlerinde dinin hükümlerine uymalarına bağlıdır. Aksi hal, Allah korusun, gerek fertler, gerek devlet için, maddî ve manevî sonsuz zararlara sebep olacağından, İslam kadınlarının Allah’ın emirlerinden olan örtünme usul ve kaidelerine, fevkalade dikkat ve itina etmeleri gerekir. Bu çarşaflar, İslam kadınlarınca örtünmeye asla münasip ve müsait olmadığı gibi, bazı münasebetsiz erkekler tarafından da, kötü maksatlarla giyilebilir. Dindarlık ve maslahat bakımından meydanda olan zararlarından ötürü, gereği uygun bir şekilde anlatılarak, kadınların çarşaf giymelerinin yasaklanması Padişah emri iktizasındandır. (Yıldız Saray-ı Hümâyûnu Başkitâbet Dairesi 5894; 2 Nisan 1892 Hükümdar Başkâtibi)

Kaynak: dinimizislam.com

Akademi Dergisi

Çarşaf farz değildir. Farz olan tesettürdür. Cilbab ayetinin izahı…

Tarih, Kültür, Sanat, Edebiyat, Þiir, Müzik, Dekorasyon, Kitap, Belgesel, Biliþim, Çocuk, Eðitim, Ekonomi, Seyahat, Ropörtaj, Saðlýk, Sinema, Þehir ve Yaþam, Teknoloji, Yemek ve Mutfak, http://www.akademidergisi.com

Cilbab, kadını yukardan aşağıya kadar örten dış elbise olduğuna göre, kadınların evlerinin içersinde giydikleri iç elbi­seleri ile dışarıya çıkmamaları, çıktıkları zaman üzerlerine cil­bablarını almaları bu ayeti kerime ile emredilmekte, böylece kadının hür ve iffetli olarak tanınması, kendisine taarruzun yapılmaması için tessettürün en münasip kıyafet olduğu ifade edilmektedir.

Hz. Allah (c.c.) erkeklerin ne ile örtüneceklerinden hiç bah­setmediği halde kadınların örtünmelerinden bahsederken “Cilbab” ı zikretmektedir.

Ortaya çıkan en kuvvetli görüşe göre Cilbab; ”Kadının başını ve yüzünün bir kısmını örttüğü, fazlasını göğsü üzerine sarkıttığı, Anadolumuzda atkı, şal ve poşu denilen, kadınların sokağa çıkarken iç elbiselerinin üzerine attıkları, dört köşe ve kolsuz bir kumaştır.” 
Bununla beraber cilbabın, memleketimiz de bazı Müslüman hanımlar tarafından kullanılan çarşaf ma­nasına gelmediğini iddia etmek hem imkansız, hemde lüzum­suzdur. Fakat kadının tesettürü için çarşafı şart koşmak, daha da ileri giderek başka elbiselerle tesettürü caiz görmemek, teset­tür noktasından İslami sahayı daraltmaktan başka bir şey değildir. İnsanların buna müdahele etmesi, hüküm ve şart ilave etmesi, caiz ve kafi olanın caiz ve kafi olmadığını iddia et­mesi düşünülemez.

Peygayberimiz (s.a.v.)

➥ “Helal, Allah’ın kitabında helal kıldığı, haram da Allah (c.c.)’ın kitabında haram kıldığıdır. Allah’ın sü­kut ettiği (helal veya haram kılmadığı) ise affedilenden (mübah kılınandan) dır.” buyurmuşlardır. Demek ki açıkça emredilmeyen veya yasaklanmayanlar, Allah (c.c.) hz.lerinin affettiklerinden (mübah kıldıklarından) dır.

Sevgili peygamberimiz bu hadis-i şerifi “tereyağı ve pey­nir yemekle, kürk giymenin caiz olup olmadığına” dair sorulan bir soru üzerine irad buyurmuşlardır. Bu hadis-i şeriften de anlaşılıyor ki, tesettürün muayyen/belirli bir kıyafetle olması şart değildir. Müslüman erkek ve kadının kafirin küfrüne simge olmayan ve dinimizin aradığı vasıflara sahip elbise ile örtünmesi kâfidir. “Müslümanların güzel gördüğü Allah (cc) indinde de güzeldir.” buyurmuşlardır.

Mevlamız (c.c.) kadınların tesettürü hususunda Cilbab’ı zik­rettiğine göre zikri geçmeyenlerle tesettür caiz ve kafi değildir diye iddia etmek, yanlıştır. “Üşümemeniz için hırkanızı giyi­niz.” denilince soğuktan korunmanın başka elbiselerle müm­kün olmayacağını iddia etmenin akıl ve mantığa ters düştüğü gibi. Burada şunu da ilave etmek lazımdır ki, çarşaf müslü­manların icat ettikleri bir elbise olmayıp, bilakis yabancıların icat edip giydikleri bir elbisedir. Muhtelif/çeşitli sebeplerle sonradan memleketi­mize girmiş olup, müslüman kadının tek dini kıyafeti değildir. Kafirlerin küfürlerine simge olmadığı için giyilmesi sadece ca­izdir.

Bazı müslüman hanım kardeşlerimizin ise, mantoyu, garplıların icadı diye giymediklerine, giyilmesini caiz görme­diklerine dair haberler ortalıkta dolaşmaktadır. Meselenin aslına vukufu olmayanların ileri sürdüğü bu fikirler, bazı müs­lümanları tereddüt ve tedirginliğe sevk etmektedir. Elbisenin kimler tarafından icat edildiği mühim olmayıp, “gayr-i müslim­lere has bir kıyafet olup olmadığı” mühimdir. Dikkat edilecek husus, giydiğimiz veya giydirdiğimiz elbiselerin kafirlere has ve kafirlik alameti olmaması ve İslami ölçülere uyup uymaması hususudur.

Şu hadis-i şerif buna şahitdir:

➥ “Peygamberimiz (s.a.v.) Rumi olan (diyar-ı Rum da Rumlar tarafından icat edilip yapılan) ve kolları dar olan cübbeyi giymiştir.” Yine Peygamberimiz, (s.a.v.) Habeşistan Kralı Necaşi’nin gönderdiği mestleri giymiş ve üze­rine meshetmişlerdir.

Müslüman hanımlar tarafından giyilecek manto veya per­düsünün, şekli ve hudutları sevgili Peygamberimiz(s.a.v.) ta­rafından, çizilen dış elbise evsafına/vasıflarına uygun olması lazımdır. Zira örtünme emri geldiği zaman peygamberimiz (s.a.v.) kızlarını ve hanımlarını toplayarak “Allah, (c.c.) Hz. leri örtünmenizi emrediyor.” buyurmuş ve dış elbisenin hudutlarını (izah edi­len şekilde) çizmiş, dış elbiselerini giymeden hanımların na­mazgaha dahi gelmemelerini emir buyurmuşlardır. 
Hicretin 5. yılında nazil olan örtünme ayetleri Müslümanlara tebliğ edilince, bir gece içinde bütün hanımlar örtünmüşler, Cilbab temin edemeyen hanımlar, muhtelif elbiselerini yırtarak Cilbab (dış elbise) haline getirmişler sokağa ondan sonra çıkmışlardır. Müslüman hanımların çok kısa bir zamanda örtünmelerini hazmedemeyen Yahudiler, uzun bir ipin ucuna taktıkları çen­gelli diken ağaçlarını, Müslüman hanımların, üzerine örttük­leri Cilbablarını, onların haberleri olmadan takıp çekerek düğmesiz olan bu elbiseleri düşürmek suretiyle onlarla alay etmeğe kalkışmışlar, müslüman erkekler de Yahudilere an­ladıkları dilden cezalarını vermişlerdir.

Yahudi aynı Yahudi’dir. Bugün de asrîlik ipinin ucuna taktığı moda çengeli ile müslüman hanımın hem dış ve hem de iç elbisesine musallat olmuş, kadınımızın iffet ve namus şiârı olan elbisesini soymağa çalışmağa devam edegelmiştir. Onun için müslümanlar her zamankinden daha fazla dikkat edip, on­ların çengellerini ellerinin tersi ile itip, bu çirkin niyetlerine kalbi ile de buğz ederek en güzel ve en müessir cevabı vermeli­dirler.

| Ali Eren – İzdivaç ve Mahremiyetleri

 Soru:  Çarşaf giymek farz mıdır?

Cevap: BismillahirrahmanirrahimKadının dış kıyafetinin nasıl olması gerektiğini belirten ayet-i kerime de Cenab-ı Hak şöyle buyurmaktadır:

➥ ”Ey Peygamber! Eşlerine, kızlarına ve mü’minlerin kadınlarına söyle: Evden çıkarlarken üstlerine vücutlarını iyice örten dış elbiselerini giysinler. Bu, onların iffetli bilinmelerini ve bundan dolayı incitilmemelerini daha iyi sağlar.” (Ahzab suresi: 59)

Bu ayet-i kerime de, Müslüman hanımların evlerinden çıkarken, üstlerine vücut hatlarını belli etmeyecek bir dış elbise almaları, ev kıyafeti ile sokağa çıkmamaları emredilmektedir.

Ayet-i kerime de dış elbise olarak ifade edilen kelime cilbabtır. Dolayısıyla farz olan çarşaf değil, cilbabtır.

Cilbab kadını başından ayağına kadar örten tek parça bir örtüdür. Bunun yörelere, bölgelere, örf ve adetlere göre çeşitli biçimleri vardır. Mesela çarşaf, ferace, çar, milhafe, peştamal cilbabın yöre ve örfe göre değişik biçimleridir.

Buna göre çarşaf giymemek değil de, dinimizin tesettür emrine yani cilbabla ifade edilen dış kıyafet niteliğine uymayan bir giyinme biçimi caiz değildir.

Şunu da belirtelim ki, günümüz için cilbab tanımına en uygun kıyafetlerden birisi de çarşaftır. Vücut hatlarını belli eden daracık kıyafetler kesinlikle tesettüre uygun bir örtünme değildir.

Selam ve Dua ile…

| Mehmet Talu
Tarih: 15.03.2012

Bakın bu çarşaflı kadınlar Müslüman değiller. Ortodoks Hristiyan kadınları bunlar…

Bu sayfada sıralanmış fotoğraflarda görülen çarşaflı kadınların hiçbiri Müslüman değildir. Tamamı Ortodoks Hristiyan kadınları ve rahibeleridir.

Daha fazlası için Ortodoks Hristiyanların şu sayfasına da bakabilirsiniz: Tıklayın… 

Daha fazlası için Ortodoks Hristiyanların şu sayfasına da bakabilirsiniz: Tıklayın… 

Akademi Dergisi