Bu kadar sevk ediyorum, zeminini hazırlıyorum, önünü açıyorum, kolaylaştırıyorum ama hala bu sektöre girilmeyecekse, hala Ankebut Ağı ya da uzaylı taraflar bu sektöre girmemize mani olmaya kalkacaklarsa, ben eze eze girerim. Kimse de bana mani olamaz. Gerekirse yurt dışındaki ortaklarımla beraber girerim, dünyayı bu gibi araçlarla doldururum. Bunların imalat merkezini Türkiye yaparım. Sadece Türkiye’nin değil, dünyanın denge çubuklarını oynarım. Çin’e diz çöktürdüm bile, orada kriz daha da derinleşirken, ben Türkiye’yi her şeyin imalat üssü yaparım.
Şunun misali bir vasıtanın prototipini bir haftaya hazırlatırım. İki ay sonra devasa bir imalat bantını 7/24 çalışacak halde tesis ederim. İlk altı ay yabancı bir motor kullanılır, sonra motorunu da yerli imalat yaparım. Altı ay sonra yüzde yüz yerli bir vasıta olur. Bunun onlarca farklı modelini de çıkartırım. Yaz, kış demeden emniyetli, huzurlu, rahat ve tasarruflu bir şekilde kullanılacak vasıtalar olurlar. Tek kişilik olanları, iki kişilik olanları, taksi maksatlı kullanılacak olanları, küçük yükleri taşımak için olanları, sadece genç kızlar/kadınlar için olanları, farklı farklı sektörlere özel olarak yapılanları derken, neler neler meydana gelir. Tahmin edilenin bile altında fiyatlara satarım. Satın alınırken de kullanılırken de parçaları satın alınırken de çok ekonomik olur. Normal bir araba almaya maddi imkanı yetmeyen milyonlarca Türkiyeli de bunlardan satın alırlar. Yurt dışına akan paralar yurt içinde kaldığı gibi yurt dışından bol bol döviz de gelir. Çok hayırlı şeyler olur…
Şimdilik bunlar benim işim değil. Girmeyi de düşünmüyorum ama bu işi yapacak namuslu insanların önü kesilirse ya da bu iş de batılılara devlet eliyle peşkeş çekilirse, ben girerim ve setleri dağıtır geçerim.
Mehmet Fahri Sertkaya