İlim talebesinin ihtiyaçlarını milletimizin desteğiyle karşılamak gayreti içindeyken, hiç Allah’tan korkmadan ve kuldan utanmadan, yolumuza açıkça ve azılı şekilde düşman olan kesimlerle arayı sıkı tutarak onlardan istifade etmek…

Onların sözde yardımlarını çekinmeden ilim talebesine yedirmek…

Onların sözde nakdi yardımlarından bir kısmını zimmete de geçirmek…

Bu yolun duruşu çok net iken, bu yolun başındaki büyüğümüzün tavrı çok ama çok net iken başka bir ayarda yoluna devam etmek istemek…

Bu yola bu kadar aykırı davranmak ve bu kadar zarar getirmek…

Maddeten o kursu ve hocaefendileri bu yolun o malum düşmanlarına bağlı hale getirdikten sonra, ilmi ve siyasi meselelerde onların istedikleri gibi konuşmak ve kararlar almak haddi son derece aşmak olur. Böyle yapanlara hocaefendi değil, hizmet adamı değil, Süleymanlı değil, münafık denir. Başka bir şey denemez. Böyle yapmak çok ama çok can yakar efendiler, çok! Muhterem büyüğümüz daha ne desin? Daha nasıl talimatlar versin, nasıl yönlendirsin? Akademi Dergisi daha neyi nereden nasıl izah ve ispat etsin? Herkes nerede nasıl durduğunu, kalbinin kimden, kimlerden yana olduğunu iyice gözden geçirsin. Bunlar öncü sıkıntılar. Bunların arkası dünya hayatında da çok can yakacak. Yakında ortalık toz duman olacak. Lakin bir de ahireti var ki orada bu yola bu zararı veren münafıkların sadece bir dakika içinde çekeceği azap bile akıl kırdıracak kadar şiddetli, elim olacak.

Mehmet Fahri Sertkaya