Türkler Anadolu’ya geldiğinde, Anadolu’da ne Rumlar vardı, ne de Bizans… Ne de Anadolu’ya Anadolu denirdi.

Gerçek tarihi bilerek ve isteyerek gizliyorlar

Elde ettikleri bilgileri dünya insanlığından gizliyorlar.

Bundan 7 bin beş yüz sene ile 9 bin beş yüz sene önceki aralıkta, günümüzde İstanbul denilen bölgede Türk hakimiyeti vardı.

O zaman Müslüman Türk kavminin başında, dünyaya ve dünyalara hükmeden bir kumandan olan, Kur’an-ı Kerim’de ismi geçen, hak peygamber ya da çok büyük veli bir zat olan hazret-i Zülkarneyn vardı. Hz. Zülkarneyn de Türk’tü ve 2 bin yıl yaşadı.

Türkler o zaman sadece dünyaya değil, dünyalara hakimdi. Dünyada tek bir devlet vardı ve onun başında Hz. Zülkarneyn vardı. O devirde dünya üzerinde, şimdiki bilim ve teknoloji seviyemizden binlerce kat ileri bilim ve teknoloji vardı. Daha sonra Süleyman a.s. zamanında dünyamızdan bilim ve teknoloji kaldırıldı.

Günümüzde İstanbul dediğimiz bölge de Hz. Zülkarneyn’in kontrolündeydi ve önemli bir şehirdi. O devirde İstanbul Boğazı ve Cebel-i Tarık boğazı yapay olarak, yüksek bilim ve teknoloji ile açıldı.

Bu gerçek tarihi ileri gelen Yahudi ve Hristiyan tarihçiler de bilim ve din adamları da çözdüler. Bu gerçek tarih anlatımını destekleyen binlerce, evet binlerce somut bulgu da elde ettiler. Lakin uzayda gördükleri gerçekleri anlatırlarsa herkes Müslüman olur diye endişe ettikleri ve gizledikleri gibi, bu türlü gerçekleri de gizliyorlar. Bu gün elde olan delilleri gören namuslu hiçbir tarihçi ve bilim adamı “İstanbul Boğazı yapay değildir. Olmaz öyle şey” diyemez. “Geçmişte yüksek teknoloji yoktu, olmaz öyle şey” de diyemez.

Ye’cüc ve Me’cüc’ten bir kısmı, hiç gitmedi

Bugün elimizde, 17 bin yıl, 25 bin yıl ve 35 bin yıl önce inşa edilmiş abideler/anıtlar, şehirler, el aletleri var. Bunların “yüksek bilim ve teknoloji ile” hatta günümüzdekinden yüksek bilim ve teknoloji ile yapıldığı, tartışmaya mahal bırakmayacak kesinlikte gözler önünde…

Bundan yaklaşık 15-17 bin yıl önce Nuh tufanı koptu. O zamanda dünyamızda yüksek bilim ve teknoloji olduğunun çok yüksek sayıda somut ispatı var. O zamanlarda da başka gezegenlere gittiğimizin, başka gezegenlerin başka insan türlerinin bize geldiğinin somut ispatları var.

Bu geliş gidişler, binlerce sene boyunca devam etti ve günümüzde de ediyor. Lakin bir de gelmişken gitmemiş olanlar, kalmışken dünya insanlığından gizlenmiş olanlar var.

Hz. Zülkarneyn zamanında dünyalar savaşı yaşandı. Dünyadaki gayr-i müslim milletler de Müslümanların hakimiyetine girdi ve bir güç unsuru, tehdit unsuru olmaktan çıktılar. Tam bu anda Ye’cüc ve Me’cüc isimli uzaylı iki başka insan türü, ellerindeki yüksek teknolojileri ve yüksek nüfusları ile dünyamıza saldırdılar. Hz. Zülkarneyn bu iki kafir kavme karşı savaşırken yanında en çok da Müslüman Türk milleti vardı. Sonra Ye’cüc ve Me’cüc mağlup oldu. Onlara uzayda bir set de çekildi.

Lakin Ye’cüc ve Me’cüc’ün artıkları dünyamızda kaldı. Kaçamadılar ve korkup yer altındaki mağaralar, tünellere saklandılar. Zaten yüksek bilim ve teknoloji ile yaşamış başka insan türleri oldukları için kısa sürede yer altında gizli üsler kurdular. 7 bin beş yüz senedir dünyamızda yer altında yaşayan başka insan türleri var.

Mehmet Fahri Sertkaya