O kadar ucuz, o kadar kolay değil

O kadar ucuz, o kadar kolay değil

Yine birileri planlar yapıyorlar. Bütün sistemleri yıkılıyor diye, eriyip bitiyorlar diye bir çıkış yolu arıyorlar. Her seferinde benim alınmamı ve yok edilmemi konuşuyorlar.

Resmi kimliklilerin de kullanıldığı, resmi gibi duran ama gayr-i resmi olacak bir operasyon planlıyorlar. Gelecekler, alacaklar ama iş resmiyetin/hukukun dışına çıkacak ve en kısa sürede beni öldürecekler.

Bizim bu gibi planlardan haberdar olmamamız ve bunlara karşı hazırlıklı olmamamız mümkün mü? Anladım, çaresizlik çok saçma şeyler düşündürüyor ama bu kadar da saçma mı olur planlar?

Buraya beş yüz kişilik özel timlerle gelecek olsalar bile, şayet direneceksek ve karşılık vereceksek ve onlar gibi hukukun dışına çıkacaksak, henüz dış çemberimizi bile aşamazlar ve mekana yaklaşamazlar. Çok ama çok gürültülü hadiseler yaşanır. Anında Türkiye karışır. Ordu karışır. Emniyet teşkilatı karışır. İstihbarat teşkilatı karışır. Zincirleme reaksiyon misali bilmem kaç tane ülkenin ve hükumetin dengeleri de sarsılır. Olaylar benim dahi kontrol edemeyeceğim seviyeye gelir.

Bu ekiplerin içinde biyonik robotların olmasını da konuşuyorlar. Onlar bizim için mevzu bile değiller. Bizim onları harcamamız, dünya insanlarını harcamaktan çok ama çok daha kolay oluyor.

Dahası da var. Biz, böyle bir gerilme oluşuyorken uzaktan uzağa, sadece metafizikle bile bu planlarda kullanılacak binlerce kişiyi ve onlarca üst yekili kişiyi etkisiz hale getirebiliriz. Ne iz, ne işaret, ne delil bırakırız.

Biz, bizden on bin değil, 20 bin değil, 30 bin sene ileri bilim ve teknoloji çağını yaşayan onlarca farklı uzaylı insan türünün ittifakına kafa tutup rest çekmişiz, üzerlerinden buldozer misali geçmişiz, biyonikleriyle birlikte trilyonla kayıp verdirmişiz de bizim dünyamızda yapılan şu kadar ahmakça planların altında mı kalacağız.

Bu yazım da daha önceki misalleri gibi bir ikaz. Hep dediğim gibi, biz hukuki zeminde sorunlar çıkmasını ve olayların tarafların kontrolünden çıkmasını hiçbir zaman tercih etmedik, etmeyiz. Lakin, şu ikazdan sonra herkes kendisi bilir. Biz, bize düşeni layıkıyla yerine getiririz.

İşte bu rest, işte meydan…

Mehmet Fahri Sertkaya

Bir Yorum Yazın