“Ben bu ülkede adalet sisteminde neyin nasıl olacağına, kimin hakkında nasıl hüküm verileceğine karar veren kişiyim. Bunu herkes bilir. Adalet sistemi içinde yüksek sayıda gizli ermeni, gizli yahudi ve mason savcılar ve hakimler üzerinden bu işleri çeviririm. Bunların mensup olduğu Ankebut Ağının tepe isimlerinden biri olan Mehmet Haberal’dan aldığım yetki ve talimatla onlarca senedir böyle yapıyorum. İşte böyle twitler atarak, hem kamuoyunu yönlendirirken hem de gizli ermeni ve gizli yahudi adli ve tıbbi yetkililere de icap eden talimatımı vermiş oluyorum. Evet, biliyorum, o şahsın akıl sağlığı gerçekten yerinde değil. Bunu ben de biliyorum. Lakin bu ülkede kimin akıl sağlığının yerinde olduğuna ve kimin olmadığına da tıp değil, hakimler değil, ben kararı veriyorum. Hatta bazen, emrimdeki bunca resmi kimlik gizli yahudi ve gizli ermeniye rağmen hakkından gelemediğim gerçek Türk ve Müslüman düşmanlarım oluyor. Son çare olarak onların yolunu da akıl sağlığı raporuyla kesmeyi deniyorum. Onlar sağlıklı da olsalar onlara akıl sağlığının yerinde olmadığına dair raporlar aldırabiliyorum. İşte gördüğünüz gibi, beş yıldır kendinde olmayan ve hep tedavi gören, akıl sağlığı gerçekten yerinde olmayıp cezai ehliyeti olmayan bu şahsa da rapor verilmesine mani olabiliyorum. Yani, ben bu miletin başına gelmiş en büyük baş belalarından biriyim. Artık damara damara bastığımı, çok ifşa olduğum halde bile haddi aştığımı, bir gün gerçek Türk ve müslüman, gerçek ülkücü resmi yetkililerin ayaklarının altında ezileceğimi de biliyorum. Lakin ben de boynu tasmalı ve tasması Haberal’ın elinde olan, onun yönlendirmesiyle oraya buraya hırlayan itin tekiyim. İtlaf edileceğim güne kadar, mecburen köpekliğime devam edeceğim.”

Bazen katil de bir kurbandır

“Samuray kılıçlı katil” olarak bilinen Can Göktuğ Boz bir zihin kontrolü kurbanıdır. Yaşanan hadisenin tahammül edilemeyecek derecede vahşice olması, bizim öfkeye mağlup olarak adaletten ayrılmamızı, linç edip geçmemizi gerektirmez. Medeni, adil, dürüst insanlar olarak hareket etmeliyiz. Bu hallerdeki insanlar, kendilerine bile bundan daha vahşice şekilde zararlar verebiliyorlar. Öyle ise sorunun aslında ne olduğunu anlamalıyız.

Her vakada adaletle hareket edilmelidir. Can Göktuğ, hayatı boyunca metafizik tekniklerle musallat olunmuş, bir gün dahi kendi haline bırakılmamış, kendi haline bırakılsa aslında gayet zekice, sakince ve medenice yaşayacak bir kurbandan başka bir kişi değildir. “Deli ise nasıl iki üniversite bitirmiş” diyenlerin anlayamadıkları şey de budur. Şahsın/sanığın, kendi iradesi dışındaki bir şer kuvvetle mücadelesi sırasında galip geldiği, kısmen kendinde olduğu zamanlar da olur. Bu hallerde, hayatlarındaki tercihleri kısmen de olsa kendileri belirlerler.

Bu vakada da görülmektedir ki sözde bilim psikiyatri, hiçbir şeyi doğru teşhis edecek ve tedavi edebilecek şartlarda değildir. Bu güne kadar da bir kişiyi gerçekten tedavi edebildiği görülmemiştir. Batılı ve siyonist/satanist ilaç firmalarının her sene trilyonlarca dolar vurgun vurmak için tesis ettikleri acımasız, kan emici bir sistemdir. Can Göktuğ’un beş yıl değil, beş gün içinde iyileştirilmesi ve rahatsızlıklarının tamamen yok edilmesi mümkündü. Şu anda bile kendisi, tamamen kendi iradesi ile hareket etmiyor. Yaşananların, yaptıklarının tam manasıyla farkında değil. O anlarda kendini dahi vahşice öldürebilirdi, bu hallerde olup bunu yapanlar da çok ve kendini öldürdüğünü bile bilemezdi. Şu anda bile birkaç gün içinde bu halden çıkartılabilir, kendine gelebilir ve sağlıklı bir kişi olabilir.

Sadece Türkiye’dekiler değil, dünya genelindeki on binlerce gerçek metafizikçinin hepsi, Can Göktuğ’un yaşadıklarının ne olduğunu görüp, izah edebilir. Beyninde, bedeninde, sinir ağında, kanında, hücrelerinde hiçbir sorun olmadığını yani fiziki rahatsızlıklarının neticesinde bir ruhi ve akli rahatsızlık yaşamadığını, yaşadığı şeyin metafizik musallat olduğunu görebilir ve izah edebilir. Bunların bir kısmı, birkaç gün içinde Can Göktuğ’u iyileştirebilir. Bu, denemesi zor ya da tehlikeli bir şey değildir. İstenirse, ben sadece Türkiye’nin değil, dünyanın gözleri önünde ve birkaç gün içinde Can Göktuğ’u kendine getirip, iyileştirip, o metafizik musallatın içinden çıkartabilirim. İsteyen bütün psikiyatrlar da bu süreci anbean takip edebilirler. Hiçbir ilaç, elektroşok cihazı da kullanmam.

Son yıllarda Türkiye’de metafizik musallatların neticesinde şiddet sergileme, intihar ve cinayet hadiselerinde büyük artış yaşandı, yaşanıyor. Bu hususlarda yıllardır ikazlar yapıyorum. Canlı bombaların sayısının bu kadar artmasının arkasında da zihin kontrol tekniklerinin olduğunu yıllardır gür sesle bağırıyorum. Bacakları kesilen kediler, vahşice öldürülen köpekler ve daha pek çok hayvanlar, sayıları hızla artış gösteren büyülerde kullanılıyor. Çeşitli isimler, sıfatlar altında her köşe başında büyücüler açıkça faaliyet gösteriyor. Buna devlet gücüyle karşı konulmadığında, toplumun bu hale geleceği belliydi ve bu hususlarda gerekli izahlar yapılmıştı. Ayrıca, türlü gizli servislerin elinde artık insanları kontrol altına alabildikleri tıbbi/elektronik cihazlar da var. İşte, GATA bile bu hususlarda teknolojik çalışmalar yaparken çekilen görüntüler medyaya sızmadı mı?

Dinimize göre de devletin mevcut hukuk sistemine göre de aklı başında olmayanın mesuliyeti, ceza ehliyeti yoktur. Aklı gidip gelenin, aklı gittiği anlarda yaptığı şeylerden de mesuliyeti yoktur. Bu gibi insanlar her zaman bir genç kızı katletmiş olmuyorlar. Ne olduğunu anlayamadan annelerini, babalarını, bebeklerini, çocuklarını katledebiliyorlar. Havuza atladıklarını zan ederken 15 katlı bir binanın çatısından beton zemine atlayabiliyorlar. Bu insanlar da aslında kurbanlar.

Ne kadar kötü bir şey yapmış olursa olsun, bir şahsın cezai ehliyetinin bulunup bulunmadığına da gerçek hekimler karar verirler. Gerçek hakimler de gerçek hekimlere uyarak yargılamayı bağımsızca yaparlar. Kimin hakkında nasıl rapor verileceğini ve nasıl bir mahkeme kararı verileceğini gizli ermeni, Mehmet Haberal’ın adamı, MİT ve CIA ortak piyonu Devlet Bahçeli belirleyemez.

Daha yenice yazdım anlattım. Bakırköy ve Erenköy ruh ve sinir hastalıkları hastahanelerinde gizli yahudi, gizli ermeni, mason, satanist sözde hekimler dolu. Bu hastahanelerdeki bazı birimlerin adı bile yahudi kriptolojisi ile konulmuş adlar. Meşhur Mazar Osman Usman da sabetaycı bir yahudiydi, bunu cihana duyuralı kaç sene geçti, bütün toplum duydu, öğrendi. Bu somut gerçekler gözler önündeyken, görmezden gelinemez. Bunların mensup olduğu teşkilatın günümüzde en tepe isimlerinden biri de Devlet Bahçeli… O Tayyip’in bile baştan beri ipini elinde tutan ve onu kullana kullana bu ülkeye, bu millete, el kadar çocuklara bile zulüm eden, şeytanlaşmış bir tarzda, kural tanımaz ve insanlık tarzda hala böyle yapmak isteyen, hatta binlerce şehidimizin gerçek katili bile olan kişi Devlet Bahçeli’dir.

Ve benim bu haine artık tahammül edecek sabrım kalmadı. Küstah herif, almış Mehmet Haberal’dan talimatı, tutmuş bu sene olmuş bana anca dava açıyor. Bu kadar köşeye sıkışmış “Mahkemeler bizim, sen şimdi görürsün. Seni artık göstere göstere sözde yargılamalar neticesinde bitireceğiz” demek oluyor. Bu derece korkak, bu derece hain, bu derece köşeye sıkışmış ve ahmaklaşmış olduklarını gösteriyor.

Bu memlekette, her acının, her sorunun arkasındaki asıl/baş sorun Devlet Bahçelidir. Şimdi, gücü yeten onu elimden alsın. Onu hala orada tutup bu millete her gün her dakika ve her sahada kötülük etmesine, ihanet etmesine, zulüm etmesine yardımcı olabilecek kim varsa, hemen şimdi etrafında kenetlensin. And olsun ki hepsini topluca oyundan düşüreceğim.

Bir saat taşıyamazlar

Sağda solda acımasızca Can Göktuğ Boz’u linç edenler, Can’ın onlarca yıldır taşıyabildiği metafizik musallatı bir saat bile taşıyamayacak kadar zayıf karakterli kişiler. Can Göktuğ’un üzerindeki musallat, öyle sık sık görülenler gibi değil, onun çok ama çok daha ilerisinde bir musallat bu… Hususi olarak İblis’in müdahil olduğu, kendi elleriyle büyüler de yaptığı, çok sayıda cin kabilelerini vazifelendirdiği vakalardan biri bu…

Böyle şeylere inanmayanların, böyle şeylerin gerçek olup olmadığını test etmeleri de hiç zor değil. Gitsinler sağda solda çeşitli isimler altında büyücülük mekanı açmış büyücülere, kendilerine büyü yaptırsınlar “Ben inanmıyorum. Haydi yap bakalım, göreceksin bana hiçbir şey olmayacak” desinler. Neticesini hep beraber görelim. Şu psikiyatrlara da “Madem ki böyle şeyler olmadığına bu kadar eminsin. O halde denemekten ne zarar gelir. Haydi senin üzerinde bir denetelim, her safhasını da kamera kaydına alalım ve işte haklıysan, herkesi susturursun. Sen hatalıysan, daha fazla insanın hayatı tıp diye diye karartmaktan vazgeçer, sorunu temelden görüp çözebilenlerden olursun.” denilmeli.

Ne zaman, evet ne zaman büyücülerle devlet gücüyle mücadele edilecek? Daha kaç kedi ve köpek katliamı, daha kaç zihin kontrol kurbanı, daha kaç feci intihar vakası daha görülecek?