Cezaevi şartları tahammül sırının çok ötesinde…

İktidar, Türkiye’yi, batılı devletlerin menfaatleri gereği her sahada kasten dibe vurdururken, en çok yatırımı imalathanelere, fabrikalara ya da eğitime değil cezaevlerine de yaptı.

İktidar, ceza infaz kurumlarını büyük gelirler getiren yerler haline çevirdi. Koca bir ordu kadar insan, çok yaklaşık olarak 300 bin kişi cezaevlerinde tutuluyor. Ülkenin maliyesi ne kadar sıkışsa da yeni ceza evleri yapmaktan asla taviz verilmiyor.

Ceza evlerinde pek çok farklı kalemde çok büyük vurgunlar vuruluyor. Emniyet sistemi içinde bakanlık eliyle oluşturulan suç çetelerinin benzerleri, ceza infaz kurumlarında da oluşturuldu. Mahkumlar ve aileleri, kanlarına, iliklerine kadar ve de devlet eliyle sömürülüyor. Buna rağmen hala ceza evlerinde on binlerce yatak eksiği bulunuyor. Mahkumlar yatakları paylaşarak, nöbetleşe uyuyorlar.

Koğuşların elektrik faturalarını bile mahkumlar ödüyor. Temizlik malzemelerini bile mahkumlar ceplerinden satın alıyor. Yıllarca cezasını yatacak olan, evladını hanımını dışarıda kendi hallerine bırakmak zorunda kalan, onların geçimini temin edemeyecek şekilde mahpus bulunan mahkumlardan bile vurgun vurulması, son yıllarda halkın iyice farkına vardığı ve öfkeyle dolduğu bir konu haline geldi. Bu konuda da çok büyük bir öfke birikti. Bu şartlardaki mahkumlardan elektrik faturası bile alınması, çok çok kötü yemeklerin verilmesi ve mahkumların kasten kantin alış verişine sevk edilmesi, dışarıda zor durumdaki ailelerinin sırtındaki yükü artırıyor. Ailenin dışarıdaki diğer üyelerinin de aşırı zor şartlarda yaşamasına ve suçlara sürüklenmesine sebep oluyor.

Üstelik, son on yıllarda adalet sistemi de adalet dağıtmaktan ziyade, adli ya da idari para cezalarıyla nakit toplanmaya ayarlandı. Türkiye’de adliyeler adeta para basan darphaneler haline dönüştürüldü. Devlet gücünün su-i istimal edilmesiyle milletten toplanan paralar uçuk meblağlara ulaştığı halde, mahkumlara kendine tahsis edilmiş bir yatak bile çok görüldü.

Mehmet Fahri Sertkaya

Bir Cevap Yazın