“Çarşaf giymeyen bu kapıdan feyiz alamaz.” Ali Haydar Efendi

Sanki kendisi gerçek mürşiddi de, feyiz alıyordu da, çarşaf giymiyorlar diye kızdı başkalarına feyiz dağıtmadı…

Güler misin, ağlar mısın…
Söver misin, döver misin…
Neyin kafasını yaşamaktı bu?
Zahiri bir İslam alimi bile tarih bilir. Kendini mürşid zan eden, mürşidlik iddia eden ve yüz binleri etrafına toplayan cami imamları, doğru düzgün tarih bilseler bile bu hataya düşmezler. Kaldı ki Fıkıhta meseledir, töreye, yöreye göre kılık kıyafet -şeriat sınırları içinde kalmak şartı ile- değişebilir. Zamanın değişmesi ile kılık kıyafet değişebilir.

Hatta meşhur fetvadır, bir Müslüman başka bir beldeye/bölgeye hicret etse, oraya yerleşse ve oranın ahalisi farklı bir kıyafet giyse -ve bu kıyafetleri şeriata uygun olsa- o hicret eden mü’mine, oranın kıyafetini giymek vacip olur.

Dünyanın yedi iklimindeki farklı farklı Müslüman milletleri tek tip bir kıyafete büründürmeye çalışmak ahmaklığın da ötesinde samimiyetsizliktir.

Dünya üzerinde üç yüz küsur çeşit Müslüman serpuşu var, nasıl tek çeşide indireceksin? Ya da indirmeli misin?

Takva ile hareket edeceksen, Ortodoks Hristiyanlarının çarşafını değil, Afgan Müslüman kadınının burkasını mecbur edeceksin. Ama sormak lazım, küfrün en şiddetli döneminde, durdurak bilmeden canı pahasına hizmet etmesi gerekirken 25 sene evinden dışarı çıkmamış sahte mürşidimiz Afganistan’ın neresi olduğunu biliyor muydu?…

Mehmet Fahri Sertkaya 

Akademi Dergisi

Bir Yorum Yazın