Türkiye’nin dört bir yanında ishal şikayeti ile hastahanelik olan insanların sayıları giderek artıyor. Pek çok ildeki tıbbi yetkililer, sorunun şebeke suyu olduğunu tespit ettiler. Bazı illerde doktorlar “Şebeke suyu içmeyin” demeye başladılar. Bu seviyeye gelmiş ve hayati ehemmiyete sahip bu hususta hala devletimizin icap edenleri yapmamış ve yapmıyor olması çok tehlikeli bir vaziyet…

Sorunun temelinde, barajları besleyen akarsularda oluşan müsilaj ve algler var. Bu güne kadar ilgili siyasi yetkililer, bu sorunun buraya kadar geleceğini önden hesap edip çoktan tedbir almalıydılar. Lakin şimdilerde kriz seviyesine gelindiği halde bile gerekenler yapılmıyor.

Nükleer, biyolojik ve kimyasal saldırılara karşı yapılmış planlamalar, vazifelendirilmiş teşkilatlar/kurumlar var ama herkes kış uykusuna mı yattı, anlamak mümkün değil. Türkiye çok geniş kapsamlı ve uzun süreli bir saldırı altında.

Türkiye’ye iklim silahlarıyla saldırılar yapılıyor. Hava şartları tabii/doğal değil. Deprem hareketlilikleri tabii değil. Toprakların kuruması, temiz su kaynaklarının bu derece hızla azalması tabii değil. Deniz sularında, akarsularda ve baraj sularında görülen kirlenme tabii değil. Bunların hepsi suni/yapay… Korona da suni… Bitti, kurtulduk sayılır bu saldırıdan da ama ya yenileri yapılır ve yayılırsa?

Bu saldırılara milli bir seferberlikle derhal karşılık vermemiz gerekiyor. Kaybedilecek bir saat bile aleyhimize işliyor ve böyle giderse çok yakında çok yüksek sayıda can kayıpları da başlayacak.

Mehmet Fahri Sertkaya