Dünya üzerinde çok sayıda ülkede, en çok da fuhşun çok yaygın olduğu Asya ülkelerinde ölümcül bir yeni virüs yayılıyor.

Nefes ve temas yoluyla da bulaşan bu virüs/hastalık, en çok cinsi münasebet yoluyla bulaşıyor. Şu ana kadar pek çok ülkede bu hastalık görüldü ve devletler bunu biliyor, gizliyor, bastırmaya/yenmeye çalışıyor. Fuhuş sektöründen kazandıkları kara paralar bir anda azalacak diye bu bilgiyi milletlere duyurmuyorlar. Dünyaya yayılmaması için uğraşıyor gibiler ama bunda da aslında ciddi ve samimi değiller. Bunca hükumetler/liderler, korona virüs tiyatrosunda olduğu gibi kendi kontrollerinde olan yeni bir virüs yayılıyor da yeniden sözde ilaçlar, sözde testler ve sözde aşılar satarak büyük paralar kazanacaklarını zan ediyorlar. Şu ana kadar ülkelerin çoğu, bu yeni virüsü böyle gördüler, görmek istiyorlar ama çok, çok büyük aldanıyorlar. Bu nedenle en çok da B takımı ülkelerinin çoğunda bu virüs görüldü, yayılıyor.

Dünya üzerinde organ, fuhuş ve uyuşturucu başta olmak üzere türlü kara para işlerinde çoktan Çin hükumeti (ÇKP) başı çekiyor. Bu hastalıkla mücadelede de Çin sözde başı çekiyor ama Çin/Şi de şu ana kadar bilerek ve isteyerek bu virüsün yayılmasına izin verdi. Yayılmasına mani olmak bir yana, daha çok yayılması için ellerinden geleni yaptılar, yapıyorlar. Dünya ülkelerinin hallerini, dünya dengelerini/siyasetini yakinen biliyorum. Bunca bilgime ve siyasi sahadaki tecrübeme dayanarak yazıyorum ki kritik eşik geçildi, bundan sonra yayılması durdurulamaz ve bütün dünya bu virüsle mücadelede başarısız olacak. En çok Çin’de nüfus kaybı ve maddi kayıplar olacak.

Hastalık en çok gençlerde görülüyor. Gençleri öldürüyor. Ölü doğmalara sebep oluyor. Kadınların rahmini adeta çürütüyor.

Türkiye’de de bu hastalık görüldü, yayılıyor ve durdurulamayacak. En çok da Asya ülkelerinden Türkiye’ye bulaştı. Youtuberlardan, ayrıca ateist/Allahsız, eşcinsel, ahlaksız, namussuz, kural tanımaz insan şeytanı, sözde çağdaş ve demokrat Türkiyeli üniversite öğrencilerinin yurt dışına çıkıp gelenlerinden bulaşıyor. Dünyanın dört bir yanında olduğu gibi bu devirde Türkiye’de de liseler ve üniversiteler fuhuş yuvaları gibi olduğundan, yurt dışından bu virüsü getirenlerle zina eden Türkiyeli lise ve üniversite öğrencileri arasında da hızla yayılması kaçınılamaz görülüyor.

Bu hastalık sadece havalimanlarından memlekete giriş yapanlarla değil, haricinde karadeniz bölgesindeki herkesin malumu olan fuhuş yuvalarıyla da Türkiye’ye yayılıyor. Bunca yıldır o Batum’la aramıza set çekilmedi. Bu güne kadar da bu, çok canlar yaktı ve yuvalar yıktı. Şimdi anlaşılan o ki son ve büyük darbesini de vuracak bize o Batum…

Japonya gibi nispeten daha sistemli ve eğitimli ve otoriter ülkelerde de bu hastalık görüldü, yayılıyor. Çoğunlukla B takımından olan idarecilerin hükmünün geçtiği Japonya da bu hastalıkla mücadelede başarılı olamayacaktır.

Türkiye’de K-Pop dedikleri Kore ahlaksızlığının yayılması, Kore hayranlığının artması, atası babası müslüman pek çok Türkiyeli genç kızın Koreli gayr-i müslimlerle evlenmesi, sürekli oralara gidip gelmeleri de bu hastalığın Türkiye’ye gelmesine sebep oldu ve iyice yayılmasına da sebep olacaktır. İslam’dan ayrılmak, sadece adı müslüman kalmış ama İslam’dan çoktan çıkmış bir topluma dönüşmek her devirde büyük felaketlere sebep olmuştu, şimdi de tarih tekerrür ediyor.

Kozmetik ürünlerinin bazılarında gerçek insan dokuları (rahim sıvısı ve plesenta dahil) kullanıldığından ve bunların büyük çoğunluğu Asya ülkelerindeki kadınlardan elde edildiğinden dolayı, bu virüs bütün dünyaya belki de en çok kozmetik ürünleriyle yayılacak.

Türkiye’de kozmetik ürünü sektörü de gizli yahudi ve gizli ermeni hainlerin elinde olduğu için, bu ürünleri Türkiye’de en çok gizli yahudi ve ermeni ailelerin kadınları hatta günümüzde genç erkekleri de kullandığı için Türkiye’ye virüsü en çok yayan kişiler arasında bunlar da olacaktır. Zaten o ateist, ahlaksız, eşcinsel, nikah/namus tanımayan gençlerin çoğu da bu ailelerin çocukları…

Korona virüsünü laboratuvarda ürettiler, zararını sınırlandırdılar ve sözde korona aşılarını dayatarak asıl darbeyi bu sözde aşılarla vurdular, vuruyorlar. Bu sözde aşılar, bahsettiğim virüse ve benzerlerine karşı insanların vücutlarını daha savunmasız hale getirdiler. Bağışıklık sistemini de iyice zayıflattılar.

Dünyada bunca hükumetin/devletin, satanist bir sistem olan Ankebut Ağının eline geçmesi, bu ağa mensup satanist yani insanlık düşmanı kişiler tarafından idare edilmesi böyle bir neticeyi beklememizi gerektirirdi. Bunca senedir Ankebut Operasyonu yaptık, dünya üzerinde bu ağı ezdik, geçtik. Nihayet kısa süre önce bu mücadelede zirveyi gördük, bu ağa bitirici son darbeleri vuruyorduk ama bunca millet, bunca devlet/hükumet yanımızda dik durmadı. Dünya ve ahiret felaketlerini tercih etti. Bu da herkesin kendi tercihi…

Mehmet Fahri Sertkaya