O halde, bir kademe daha ilerleyelim…

Biraz daha sarsıcı bilgiler de vereyim.

“Nuh Tufanı” dediğimiz şeye, aslında bir dünyalar savaşı da denebilir.

Nuh’un gemisi, şimdiki UFO’lar gibi, çok yüksek bilim ve teknolojiye sahip olunarak üretilmişti. Söz konusu teknoloji, dünyamızda oluşmuştu/gelişmişti. Başka dünyalardan transfer edilmemişti.

O devirde, 18 bin alem arasında, en yüksek teknoloji seviyesine sahip olan gezegenlerden biri de dünyamızdı. Nuh’un gemisi, dış görünüşü itibariyle somun ekmek misali bir görünüşe sahipti. Tıpkı UFO’lar gibi, dışarıdan bakılınca her yerinde parlak metalik bir yüzey görünüyordu. Penceresi, çerçevesi, içe göçmüş ya da dışa taşırılmış kısımları yoktu.

Havada asılı da kalabiliyordu, suyun altına da girebiliyor ve su altında da gidebiliyordu. Uzaya da çıkabiliyordu, gezegenler arası yolculuk etmeye imkan da sağlıyordu. Zaten o gemiyle tufan sırasında başka bir gezegene gitmişlerdi.


O devirde dünyada bu tür gemilere (bu gün verilen ismiyle söylemek gerekirse UFO’lara) sahip olmak sıradan bir şeydi. Teknoloji herkeste vardı ve maddi imkanı yetenler bunları yaptırabiliyor ya da hazır halde olanları satın alabiliyorlardı.

Sorun da aslında buydu… Teknoloji aşırı derecede ilerlemiş, ucuzlamış ve kolay elde edilir olmuştu. İnsanlık ise teknolojiyi/imkanları hep şerre kullanır olmuştu. Ahlaksızlığa, sapıklığa, zulme, kan dökmeye, toplu katliamlara kullanılması bir yana, artık dünyanın tabii nizamına (doğal dengesine) büyük darbeler vurulur olmuştu.

O zamandaki dünya insanlığı da kendi kendini helake sürükleyen ve gezegenlerini imha eden uzaydaki belki on binlerce insan türünden biri olmak üzereydi.

Acilen dünyaya bir “resetleme” gerekiyordu. Allah, helak edeceği kavimleri de sebeplerle/vesilelerle helak ettiği için o defa vesile tufan oldu… Koca dünyada bir avuç “gerçek” insan kaldığı ve diğerlerinin kalplerinin taşlaştığı, çok uzun süre mühlet verilse de hidayetten nasipleri olmadığı/kalmadığı için ve helak edilecekler listesine adları yazıldığı için, o defa helak yani tufan, dünya genelinde oldu. Bu, bir istisnaydı…

O devirden çok sonra Süleyman aleyhisselam devrinde de neredeyse dünya bir kez daha resetlenecekti. Bilim ve teknoloji yine aynı seviyeye gelmişti hatta Nuh aleyhisselam devrini geçmişti ama mevcut teknolojiyi devlet gücü ile ve kısa sürede yok etmek, bilimde ve teknolojide kasten gerilemek tercih edildi.


Nuh tufanına da başka bir uzay aracı sebep oldu.

Bu uzay aracı, şimdilerde güneşimizin etrafında sık sık görüntülenen, sık tartışılan ve devasa boyutlarda olup da “yapay gezegen” denilebilecek kadar büyük olanlardandı. Dünyamızın yaklaşık yarısı kadar büyüklüğe sahipti ve küre şeklindeydi.

Bir bulutsuya (Nebula) yanaşarak çok yüksek miktarda hidrojen, oksijen ve bazı başka gazları depolamıştı. Gezegenimize yanaşarak ve çok yüksek teknoloji de kullanarak bu gazları atmosferimize bıraktı. Bu, felaketin ve helak edilmenin bir başka vesilesi de oldu.

Dünyanın atmosferine çok çok kısa süre içinde çok yoğun olarak o gazlar bırakılınca, peşi sıra dünyanın her yerine dağılmaya başladı ve her yerde durmak bilmeyen yağışlar oldu. Zan edilenin aksine, yeraltından sular çıkmadı ve denizleri/okyanusları yükseltmedi, gökten yağmur şeklinde değil adeta kovayla boşaltılmış gibi su yağdı. Fırtınalar, tayfunlar da durmak bilmedi. Denizler ve okyanuslar bu vesileyle yükseldi.

Buna rağmen bile Nuh tufanı sırasında yükselen deniz ve okyanus suları, dünyadaki bütün karaları kaplamadı. Deniz seviyesine yakın ve düz olan yerler hep sular altında kaldılar ama diğer yerlerde yaşayan insanları, gökten su boşalması ve çok şiddetli rüzgarlar oldukları yerlerden savurup dağıtıp sürükleyip denizlere, okyanuslara götürdü/taşıdı.*

Buna rağmen bile yüksek kesimlerde hayatta kalanlar oldu ama onlar da akıllarını kaybederek, bulaşıcı hastalıklara yakalanarak, aç kalan hayvanlara yem olarak v.b. sebeplerle kısa sürede öldüler.

Zaten bu kısımdan önce de toplu ölümler sık yaşanıyordu, dünya insanlığının elinde de iklim silahları, elektromanyetik silahlar vardı ve milletler birbirlerine sürekli bunlarla saldırdığı için, sürekli yapay yağışlar, yapay hortumlar, yapay depremler, yapay fırtınalar yaşanıyordu.


  • Yakın gelecekte Ye’cüc ve Me’cüc milletlerinin dünyamızda can verenlerinin cesetleri o kadar yüksek sayıda olacak ve dünya insanlığı sayıca o kadar azalmış olacak ki onların cesetlerini de benzeri bir tufan/afet sürükleyip denizlere/okyanuslara taşıyacak.

(Resim: NASA tarafından Orion ismi verilen bulutsu… Nebula ya da bulutsu, uzayda bulunan ve geniş alanlara yayılmış olan gazlar, toz, Hidrojen, helyum ve diğer iyonize gazlardan oluşan bulutsu yapı.)

Mehmet Fahri Sertkaya