Rusya, kazdığı kuyuya düştü

Şu anlarda bütün kapılar Rusların yüzüne kapatılıyor. Ruslar neye uğradıklarını şaşırıyorlar. Rusya ile birlikte bataklığa batmak istemeyenler, aklı başında kararlar alarak Rusya’dan uzaklaşıyorlar. Ben, çok uzun mesaime devam ediyorum. Kazak kardeşlerimizin yanındayım ve bütün dünya dengelerini onların lehine çevirmeye devam ediyorum. Artık onlarla sosyal ağlarda da buluşmamızın vakti gelmiş gibi…

Putin perişan bir halde… İşler iyice kontrolünden çıkıyor. Lavrov ise sinir küpü olup sövüp saymaktan ve metafizik saldırılar yaptırmaktan başka hiçbir şey yapamıyor. Türkiye’yi aradılar, şu başımızdaki hainlerden bile istedikleri desteği ve duruşu bulamadılar.

Türk dünyasını ezip geçebileceği hülyasına kapılmış olan Rusya, şimdi Türk dünyası karşısına paramparça olmak hatta yok olmak tehlikesine düştü. Rusya, kazdığı kuyuya düştü.

Rusya, pek çok batı ülkesi gibi kara paralarla ayakta tutulan bir ülke ve Rus halkı açlığa ve içkisizliğe hiç tahammül etmez. İstisnalarını tenzih ederim ama geneli itibariyle manen, ahlaken ve ruhen bitik hallerdeler. O haldeki bir millet ne harbe girebilir, ne harp kazanabilir, ne yokluk/kıtlık süreçlerini atlatabilir. İnsanı insan yapan, insanı değerli yapan, insanı güçlü yapan şey imandır, namustur, ahlaktır, ilim ve hikmettir. İşte bu nedenle biz Türkler, dünya tarihi boyunca hep güçlü bir millet olduk. Çünkü her devirde hak peygamberlere ve kitaplara tabi olduk.

Sabahtan beri düşünüyorum da son zamanlarda paylaştığım ve “Ukrayna bandosu milli marşımızı çalıyordu, o sırada bulundukları stadyum çöktü” dediğim rüyamda acaba hata mı ettim. Acaba yanlış mı hatırlıyordum, yoksa o bando Rus bandosu muydu? O zaman ahlakın Rusya kadar dibe vurmuş olduğu Ukrayna’dan önce Rusya mı çökecek? Zaten “Gece güneşi” başlığını atarak anlattığım diğer rüyamda da önce ABD’de miydik, yoksa önce Türkiye’de miydik, ona da emin olamamıştım ve bir süre sonra o yayına “yanıtla” yaparak ek izahlar yapmıştım. Gerçekten merak ettim, önce ABD mi, Türkiye mi ve önce Ukrayna mı yoksa Rusya mı…

Mehmet Fahri Sertkaya | Akademi Dergisi

Bir Cevap Yazın