Anlaşıldığı üzere Afganistan’dan çok yüksek sayıda mültecinin Türkiye’ye geliyor olmasından hiç rahatsız değilim.

Bu hususta da alternatifli planlarım var.

Yüksek sayıda genç ve erkek Afgan mültecinin Türkiye’de silah altına alınmalarını, çok iyi seviyede askeri eğitim almalarını, karınlarının doymasını, maaş almalarını, terörden ve aşırılıktan uzak ehl-i sünnet itikadı üzere dini eğitimler almalarını sağlayacağım.

Bunları Afganistan başta olmak üzere, dünyanın muhtelif yerlerindeki sorunlu yerlere göndereceğim ve teröre karşı mücadelede, halkların diktatörlerden kurtarılmasında, kara para mafyalarını yok etmekte, sınır güvenliğini sağlamada vazifelendireceğim. Hem kendileri huzur bulacaklar, fiziki ve manevi eğitimlerle olgunlaşacaklar, düzenli ve kutsal bir işleri olacak hem de insanlığa çok büyük hizmetler edecekler. Başta Afganistan’daki türlü silahlı terör gruplarını yok edecekler ve otoritenin, insan haklarına saygının, adaletin hakim olmasını sağlayacaklar. Bazı devletlerin onlarca yıldır koca ordularla yapamadığı(!) hayırlı işleri bu kadrolar yapacaklar.

Beni bu konuda engelleyebilenler olursa da B planı olarak batı yönündeki bütün sınırları açarak bunların bir anda Avrupaya gitmelerini sağlayacağım. Geri döndürülen bir tanesini bile Türkiye’ye aldırmayacağım. “Biz vatanımıza geri döneceğiz, sadece Türkiye üzerinden geçeceğiz” deseler bile karadan, havadan, denizden geçemeyecekler.

C ve D planlarım da var ama o kadarını da buradan yazamam. Kesin olan şu ki ne kadar mülteci, o kadar çok güç ve oynanacak kart demek. Bu meselede de hangi taraf ne yaparsa yapsın, her yol bana çıkıyor. Hep bana yarıyor.

Mehmet Fahri Sertkaya