Türkiye ibneleşmesin! 

«Ya Rabbî emretsen de yeryüzü o ikisini cezalandırsa, gökyüzü onların üzerine taş yağdırsa.» Cenab-ı Hak, insanın doğumundan ölümüne kadar bütün safhalarda, nasıl yaşayacağını, neleri yapacağını, neleri yapamayacağını insanlara bildirmiştir. Bunlara uyan dünya ve ahirette rahat eder. Bu sınırlara dikkat etmeyen de dünyasını da ahiretini de zindan eder. Hayatın bir gerçeği olan cinsi beraberliğin de nasıl olması gerektiği bildirilmiştir. Kur’an ve sünnet bunun meşru yolunu göstermiş, anlatmış, öğretmiş ve meşru olmayan yolları ve zararlarını da bildirmiştir. Meşru olmayan yola, cinsi sapıklığa kayan kendine de topluma da zarar verir.

 Aile hayatını yok eden, sapık bir ilişki olan livatayı (ibneliği, homoseksüelliği), günümüzde kendini bilmez inançsız, bizden gözükerek bize ihanet eden küçük ve hain bir azınlık meşrulaştırmaya çalışıyor, elindeki basın ve medya gücünü bu yolda kullanıyor. Oysa müslüman bir memlekette ya da en azından halkın çoğunluğu müslüman ve de İslam’a saygılı bir memlekette, hiçbir bahane ile ibnelik hürriyeti verilemez. Bu çirkinlikler meşrulaştırılamaz. Lût aleyhisselâmın kavminden önce hiçbir kavmin işlemediği bu çirkin ve iğrenç fiil hakkında Kur’ân-ı Kerîm’in Enbiyâ sûresi 74. âyetinde meâlen; ”Habîs iştir.” buyurulmuştur. Peygamber efendimiz de; 

➥”Lût kavminin işini (livata) yapan mel’ûndur.”

 ➥ ”Benden sonra ümmetim hakkında en çok korktuğum şey, Lût kavminin yaptığını yapmalarıdır.” Erkek erkek ile livâta yaparken arş titrer, sallanır. Melekler de bu iğrenç işe muttalî olup;

➥ ”Ya Rabbî emretsen de yeryüzü o ikisini cezalandırsa, gökyüzü onların üzerine taş yağdırsa.” derler. Allah-ü teâlâ; ”Ben halîmim, acele etmem. Benden bir şey kaçmaz.” buyurur.” buyurarak livâtanın kötü ve iğrenç iş olduğunu bildirmiştir.

Büyük İslâm âlimlerinden İmâm Mücâhid;

 ➥ ”Lûtî olan (livâta yapan) kimse, tövbe edip, bu pis fiilden vazgeçmedikçe, gökte ve yerde olan bütün sularla yıkansa, yine temizliği noksan olur.” buyurdu. Mâlik bin Dinar hazretleri de; 

➥ ”Geçmiş ümmetlerden hiç birinde erkeğin erkeğe yaklaştığı işitilmedi. Ancak bu çirkin fiil, Lût kavmi arasında zuhûr etti. Onlara şeytan gelip bu fiili öğretti. İnsan tabiatına aykırı olan bu çirkin fiili yaptıkları için Allah-ü teâlânın gazâbına uğradılar.” buyurarak livâtanın kötülüğünü bildirmiştir.

Allah-ü Teâlâ insan neslinin çoğalması için erkeklere değil kadınlara yaklaşmak gerektiğini, nikahla olan evlilikten nesebi sahih kız ve erkek evlatların olacağını bildirmiş ve şehveti de bunun için vermiştir. Fakat şehvetin veriliş gayesinden ve hikmetinden gâfil olan insanlar cehâlet ve azgınlıkları sebebiyle livâtâ denen çirkin işe yönelmişlerdir. Her dinde haram ve büyük günah olduğu bildirilen ve insan tabiatına ters olan livâta bugün sür’atle yayılan korkunç AIDS hastalığına sebep olmaktadır.

Livâta eden insanda it uru ve AIDS hastalığı ortaya çıkmaktadır. 1985 yılında virüsü teşhis edilen bu hastalığın, domuz eti yiyenlerde de görüldüğü tesbit edilmiştir. Bu gün sadece Rusya’da 930 küsur bin kadar AIDS’li vardır ve Rusya devleti, birkaç on sene içinde bu sayı katlanarak artacağı için livata ile büyük bir mücadeleye girişmiştir. Eşcinselliği meşrulaştırmaya çalışanlara, özellikle de çocuklara eşcinselliği meşru göstermek isteyenlere fırsat vermemektedir. İslam ülkesi olduğu iddia edilen Türkiye’mizin de bir iç klik tarafından hızla ibneleştirilmek istenmesine, bütün müslümanlar gerekli kararlılıkla karşı koymalıdır. Yoksa toptan yıkılır, helak oluruz. Allah ihmal etmez, imhal eder, süre verir ve azabı da gelince çok ama çok elimdir.

Mehmet Fahri Sertkaya