Etiket arşivi: Balıkçılık

Kanal İstanbul yanında sönük kalır

Dünya genelinde balıkçılık büyük darbeler aldı ve pek çok ülkenin denizlerinde adeta balık yok. Bu sene de balığın Türkiye’de bol olduğuna dair çok sayıda haberler yapıldı ama bu hava kısa sürdü. Acı gerçekle yüzleşildi. Deniz balıkçılığında onlarca sene daha kriz yaşanacak ve bu da çoktan kesinleşti.

Dünyada ve Türkiye’de balık çiftliklleri kuranlar ve çiftlik şartlarında balık yetiştirenler çok var. Bu, uzun zamandır yapılıyor. Lakin söz konusu balık çiftliklerinin şartları çok kötü. Çiftlik balıkları sağlıklı değil. Son zamanlarda Mısır devleti de çok büyük bir balık çiftliği kurdu ama oralarda su hep durgun su gibi ve suyun kirliliği, bakteri birikmesi, balıkların hastalanması, insanlara da hastalık bulaştırması gibi büyük sorunların önüne geçilemiyor. Üstelik gezen tavukla gezmeyen tavuk arasında nasıl sağlık ve lezzet farkı varsa, gezen balıkla gezmeyen balık arasında da var.

Bir de balık çiftlikleri sahil şeritlerinde kurulduğu için su yeterince temizlenmiyor, bakteri birikiyor, kötü koku çevreyi de rahatsız ediyor ve balık çiftlikleri ile o bölgelerde yaşayanlar davalık/mahkemelik oluyor. İnsanların çoğu, çiflik balıklarından uzak durmak istiyorlar. Bu sorunu aşmak için daha açık denize doğru balık çiftlikleri kuranlar oluyor ki bunlar da çoğunlukla fırtınalarda dağılıyorlar ve balıklar elden kaçıyor. Ya da bir deniz vasıtası çarpıyor ve aynı sonuç yaşanıyor. Üstelik bu işi açık denizde yapmanın maliyeti/masrafları da daha yüksek oluyor.

Oysa… Türkiye bu sorunların tamamını kolayca aşan ve çiftlik balıklarına bakışı tamamen değiştiren bir ülke olabilir. Belediyeler ya da büyük yatırımcılar, sahile yakın yerlerde büyük araziler kullanarak, tepe bakışıyla sürekli S yapa yapa ilerleyen, toplam uzunluğu kilometreleri bulan balık kanalları açabilirler. S şeklindeki bu kanalın sadece baş kısmında deniz suyu girişi olacak. Deniz suyu kanallara aktarılmadan önce, denizden çekilirken yabancı maddelerden, çöplerden arındırılacak. Kanala tertemiz su pompalanacak ve kanalın sonuna kadar sürekli akıntılı su olması sağlanacak. Bu sayede suyun ısısı da iyi şartlarda olacak. Hiçbir yerde durgun su olmayacak. Su, kanalın en sonunda atılırken de ayrıca arıtılacak ve denize de tertemiz su bırakılacak. Bu sistemin enerjisi güneş panelleri ve rüzgar türbinleri üzerinden kolayca ve fazlasıyla sağlanacak.

Kanalların derinliği 100 ya da 150 metreyi bulacak. Eni de mümkün olduğu kadar geniş olacak. Bu sayede toplamda çok büyük bir balık yetiştirme alanı olacak. Üstelik bu sayede belediyeler 7/24 denizleri temizlemiş de olacaklar. Böylelikle önümüzdeki on yıllarda deniz balıkçılığının normale dönmesi için gerekli büyük adım da atılmış olacak. Zaman zaman bu tesislerde elde edilmiş on milyonlarca yavru balık denizlere bırakılacak ve bu da denizlerdeki balık sorununu aşmakta büyük bir adım olacak.

Burası o kadar temiz, o kadar ferah olacak ki kanalların S’lerinin arasında kalan toprak kısımlarda bol bol ağaçlar, oteller, restoranlar bulunacak. Çiftliğin bir kısmında halkın haftanın her günü gelip taptaze balık yiyebileceği hoş mekanlar/tesisler de olacak. Hatta piknik için izin bile verilebilir ve giriş ücretli olacağı için bu bile ayrıca büyük gelir getirir. Belediyeler yurt içine ve dışına bol bol balık satabilirler ve gerçekten çok büyük gelir elde edebilirler. Türkiye’de bu işi çok basit şartlarda ve düşük imkanlarla yaptığı halde sık sık haberlere konu olan ve dünyanın onlarca ülkesine balık ihraç eden firmalar var. Çünkü dünyada onlarca senedir gerçekten büyük bir balık krizi var.

Böyle tesislerin inşa maliyeti çok büyük değil. Aslında sahil şeridinde çok büyük arazilerin bu işe kullanılması da gerekmiyor. Sahil şeridinde az bir kısmı olsa ve geri kalan büyük arazi daha içeride olsa da bu sistem çok hoş olur.

Ayrıca… Bu kadar geniş, derin ve uzun kanallara güneş vurdukça hep nemli hava oluşur. Bu kanalların iki tarafına, daha önce anlattığım ve havadan su elde eden nem alma cihazlarından bol miktarda döşenirse, aynı anda temiz, içilebilir su da bol bol elde edilmiş olur.

Bir yandan kolayca balık yetiştirilir ki deniz balıkçılığının önü büyük kriz ve bu sistemi kuranlar çok büyük kazanırlar. Bir yandan kolayca balık ve balık ürünleri satışı yapılır. Bir yandan oteller, tesisler üzerinden iyi para kazanılır. Bir yandan da temiz su sayesinde büyük gelir elde edilir ki önümüzde büyük bir susuzluk, kuraklık dönemi olduğu düşünülmelidir. Bir kere masraf edip inşa ettikten sonra işletme maliyeti çok çok düşük olacaktır.

Belediyeler ve büyük holdingler, Kanal İstanbul gibi, hiçbir zaman yapılamayacak ve çevreye, devlete, millete fayda sağlamayacak projeler yerine, bu gibi çok yönlü ve gerçekten herkese faydalı projelere yatırım yapmalılar.

Böyle bir tesisi hakkıyla kuran ve işleten bir belediye başkanının önündeki seçimleri kaybetme ihtimalini pek düşünemiyorum. Şehrine böyle güzel ve faydalı bir tesis kurulmuş hangi insan o belediyeden memnun olmaz.

Bu projeyi daha çok yönlü hale getirmek de mümkün ve bu halini yaparken de çok incelikleri gözetmek mümkün. Hepsi zihnimde çoktandır hazır ama o kadarını da yazmayayım…

Böyle bir projeyle, topraklarının büyük kısmı çöl olan ama bir şekilde bir denize sahili olan ülkeler, kısa sürede yemyeşil ülkeler haline getirilebilir. Bir yanda yeşillik ve serinlik bir yandan da bol bol deniz ürünleri ve bunları yiyerek yetişmiş sağlıklı bir nesil… Buradan elde edilecek gelir o kadar büyük olur ki koca ülkenin yeşillendirilmesi bedavaya gelebilir.

Düşünüyorum da Türkiye, Suriye, İran, Irak, Tunus, Cezayir, Fas, Mısır, Suudi Arabistan, Pakistan, Türkmenistan, Kazakistan başta olmak üzere onlarca ülke hem yeşillik oranını kolayca artırabilirler hem de ekonomilerine büyük faydalar sağlayabilirler.

Mehmet Fahri Sertkaya