Ankebut Ağı dünyayı o kadar şeytani bir çarka çevirdi ki gerçekleri araştırıp bulmak kaf dağının nerede olduğunu bulmak kadar zor oldu.
Bilginin yayılması/paylaşılması bu kadar hızlandı, bilgiye ulaşmak bu kadar kolaylaştı ama kolayca bilgiye ulaşılmasına mani olamayan Ankebut Ağı şeytani hedeflerine ulaşmak yolunda, insanlığa düşmanlık etmek yolunda hiç pes etmedi.
Bilgilerin yayıldığı ana kaynakları, ansiklopedileri, basın ve medya kuruluşlarını, devletlerin eğitim sistemlerini, en çok da interneti (www ağını), önde gelen sosyal ağları ve video platformlarını elinde tutmak suretiyle insanlığı kandırmak, aldatmak, dolandırmak, kasten ruhi ve bedeni hastalıklara sürüklemek, dinen ve ahlaken çökertmek ve dünyayı cehenneme çevirmek gayretine devam etti, ediyor.
Bir yandan şu koca dünyada ziraate elverişli topraklar büyük bir hızla kuraklaştırılırken, bir yanda da dünya insanlığı topraksız tarıma sevk ediliyor. “Dünya neden bu kadar hızla kuraklaşıyor, sebepleri neler, nasıl tedbirler almalıyız. Bu gidiş insanlığın sonunu getirir. Elimizden gelen her şeyi yapmalıyız.” denileceğine, zihinler adeta kodlanıyor ve bu kısım arka plana atılarak “Öyleyse biz de topraksız tarım yaparız.” anlayışı yayılıyor.
Hem de öyle bir havayla bu sahaya sevk var ki, topraksız tarıma teşebbüs eden on kişiden dokuzunun kısa sürede pes ettiği bilgisine ulaşmak bile çok zor iş.
Evet, topraksız tarım konusunda toz pembe rüzgarlar estiriliyor ama gerçek hiç öyle değil. Evvela, bu teknik iddia edildiği gibi sağlıklı değil. Seralarda, yeterince havalandırılmayan ve oksijen almayan kapalı yerlerde, plastik malzemelerin içinde akan suyun içinde bitkiler yetiştirmek hiç sağlıklı değil.
Yeterli havalandırmanın olmayışı başlı başına bir sorun ama plastik malzemelerden de o bitkilere vücuda zarar veren kimyevi maddeler sızıyorlar. İçinde bitkilerin büyüdüğü o sulara katılan ve “gübre” ya da “besin çözeltisi” de denilen kimyevi maddeler de sağlıklı değiller. Onlar katıldıktan sonra o su, içinde bulunduğu plastik maddelerle etkileşimini de artırıyor. Suyun, dolayısıyla bitkinin ve insanın zehirlenme, zarar görme oranı da artıyor.
Bu şekilde yetişen bitkilerin besin değeri de iyi şartlarda ve toprakta yapılan tarımla elde edilen bitkilere göre çok düşük. Görüntü aldatıyor, topraksız tarım insanlığı zehirliyor ve devletler topraksız tarıma çoktan mani olmalıyken, bu yapılmıyor.
Bunca sene plastik bardaklar, tabaklar, çatallar, poşetler, ambalajlar insanı, toprağı, bitkiyi, hayvanatı, denizleri zehirlerken hiçbir şey yapılmadığı gibi. İnsanlığın kanser olması onlarca sene boyunca izlenip geçilmedi, üstüne bir de daha fazla kişi, daha kısa sürede kanser olsun diye devletlerin gücü bile sinsice kullanıldı. Bu gün vahim ki ne vahim bir manzarayla karşı karşıyayız. Her yer kanser hastalarıyla dolu, görülme sıklığı hala hızla artıyor ama alınan tedbirler hala düşük seviyede.
Onlarca sene Ankebut Ağı, kanser tedavisi iddiasıyla, zaten kasten kanser ettiği dünya insalığından ayrıca acımasızca para vurdu, vuruyor.
Birilerinin artık bu kanlı, acımasız, şeytani, insanlık düşmanı çarkı durdurması gerekiyor.
Mehmet Fahri Sertkaya