Ben Türkiye’deydim, bir arkadaşım Ukrayna’da, merkezi bir yerdeki bir stadyumdaydı.
Türk milli marşını çalıyordu Ukrayna Bandosu… Değişik müzik aletleriyle çaldığı için de bana biraz tuhaf geliyordu ama hemen anlaşılabiliyordu bizim milli marşımızı çaldıkları… Sonra, telefon görüşmesi devam ederken çok şiddetli bir gürültü kopmaya başladı. İnsan o sesi duysa, dünya ortasından ikiye yarılıp uzaya savruluyor bu sırada kocaman bir kara/toprak parçası, başka bir dev parçaya sürtüyor zan eder. O kadar güçlü, o kadar sarsıcı bir ses…
İlk şoku atlattıktan sonra, o anda Ukrayna tarafında şiddetli bir deprem olmaya başladığını anladım. Telefon görüşmesinde de sorun oldu ve koptu. Sonra rüya bu ya, ben sanki bir anda oraya gittim ve yaşananları az uzaktan, çok iyi bir açıdan izledim.
Stadyum, dünyada son yapılanlar kadar büyük ve gösterişli değildi ama ufak da denilemezdi. Rüyada, o an o stadyumda yaklaşık elli bin kişi olduğunu biliyordum. Tam da yayına eklediğim şu videodaki gibi kıyafetler giyinmiş Ukrayna Bandosu, tam da İstiklal marşımızı çalmakta iken koptu o gürültü. Bando mensupları askeri disipline uygun şekilde sakin kaldılar ve hatta marşı çalmaya devam ettiler. Lakin saniyeler geçtikçe stadyumun bir yerleri yıkılıyordu. Yıkılma bir kenarından başladı, sıra sıra yıkıla yıkıla, tam bir tur atarak aynı noktaya kadar geldi. İlk anından itibaren, bu kademe kademe yıkılışı dikkatle izliyordum. İnsan yığınları bir anda aşağı çekiliyor, yıkılan zeminle birlikte aşağı düşüyor ve toz bulutuyla karışık halde enkazın altında kalıyordu.
Yıkılma yaklaşık yarısına geldiği sırada ise Ukrayna Askeri Bandosunun şefi daha fazla dayanamayarak kaçtı. Kaçarken beden diliyle “Siz de kaçın hemen” diyordu arkadaşlarına… Bu kısmı tam hatırlayamıyorum. Galiba bandodaki arkadaşlarının hepsi kaçamadı.
Deprem bitti, geriye çok az sayıda sağ insan kaldı. Rüya bu ya, onlar da bir anda Türkiye’de benim bulunduğum yerde oluverdiler. Cemaatimize ait geniş ve yeni bir kursumuz/yurdumuz gibiydi bulunduğum yer. Kurstaki geniş koridora bağlı lavabolarda abdest alanları çoktu. Orada lise talebesi gibi görünen bir erkek talebemiz vardı. Baktım ki bu talebemiz, sağ kalmış bu insanlara topluca hitap ediyor, konuşup yönlendiriyor. Bir boşlukta sordum “Sen Türkiye Türkçesine de benzer bir lehçe ile konuşuyorsun ama emin olamadım, nece konuştun?” diye…
“Kırgızca (Türkçenin Kırgız lehçesiyle) konuştum.” dedi.
Bu rüyamı detaylı tabir edecek değilim. Bu, türlü türlü gereksiz sıkıntılara sebep olur ve olağan akışı da bozmuş olurum. Lakin hiç şüphe duymadan şunu söyleyebilirim:
– Ukrayna artık bitmiştir. Zamanı tam kestirmek güç ama çok uzun zaman almayacak bir zaman dilimi içinde Ukrayna gürültüyle çökecek ve sapıtıp yoldan çıkarak helak edilen on binlerce kavim/millet arasında tarihteki yerini alacak. Ukrayna’da hala insan kalmış kimler varsa, hala namuslu kalmış kimler varsa, imkanlarını zorlayarak Ukraynayı acilen terk etmelerini tavsiye ederim.
Mehmet Fahri Sertkaya