İç ve dış bütün kısımlarıyla gerçek bir gezi/cruise gemisi gibi görünen ama yerinde hep sabit duran ve çok sağlam şekilde yapılmış bir bina düşünün… O kadar gerçekçi ki bir kişiyi sahilden alıp ona götürmeden önce “Gideceğimiz şey gerçek bir gemi değil, haberin olsun” denilmese, hemen anlayamayacak ve onu gerçek bir gezi gemisi zan edecek.

Dünyanın önde gelen ve denize kıyısı olan büyük şehirlerinde ya da turistik adalarında, dalgakıran yapılan yerlerde, gerçek gemi gibi görünen, gerçekten dalgaları da kıran hatta istenirse deniz feneri vazifesi de yapan binalar yapılmalıydı.
Nüfusun yüksek olduğu, maddi imkanların geniş olduğu, turistlerin yoğun şekilde ziyaret ettiği malum şehirlerde, sahil şeridini dalgalardan korumak için bunlardan neden yapılmasın…

Beton ve metal malzemeler de kullanılarak yapılan gemi görünüşlü bu binaların iç kısımları da gerçek gezi gemilerinden ayırt edilemez şekilde yapılabilir. Gezi gemilerine çok büyük paralar harcanıyor ama söz konusu gemi görünüşlü binalar, nispeteden çok çok ucuza yapılırlar.
Bunlar gerçeklerinden daha uzun ve geniş de yapılabilirler. Şehirlerin en merkezi yerlerinde, hem de sahilden az açıkta, binlerce odalı ve sapasağlam ve çok da rağbet görecek bir otel tesis edilmiş olduğu gibi, bir yandan da lüks restoranlar, alış veriş mağazaları, spor salonları, sergi salonları ve çeşitli etkinlikler için imkanlar sunulabilir. Restoranlarında ve otel yemek menülerinde deniz ürünleri sağlıklı ve leziz halde yenebilir.

Bazı yerlerde, birbirine yakın demirlemiş gibi görünen iki adet dalgakıran beton gemi de inşa edilebilir.
Hem otel hizmeti, hem restoranları hem de diğer hizmetleri çok rağbet görecektir. Hayatı boyunca bu gibi gemilere binmek isteyip de binemeyen insanlar için, nispeten çok çok düşük masraflarla bir deneyim olacaktır. Hafta sonları talebe karşılık verilemeyecektir. Nikahlarını, düğünlerini buralarda yapmak isteyen çiftler çok olacaktır.

Dünyadaki turistik adaların sahil şeritlerinde de bunlardan yapmanın faydaları çok olacak ama zararı olmayacaktır. Ayrıca, çok yakında büyük şehirlerde hem denizde hem de karada gidebilen araçların sayısı bir anda artacak. Bu gemi şekilli binalar, bu araçlarla da herkesin kolayca gidilebildiği yerler olacaklar. Hatta çok yakında bu araçlarla şehirler arası ve ülkeler arası seyahat yapanların sayısı çok yüksek olacak. Bu gibi gerçek görünen ve gerçeğinden kolayca ayırt edilemeyen beton gemiler, konaklama ve ikmal tesisleri olarak kıyılardan daha açık denizlerde de kullanılabilirler. Gemi şekilli binanın zemin ve bodrum katları binlerce araca aynı anda otopark hizmeti de verebilir. Araçların bu binaların etrafına bağlanması ve suda kalması şart değil. Aracının şarjı biten aracını şarj eder. İsteyen benzin alır. İsteyen otelde kalıp bir süre istirahat eder ve de yemek yer. Açık denizde rüzgar da bol, güneş de dalga enerjisi de… Yani bu binalar/tesisler, yeni nesil dalgakıranlar ve kervansaraylar olarak dünyaya güzellik katarlar.

Akla deprem ve tsunami tehlikeleri gelebilir. Bunlar son derece sağlam binalar olacaklar ve depremlerden zarar görmezler. Tsunamiden de görmezler ama en kötü senaryo çalışılabilir ve deniz seviyesindeki kat ile onun üstündeki kat, olağan üstü hallerde açılabilecek yan kapaklardan yapılabilir. Bu sayede, çok büyük ve güçlü/sert dalga gelmesi halinde bu dalga, binanın bir yanından girer ve diğer yanından çıkar. Hiç sorun da olmaz.
Dünyanın büyük kısmı karalarla değil sularla kaplı ve bu güne kadar dünya insanlığı denizlerden yeterince faydalanmadı. Bundan sonra bu hatadan hızlıca dönülmeli.
Mehmet Fahri Sertkaya