Ne kendi etti rahat, ne aleme verdi huzur
Yıkılıp gitti cihandan, dayansın ehl-i kubur

Gizli bir Ermeni ve Hristiyan olan Ahmet Aygın, cemaatimiz içindeki önde gelen münafıklardan biriydi. Merhum Arif Ahmet Bey Ağabeyimize de çok sıkıntılar çektirmişti. Sinsi sinsi yolunu alır, en olmadık ve hemen müdahale edemeyeceğiz yerde ihanetini sergilerdi. Son zamanlarda seçimler arefesindeki tavırlarıyla zaten samimi bütün müslümanlar onun gerçek rengini gördüler. Ebu Cehil karpuzu gibi dışı çok yeşil, içi kıpkızıl kafir olduğunu gördüler. Alihan’ın ipini elinde tutan, Alihan’ı bir piyon gibi oynatan annesi Ayşe Gülderen Kuriş’le birlikte Ahmet Aygın da son günlerde üzerime ve ekibimin üzerine çok ama çok ağır büyüler yapıyorlar ve yaptırıyorlardı. Gülderen gibi Ahmet Aygın da son zamanlarda büyücülere paralar saçıyordu. Haddi iyice aşıyordu. Yavaş yavaş çarpıldıkça daha çok hırslanıyordu. Nihayet mühleti doldu ve dehşetli bir şekilde çarpıldı. Çukuru derin, azabı elim olsun.

Darısı Gülderen’in ve benzeri diğerlerinin başına…

Ahmet Aygın aslında hristiyan da denemez biriydi. Tek taptığı paraydı. Başka değer, ilah tanımazdı. Çok ileri seviyede şeytanlaşmıştı. Aralarına gerçekten müslüman kardeşlerimiz karışacak olsa, hemen onlara büyüler yapıyorlar, yuvalarını yıkıyorlar ve hatta mümkün olursa deli ediyorlar ya da öldürüyorlardı. Hanımlarına göz dikiyorlardı. Zamanı gelince Aygın’ın ve benzerlerinin gerçek Süleymanlılara neler yaptığı iyice gözler önüne serilecek ve duyanlar, görenler inanamayacaklar. Bunların hepsini o Alihan da biliyor. O da zaten onlara uydu, onlar gibi oldu. Bunda da en büyük pay annesinin oldu.

Üstelik, bu yazdıklarıma itibar etmek istemeyenler, “Olur mu hiç öyle şey?” diyenler, bu sahada söz sahibi olan birine gidip “Bu mfs birilerine büyüler yapıyor mu, yaptırıyor mu?” diye sorsalar, kişi dürüst biriyse hemen “Hayır” cevabını alırlar. Yine “Bu mfs’nin iddiaları doğru mu? Ahmet Aygın büyücü müydü? Alihan ve annesi de büyüler mi yaptırıyorlar?” diye sorsalar, hemen “Evet, eksik yazmış, fazla yazmamış” cevabını alırlar. İsterseniz hemen sorun. Bunları doğrulamak işten sayılmaz. Öyle vaktinizi falan da almaz. Bir titreyip artık kendinize de gelin. Cemaatin haline bir bakın. Memleketin ve milletin haline de bir bakın. Cemaatin tepesini elinde tutan münafıklar, bunca yazdıklarımın karşısında nasıl da sus pus olup oturuyorlar. Hukuk yoluna bile gidemiyorlar. Sözlü yalanlama bile yapamıyorlar. Onlar susup kalıyorlar ve daha çok büyücülük yaparak bu krizden çıkmak ve cemaatin başında kalıp müslümanlara/Süleymanlılara daha da çok maddi ve manevi zararlar vermek istiyorlar ama sizler artık bir bakın, bir anlayın, yanlışı ve doğruyu bir görün ve ne yapmanız gerekiyorsa yapın. Bu hali görüp de hiçbir şey yapmıyorsanız, zaten siz de onlar gibisiniz demektir. Öyle ise geçtim müslüman sayılmayı, insan türünden bile değilsiniz. Allah sizin ömrünüzden alıp da nesli tükenmekte olan hayvanların ömrüne eklesin. Köpekler bile sizden daha faziletli…

İşte bozacının şahidi şıracı… Yıllardır gerçek ve hain yüzlerini anlattığım ve susup kalan münafıklar, şimdi Aygın’ın arkasından ağlıyorlar. Şu Zeki Çalışkan’ın ne olduğunu duymayan, anlamayan biri kaldı mı bu alemde? Zeki Çalışkan gibi gizli hristiyan, misyonerlik ve kara para faaliyetleri icra eden bir herif, gerçek bir müslümanın arkasından böyle yazar mı…

Mehmet Fahri Sertkaya