Etiket arşivi: Komplo Kuramları

19 Şubat 1994’te iki çocuk annesi Gloria Ramirez…

Öncelikle başka bir kaynakta zaten yazılı olan ve dünyada çok kişinin duyduğu şu hadiseyi buraya aktarıyorum.

“Zehirli Kadın” lakaplı Gloria Ramirez’in aslında dünyamızın tarihinde bir kırılma noktası oluşturması gereken sarsıcı hikayesinin bilinen/görünen kısmını aktarıyorum.

İki çocuk annesi Gloria Ramirez 19 Şubat 1994 tarihinin akşamında ansızın rahatsızlandı ve kocası Rev hemen ambulansı aradı. Gloria, hastaneye getirildikten sonraki 36 dakika içinde hastanede öyle acayip şeyler yaşandı ki, 26 sene geçmesine karşın olayın gizemi hala çözülemedi.

Gloria Ramirez hastaneye getirildiğinde zor soluk alıyor ve sorulan sorulara anlamsız yanıtlar veriyordu. Hemşireler Gloria’nın ağzından meyvemsi ve sarımsak karışımı bir koku geldiğini fark ettiler. Kendisiyle ilgilenen solunum terapisti, Gloria’nın geç dönem rahim ağzı kanseri rehabilitasyonu görmekte olduğunu söylemişti. Bu yüzden hemşire testi yapabilmek için Gloria’nın kolundan kan aldı, ancak o da ne?

Kandaki kristaller;
Gloria’nın kanından yoğun şekilde amonyak kokusu geliyordu. Kanı incelediklerinde kanın üzerinde sarı renkte kristallerin olduğunu gördüler. Bir müddet sonra ise kanı alan Susan Kane kanda yüzen kristalleri tıp asistanı olan Julie Gorchynski’ye göstermek için yanına gitti, ama tam da bu sırada bayıldı ve odadan çıkarıldı. Hemen peşinden Julie mide bulantısı hissetmeye başladı ve koltuğa oturdu. Bir başka personel, iyi olup olmadığını sordu; Julie cevaplayamadan bayıldı.

O sırada odadaki bir başka hemşire, Gloria’nın vücudundan yeşil renkte yağ benzeri bir maddenin aktığını gördü. Odada tek tek herkes fenalaşıyor, içeri giren kısa bir müddet sonra kendini dışarı atıyordu. Doktor en nihayetinde olaya müdahale etti; “Zehirleniyoruz. Herkes dışarı çıksın!”

Sağlık kurumu boşatıldı, özel ekipler geldi;
Oda karantina altına alındı ve polis çağrıldı. O sırada vaziyeti daha da kötüleşen Gloria, hastaneye getirildikten 36 dakika sonra rahim kanserine bağlı olarak böbrek yetmezliğinden yaşamını yitirdi. Bu müddet içinde hastalarla beraber toplam 23 kişi zarar görmüş ve 5’i başka bir hastaneye kaldırılmıştı, bazılarının durumu ise ağırdı. Hastanedeki diğer hastalar da acil durum ile başka bir hastaneye gönderildi.

Olayı incelemek üzere sağlık bakanlığından özel ekipler geldi, ancak ekip odanın havasında ters hiçbir durum olmadığını söyledi. Gloria’nın bedeni ise otopsi için alüminyum tabuta konularak götürüldü. Olay medyaya yansıyınca, Gloria Ramirez’e The Toxic Lady (Zehirli Kadın) ismi verildi.

Komplo kuramları;

Bu sırada ortaya bir hayli komplo kuramı atıldı; Kimine göre Gloria Ramirez, Cabazon Bölgesi’ne yakın oturduğu için CIA’in saklı olarak geliştirdiği biyolojik silahlardan etkilenmişti. Kimine göre ise rahim ağzı kanseri rehabilitasyonu gördüğü için kendisine alternatif tıp uygulatmıştı.

Yetkililer 3 değişik otopsi gerçekleştirdi ve Gloria’nın dolaşım sisteminde bir hayli sıra dışı vaziyet gözlemledi. En ehemmiyetlisi de kanında ve dokularında çok fazla miktarda DMSO2 (dimetil sülfon) bulunmasaydı.


Bir kurama göre Gloria, 1970’li senelerde zarar veren olduğu kanıtlandığı için yasaklanan DMSO (dimetil süfoksit) içeren bir jel kullanmıştı. Zira bu ilaç yüksek oksijenle temas ettiğinde vücutta reaksiyonmalara sebep oluyor ve bu da hemşirelerin neden bayıldığını ve Gloria’nın cildindeki yağı izah ediyordu. Ayrı olarak bu ilacın oda sıcaklığında kristalleştiği de bilinmektedir bu da, Gloria’nın kanındaki kristalleri izah ediyordu. Fakat ailesi Gloria’nın böyle bir ilaç kullanmadığını söyledi, o yüzden bu faraziye da yalnızca kuram olarak kaldı.
Bu enteresan olaydan sonra DMSO gibi maddelerin yüksek oksijenle reaksiyonmaya girmesi neticeninde ortaya çıkan dimetil sülfon (DMSO2) sayesinde insanların bir kimyevi silaha da dönüşebileceği ile ilgili ürpertici iddialar ortaya atıldı.


Şimdi ise 26 yıldır dünya insanlığına anlatılmayan gerçek hikayeyi anlatıyorum.


▪️Gloria Ramirez gibi görünen kişi gerçek Gloria Ramirez değildi. Onun suretinde üretilen bir biyonik robotla çoktan onun yerine geçilmişti.


▪️Gloria Ramirez işi icabı çok sayıda ünlü kişiye ve siyasetçiye yakındı. Onlarla sık sık bir arada mesai yapıyordu. Onların giyim kuşamını, dış görünüşlerini, tarzlarını belirliyor ve bu sahada onlara hizmet veriyordu. Böyle olunca da çok sayıda insanın kendileri ve birbirleri hakkındaki konuşmalarını da duyuyordu. Yaptığı iş, istihbarat dünyasının çok alaka göstereceği bir işti ama onlardan çok kısa Griler alaka göstermişlerdi.


▪️Gloria’nın kocası Rev, karısına bir haller olduğunu anladıktan bir süre sonra, o kişinin kendi karısı olmadığını da anladı. Bundan emin oldu ve bir süre sonra kadını yediklerine zehir katarak öldürmeye teşebbüs etti.


▪️Rolünü iyi oynadı, Gloria suretindeki biyonik robot yere yığılıp titreme krizine girince, ağırdan alarak 911’i aradı ve yardım çağırdı. Ambulans geldi ve sağlık ekibi hastahaneye kadar geçecek sürede ilk müdahaleyi yapmak istedi. Hemen serum takacaklardı ama telaş halinde damar yolunu arayıp durdular, bulamadılar.


▪️Bu model biyonik robotlarda, içindeki uzaylı insanın da beslenebilmesi için, robotun yediği ve içtiği gıdalar iç sistemde öğütülüyor, işleniyor ve elde edilen bir kısmı içindeki uzaylı bedene gönderiliyor. Böylelikle beslenerek içindeki uzaylı kişi hayati fonksiyonlarını devam ettirebiliyor. Yediği şeylerde çok tesirli bir zehir olunca bunun tesiri hemen uzaylı kişinin bedenine de geçti ve sadece dış beden değil, içindeki uzaylı kişi de rahatsızlandı.


▪️Rahatsızlandı ve bayıldı. Böyle olmasaydı, uyması gereken bir prosedür vardı ve onu uygulamalıydı. Ne olursa olsun, ekibi ile haberleşmeden asla bir hastahaneye gitmemeliydi. Baygın geçen sürede ekibine haber veremedi, gözünü açtığında hastahaneydi. Etrafında çok sayıda hastahane personeli vardı ve kendisine müdahale edilmeye başlanmıştı. Bu, başına gelebilecek en kötü şeylerden biriydi.

Kolundan kan alınmıştı ama kan kırmızı değil tamamı sarıydı. Üstelik kristalize olmuş kısımları vardı. Vücudu o yeşil yeşil sıvıyı daha ambulansta salgılamaya başlamıştı. Hastahanede ise salgılama daha da yoğunlaşmıştı.


▪️Kendisi sürekli bayılıp ayılıyordu. Ölmemek ve olayları kontrolde tutabilmek istiyordu. Son çarelerden biri olarak etrafındaki tıp personeline metafizik saldırılar yaptı. Aslında kolayca ve kısa sürede hepsini metafizik tekniklerle öldürebilirdi, bunu denedi ama güç bulamadı. Lakin birçoğunu bayıltabildi. Neticede kendisi de iyice güçsüz düştü ve bayıldı. Kaçış planında başarılı olamadı.

▪️Zehirlendikleri iddia edilen tıp personelleri, daha sonra zehirlenme tedavisi görmediler. Bilenler bilir ki bir metafizik saldırıda insanların hissettiği şeylerin başında bir anda ileri seviye bir mide bulantısı, baş dönmesi ve denge sorunları yaşanır.

Daha sonrasında hemen hastahane boşaltıldı, özel ekipler çağrıldı, olağanüstü tedbirler alındı ve konuya daha üst makamlar müdahil oldu. Bu aşamadan sonra da büyük bir karartma operasyonu başladı.

Bu model biyonik (canlı dokularla kaplanmış mekanik ve yapay zekalı robotlar. Örnek: Terminatör) robotlarda, başa gelebilecek en kötü senaryolar da düşünülerek çok gelişmiş imha, yok etmek sistemleri de var.

Ne olduğu ilk anda anlaşılamayan, sonradan anlaşıldığı halde insanlıktan gizlenen o yeşil sıvı, olağanüstü bir halde biyonik robotu birkaç dakika içinde eritip yok eden bir sıvıdan başka bir şey değildi.

Bu sıvı ambulansta otomatik olarak salgılanmaya başladı, çünkü içindeki Gri uzaylı sık sık X olup (kalbi durup) sonra geri dönüyordu. Kontrolünü kaybetmiş bir şekilde kalbi de durduysa, yapay zeka biyonik robotu da içindeki uzaylıyı da derhal eritip yok edecek bu sıvıyı salgılamalıydı. Öyle de yapıyordu ama hayati fonksiyonlar geri dönünce, salgılamayı durduruyordu.

Gloria Ramirez gibi görünen biyonik robota (dış bedene) hiçbir zaman gerçek bir otopsi yapılmadı. Birkaç kere otopsi yapılmış gibi görüntü verildi ama her seferinde masaya yatırılan o biyonik robot, hiç neşter vurulmadan kaldırıldı. Henüz hastahanede kriz çıktığı ve özel ekiplerin geldiği andan itibaren bir karartma operasyonu başlamıştı ve Amerika devleti içinde biyonik robotlarıyle her yere sızmış olan uzaylılar, organize bir faaliyet yürüttüler. Otopsi ekipleri gerçek insanlardı ve o anda zihin kontrolündeydiler. Ellerine neşteri aldıklarında, biyonik robotun cesedinin başına geldiklerinde bir korku krizine giriyorlardı. Ayrıca endişe, kaygı, şüphe ve başka duygu halleriyle oynanıyordu, bu nedenle otopsiye cesaret edemediler. Sonrasında sahte bir otopsi raporu hazırlandı. Geçen bu süre içinde Griler gizli biyonik robotun içindeki ölü uzaylının cesedini çıkarıp kaçırdılar.

Gloria Ramirez diye başka bir kadavra (çok kötü ve tanınmaz haldeki bir erkek cesedi) defin edildi. Şimdi bile mezardan DNA örnekleri alıp eşleştirmek mümkün olsa, Gloria Ramirez’in DNA’sına o mezarda rastlanamayacaktır.

Dünyamızda şu anda onbinlerce insanın yerine, yaptıkları biyonik robotlarla uzaylılar geçti. Hala da sık sık bunu yapıyorlar ve birilerinin yerine geçiyorlar. Dünyanın her yerinde bu gerçeklerin ispatı niteliğinde bulgular, olaylar ve şahitler var. Bunlar basın ve medyada gereğince yer bulmuyorlar.

Bu gerçekleri kabullenmeden gerçek dünya tarihini bilmek, anlamak da mümkün değil, şu zamanda dünyamızda neler döndüğünü bilmek, anlamak da mümkün değil…

Mehmet Fahri Sertkaya

Rüyaları görüntülemeyi ve kayıt etmeyi başardılar.


Daha düne kadar komplo teorisiydi, bu gün bilim oldu.


Batı aleminde en az elli senedir gizlice kullanılan bu tekniği, artık bir Türk üniversitesi de uygulayabiliyor. İnsanların uyanık iken ya da uyku da iken beyinlerinden yayılan sinyalleri okuyup işleyebilen elektronik sistemler aslında yıllardır Japonya’nın oyuncak sektörü tarafından bile kullanılıyor. 1999’da İngiltere’nin en büyük hava limanında, kişiye özel(kalabalığın içinde bulunan tek bir kişinin duyabileceği) anons sistemi denendi ki bu sistemin de çalışma mantığı bu videoda anlatılan ile aynı…

Türkiye’de ise en yetkili tıp kurumları ve uzmanları bile hala insanların beyinlerinin kişinin kendi iradesi dışında kontrol edilemeyeceğini ve beyninin kontrol edildiğini düşünen insanların hasta olduğunu düşünüyor. Üstelik son 6-7 yıldır batılıların beyin kontrolü deneylerinde çekilen görüntüler Youtube’da, deneyi yapan kurumların ve uzmanların kimliklerini bile gizlemeye ihtiyaç duyulmadan sergilendiği halde, Türkiye’nin sözde uzmanları ve kurumları böyle bir haldeler… Halen Adli Tıp Kurumu, insanlara yaklaşık 550 sorudan oluşan ve cevap olarak “evet” ya da “hayır” şeklinde iki şıkkın bulunduğu bir test uyguluyor. Bu testte bütün gayreti ile “Beynim başkaları tarafından kontrol ediliyor.” cevabını almaya çalışıyor ve bütün sorular bu merkezde kurgulanıp sorulmuş durumda. Kişi bu sonucu doğuracak “evet” cevaplarını verince de derhal psikolojik rahatsızlığı olduğu kanaatine varılıyor. Başka da bir şey yapılamıyor. 
Başka bir şey yapılamıyor çünkü psikoloji-psikiyatri gerçek bir bilim dalı değil. Psikoloji, bilimin en temel mantığına ters bir dal. Görmediğini, ölçüp tartamadığın kabul etmemek üzerine kurulmuş günümüz biliminin var olup olmadığını, varsa ne olup olmadığını bilmediği bir ruhu tedavi etmeye çalışması kendi temel esasları ile çatışan bir hareket tarzı. Ve psikolojinin bilinen tarihi boyunca hemen hemen hiç kimseyi tedavi edememiş olmasının asıl sebebi de bu. 
İyi bilinmeli ki batı dünyasında, ayrıca Rusya, Çin ve Japonya’da, insan beynine etki eden cinlerin varlığı da, cinlerin psikolojik rahatsızlıklara sebep olduğu da ciddiyetle kabul görüyor ve onların uzmanları bizim beyinleri sulandırılmış sözde uzmanlarımız gibi bakmıyorlar olaylara…  Bu ülkelerin geliştirdikleri çok özel görüntüleme cihazları ile, aynı şu anda canlıların manyetik dalgalanmalarını gördükleri gibi, farklı ışık boylarındaki cinleri bile görüntüledikleri iddia ediliyor ki ülkemizde elbette bu da komplo teorisi olarak kabul görecektir sözde uzmanlarımızca… Ama bir elli sene sonra bir Türk üniversitesi de bunu başarınca, acaba vicdan azabı çekecek mi bu sözde uzmanlar, yetkililer, sorumlu siyasetçiler? Çünkü yüz binlerce insan yanlış teşhis ve sözde bilimsellik adına bir kaç haftada kurtulabilecekleri ciddi acı ve sıkıntı veren rahatsızlıkları ile bir ömür yaşadılar, yaşıyorlar.
Bu hususlarda web sitemizde çok sayıda yayın mevcut. Daha ayrıntılı bilgiyi sitemizden alabilirsiniz. 


Mehmet Fahri Sertkaya


#mfs hesapları: twitter | facebook | google+ | web
***


Ülkemizdeki psikologlar ve psikiyatrlar hatta Adli Tıp kurumlarının ilgili daireleri bile mışıl mışıl uyuyor. Zihin kontrol teknolojileri yıllardır oyuncak sektöründe bile kullanılıyor. Buna rağmen en ciddi ve saygın kurumlarımız ve uzmanlarımız bile zihninin kontrol edildiğini düşünen herkesi doğrudan akıl ve ruh hastası kabul edip, hiçbir faydası olmadığı bin türlü kanıtlanmış ilaçlara mahkum ediyorlar. 

İnsan beyninden yayılan dalgaları okuyan mini cihaz, kişi heyecanlandığında kuyruk sallıyor.

***

Bilkent Üniversitesi araştırmacıları, rüyada, hayal sırasında ya da uyanıkken beyin verilerini kullanarak görülen nesneleri bilgisayar ortamında görüntüleyebilen bilgisayar yazılımı geliştirdi.”Akıl okuma” temelli yöntem, MR’la beyin sinyalleri kaydedilen kişinin, 2 bine yakın nesne ve eylem kategorisi ile beyin tepkileri arasındaki ilişkiyi görüntüye aktarabilen teknolojiye dayanıyor.Bilkent Üniversitesi Elektrik ve Elektronik Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi, Ulusal Manyetik Rezonans Araştırma Merkezi (UMRAM) araştırmacılarından Yrd. Doç. Dr. Tolga Çukur projelerinin literatürde “akıl okuma” çalışmaları olarak tanımlandığını ifade etti.Çukur, çalışmanın 6 yıldır TÜBİTAK ve Avrupa Birliği’nden alınan desteklerle, 9 lisans üstü öğrencisi ve bir doktora sonrası araştırmacıdan oluşan ekiple yürütüldüğünü anlattı. Çukur, araştırmalarına geçen hafta temeli atılan Aysel Sabuncu Beyin Araştırmaları Merkezinin tamamlanmasının ardından daha geniş kapsamlı bir ekiple devam edileceğini söyledi.Günlük yaşamda ortaya çıkan film izlemek ya da iletişim kurmak gibi en basit süreçlerin bile, binlerce farklı sınıfa ait somut ve soyut parçaların bir araya gelmesiyle oluşan karmaşık bir yapıya sahip olduğunu vurgulayan Çukur, dünyanın pek çok laboratuvarında bu karmaşık süreçleri anlamaya çalışan bilimsel araştırmaların yürütüldüğünü aktardı.”Akıl okuma” adı verilen çalışmanın ilk verilerinin 10 yıl önce alınmaya başlandığını bildiren Çukur, birinci nesil olan bu akıl okuma tekniklerinin gerçek yaşamda ortaya çıkan bilişsel süreçleri tanımlamakta yetersiz kaldığını anlattı.Gerçek yaşamdaki süreçleri tanımlamak amacıyla bir dizi özgün deneysel çalışma yürüttüklerini ifade eden Çukur, bunun için MR makinesinde beyin sinyallerini kaydettiklerini ve elde edilen bu verileri bilgisayar ortamında modellediklerini belirtti. Çukur, geliştirdikleri bilgisayar yazılımı aracılığıyla da beynin algıladığı nesnelerin ve eylemlerin görüntüsünü çıkarabilen bir teknoloji geliştirdiklerini bildirdi.

MR cihazında iki saat doğal görüntü izlettiriliyor

Yrd. Doç. Dr. Çukur, yöntemde öncelikle kişinin beyin sinyallerinin kaydedilip bilgisayara yüklendiğini, böylece görüntülerin içerdiği bilgilerle beyin aktivasyonu arasındaki bağlantıyı çözmeye çalıştıklarını kaydetti.Yöntemin ilk aşamasında, en gelişmiş duyu olan ve insan beyninin yüzde 30’undan fazlasını kapsayan görme işlevi üzerine temellendirilen MR görüntülerini kullandıklarını anlatan Çukur, “Öncelikle birçok farklı kaynaktan toplanan iki saatlik video görüntüler, deneklere izlettiriliyor. Deneklerimiz, MR cihazında bu filmi izlerken, aynı anda beynin 50 bin bölgesindeki aktivasyon MR cihazı ile kaydediyoruz. Daha sonra izlenen bu görüntülerdeki uyaranlar ve beyin aktivasyonu arasında her bölge için hesapsal modeller oluşturuyoruz” diye konuştu.Çukur, geliştirdikleri bilgisayar yazılımının kadın, erkek, çocuk, insan, hayvan, bitki, bina, mobilya, konuşmak, yürümek, ağlamak gibi 2 bine yakın nesne ve eylem kategorisindeki görsel özellikleri kullanarak, bunların uzaysal konum, renk, kontrast ve kategori gibi ayırıcı durumlarıyla beyindeki tepkilerin arasındaki ilişkiyi çözümlediğini kaydetti.

“Rüyalar da görüntülenebilir”

Çukur, “uyanıklık” halinde ortaya çıkan beyin işlevlerini açıklayan modellerin, “rüya durumunda” ya da “hayal etme” anındaki düşüncelerin de bilgisayar ortamındaki görüntüsünü çıkarılabildiğine işaret etti.Çukur, şöyle konuştu:”Görsel algı için geliştirdiğimiz modelleri, bir kişi uyku halinde ya da hayal etme durumunda iken ortaya çıkan beyin aktivasyonlarını yorumlamak için kullanabiliyoruz. Dolayısıyla, rüya ve hayal etme sırasında imgelenen nesnelerin kontrast, renk, konum veya kategori gibi temel özelliklerini çözümleyebiliriz. Rüya ya da hayal durumunda kişinin beyninde oluşan görsellerin kestirilebilmesi için o kişinin öncelikle MR cihazında beyin aktivitesinin kaydedilmiş olması gerekiyor. Ardından beyin üzerinde hangi bölgelerde ne çeşit bilginin temsil edildiğine dair detaylı haritalar oluşturuyoruz. Böylece bu ilk aşamada insanlar, binalar, ağaçlar gibi binlerce farklı nesnenin beyin üzerindeki dağılımını ortaya koyuyoruz. Bir sonraki aşamada ise bu bilgileri kapsayan bilgisayar modellerini kullanarak geri çözümleme yapıyoruz. Yalnızca beyin aktivitesinin bölgeler üzerindeki dağılımını inceleyerek, gözlemlenen uyaranın yapısal ve anlamsal özelliklerini çıkartmaya çalışıyoruz.”

“Görüntüler gerçeğine çok benziyor”

Çukur, yöntemlerinin beyin işlevleri sırasında çözümlediği görüntülerin, kişinin o an gerçekten izlemekte olduğu görüntülere oldukça benzediğine işaret ederek, “Kontrast, renk gibi yapısal özellikler ile sınıfsal özelliklere bakarak görüntüde hangi nesneler olduğunu kolaylıkla çözümleyebiliyoruz. Özellikle insanlar ve diğer canlı kategorileri, insan beyninde daha yüksek oranda temsil edildiğinden çok iyi görüntüleniyor” dedi.Bilgisayar yazılımının hareket halindeki eylemleri de çözümleyebildiğine dikkati çeken Çukur, “Yani bu nesnelerin hareket etmesi, konuşması gibi eylemler de görüntülenebiliyor. Modelleme tekniğimizin en önemli ve özgün yanı, deneyde kullanılanların dışında kalan, farklı yapı ve sınıflar içeren uyaranlara verilen beyin tepkilerini de yüksek başarımla tahmin etmesi. Dolayısıyla, geliştirdiğimiz beyin okuma tekniği, doğal bilişsel süreçlerin içerdiği karmaşık ve değişken yapılara kolaylıkla uyum sağlayabiliyor” bilgisini paylaştı.

“Bilimsel kanıtına daha vakit var”

Bugüne kadar farklı denekler üzerinde çalışmalar yaptıklarını, bu denekler üzerinden aldıkları sonuçların birbirine oldukça yakın olmasının kendilerini mutlu ettiğini dile getiren Çukur, “Bu da bir denekte oluşturulan modellerin diğer deneklere taşınabileceğine dair ümit vadediyor. Tabi bunun bilimsel olarak kanıtlanması için daha kapsamlı çalışmalar gerekiyor” ifadesini kullandı.Uyanıklık halindeki bilişsel süreçlerin görüntülenmesi çalışmalarını görsel imgeleme ve rüya süreçlerinin çözümlenmesi için kullanacaklarının altını çizen Çukur, “Bu amaca ulaşabilmek için, gerek beyin verilerini gerekse bilişsel süreçlerin yapı taşlarını daha detaylı betimleyen modeller geliştireceğiz” dedi.Tolga Çukur, bilişsel süreçlerin hesapsal olarak modellenmesinin sayısal ölçütleri elde etmeye olanak verdiğini belirterek, “Özellikle beyin kaynaklı hastalıklar, alzaymır, demans, şizofreni, otizm, dikkat eksikliği, hiperaktivite bozukluğu gibi beyindeki bilgi akışının aksamasına yol açan hastalıklara dair sayısal ölçütler yeterli seviyede değil. Hastalık tanısında genellikle birtakım temel psikolojik testler uygulanıyor. Eğer bu süreçlerin beyindeki dağılımlarını ölçebilirsek birçok hastalığın erken tanısına dair önemli bir yol katedilmiş olur” değerlendirmesini yaptı.

“Belki de gözler olmadan görme olanağı doğar”

UMRAM Müdürü Prof. Dr. Ergin Atalar ise çalışmanın etkilerinin çok büyük olduğuna işaret ederek, şöyle konuştu:”Sadece rüyada değil genelde beynin nasıl çalıştığını anlamak bir sürü kapıyı aralayacak. Örneğin eğitimde öğrenciye nasıl öğretmeliyiz ki öğrenme süreci nasıl olsun? Beyindeki öğrenme süreçlerini bilmemiz bizim her alanda ilerlememizi sağlayacak. Eğer rüyalarımızda neler gördüğümüzü anlayabilirsek artık görme sistemini daha iyi biliyoruz demektir. Mesela kör olan biri için görmeye ilişkin bilgileri direkt başka şekilde beyne sokmayı öğrenebiliriz belki. Belki de gözler olmadan görme olanağı ortaya çıkabilir. Görme denilen beyindeki bir algı sonuçta. Burada her konuda yeni ufuklar açabilir.”