Marmara denizine sınırı olan illerde satılan sıvı sabunlar ve deterjanlar da dahil olmak üzere türlü temizlik malzemelerinde sert bir sınırlamaya gidilmeli. İcap ediyorsa bu hususta hukuki düzenlemeler yapılmalı. Sonra bu pilot bölge uygulaması Türkiye’nin diğer yerlerine de yaygınlaştırılmalı. Stoklu çalışan imalatçılar, bu süre zarfında ellerindeki stokları diğer bölgelere satarak bitirebilirler. Bir an önce de zararlı kimyevi maddeleri kullanmadıkları formüllerle imalata geçerler.

Hem insan sağlığını bozan, hem toprağı/ekinleri hem suyu zehirleyen, bu yolla denizlerimizi de zehirleyen kimyevi maddelerin çoğu, on milyonlarca insanın kullandığı temizlik ürünlerinden yayılıyor. Bunlar insan vücuduna doğrudan bulaşarak kanser dahil türlü hastalıklara sebep oluyorlar. Kadınlarda görülen meme kanseri vakalarının tamamına yakınının temizlik maddelerinden kaynaklandığı çoktan bilimsel olarak ispat edildi. Astımdan tutun da cilt hastalıklarına kadar türlü hastalıklar da temizlik ürünleri nedeniyle yaygın görülüyor.
Bu temizlik ürünlerinde kullanılan zararlı kimyevi maddeler, suya ve toprağa karışarak da çok büyük zararlar veriyorlar. Bitkilerin/ekinlerin kurumasına sebep oldukları gibi deniz dibine çökerek bir tabaka da oluşturuyorlar. Günümüzde nesli tükenen bazı balık türlerinin yok olmasına da bu temizlik ürünleri sebep oldu, oluyor.

Marmara denizini kurtarma seferberliği ilan edilmişken, “Tam zamanı” denilerek, çok çok geç kaldığımız bu adımı atmalıyız. Hem insanlarımızı, hem toprağımızı hem de sularımızı/denizlerimizi korumalıyız. Bu sahada atacağı her adım iktidarın karnesine de iyi puanlar getirecektir. Hükumet, bu projede belediyelerle ve sivil toplum teşkilatlarıyla da işbirliği yapabilir.

Bu yolla kanser vakalarında büyük düşüş görüleceği gibi, ziraat mahsullarından denizlerdeki balıklara kadar her şey eskiden olduğu gibi tabii/doğal haline gelecek.

Bu sahada zaten çoktan yapılmış bilimsel çalışmalar da mevcut.

Mehmet Fahri Sertkaya