Etiket arşivi: Dinler Arası Diyalog

Tarihin ender gördüğü bir profesördür Ahmet Akgündüz. Bakın Tayyip Erdoğan hakkında ne dedi.

akademi dergisi, Mehmet Fahri Sertkaya, recep tayyip erdoğan, prof. dr. ahmet akgündüz, egemen bağış, efkan ala, akp'nin gerçek yüzü, gerçek yüzü, islamcılık, bop projesi,

Kafalar çok güzel, ışıl ışıl parlıyor.

Neymiş, siyasi müceddid ve ümmet-i Muhammed’in lideri imiş…

Diploma yok.

Yabancı lisan yok

Kamu tecrübesi yok

Tarih bilgisi yok

Edebi derinliği yok

Teknik bir sahada uzmanlık yok

Herhangi bir sanat dalında meşguliyet, ustalık yok

Kitap okumuşluğu yok, şimdi de okumuyor. 

Genel kültür seviyesinin dışında İslami bilgisi, derinliği yok

Ekonomi bilgisi ve tecrübesi sıfır, 30 kuruşa simit sattığı ile övünüp duruyor. 

Bütün bunlar bir yana da,

Davos’a gidip “Din ve kültür gibi sun’i bölünmeler” diyor

Başka bir yere gidiyor, müslüman eti yemek ve kanı içmekle övünmüş Haçlı askerlerinin sevgi, dostluk, kardeşlik için geldiğini, tarihin yanlış yazıldığını söylüyor

Başka bir yere gidiyor, fahri doktora verilirken üzerinde haç olan papaz kıyafeti giyiyor. Oysa kameralar karşısında yerdeki Türk bayrağını kaldırıp iç cebine koyduğu çok oluyor. Bu doktoranın rüşvetle alındığı, doktorayı verenlerden birinin skandal patlak verince intihar ettiği, diğerinin istifa ettiği dünya medyasını yansıyor. Görmezden geliyor. Tartışmalara girmiyor. Kendini de savunmuyor. 

Ekonomik ve siyasi bir İslam birliğine karşı olduğunu söylüyor.

Sünnilik sanki İslam’dan başka bir şeymiş gibi “Benim sünnilik diye bir dinim yok” diyor. İslam’a dair bilgisinin sıfır olduğunu da gözler önüne seren reddiyeler yapılıyor. Henüz İslam’ın mezhep kavramını bile doğru anlayamamış olduğu gözler önüne seriliyor. O, bunların hiçbirine karşılık veremiyor ama memleketin mezhepsizleştirilmesi için şu an dahil, Diyanet’i büyük bir gayretle kullanıyor. 

Diyanet teşkilatının iyice laçkalaştığından rahatsız olan ve kamuoyu oluşturan bu milletin karşısında, “1 milyonluk araba bir şey mi, al sana” dercesine daha da fazlasını keyfi olarak başkana tahsis ediyor. Adeta diplomatik bir dille bu millete “Ben verdim oldu bitti. Ben böyle istiyorum. Sizin tercihlerinizden bana ne. Ben neyi doğru görüyorsam mevzu bitmiştir.” mesajı veriyor. 

Bu güne kadar medeniyetler ittifakı, dinler arası diyalog, BOP İslamcılığı, ılımlı islamcılık projelerini gönül rızası ile, içten gelerek destekledi. 

İbnelik, zina, evlilerin zinası, misyonerlik, domuz eti halen serbest. Bunlara tepkiler yükseldikçe “Ne yapalım AB’ye uyum yasaları bunlar” diyor. Sonra an geliyor kameralar karşısına çıkıp “Ey AB!” diye atarlanıyor ve “bizi almayacağınızdan eminiz, sizsiz de dünya mümkün” mealinde konuşuyor. 

Diyanetten sorumlu devlet bakanı yaptığı Mehmet Aydın, milyonlarca Türkiyelinin imanına kasteden projeleri büyük bir gayret ve kararlıklıkla uygularken, kendi partisinden bakan olan bu adama karşı millet nefretle hücum ederken, hiç oralı bile olmuyor. Adeta onu da kolluyor. Mehmet Aydın ise yurt dışındaki müslümanların faaliyetlerine gidince “Niye haremlik selamlık yapıyorsunuz?” ya da “Gayri müslimlere sizin dininiz batıl bizimki hak demeyeceksiniz” diyebilecek kadar büyük skandallara imza atıyor. 

Ayete bakara makara diyen Kürt Yahudisi Egemen Bağış’a tepkiler yükselirken, onun da yanında oluyor. Hatta inanmazsınız ama Tayyip ile Egmın arasında hala bir husumet, ayrılık yok. 

Bu Egmın, TSK’da asker iken ölen Hristiyan birinin cenazesine katılıp “Bu topraklar üzerinde kim azınlık, kim asli unsur, bu tartışılır” derken ve bu Hristiyanı bile şehit ilan ederken hiç rahatsızlık duymuyor. 

Lüzumsuzun biri, nasıl bakan olabildiğini insan aklının almadığı Efkan Ala, hz. peygamberimize kibir isnat ediyor, onun umurunda bile olmuyor. Öyle ki saray soytarısı olarak bilinen cübbeli ya da cübbesiz, akademisyen ya da alaylı bazı sözde hocalar bile “Yahu ben bunu nasıl tevil edeyim. Cemaatim beni de siler geçer” diyerek bakana atarlanmak zoruna kalıyor. Onun umurunda bile olmuyor. Gün geliyor bu bakanın fişini çekiyor ama sebep de sözde darbenin olduğu gece hususi uçakla Gürcistan üzerinde dolaşıp durup, neler olduğunu anlayana kadar memlekete gelmeyişi oluyor. 

Irak’ta asker sivil demeden, masum suçlu ayırt etmeden, bebek, çocuk, kadın diye ayırmadan katliamlar yapan ve toplamda milyonlarca kişiyi katleden ve Haçlı seferi yapmaya geldiklerini ilan ede ede gelip bunları yapan Amerikan askerlerine kahraman diyor. 

Urfa’da ve başka yerlerde konuşuyor, dört hak din diyor. “Dilin mi sürçtü” diye herkes sorup tepki gösteriyor, yıllar geçiyor cevap vermiyor ya da düzeltme yapmıyor. 

Ve tekrara gerek yok, daha böyle yüzlerce acı gerçek var, ama nasıl profesör olabildiğine dair öğrencilere doktora tezi verilmesi, incelenmesi gereken Ahmet Akgündüz de bu gördüklerinizi yazıyor. 

Gerçi Ahmet bunu hep yapıyor. Said-i Nursi’nin seyyid olduğu palavrasını atarken de 1935 yılına ait Osmanlı belgesi göstermişti 🙂

Kafalar çok güzel, ışıl ışıl parlıyor.

Latifesi, ciddisi her şey bir yana, izleyip hep beraber görelim, Allah’ın bu memlekete, bu millete, bu kadar laçkalaşmaya, bu kadar düşmeye gazabı çok şiddetli olacak. 

Nerden mi biliyorum böyle olacağını? Dünya tarihinde bundan başka bir şey yok.

Mehmet Fahri Sertkaya | Akademi Dergisi

Risale-i Nurlar muteber değildir ve ihtiyaç da değildir!

(Mehmet Kırkıncı’dan açıklama bekliyoruz.)

…“Hüsrev Ağabey!” dedim, “Şer’an rüya ile amel edilmez. Hatta kerametle de amel edilmez. Rüya ilim nevinden sayılmıyor. Fıkıhta ve fetvada, rüya ve keramet delil olarak kabul edilmiyor.”
diyen Mehmet Kırkıncı hocaya hitap ediyorum:

Samimi olunuz ve Said-i Nursi denilen tescilli/raporlu delinin elinizden düşürmediğiniz Risalelerinin de bu gözle bakıldığında hiçbir ilmi dayanağı olmadığını ve rüya ya da kalbe geldiğini iddia ettiği ilhamlara dayandığını, Kur’an ve Sünnet’ten delillere dayanmadığını, içerisinde küfre götürecek kadar ciddi hatalar(ya da kasıtlar) olduğunu itiraf ediniz. Sonra da başta siz o risale denilen paçavraları elinizden atınız sonra da hitap ettiğiniz kitleye aynı hayırlı hareketi yaptırınız. Ahir ömrünüzde bu hareketi yapınız.

Bu ülkede Müslümanların ilmi eser sıkıntısı yok. Said-i Nursi’nin sağlığı devrinde de yoktu. Kütüphanelerde geçmiş muteber alimlere ait binlerce eser vardı ve bunlar hala var. Sorun İslam’ı doğru anlamış ve medrese usulü ile ehli sünnet yolu üzere yetişmiş alimlerin olmayışı idi ki şu anda bu da var. Yani hem alimler hem de binlerce senelik muteber eserler var.
O halde risale denilen saçmalıklara bu ülkenin Müslümanlarının ihtiyacı yok. Zira sizin de dediğiniz gibi, rüya, keramet ve ilham şer’an delil değildir.

Cevabi yazınız elime ulaşırsa sayfa ve bloglarımda yayımlayacağım.

Mehmet Fahri Sertkaya

www.GercekSaidiNursi.blogspot.com 

Dinler Arası Diyalog Tuzağını Başlatan Said Nursi mi?

“Müslüman İseviler” tabiri Said Nursi’nin uydurduğu bir kelime oyunudur.

Şu anda yaşayan tek bir İSEVİ yani İsa peygamberin dinine tabi olan kişi yok ki bir de bunlar zamanımızda veya ileri de Müslüman İseviler olsunlar?

Varsayalım ki İsevilik bozulup Hristiyanlığa dönüşmedi ve aslı duruyor olsun.. Yine bunlar Müslüman bilinemezler çünkü İsa peygamberin getirdiği hak kitap olan İNCİL in hükmü kalktı. Herkes Kuran’a ve Peygamberimize tabi olmak zorunda.. Peygamberimiz ashabına “Vallahi Musa gökten aranıza inse de siz beni bırakıp ona tabi olsanız dalalete sapmış olursunuz” buyurmuştur.

Sonra Kuran’ı ve peygamberimizi kabul etmeyen bu Hıristiyanlar ola ki hidayet bulup Kuran’a tabi olduklarında da bunlara Müslüman İseviler değil sadece Müslüman denir. İlla başka bir dinden İslam’a döndüklerine işaret edecek bir kelime kullanılacaksa Hristiyanlıktan ihtida eden (hidayet bulan) Müslümanlar denir.. Muhtedi denir.. Tarih boyunca böyle dendi, hidayet bulup İslam’la şereflenenlere…

Ama Said Nursi kelime oyunu yapıyor.. Zihin bulandırıyor… Sanki şu anda da yaşayan, Hristiyanlık aleminin yanlışlarından uzak, şirke düşmemiş, teslise inanmayan, İncil’in aslına tabi olan bir topluluk varmış manası uyandırıyor.. Zaten bağlıları arasında bu sözleri onlarca yıldır bu şekilde anlaşılıyor, bu şekilde kabul ediliyor..

“Avrupa’da bir topluluk var, bunlar İseviler. Ve Üstad onlar için ehli iman demiş.. İleride bunlarla ittifak edeceğiz” diyorlar, böyle kandırılıyorlar..

Yok kardeşim yok.. Tek bir tane yaşayan İsevi yok.. Olsaydı da onlarda gayri Müslim sayılacaklardı ve onlarda hidayet bulup bizim gibi sadece “Müslüman” olmak zorunda olacaklardı…. İleride hem İseviliğini koruyup, hem Müslümanlığı seçecek bir topluluk yok… Müslüman İseviler hiçbir zaman olmayacak.. Hidayet bulup Müslüman olan Hıristiyanlar olacak.. İsa a.s. tekrar dünyaya gönderilecek, İslam ile hükmedecek ve Kuran hükümleri ile amel edecek, Nasarayı yani Hıristiyanları kendisinin de tabi olduğu İslam’a Kuran’a ve Peygamberimiz Hz. Muhammed Mustafa (s.a.v) tabi olmaya çağıracak.. En sonunda da dünyada ilk olan bir uygulamayı yapacak ve Hıristiyanlara “Ya iman ya ölüm” diyecek.. O devrin ardından da kıyamet kopacak…Mesele budur… Bütün ehl-i sünnet alimleri bunları delilleri ile kitaplarında bu şekilde anlatmışlardır.

Ama Said Nursi meseleyi kelime oyunları ile nasıl aslından çıkarıyor, kaynağından okuyalım;
“Hem âlem-i insaniyette inkâr-ı uluhiyet niyetiyle medeniyet ve mukaddesat-ı beşeriyeyi zîr ü zeber eden Deccal komitesini, Hazret-i İsa Aleyhisselâm’ın din-i hakikîsini İslâmiyetin hakikatıyla birleştirmeye çalışan hamiyetkâr ve fedakâr bir İsevî cemaatı namı altında ve “Müslüman İsevîleri” ünvanına lâyık bir cem’iyet, o Deccal komitesini, Hazret-i İsa Aleyhisselâm’ın riyaseti altında öldürecek ve dağıtacak; beşeri, inkâr-ı uluhiyetten kurtaracak.”
(Said Nursi, Mektubat 441, Yirmidokuzuncu mektup, yedinci kısım)

Günümüz Türkçesiyle ve özetle diyor ki; “Şu anda da, Hz. İsa’nın Hristiyanlığa dönüşerek bozulmamış gerçek dini esaslarını bilen ve böyle inanan ve bu Hristiyanlıktan uzak gerçek(!) İsevilik inancına(!) sahip olup İnanç esaslarını İslamın esasları ile birleştirmeye çalışan bir fedakar ve kendilerine “Müslüman İseviler” demeye layık topluluk var.(ki yukarıda anlattığımız gibi böyle bir şey yok) İşte insanlığı bütün dinlerden ve Allah inancından uzaklaştırmaya çalışan Deccal ordularına karşı bu Müslüman İseviler(!) insanlığı, Allah’ı inkar yanlışından kurtaracak, Hz. İsa ile beraber bu Müslüman İseviler Deccal ordularını yenecekler…

Baştan sona uydurma ve tuzak bu sözler.. Bu şekilde yazdığı bilinen tek bir muteber din alimi daha yok bu Ümmette.. İsmini ve eserlerini bildiğimiz binlerce ehl-i sünnet alimlerinden biri bile böyle bir uydurma bilgi sunmamışlar Müslümanlara..

İsa peygamber Ümmed-i Muhammed’in başına geçecek, Müslümanlara önder olacak, Kuran ile hükmedecek, Peygamberimize ve İslama tabi olacak… Ve İsa a.s. tekrardan yeryüzüne gelene kadar onun gelmesini bekleyen ve kendilerine “Müslüman İseviler” ünvanı verilebilecek kimse yok.. İsa a.s.’ın getirdiği şekli ile İseviliğini koruyan kimse de yok… Olsaydı da onlar da İsa peygamberin gelmesini beklemeden derhal Ümmed-i Muhammed’e tabi olup, Müslüman olarak kurtulmak zorundaydılar…

Buradan da anlıyoruz ki, bu günkü Dinler arası diyalog tuzağının temelleri ta o zaman Said Nursi eli ile atılmış.. Zaten Said Nursi’nin Üstadım dediği Mason Muhammed Abduh’ta benzer şeyler zırvalamış.. Ayetlere kafasınca bozuk manalar verip “Allah’a inanan herkes cennete gidecek, iyi davranışlı Hristiyanlar Cennete gidecek” demiş.. Halbu ki İmanın şartı 6 ve bunu çocuklar bile bilir. Bunlardan birine bile inanmayanın Müslüman sayılamayacağını da bilir.. Cennete giremeyeceğini de bilir..

Bu Masonik ekibin hedefi bütün İslam coğrafyasında Müslümanların iitikadlarını bozup, önce Hıristiyanlık ve Yahudiliği de Müslümanlara hak kabul ettirmek. Sonra İslam’ı batıl diğerlerini hak kabul ettirmek.. En sonunda da hedef, bütün dünya insanlarını Yahudilere hizmet eden köleler haline getirmektir…

Üç âyet-i kerime meali:
(Allah indinde hak din yalnız İslam’dır.) [Al-i İmran 19]
(Bugün size dininizi ikmal ettim, üzerinize nimetimi tamamladım ve sizin için din olarak İslam’ı beğendim.) [Maide 3]
(İslam’dan başka din arayanın bulacağı din, asla kabul edilmez.) [Al-i İmran 85]

İki hadis-i şerif meali şöyledir:
(Allah’a yemin ederim ki, Meryem’in oğlu İsa, âdil bir hakem olarak aranıza inecek, haçı kıracak [Hıristiyanlığı kaldıracak], domuzu öldürecek[domuz etini yasaklayacak], İslam’dan başka her şeyi yasak edecektir.)[Buhari]

(İsa, inince İslamiyet’le hükmedecektir. O zaman Allahü teâlâ, Müslümanlardan başka herkesi helak edecektir.) [Ebu Davud]

Mehmet Fahri Sertkaya
http://www.gerceksaidinursi.com