Üç kişi

Peygamber olmadıkları halde Kur’an-ı Kerim’de isimleri geçen üç büyük zat var. Üzeyir a.s., Lokman a.s. ve Zülkarneyn a.s.

Kutsal kitabımızda isimleri geçen 28 mü’min kişi var. Bunlardan 25’i peygamber, üçü de bu kişiler.

Bir mürid, din gayretinde, cihat yolunda, insanlığa hizmet yolunda, ilim öğrenmek ve öğretmek yolunda çok gayret ederek, kendi mürşidini geçebilir. Burada kastım, herhangi bir mürşid değil, bağlı olduğu mürşid-i kamilini geçmesidir. Tarih boyunca böyle kişiler az da olsa çıktılar. Mürşid-i Kamilleri dahi geçebilen, manevi derecesi o kadar yüksek olan kişilerin makamına “ubudiyyet/kulluk” makamı denir. İmam-ı Rabbani hazretleri de bu makamı izah eden büyük mutasavvıflardan biridir.

Ubudiyyet makamını bilenler azdır. İlmin yok olmaya yüz tuttuğu şu çağda, mutasavvıflar arasında bile, ubudiyyet makamı kendisine izah edilse “Olur mu öyle şey” diye tepki verecek çok kimse görülür.

Yok denecek kadar az sayıda kişinin bildiği bir gerçek daha vardır ki bir kul, bağlı bulunduğu peygamberin manevi derecesini de geçebilir.

Evet, geçebilir. Manevi gayreti devam ettikçe yükselip peygamber olamaz. Peygamberlik gayretle, mücadeleyle elde edilebilecek bir makam değildir. Bu asla mümkün olmaz ama peygamberlik sıfatı/vazifesi/makamı bulunmasa da bir ömür boyu Allah yolunda gayretinin ve hizmetinin çok çok büyük olması nedeniyle, bağlı bulunduğu hak peygamberden daha fazla sevaplar kazanarak ahiret alemine göçebilir.

Böyle kullar da yok denecek kadar azdır ve işte kitabımızda ismi geçen üç kişi, Üzeyir a.s., Lokman a.s. ve Zülkarneyn a.s. bu kişilerdendir.

124 bin veya 224 bin peygamber arasından yüz binlercesinin isimlerinin değil de bu üç kişinin isimlerinin kitabımızda geçmesinin sebebi budur. Bu üç salih ve veli zatın, yüzbinlerce peygamberin derecelerini geçen manevi dereceleri olmasıdır.

Elbette ki böyle bir manevi dereceye ulaşmak, akıl almaz bir dik duruşla, mücadeleyle, cihatla, ilim ve hizmet gayretiyle ve yine akıl almaz imtihanları geçmekle elde edilebilecek şeydir. Böyle kişiler, dünya/islam tarihinde, yüzbinlerce peygamberin çektiklerinden daha ağır çileler çektiler ve onların imtihanlarından daha ağır/zor imtihanları geçtiler. Neticesi olarak, bütün insanlığı peşlerinden hayra sürüklediler. Milyarlarca insanın müslüman olmasına, müslümanca yaşamasına, huzurlu ve mutlu olmasına, dünya ve ahiret saadetine ulaşmasına vesile oldular. Bu nedenle bu kadar kıymetliler.

Hz. Zülkarneyn de bunu yaptı. Onun hizmetlerinin sayesinde dünya, cehennemi bir dünya olmaktan çıkıp cennet misali bir dünyaya döndü. Lakin o büyük zat başka başka dünyalarda/gezegenlerde de göz yaşını durdurdu, acıyı ve zulmü kaldırdı, adaleti ve saadeti tesis etti. Yüz binlerce peygambere nasip olmayan hizmetler, kendisine nasip oldu. Bu nedenle, manevi derecesi çok ama çok büyük oldu.

Mehmet Fahri Sertkaya

Bir Cevap Yazın