Gece rüyamda Aleyna Tilki’yi gördüm. İğrenç bir hali vardı. Aşırı kilo almış, vücudunun her tarafı aşırı kilodan abartılı şekilde sarkmıştı. Güçsüzdü, bitkindi, rengi solmuştu. Yüzü gözü perişan haldeydi. Bazı erkeklerdeki gibi vücudunun her yeri aşırı derecede kıllanmıştı. Kendisinden, halinden, tavırlarından iğrenip uzak durmaya çalıştıkça bana sarıyor, peşimde dolaşıyor, sıkıntı veriyordu. Rahatsız edici ve şeytani bir rüya olduğunu düşünmüştüm ama sonra anladım, emin oldum ki önemli bir mesaj içeriyor.

Yakın gelecekte Aleyna Tilki çok ama çok ağır bir şekilde mevzu olacak ve Türkiye’de de dünyada da herkes onun hakkında konuşmaya başlayacak. Yaptığı iğrenç işler, bağlantıları, nasıl bir projede kullanıldığı, içinde bulunduğu Satanist sistem, insan katlettikleri Satanist ayinleri herkes tarafından duyulacak. Hiçbir yere çıkamaz, gidemez hale gelecek. Dünyanın dört bir tarafından insanlar, Aleyna Tilki’yi de ve diğerlerini de lanetlemeye başlayacak. Bu lanetlemeler yerini bulacak ve gerçekten müstahak olduğu için lanetlenmiş biri olduğunu her halinden herkes anlayacak.

Sosyal medyadan da çok feci bir baskı altında kalacak Aleyna ve sonrasında lanetlenmiş bir tarzda, ibret-i alem olarak meydanda kalacak ve çok büyük çekecek. Bu süreç boyunca ismim de çok konuşulacak. Devamında neler olacağına dair rüyada tam bir işaret yok ama şu kadarını öngörebiliyorum ki lanetli bir pisliğe yakışır şekilde ölecek. Türkiye’de ve dünyada sözde sanat camiasının ne halt olduğu iyice ve büyük bir hızla anlaşılmaya başlayacak.

Devamında bir rüya daha gördüm.

Aleyna Tilki gibi gizli Yahudi bir İslam ve insanlık düşmanı olan ve Aleyna’nın da akıl hocalarından olan Ayşe Arman’ı gördüm.

Bir okulda, sınıftayız. Çok sayıda talebe/öğrenci var ve kalabalık sınıfın tamamı erkek. Kendimi talebeler arasında görüyorum. Ben de lise talebeleri gibiyim, çok gencim.

Bir öğretmen var. Öğretmen de otuzlu yaşlarda (30-35 yaş aralığında) bir kadın. Dikkatle baktığımda onun Ayşe Arman olduğunu görüyorum. Son derece rahatsız edici, aşırı derecede açıkça bir kıyafeti var. O haline fazlaca bakamıyorum, mümkün olduğunca yüzümü eğiyorum. Bir yandan öğretmenlik yapıyormuş gibiyken, tarzıyla, hareketleriyle bir yandan da milletin ahlakına, namusuna kastetmiş bir görüntü arz ediyor. Ben ondan aşırı derecede rahatsızlık duyuyorum. “Bir öğretmen böyle olmamalı.” diyorum.

“Ne kadar da art niyetli ve nasıl da herkesin dinine, ahlakına, namusuna düşman bu kişi…” diyorum. “Bir şekilde onun hakkından gelmek, onun zararını durdurmak ve faaliyetlerine mani olmak lazım.” diye düşünüyorum. Bir süre tahammül ediyorum, tepkisiz kalıyorum ama sonrasında bir fırsatını yakaladığımda ona hemen müdahale edip sert bir şekilde çıkışmaya başlıyorum.

Beklemediği bir anda söze girip çok da etkileyici bir konuşma tarzı ile konuşup onu zor sorularla köşeye sıkıştırmaya başladığımda, önce sarsılıyor, direniyor, mücadele etmeye çalışıyor. Daha sonrasında ise zora geldiğini, sert kayaya çarptığını anlıyor ve yavaş yavaş tarzını değiştirmeye, alttan almaya çalışıyor. Ben yine de üst üste vurduğumda “Sen bunları bilerek yapıyorsun. Art niyetlisin. Senin asıl işin insanlara bir şeyler öğretmek değil. Senin hedefinde bu insanları mahvetmek, ahlakını, namusunu çökertmek, çalmak var.” gibi konuşmalar yapıyorum

Daha da üstüne gidiyorum. Bu sefer karşımda çaresiz olduğunu anlıyor, iyice alttan alıyor, eziliyor. Derken bir sinir haliyle çaresizce ağlamaya, gözyaşları dökmeye başlıyor.

O kadar kötü oluyor ki ben önce seviniyorum ama sonrasında benim istediğimden ve beklediğimden daha beter bir halde olduğunu görünce acıyorum. Sonrasında da ayağa kalkıp onun yanına gidip konuşmalar yapıyorum. “Bundan sonra dikkat et, bir daha böyle şeyler yapma. Bir daha kendini böyle hallere düşürme.” mealinde cümleler kuruyorum.

Tam onu sınıftan dışarı gönderiyor iken zaten teneffüs zili de çalıyor. Sınıftaki herkes abartılı bir şekilde alkış tutuyor ve naralar atıyor. Beni alkışlıyorlar. Çok büyük bir iş gerçekleştirilmiş, beklenmedik bir zafer kazanılmış da böyle bir tepki veriyor gibiler… Ben tepkilerine şaşırıyorum ve rüya da orada bitiyor.

Rüyanın pek de tabir edilecek bir yanı yok. Her şey gayet açık, net. Ayşe Arman’ın art niyeti, din ve namus düşmanı oluşu, sözde gazetecilik maskesi arkasındaki iğrenç ve gerçek yüzü… Bundan sonrasında neler olacağına dair işaretler var ki Ayşe Arman da Aleyna Tilki gibi gürültülü yıkılacak. Bütün bir millet tarafından tepki gösterilecek, çok fena hallere düşecek. Sonrasında ibret-i alem olacak ve bir şekilde yok edilecek. Bu sürecin sonunda milletimiz beni takdir edecek.