Az önce üstlerimden yeni talimatlar aldım

“Birkaç güne kadar Harun Çoban sağlıklı bir şekilde tahliye edilmezse, onların çıkartamadığı kaosu siz çıkatacaksınız. Öncelikli hedefiniz AKPKK değil (AKPKK zaten yıkılacak, mevzumuz bile değil), Mason teşkilatını, içimizdeki İsrail’i, İsrail’in ve ABD’nin ve AB ülkelerinin içimizdeki kadrolarını darmadağın edecek, ölü/diri ele geçireceksiniz. Tam bir istiklal harbi yapacaksınız. Türkiye sınırları içinde faal İsrail ve ABD elçileri, elçilikleri, konsolosları, konsoloslukları bırakmayacaksınız. Bu memleket bizim, asla taviz vermeyeceksiniz. Bu tavır sadece Harun Çoban’a değil, bütün teşkilatımıza ve milletimize yapılmıştır. Endişeye mahal yok, kazanacaksınız. Dua orduları da gaza orduları sizlerle olacak” denildi.


Gerçekten bir doğalgaz patlamasıydı ama doğal bir patlama değildi.

Doğalgaz sistemine müdahale ederek patlamaya sebep oldular.


Birkaç yüz kişi toplanmıştı, yollarda o an itibari ile yüz binlerce kardeşimiz olduğunu anlamışlardı ve ilk andan müdahale edip toplaşmayı önlemek kararı almışlardı. Küçük bir grup oluşmuşken, çığ gibi büyümesini engellemek planı yapmışlardı.

Bunun için de önden abartılı şekilde polis, itfaiye gibi personeli sahaya indirmeleri lazımdı. Ve birkaç yüz kişilik grupsa da dağıtırken insanlara bir tiyatro oynamaları lazımdı. Kuralsızlar zaten, Allahları yok, kitapları yok, kalpleri yok, en vahşi hayvanlar bunların yanında melek kalır. Tutup orada doğalgazı, insanların canlarını hiçe sayarak patlattılar.

O vesile ile bol bol polis ve itfaiye ile bölgede varlık göstermek istediler. Dağıtacakları kalabalık hakkında sorular oluşunca da “Patlama oldu, bomba mı başka bir şey mi belli değil. Tehlikeler olabilir. Risk var. Kalabalık toplaşmış, toplaşıyor. Dağılmalısınız, dağıtıyoruz” diyeceklerdi.

Biz “Geri dönün, oyun içinde türlü türlü oyun çevriliyor. Enerjimiz yanlış yöne, memleketin zararına şekilde kanalize edilmek istenecek” deyince nispeten rahatladılar.

Yazmıştık, öyle bir tırstılar ki hala tam anlamı ile rahatlamış değiller ve kameralar önünde ne konuşacaklarını şaşırmış haldeler ama biz “Geri dönün” dediğimizden saatler sonra bile şok halleri geçmemişti.

Mehmet Fahri Sertkaya