Eminim ki neden geri durduğumu, zaruri meseleler haricinde hiçbir şeye neden müdahale etmediğimi hala düşünüp duruyorsundur. Bunun sebebi sensin, senin hep hatalı tarafı seçmen, hep hatalı kararlar alman ve benim de seni ve seninle birlikte hareket edenleri feci akıbetlerine bırakmam. Hadiseler, planlar, oyunlar, dengeler hiç senin zan ettiğin gibi değil Tayyip…
Sadece kabinede, danışmanların arasında değil, korumaların arasında bile biyonik robotlar var. O kaçak sarayda çok sayıda biyonik robot var. Bunları tespit etmek de imha etmek de zan ettiğiniz kadar zor değil.
Tamam, hafife almayın ama gözünüzde şu uzaylıları büyütmeyin. Onlarca senedir, uzaylıların elinde olan film ve basın/medya sektörleri üzerinden, şu dünyamızda kabullenişler yönlendirildi. Dünya insanlığının, uzaylıları hep olağanüstü zeki, zararlı, korkulması ve karışılmaması gereken varlıklar olarak kabullenmesi sağlandı. Ya da tam aksine yeşil, şekilsiz, balçık gibi, şuursuz, zararsız, alaya alınıp gülünüp geçilecek, insan denemez varlıklar olarak kabullenmesi sağlandı.
Bu güne kadar etrafında neler döndürüldüğünü hiç anlayamadın. Seni kaç kere ipten aldığımı, açıkça yazdığım yazılardan sonra bile anlayamadın. Oralarda bile hemen kendini, kararlarını düzeltmeliydin ama bunu yapmadın. Aylardır yaptığım müdahelelerle ben seni iktidarda tutarken, sen mevzuları anlamıyor ve kuyumu kazmaya çalışıyordun. Onlarla değil, benimle ve sistemimle uğraşıyordun. Bana değil, onlara güveniyordun. O Rusya’dan Çin’den, o biyonik Putin’den Şi’den sana fayda geleceğini zan ediyordun. Sana “O kabineyi değiştir” dediğimde, gerçeklerden bihaber şekilde öfke krizlerine giriyordun. Benimle inatlaşıyordun. Hatırladın mı o günleri?
Bence talihin yaver gitti. Çünkü senin bilemeyeceğin ve müdahale edemeyeceğin dengeler, Türkiye’nin varlığı ve birliği için, senin hayatta ve iktidarda kalmanı gerektirdi. Lakin şansını fazlasıyla zorluyorsun. Şimdi güneş misali göz önünde apaydınlık bir hakikat olan bu gerçekleri kabul edecek ve ayağa kalkıp savaşacaksın ya da seni de imha etmelerine, seninle birlikte Türkiye’yi de ezip geçmelerine müsaade edeceğim. Lakin ben o şartlarda da savaşıma devam edeceğim.
Biyonik Emine, biyonik Hakan Fidan ve biyonik Soysuz, sorunsuz şekilde ve sizin sızamayacağınız tekniklerle haberleşiyorlar. Sen şu şartlara rağmen yine de savaşmamayı seçersen de onlar kendilerini ve sistemlerini tehlikede görüp seni kısacık sürede oyundan düşürecekler.
Ben şu son müdahaleyi yapmasaydım, sen hastahanelik yapılacaktın. Seni bir süre hasta yatıracaklardı, o süreçte şartları istedikleri gibi ayarlayacaklardı ve sonra fişini çekeceklerdi. Çok yaklaşmışlardı ve bunun önünde benden başka bir mani görmüyorlardı.
Son üç beş ayda bu hususta neler yazdığıma geri dönüp bir daha bak. O yanlış anladığın yazılarımı şimdi tam olarak anlayacaksın. Bu işi de tutup biyonik Fahrettin’e yaptırma, kendin bak. Hepsi sana masallar anlatıyor, ta biyonik Hakan Fidan’a kadar.
Mehmet Fahri Sertkaya